Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Biyografi Analiz  
netpano.com  -  - 13 Şubat 2010 Cumartesi - 00:00:00  
Ahmed Yesevi'den Hikmetler

 

 

 

 

 

8. Hikmet

 Sabah erken pazartesi günü yere girdim

Mustafa ya matem tutup girdim ben işte

Altmışüçte sünnet dedi işitip bildim

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Yer üstünde dostlarım matem tuttu

Bütün alem "Sultanım"deyip nara çekti

Hakk'ı bulan gerçek sufiler kanlar yuttu

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Elveda deyip yer altına adım koydum

Aydın dünyayı haram kılıp Hakkı sevdim

Zikrini söyleyip yalnız olup yalnız yandım

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

"Taha" okuyup akşam ve geceler kaim oldum

Gece namaz gündüzleri oruçlu oldum

Bu hal ile yer altında daim oldum

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Altmış gece altmış gündüz bir kez yemek

Tan atana kadar namaz kılıp bir kez selam

Altmışüçte oldu ömrüm sonunda tamam

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Hakk Mustafa ruhu gelip oldu imam

Bütün varlık yer altında oldu köle

Çok ağladım Hakk Mustafa verdi müjde

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Mirac gecesi "Gözümün nuru evlad... "dedi

Elimi tutup "Ümmetimsin ümmet" dedi

"Sünnetimi sıkı tutasın gönüldaşım"dedi

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

"Kıyamette yol kaybedersen yola salayım

Muhammed deyip susamış olsan elini tutayım

Evladım deyip elini tutup cennete girdireyim..."

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Ey dostlar bu sözü işitip şevkim arttı

"Ümmet" dedi, iç ve dışım nura battı

Nurunu salıp cemalini Hakk gösterdi

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Cemalini görüp ruhum uçup arşa kondu

Musa gibi varlığım tutuştu yandı

Mecnun gibi eş ve dosttan kaçıp saklandı

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Yer altında eziyet çektim çok zorluk

Döşek yastık taştan yapıp çektim sıkıntı

Ey dostlar bu dünyada yok dinlenmek

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Ta zorluk çekmedikçe vuslatı nerede?..

Hizmet kılmadan hal derdi olmaz peyda

Can ve gönlünü kılmadıkça Hakk'a tutkulu

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Yer altına girdim ise kendimden geçtim

Gözümü açınca Mustafa'yı hazır gördüm

İsyan ve cefa eden ümmetlerin halini sordum

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

"Ey evlad benden sorsan hani ümmet,"

"Ümmet" dedi göğsüm dolarak hasret yarası

"Ümmet için çok çekiyorum Hak'dan külfet"

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Ümmetlerimin günahlarını her Cum'â affet

Alıp geleyim ya Muhammed sen bunu ayır

Ta ki ağlayıp secde eyleyim Tanrı ya affet

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Her Cum'a affet ümmetlerin günahını

Alıp geleyim ya Muhammed gör bunu

Ümmetlerin neler kılar Ahmed senin

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Ben melekten utanç duyarım ey ümmetim

Yaratan'dan korkmaz mısın düşük himmetim

Gece yatmadan ibadet etsen hoş devletim

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Yer altına girdim dostlar iradesiz

"Amin" deyiniz âl, ashab ve çehar-yar

Ümmetlerin suçunu bağışla Allah'ım

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

 

Kul Hoca Ahmed ben ikinci defteri söyledim

İki alem eğlencelerini meye sattım

Ölmeden önce can acısının zehrini tattım

Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte.

 Kaynak: www.divanıhikmet.net

  AHMED YESEVİ

Türkistan'da yetişen büyük velilerdendir. Adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi olup, Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diyede tanınır. Babası Hace İbrahim'in nesebi Hz. Alinin oğlu Muhammet bin Hanefi'ye dayanır. Hicri 5. asrın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. Ahmet Yesevi çok küçük yaşta babasını, 7 yaşındada annesini kaybetmiştir. Yesi şehrinde ilim ve terbiye tahsiletmiştir. Bundan dolayı YESEVİ nisbetiyle şöhret bulduğu kabul edilmiştir. Yesi'de, önce Arslan Baba Hazretlerinden ders aldı. Arslan Baba'nın vefatıyla Buhara'ya gitti. Orada Ehli Sünnet alimlerinden Yusuf Hamedaniye bağlandı ve manevi ilimleri tahsil etti. İnsanlara doğru yolu göstermek için ondan icazet (diploma) aldı.

 

Buhara bu tarihlerde Karahanlıların hakimiyeti altındaydı ve devrin en büyük ilim merkezlerinden biriydi. Dünyanın çeşitli yerlerinden talebeler buraya gelip ilim tahsil ediyorlardı. Buhara'da güçlü bir Hanefi Fıkıh geleneği mevcuttu. Hoca Ahmet Yesevi Buhara'da bir müddet ders verdi. Daha sonra bu vazifeyi başkasına devredip Yesi'ye döndü ve burada talebe yetiştirmeye başladı. Büyüklüğü ve şöhreti kısa zamanda Maveraünnehir, Horasan ve Harzem dolaylarına yayıldı. Zamanın en büyük ve üstün evliyelarından oldu. Zahiri ve batını bütün ilimlerde derin alim olan Ahmet Yesevi Hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile görüşür sohbet ederdi. Günün büyük bölümünü ibadet ve zikir ile geçirirdi. Zamanında arta kalan diğer bir kısmında, talebelerine zahiri ve batını ilimleri öğretir, günün kısa bir bölümünde ise, alınteri ile geçimini sağlamak üzere, tahta kaşık ve kepçe yapıp bunları satardı.

 

Ahmet Yesevi Hazretleri yetiştirdiği talebelerinin her birini bir memlekete göndermek suretiyle İslamiyetin doğru olarak öğretilip yayılmasını sağladı. Onun bu şekilde gönderdiği talebelerinden bir kısmı da Anadoluya geldiler. Bu vesileyle onun yolu Anadoluda yayılıp tanındı. Anadolunun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi işaretiyle hazırlandı. Talebelerinin gayretiyle Anadolu ebediyyen Türk yurdu oldu.

 

Ahmet Yesevi Hazretlerinin en önemli özelliği, Arapça ve Farsça bilmesine rağmen çok sade bir Türkçe ile Hikmet denilen eğitici sözleri, Türkistan Türkleri üzerinde büyük izleri bırakmış olmasıdır. Bu hikmetli sözlerde şeriat erkanını ve tarikat adaplarını anlatmıştır. Yesevi Ocağı aynı zamanda bir tarikattır. Önemli ve büyük tarikatlardan Nakşilik ve Bektaşilik, Yeseviliğin kollarıdır. Yeseviliğin, adapları müridlerin uyması gerekli hususlar ve ahkamları vardır. Yesevi dergahı, fakirler, yoksullar, yetim ve çaresizler için bir sığınak yeriydi. Bu dergahlar aynı zamanda, tekke edebiyatının ilk temsil edildiği yerler olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri tekke edebiyatının ilk temsilcisidir. Bu vesileyle Anadoludaki Türk edebiyatının yeşerip gelişmesine zemin hazırlamış, Yunus Emre gibi büyük şairlerin yetişmesine sebep olmuştur. Bu şekilde yetiştirdiği talebelerinden tayin ettiği halifeleri şunlardır;

 

Mansur Ata, Abdulmelik Ata, Süleyman Hakim Ata (Bu Türkler arasında en meşhur halifesidir) Muhammed Danişmend, Muhammed Buhari (Sarı Saltuk) Zengi Ata, Tac Ata v.b. Bu halifelerinin yetiştirdiği birçok talebe ki; Ahi Evran, Hacı Bektaş, Mevlana, Taptuk Emre, Yunus Emre gibi talebeler Anadoluda, Ahmet Yesevi Hazretlerinin çizdiği yolda ilerlemişler ve Türk dilini, edebiyatını, kültürünü özellikle İslam dinini doğru olarak gelecek nesillere aktarmışlardır. Sade bir Türkçe ile Halkın anlayacağı, sohbet tarzındakiHikmet adlı şiirleri, Çin'den, Marmara sahillerine kadar yayılıp, Türk Milletine manevi ışık olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri Hicri 590 (1194) de Yesi şehrinde vefat etmiştir. Kabri üzerine türbe, 200 yıl sonra, Timur Han tarafından inşa edilmiştir.

 

"Kafir bile olsan, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh'ü Taala'yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol."

 

Ahmet Yesevi Hazretleri'nin bu sözlerinde, özellikle biz Avrupada yaşayan Türkler için, altın değerinde bir nasihat vardır. Biz Avrupa Türklüğü, Gayrimüslimler ile beraber yaşarken, geçmişimize bakıp güç almalıyız. Buraları Türkleştiremeyiz, fakat Türk kalabilmemiz için, Ahmet Yesevi Hazretlerini ve onun yolundan gidenleri çok iyi bilmemiz gerekmektedir.

KAYNAK: BİYOGRAFİ NET


 



 YORUMLAR
Serdar / 16.02.2010 08:26:34
enab-ı Allah, Şefaatine nail eylesin....




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Mevlit Kandili'nde Neler Yapılmalı
  Rızık Kavramı Nedir ?
  Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun
  Hz Mevlana'yı Anlamak
  Batılı Bir Taklitten Vazgeçiliyor
  Muharrem Ayınız Mübarek Olsun
  Camilerin Altına Çocuk Parkı Yapılacak
  Zilhicce'nin İlk On Günü Neden Övülmüştür?
  Erdoğan'ın Sesinden Mülk Suresi
  Meleklerin Seyrettiği Namaz

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi