Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Haber Merkezi  
netpano.com  -  - 11 Mart 2010 Perşembe - 00:00:00  
Subliminal Mesajlar

 

AŞAĞIDA KULLANDIĞIMIZ RESİMLER İÇLERİNDEN SEÇTİĞİMİZ EN MASUM (!)  RESİMLERDİR. DİĞER RESİMLERİ SİTEMİZİN YAYIN POLİTİKASI GEREĞİ YAYINLAMIYORUZ.(NETPANO)

  Şuuraltını etkilemeyi hedefleyen mesajlara "subliminal" adı verilir. Genel olarak "şuuraltına yönelik gizli mesajlar olarak ifade edebiliriz. Kişinin şuuraltına ''subliminal'' mesaj göndermenin birçok yolu bulunuyor.

 Bunlardan en çok kullanılanları :

 1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yolları.

 2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla şuur-altına itilen 25. kareler.

 3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.

 Bu yöntem, bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya kadar varan geniş bir yelpâzede kullanılmaktadır. Görsel ve işitsel olarak (şuurlu) algılananlar değil ; şuuraltı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden oluşur.

 Bunlardan en çok kullanılan Dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz. Peki sistem nasıl işliyor?

 İnsan kulağı sâdece belirli frekans aralıklarındaki sesleri duyabilir. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu sizin duyabileceğiniz frekans aralığında olduğunu gösterir. İnsan beyninin algısı ise, bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Dikkat ediniz : "duyabilecek" demiyoruz, algılayabilecek diyoruz.

 Yani, kulağımız ancak belirli bir frekans aralığındaki sesleri duyabilir. Fakat beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki sesleri algılar, hisseder.

 Şuuraltı ve şuuraltının özelliklerini anlattığımız zaman, ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız. Ancak şimdi öncelikli olarak bu "subliminal mesajlar"ın neler olduğunu ve nasıl işlendiğini sizlere göstermemiz gerekiyor.

 8-12 hertz dalga boyundaki Subliminal mesaj içeren bir MP3′ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli-mesajı beyniniz dinler. Bu esnâda kulağınız hiçbir şey duymaz. İnternette ve paylaşım programlarında şuuraltı mesajları içeren MP3 dosyaları bulunmaktadır. Hatta bu gizli mesajları frekans aralıklarına göre analiz ederek ortaya çıkartan yazılımlar dahi vardır.

 Mesela, en korkunç uygulamalardan sadece biri: "Amerika, Irak'ı işgal etmeden önce bir yıl boyunca (daha fazla da olabilir) Irak radyolarında Kur'an yayınının altından, çok düşük bir frekansta, kulakla duyulmayan, ancak dimağla algılanarak Iraklıların şuur-altına gönderilen: "Direnmeniz faydasız" gibi mesajlar verilmiş ve bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajlar ile işgâle hazır edilmiştir.

 25inci KARE

 Kişinin şuur-altına subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştik. İşte bunlardan bir diğeri de 25inci Kare tekniğidir. Peki nedir bu 25inci Kare?

 Gördüğümüz bir ânlık görüntü : 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur. Sinema bandında, saat, dakika, sâniye olarak bir diziliş vardır. Sâaniyeden sonra kare gelir ve bir sâniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de "control-track" denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulur ve bu son kare olan 25inci kare ânlıktır. Yani görüntü sâniyede 1/24 olacakken, bu 1/25′e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve ânında kaybolur. Genellikle görünmez, daha doğrusu görülür ama şuuraltında kalır.

 25 karenin temel mantığı da mesajı şuur-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanâyi'nde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25 karelerle şuur-altınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara ma'ruz kalabiliyorsunuz.

 Göz bunları görmüyor ama sâniyenin 3 binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü şuuraltına ulaşıyor. Bu gizli mesajlar sâyesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı "25inci Kare"lerle şuuraltına göndermiş oluyor.

 PEKİ, GÖREMEDİĞİMİZ HALDE NASIL ETKİLENİYORUZ

 BU 25inci KARELERDEN?

 Bu adamlar zaten açıktan açığa bu işi yapıyorlar. Filmlerle, reklamlarla her türlü mesajı veriyorlar. Buna rağmen niçin böyle gizli bir kare uyguluyorlar?

 Cevâbı çok basit : Çünkü, gördüğümüz zaman bu kadar etkili olmuyor. Çünkü, kişi, şuurlu bir tercih ile gördüklerini veya duyduklarını ya red ediyor ya da kabul ediyor. Çünkü baştan önüne seçenek olarak getirilmiş oluyor.

 Fakat bu, öyle bir şey ki insan onu görmüyor, duymuyor ve hissedemiyor, yani bizlerin algı frekanslarımızın tamamen altında veya üstünde yer alıyor. Böyle bir şeyi kabul yahut red etme gibi bir imkânımız var mı? Elbette hayır.

 İşte 25. karenin ve subliminal reklamların temel mantığı budur! Hedefteki kitlenin şuurlu tercih hakkını gasbederek, onları gizlice zehirlemek!

 * * *

 Bu işi yapanlar insanı ve insanın yaratılışını (fıtratını) çok iyi biliyorlar. 1900'lü yıllara kadar uzanan bir geçmişi var bu tür çalışmaların. Psikolog ve psikanilistlerin insanla ilgili uyguladıkları, gözlemledikleri ve deneylerle ortaya koydukları bilgi ve bulgulardan yola çıkarak "İnsanı nasıl etkileyebiliriz" sorusuna cevap aradılar. İlk başta ticarî hedefler ve büyük şirketlerin mallarını halka pazarlamanın bir yolu olarak gördüler bu şuur-altı telkinleri. Daha sonra ise bu taktiği öğrenen her kişi ve her yapımcı kendi niyet, inanç ve ideolojisine göre vermek istediği mesajları bu yolla insanlara zerk etmeye başladılar.

 25inci KARE NE ZAMAN ve NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

 Şuuraltının bütün görüntü, ses ve resimleri kaydetme özelliği 1900'lü yıllardan beri insanları yönlendirmek için kullanılmaktadır.

 1900'lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü ilizyon gösterisi yaparken şuur gücüyle algıalanmayan "hissedilemez gölgeler" kullanarak aynı uzunluktaki 2 çizgiyi seyircilerin farklı ölçülerde algılamasını sağlamıştı.

 İşte buradan hareketle şuur-altını hedef alarak mesaj göndermeyi hedefleyen ve adına "Subliminal Mesajlar" denen bu tür reklamlar ilk kez 1950′li yıllarda Amerika'da ortaya çıktı.

 James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, sâliselik görüntüler hâlinde gözle görülemeyen gizli kareler ve gizli mesajlarda : "patlamış mısır ye" ve "Kola iç" sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları şuurla algılayamadığı hâlde, şuuraltına hitap eden bu sloganlar neticesinde Kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı görüldü.

 Bu şekilde, şuur-altına yönelmenin reklamın etkinliğini artırmada daha işlevsel olduğu görülmüştür. İşte o gün bugündür uygulanan 25inci kareler sâdece bir insanı ya da bir topluluğu değil ; bütün insanlığı tehdit ede-gelmektedir.

 Bir grup psikolog ve yazar bu konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsâne olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Ancak, beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli-mesaj içeren reklama beynin daha farklı ve fazla tepki verdiği gözlemlendikten sonra, bu yöntemin etkisi ispatlanmış oldu.

 İşin en ilginç tarafı ise bu konuyu gündeme taşıyan, kitap, tez ve âile eğitim seminerlerinin yok denecek kadar az olmasıdır. Yıllardır uygulanan böyle ciddî ve hayatî bir konunun nasıl olup da bütün bir insanlık tarafından henüz bu şekilde yeni-yeni öğreniliyor olması düşündürücü olsa gerek.

 Televizyon karşısında uyuyan/ uyutulan bir çağda yaşıyoruz!

 Uyan ey toplum ve uyandırın uyuyan ruhları!

 Şuur-altımızı başkaları değil ; biz yönetelim!

 ASIL HEDEF ÇOÇUKLAR

 Subliminal teknolojisi maalesef çizgi filmlerde, şarkılarda, reklam panolarında, filmlerde yasal olmayan bir şekilde kullanılıyor. Çocuklara sevgiyi kardeşliği öğütleyen masum zannettiğimiz çizgi filmlerin arasına pornografik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle saklanıyor. Çocuğumuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor ve şahsiyetinin oluştuğu o en ciddî yaş dilimde (sıfır-yedi yaş arası) bu görüntüler içeride şuur-altında hapsoluyor. Artık siz siz olun her gördüğünüz ve duyduğunuza çok dikkat edin.

 Özellikle Disney, yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın şuur-altına kazımıştır.

 "BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR"

 Sizler, televizyonlarınızın karşısında uyumaya devam eden ruhlar, koltuğunuza oturup en sevdiğiniz dizi ya da filmleriniz yayına başlarken : "BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR" uyarısını görmediğinizi söyleyebilir misiniz?

 Peki ne demek "Sanal Reklam?"

 Sanayi Bakanlığına göre sanal reklamın tarifi aşağıdaki gibi :

 "Sanal reklam"; hukûken kullanımı meşru görüntülerin, canlı veya banttan bilgisayar marifeti ile manipülasyonu ve söz konusu görüntülerde yer alan muhtelif unsurları reklam amacı ile, halihazırda kullanılan veya ileride geliştirilecek teknolojiler vasıtasıyla oyun sahası ve çevresi üzerine düşürülen tüm görüntüleridir."

 Televizyonda izlediğimiz pek çok dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bir dönem gişe rekorları kıran "Kurtlar Vadisi Irak" filmini hatırlayın. Film başlarken "Bu filmde sanal reklam uygulaması yapılmaktadır" uyarısı vardı. Ekranda bir ovada yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam tabelası ve bir apartman beliriveriyor. Kerpiç evlerin üstüne getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran uydu antenleri reklamları ve uyarı tabelalarının altında beliriveren markalar…

 O halde en can alıcı soru şu : Niçin sanal reklam?

 Çünkü, şuur-altına telkin göndermenin en iyi yolu da ondan.

 25. karenin uygulandığı bir film :

 DÖĞÜŞ KLÜBÜ / The Fight Club

 Niçin bu film?

 Bir kere adına bakarak bunun bir dövüş filmi olduğunu zannetmeyin.

 "Gün gelir sâhip olduklarınız, size sâhip olmaya başlar!" sloganı ile Modern insanın tüketim merkezli hayat tarzını sorgulayan ve aynı zamanda şizofren (çift-kişilikli) bir şahsiyeti anlatan bir filmdir döğüş klübü.

 Edward Norton ve Brad Pitt'in başrollerini paylaştığı ve David Fincher'in yönettiği bu film, 2000 yılında Empire Ödülü (İngiltere), 2001'de En iyi DVD, en iyi DVD anlatımı, en iyi DVD özel içerikleri ödülünü almış ve 2005 yılında Total Film magazin ödüllerinde (UK) "Dünyanın bu güne kadar gelmiş geçmiş en iyi film ödülü"ne lâyık görülmüştür.

 Gerçekten çok etkileyici bir filmdir. Moderniteye karşı çıkarak :

 "Gün gelir sâhip olduklarınız, size sâhip olmaya başlar"

 "Her şeyi kontrol etmeyi bırak ve rahat ol…"

 "Nefret ettiğiniz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyorsunuz."

 "Seyrettiğiniz reklâmlar yüzünden araba ve kıyafet değiştiriyorsunuz."

 "Sizler paranız kadar iyisiniz."

 "Siz işiniz değilsiniz…"

 "Bindiğiniz araba değilsiniz."

 "Kredi kartlarınızın limiti değilsiniz" diyordu.

 Şimdi, "Dünyanın bu güne kadar gelmiş geçmiş en iyi film ödülü"ne lâyık görülen bu filmdeki 25inci kareleri yakalayabilmek ve filmdeki her sâniyeyi kare-kare izleyebilmek için önce :

 1. Filmi bilgisayarınıza kaydedin.

 2. Media player ile izlerken film sahnelerini 1/16 "Slov / yavaş" izleme modunda.

 3. "klcodec" ile izlerken alttaki ok işaretlerinden "Decrease Speed"e üç kez tıklayıp filmi en yavaş haline getirmeniz gerekmektedir. Böylece her sâniyeyi yaklaşık 5 saniyede izleyecek ve her kareyi tek-tek yakalayabileceksiniz.

 SONUÇ:

 1. Araştırmalarımızın sonucunda filmin yönetmeninin cinsî sapık (sexomaniac) olduğunu öğrendik.

 2. Filmin (bizim yakalayabildiğimiz) 26 farklı yerinde 25inci kareler kullanılmış.

 3. 25inci Kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir.

 4. Yönetmen filmin 2 farklı yerinde 25inci kare tekniği ile erkek cinsel organını yerleştirmiş.

 5. Yine filmin 2 yerinde Çocuk Pornosu şuur-altına yerleştirilmiş.

 6. Unutmayın 25. karelerin yer aldığı her film gibi bu filmde de normal seyrinde görülmesi gerekenlerin dışında hiçbir şey görülmüyor. Aslında çok şey görülüyor ancak hiç kimse ne gördüğünü bilmiyor.

 7. Uyanmayanlar ve hâlâ 25. karenin varlığına ihtimal vermeyenler, denesin ve görsün diye filmdeki en can alıcı karelerin sadece bir kısmının dakika ve saniyelerini aşağıya sırasıyla yazıyoruz. İsteyen filmdeki tespit ettiğimiz bu dakika ve saniyelerde filmi durdurup kare-kare izleyebilir.

 06:02= elinde sigara olan Brat Pitt resmi,

 31:07 = cinsel öğeler erkek cinsel organı,

 31:14 = cinsel öğeler,

 46:41 =cinsel öğeler,

 49:09 = cinsel öğeler,

 50:42 ile 50:52 = çocuk pornosu mesajları…

 02:10:39= Film bitiyor binalar yıkılıyor ve yine erkek cinsel organı filmin finali olarak 25. karede yer alıyor.

 ***

 Filmin en tuhaf gelen bölümü ise Tayler'in işi sabun imalatçılığı olmasına rağmen, 30uncu dakikadan itibaren, Tayler'i anlatırken onun bir sinema yapımcısı olduğunu anlatmasıdır. (Filmin sadece bu 2 dakikalık bölümünde Tayler bir sinema yapımcısıdır)

 Şu ifadeler 30uncu dakikadan sonra aynen filmde geçmektedir :

 "Sinema filmleri tek bir makarada olmaz ; birkaç makarada olur ve bir kare bittiğinde diğer makaraya geçerken birisinin düğmeye basması gerekir. O an geldiği zaman projektörleri değiştirir ve film devam ettiği için kimse bir şey anlamaz. Çünkü bu iş beraberinde bir çok ilginç olanak da sunuyor. Bütün aile filmlerini kare kare görmüştür. Yani izleyici cesur köpek ile ünlü bir şahsiyeti aynı perdede izlerken neler gördüğünü bilmez. KİMSE GÖRDÜĞÜNÜ BİLMİYOR AMA GÖRÜYOR" der ve sorar: "ACABA KAÇINIZ ONU İŞ BAŞINDA YAKALAYA BİLİRSİNİZ?"

 DİKKAT : Adamlar yaptıkları işi aynı filmde anlatıyorlar!

 REKLAMLARLA ŞUURU ÇALINAN İNSANLAR

 İnsan beyninde şuur-altının tepki verdigi iki mühim olay var : "doğum" ve "ölüm". Şuur-altımız bu 2 vak'aya çok daha fazla tepki veriyor. Bu 2 mesaja daha duyarlı.

 "Sex" (cinsellik) mesajı doğum arketipinde, "kill" (öldürmek) mesajı da ölüm arketipinde karşılanıyor. Bu semboller verilmek istenen mesajın içine yerleştirildiğinde şuur-altı bunları öncelikli algılar olarak saklayabiliyor ve sıra kullanıma geldiğinde bu öncelikli depolanan veriler, davranış ve hareketlerimize yön çiziyor.

 ŞUUR-ALTI MESAJLAR

 YASAK DEĞİL Mİ?

 Şuur-altı reklamlarının etkisinin ispatlanmasının ardından bir yandan bu yöntemin kullanımı arttı ve diğer yandan da bu gibi yöntemlerin kullanılmasını önlemeye yönelik yasalar çıkartıldı. Ülkemizde RTÜK şuur-altı reklamı : "Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar" olarak tanımlamıştır.

 Yasalarımız tüketicinin korunması bakımından, gizli reklam ve şuur-altı reklamı da yasaklamıştır. 3984 sayılı yasanın 20. maddesi: "Reklamların, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırdedilebilecek ve görsel ve işitsel bakımdan ayrılığı fark edecek biçimde düzenlenmesini, şuur-altı ile algılanan reklamlara izin verilmemesini" hükme bağlamıştır.

 Radyo ve Televizyon Kuruluşları Reklam Yayın İlkeleri ve Usulleri İle Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine göre de: "Yayınlarda gizli reklam yapılamaz. Programlarda açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler reklam amacını taşıyan şekilde sunulamaz. Çok kısa sürelerle imaj veren, elektronik aygıt veya başka bir araç kullanılarak veya yapılarının ne olduğu konusunu izleyenlerin fark edemeyecekleri veya bilemeyecekleri bir biçime sokarak, bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamların yayınlanması yasaktır."

 1964`te İngiltere, 1974`te ABD olmak üzere dünyadaki 55 ülke insanlarını bu tekniklere karşı korumaya almıştır. Rusyanın Ekatirinburg şehrinde yayın yapan ATN Televizyonun "Otur ve ATN izle" şeklinde bir gizli mesaj verdiği tespit edilmiş ve 2 ay yayın lisansının iptal edilmesine neden olmuştur.

 Neticede, Türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde şuur-altı reklam yasaklanmıştır ama bütün reklamları, dizi, film ve belgeselleri şuur-altı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır.

 ŞUUR-ALTI VE GENEL ÖZELLİKLERİ

 Günlük hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların şuur-altımızdan kaynaklandığını hep söyleriz ama acaba kaçımız şuur-altımızın gücünün ve öneminin farkındayız?

 Şuur-altı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavramdır. Bu kavram şuurumuzun farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Şuuraltı, alt benlik, şuur-dışı olarak da adlandırılan şuur-altı kişiliğimizin farkında olmadığımız, kontrolümüz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır.

 Otomatik bir pilot gibi bütün tecrübelerimizi depolar. Bir hâfıza deposudur. Tecrübelerinizi hâtıralar şeklinde depolar. Şuur-altı heyecanlarımızı, sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi, bunların faaaliyete dökülmesinden de sorumludur.

 Şuuraltımız, zihin telkin yoluyla iknâ olunmaya müsâittir. Şuurlu zihnin aksine, sorgulamadan tekrarla gelen teklifleri kabul eder, pekiştirir. Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimiz haâfızada kayıtlı bilgiler arasındadır. En önemli vazifesi ise depoladığı verilere dayanarak mutluluğu sağlamaktır.

 Şuuraltı zihin delillerle ne iknâ edilebilir, ne de aldatılabilir. Fikirlere ve imajlara karşılık verir. Şuur-altının en mühim özelliği ise : şuurumuzun farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesidir. Siz 5 katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama şuur-altınızda bu sayı biliniyor ve kaydediliyor. Aynı şekilde bebekliğimize dair hâtıralar şuur-altı kayıtlarının arasında bulmak pekâlâ mümkündür.

 Şuur aynı anda 3 ilâ 7 işi yapabilir. Daha fazla görev yüklendiğinde kilitlenir. Bu yüzden dikkatimizi yönlendirmediğimiz, bizi o anda ilgilendirmeyen birçok veri bu filtreden süzülür. Beş duyumuzun karşılaştığı çok sayıda duyum, algılanmadan şuur-altı hafıza deposuna aktarılır.

 Demek ki duyduğumuz, gördüğümüz ama kavrayış olarak algılayamadığımız her şey şuur-altına ileride tekrar kullanılmak üzere veri olarak depolanır ve gelecekteki hareketlerimize yön çizer. İşte tam da bu aşamada şuura değil ama şuur-altına hitap eden bütün propaganda ve veriler, bizim davranışlarımıza yön çizen güdüler olarak karşımıza çıkar. Zira sıklık arz eden tekrarlar derûnî algılarımıza yöneliktir.

 GERÇEK : GÖRMEDİKLERİMİZ Mİ?

 Şuur-altı dediğimiz şey, şuurun binde 999'unu oluşturuyor. Yani biz şu anda bu yazıyı, binde 1 seviyesinde görüyor, dinliyor ve okuyoruz.

 Bunlar nasıl mı gerçekleşiyor? Gözde bilimsel olarak "fovea hareketleri" olarak isimlendirilen, gözün fovea hareketleri sizin şu anda görmediğiniz şeyleri de görüyor. Göz devamlı bir tarama içinde. Tarıyor ve aldığı bilgileri şuur-altına atıyor. Bu söylediklerimiz bilimsel verilerdir.

 Biz, normal şartlarda gözümüzün fovea hareketleriyle beynimizde depolanan şeylerin çok azını hatırlıyoruz. Ama mesela markete gittiğimizde 10 tane deterjan arasından 1 tanesini çekip alıyoruz. Yani gördüğümüzün ve de duyduğumuzun farkında olmadığımız şeylerin, şuur ortamına çıkarak bize o malı satın aldırması söz konusu oluyor.

 Yani biz görmediğimizi zannettiğimiz şeyleri aslında görüyoruz ve şuur-altımıza gönderilen verilerin karar verme ya da faaliyete geçme aşamasında fikirlerimizi ve davranışlarımızı doğrudan etkiliyor.

  

 

  Camel sigara paketindeki çıplak erkek resmi

  Aslan kral çizgi filmindeki sex yazısı

  Crest reklamındaki erotik figür

  Çizgi filmdeki sex yazısı

  Çizgi filmdeki çıplak kadın figürü

  Kuzuların sessizliğindeki ilginç figür

Sicilya parasındaki sex yazısı

Pepsideki gizli sex yazısı

 

Konu ile ilgili Baki Günay Bey'in daha önceki makalesi:

http://www.netpano.com/makale/?makale=207

 

DAHA GENİŞ BİLGİ VE RESİMLER İÇİN:

Kaynak:http://www.3y1d.com/subliminal-mesajlar.html

 



 YORUMLAR
mehmet / 23.03.2010 23:09:14
Holywood un kullandığı ve güncel filmler ile ilgili masonik ve subliminal teknik bilgileri için : www.dailymotion.com/video/xcmdt5_filmlerdeki-illuminati-ve-masonik-s_shortfilms

Ayrıca facebook da gelenlerTR grubundaki belgesel serisini 1.bölümden itibarn izlerseniz bu konu hakknda tam bilgi sahibi olabilirsiniz.




kerim / 15.03.2010 12:51:08
atırladığıma göre 3-4 sene önce rütük bu konuları görüştü ama bir sonuç çıkmadı.Bence çocukların ebeveynler tarafından korunması gerek,bu konularda bireysel önlemler daha etkili diye düşünüyorum.Tabiki rtük'ün tv yayınlarını yayınlanmadan önce filmlerin kontrolden geçirilerek denetlemesi gerek.Sonradan ceza kesmek bir anlam ifade etmiyor.


NAŞİDE SARIKAVAK / 14.03.2010 20:51:14
EN 5,6 YILDIR BU OLAYI BİLİYORUM.ÇEVREMDEKİ HERKESE ANLATMAYA ÇALIŞTIM AMA NAFİLE.BELKİ SİZLERİN SAYESİNDE DAHA ETKİLİ ADIMLAR ATILABİLİR.HERKESE ULAŞABİLECEK SLAYTLAR HAZIRLANABİLİR...SİZLER DAHA İYİ BİLİRSİNİZ.BENİM BİLDİĞİM KONU ÇOK CİDDİ,DERHAL BİRŞEYLER YAPILMALI.O CAMEL RESMİNDE SİZİN GÖSTERDİĞİNİZDEN DAHA BETERİ VAR.BİRDE COLA KÖPÜĞÜNDEKİNİ GÖRMÜŞTÜM.NE SÖZE GELİR,NE YAZIYA GELİR BUNLAR...ACİLEN BİR ŞEYLER YAPILMALI!


khan / 13.03.2010 12:57:30
iye önlem alınmıyor o zaman?


hüseyin / 13.03.2010 05:11:31
erkes youtube dan izlesin bu seriyi detaylı bilgi buradan bulablirsiniz


zehra / 13.03.2010 00:04:22
Meerhaba

Bu konuyu gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim ve yine bu konuile ilgili Kubilay Aktaşın kitabını okumanızı tavsiye ediyorum mlp arşivlerindede yapmış olduğu programı indirebilirsiniz

selamlar


Murat / 12.03.2010 16:24:03
damların yaptıklarına ortaya koyduktan sonra aynı uygulamayı müsbet yönde inananlarda kullansın


sinan yıldırım / 12.03.2010 10:21:20
LLAH CC SELAMI VE BEREKETİ HEPİMİZİN ÜZERİNE OLSUN

BU TİP YAYINLAR VE PROPAGANDALARLA YAPILMAK İSTENEN DÜŞÜNMEYEN SORGULAMAYAN DENİLENİ YAPAN BİR İNSAN MODELİ YAPMAKTIR.BUNLARIN TEMELİNDE SAPIK KABALA KÜLTÜRÜ VE UYGULAMASI 2500 SENEDİR DEVAM EDEN ŞEYTANİ BİR İNANÇ SİSTEMİ VARDIR.TÜM ARKADAŞLARA SİYON PROTOKOLLERİNİ OKUYUP DERİN BİR TEFEKKÜR ETMELERİNİ RİCA EDİYORUM.

SELAM VE DUA İLE.


Mert / 12.03.2010 09:14:29
aten bu tarz propagandaların alası Amerika,Avrupa ve Rusya'da yapıldı.Hepsi ahlaki olarak çöktüler.Sex yaşı çocuk yaşına kadar indi.Yahudiler ve gizli sapık örgütler bu tür propagandaları müslüman ülkelerde etkili kılmaya başladılar.İlk hedef ülke Türkiye halimizde ortada.En çok takip edilen müslüman ülke ne hale getirildi.


ismail kilincer / 12.03.2010 04:33:54
rkadaşlar, öncelikle tebrik ederim, doğru bir konuya el atmışsınız, çünkü subliminal mesajlar yoluyla yapılan telkinler çağımız için gerçekten trajik olabilecek sonuçlara yol açmak üzere. Lisans tezimi bu konuda yapmıştım ve dolayısıyla konuya aşinayım. Ancak belirtmem gereken çok önemli bir şey var. Fight club filmini okumanız temelden yanlıştır ve dolayısıyla yanlış çıkarımlar yapmışsınız. Film, zaten temel olarak bu fikrin karşısında yer alan ve bunu deşifre eden bir filmdir. Sizin yakaladığınızı sandığınız gizli görüntüler ise, zaten bilinen görüntülerdir ve tek kare değildir.(özellikle görülmesi için tek kare yapılmamıştır, algılanabilirler) Teşhir amaçlıdır. Ve sabun imalatçısı Tyler'ın(adı böyle yazılır) filmin bazı yerlerinde film yapımcısı olduğu doğru değildir. Tam da bu işlemi gerçekleştirebilmek için girip sinemalarda makinist olarak çalışmıştır Tyler Durden. Tyler, eğer anlayabildiyseniz filmi, insan ruhunun en karanlık yönlerinden birini, idini ya da gölgesini temsil eder. Doğal olarak da en bastırılmış duyguların açığa çıktığı karakterdir. Şiddet ve cinsellik... Daha uzun yazmak isterdim ancak muhtemelen yerim yetmeyecek. Ama şunu bilin, o filmin yönetmeni bir sapık olduğu için değil, tam da bu "iğrenç" yöntemi deşifre etmek için o "gizli kareleri" kullanmıştır. Haa, diyebilirsiniz ki, neden o görüntüler yerine başka görüntüler koymuyor... Bu da şunu anlatır, film yapımcıları isterlerse size "bunları" bile gösterip uyutabilir, dikkatli olun... Ama şunu söylemeliyim, lütfen bir daha izleyip anlamaya çalışın filmi. Gerekirse alın romanını da okuyun(evet, o bir uyarlamadır, öğrenmiş oldunuz) Yine gerekirse, çevirilerinizi daha iyi İngilizce bilen birilerine yaptırın ki, böyle ciddi olması gereken yazıların içinde yanlış yunluş bilgileri siz de subliminal yönden okuyucularınıza vermeyin.(bilesiniz ki, on doğru üç yanlış bilgi vermek de bir subliminal manipülasyon yöntemidir.) Tekrar söylüyorum, siteniz elinden geldiğince, kadrosunun birikimi yettiğince güzel işler yapmaya çalışan bir site; ancak bu drerece yanlış okumalar, bu derece eksik bilgilerle büyük işlere soyunmalar neticesinde hem büyük vebal altında kalıyorsunuz, hem de insanların sizin hakkındaki olumlu izlenimlerini zedeliyorsunuz. Lütfen biraz daha dikkat. İyi çalışmalar!

NETPANO NOTU: İsmail Bey, subliminal mesajlar konusu kaynak gösterilerek başka bir siteden alınmıştır.Çağımız için çok önemli bir konu olduğu için uyarı amaçlı olarak sitemize koyduk.Uyarılarınızı ilgili siteye de iletelim inşallah.selam ve dua ile


Metin YILMAZ / 12.03.2010 04:26:50
ravo arkadaşlar, internetten vidyoyu izledim, izlediğimiz viduyonun başına reklam koydukları için diğer yerleri göremedik '' reklamları kesip bakmayı düşünüyorum '' fakat son sahnedeki 25. kare gerçekten iğrençti, tesbitiniz için tebrikler, Allah yardımcımız olsun, su uyur düşman uyumazmış, ŞEYTAN KESİNLİKLE UYUMUYOR bunları yapanlar kesin insan değildir, varmı böylesii ğrenç bir mantık, uzun zamandır ilgilendiğim ve bildiğim bir konuydu fakat böylesine bir delile denk gelmemiştim tekrar teşekkürler.


Metin YILMAZ / 11.03.2010 23:53:21
u tesbitlerin 26 yerde olduğunu belirtmişsiniz, diğer bulundukları yerleride belirtirseniz memnun oluruz, şimdiden teşekkürler, elinize sağlık


Serdar / 11.03.2010 21:21:35
ok eski zamanlardan beri şeytani hırslara sahip bazı gizli cemiyetler, toplumu yönlendirebilecek bilgileri, teknolojileri kendilerine sakladılar.şeytanda tulu emel nevinden bazı hedefleri bunlara fısıldayıp Yaratıcının düzenine karşı bir düzen kurabilecekleri ahmaklığına onları inandırmış olmalı.İnsanları klonlayıp ölümsüzlüğe kavuşabileceklerine inanmak gibi....Şuuraltının neleri kaydedebildiğini hipnoza sokulan insanların anlattıkları vasıtasıyla öğrenebiliyoruz...Sinema tekniğinde gösterilen saniyedeki 24 resim görüntü kalitesi açısından yeterli olduğu halde; nedense t.v. tekniğinde şebeke frekansı olan 50 hertz referans seçilerek, onun ikiye bölümünden elde edilen saniyede 25 resmin geçmeli tarama ile elde edilmesi temin olunarak görüntü kalitesi bozulmadan şuuraltı mesajlar için bir boşaltılabilir adres ayarlanmış olması adamların ne kadar hırsla ve sistemli çalıştıklarının ilginç bir göstergesi....Oysa ki bizler gözlerin görmediği, gönüllerin bilmediği nimetlere talibiz ( en azından ).....




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  ABD, Türkiye’yi Suriye’de Kullanacak
  Ahmet Özhan'ın Eşinden Açıklamalar
  Türkiye'ye Tuzak Kuruldu!
  İşte Ülkemizdeki Fransız Malları
  İran ve İsrail'in Türkiye Kardeşliği
  Eski Genelkurmay Başkanı Başbug Tutuklandı
  Uludere'de PKK'nın Hain Planı ?
  Uluderelilerden İlginç Kaçakçılık İddiaları
  OYAK'a Delil Karartma Operasyonu
  Uludere Olayının Anotomisi ve Hükümet

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi