Hat ve Seramik sanatçısı Yusuf Coşkun Benefşe'den, yine önemli bir günde, yine mana dolu bir eser. Her eseri ile insanların gönül teline dokunan ve insanları sonsuz bir yolculuğa çıkaran Benefşe'nin, yeni eseri yine manevi dünyanızın kapılarında kandiller yakacak…
"Çölde su gibi insanlık özledi seni" diye haykıran Peygamber aşığı, hat sanatının önde gelen isimlerinden Yusuf Coşkun Benefşe, "Mevlid Kandili" münasebetiyle, günün mana ve ehemmiyetine yakışan devasa eseri, özel bir tören ve dualarla, Konya'daki Selimiye Camii'nde şerefli yerini aldı.
Eseri seyredenlerin, Peygamberimize olan muhabbetleri doruk noktasına ulaştı. Eseri hayranlıkla izleyenlerden bir çok kişi, bu muhteşem tablo karşısında göz yaşlarını tutmadı.
Bu güzel eserin yapılmasına ise, yeni Müslüman olmuş bir Alman vatandaşı vesile olmuş. Pakistanlı bir vatandaşın, kendisine hediye ettiği, Hz. Muhammed'in (S.A.V) hayatını anlatan kitabı okuduktan, Efendimiz'e (S.A.V) hayran kalıyor… Ülrich Könic olan ismini, hidayete erdikten sonra Hamza olarak değiştiriyor. Daha sonra, Hamza kardeşimiz, Konya'ya gelerek, Hz.Şemsi Tebrizi ve Hz. Mevlana'yı ziyaret ediyor. Bu ziyaretler esnasında, oranın manevi atmosferi ile bütünleşmiş olan, Hattat Yusuf Coşkun Benefşe'nin eserlerine görüp, eserlere hayran kalıyor. Ve uzun uğraşlar sonunda,Yusuf Bey ile tanışarak, Konya Selimiye Camii'ne bir eser armağan etmek istediğini söylüyor. İşte bu eser, bu sebepler neticesinde ortaya çıkıyor.
Konuyla ilgili olarak Yusuf Coşkun Benefşe sitemiz aracılığı ile şu açıklamaları yaptı: " Özellikle yabancılar, bilimsel olarak, İslam dinin özüne indikten sonra, daha da şuurlu oluyorlar. Bu eseri asarken, bu şuuru ve onlardaki edebi gördüğümde çok duygulandım. İnşallah bütün Müslümanlarda bu şuuru görürüz. Bildiğiniz gibi, şuursuz bir Müslüman'ın, ne kendine ne ülkesine ne dinine bir nebze faydası olmaz. Hatta zararı bile olabilir…Bu yüce milleti, maalesef, kasıtlı olarak şuur tahribatı içinde yüzdürdüler.
Ne gariptir ki, böyle bir eserin yapılıp, asılmasına bir yabancı vesile oldu. Demek onun nasibinde varmış. Ya bizim o zenginlerimiz neredeler? Böyle hizmetlere vesile olamıyoruz diye, oturup ağlamaları lazım, ama nerdeee? Bazıları daha çok kazanıp, daha lüks içersinde yaşamak istiyor. Bu büyük millet nerden nerelere geldi? Bu duruma gerçekten çok üzülüyorum. Kendi ülkemizdeki 'büyüklerimizin' hizmetine bile artık yabancılar koşuyorlar…
İnşallah bu eser, Müslümanların şuurlanmasına vesile olur," diyerek, konuşmasına şöyle devam ediyor Yusuf Coşkun Benefşe:
"Yüreği ilahi aşkla yanan, düşlerimdeki kainatın solmayan gülüne vurgunum… Eserlerimdeki olağan üstü başarı, hep O'NA olan aşkımdan kaynaklanıyor…."

Eser ile ilgili olarak ise şunları söyledi: " Bu eserimizde, Osmanlı'nın aristokrat yazısı olan, hat sanatında da ender olarak kullanılan, talik yazı kullanılmıştır. Hattatların kullanmakta oldukları yazı çeşitleri arasında en zor olanı, aynı zamanda bu yazı hattı ile eser üretenlerin ender olması nedeniyle, bu eser başka bir anlam kazanmaktadır. Eserde, talik hattıyla yazılmış 'Kelime-i Tevhid' ile Peygamber Efendimizin (S.A.V) gül kokulu teninin remzi olan beyaz gülün üstüne, 22 ayar altınla yazılmış, Efendimizin (S.A.V) 'O Güzel' ismi yer almaktadır."
Yusuf Bey'i dinlerken, ondaki sevgiyi ve aşkı bizzat müşahede ettik. Bütün enerjisini ve gücünü bu aşktan alıyordu. Hayatın meşakketlerine rağmen, çalışmaması gerekirken, içindeki Allah ve Peygamber aşkı ferman dinlemiyor. Gecenin bir vakti kalkıyor, dua ve niyazlarla yeni eser üretmeye başlıyor. Bu kadar eser meydana getirdiği için, Türkiye'nin hangi türbesine gitseniz, Yusuf Bey'in eserleri sizi karşılıyor…Şimdi ise sırada, inşallah sağlığı elverirse, Mevlid yazarı Süleyman Çelebi'nin türbesine, onun aşkına yakışır bir eser yapmak. Zira aradan 600 yıl geçmesine rağmen, Mevlid'i aşan bir eser yazılmamıştır.
Veda zamanı ise şöyle diyordu Yusuf Bey; "Kutlu doğum, kainatın baharıdır. Her gün ağlayan güneş, o gün gülerek doğdu. Kainatın solmayan güneşinin sevgisiyle, Allah aşkıyla coşalım bu gece. Mevlana gibi yanalım bu gece. Secdeye varıp huzura erince, şu fakiri de anın bu gece…Netpano aracılığı ile bütün Müslümanların kandilini tebrik ediyorum."
Yusuf Coşkun Benefşe'yi dinlerken, içimizde tarifi imkansız duygular hissettik. Ve ayrılırken Yusuf Baba'nın hüzünlü bakışlarını gönlümüzde bulduk...Allah ve Resülü'nün isimlerini yazarak kendi şerefini yücelttiğini gördük…

Bu vesile ile bütün okuyucularımızın, Netpano ailesi olarak, Mevlid Kandilini tebrik ediyoruz.
Erol DERMAN/Netpano
buulkem@gmail.com