Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:iyibilgi  
netpano.com  -  - 21 Nisan 2010 Çarşamba - 00:00:00  
Lost Dizisinin  Cern İle Bağlantısı Ne?

 

  

Jeffrey Jacob Abrams, 1966 yılında, New York'ta yaşayan Yahudi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.Televizyon yapımcısı ve yöneticisi olan anne ve babasının izinden giden Abrams, bugün dünyada izlenme rekorları kıran Lost (Kayıp) dizisinin yapımcısı. İçinde bulundukları uçağın bir adaya düşmesinden sonra hayatta kalan insanların yaşam  mücadelesini konu alan Lost, ilk bakışta son derece sığ bir hikayeye sahipmiş gibi görünüyor. 30-40 kişilik kazazede grubu, bir yandan kurtarılmayı beklerken, öteki taraftan açlık, susuzluk ve sağlık problemleriyle başetmek zorundadır. Fakat sezon ilerledikçe, işler gittikçe daha garip bir hal almaya başlıyor. Diziyi seyretmemiş olanların heyecanını kaçırmak istemeyiz fakat neden bir anda J.J. Abrams ve Lost ile ilgilendiğimizi anlatabilmek için birtakım detayları incelemek zorundayız, o yüzden şimdiden diziyi seyretmemiş ama seyretme amacı taşıyan okuyucularımızı uyaralım. Bundan sonra karşınıza çıkacak bilgiler, dizideki senaryo ile ilgili önemli bilgiler içermektedir. Bizden uyarması..

  Abrams'ın yapımcısı olduğu Lost, seyirci üzerinde inanılmaz bir çekiciliğe sahip. Bu özelliği, kırdığı reyting rekorlarından kolayca anlaşılabilir. Peki sadece bilimkurgu fanatiklerinin anlayabileceği tarzda bir diziyi nasıl oldu da bu kadar geniş kitlelere yayabildi, Abrams? Hikaye anlatım biçimi, kurgusu, karakterlerin yapısı, özel efektleri vs. ile şimdiye kadar görülmedik kalitede bir dizi var karşımızda. Dan Brown'un Da Vinci şifresi, edebiyat alanında ezoterik bilgilerin dağılımını nasıl kitlesel boyutta gerçekleştirdiyse, Lost ile Abrams da benzer bir kitlesel etkiyi görsel alanda sağladı. Evet, televizyonculuk tarihi daha önce başarılı olmuş birçok bilimkurgu ve fantastik yapım ile dolu. Uzay yolu, X-Files, Alacakaranlık Kuşağı gibi. Ancak bu tür yapımlar, genelde toplumun "egzantirik" olarak nitelediği, toplumsal açıdan marjinal kesimler tarafından sahiplenilmişti (Hollywood filmlerinde "inek" diye dalga geçilen tipler.) Oysa Abrams'ın yapımcısı olduğu Lost, 7'den 70'e her çeşit insanı, din, dil, ırk, eğitim vs fark etmeden kendine bağlamayı başardı. Nasıl oluyorun cevabı yukarıda bahsettiğimiz özelliklerinde saklı. Nasıl'dan öte, biz iyibilgi olarak bunun etkilerini merak ediyoruz.

 İşin özü şu: Abrams, Lost ile daha önce hayatında Kuantum teorisi ya da zaman yolculuğunu duymamış insanlara, onlar farkında bile olmadan Stephan Hawking, Albert Einstein gibi dehaların teorilerini yedirmeye başladı. Mesela hangi teoriler? Zamanda yolculuk yapan karakterler karşımıza çıktı (Einsten'in rölativite kuramı). Mekanlar arası "seyahat edebilen" (Teleportasyon, kurtçuk delikleri) insanlar, hikayede yerini aldı. Aralarda kuramsal fizik uzmanı karakterler devreye girdi ve dizide hiçbir fizik bilgisi olmayan, neler olup bittiğini bir türlü anlayamayan diğer dizi karakterlerine bu olanları anlatmaya çalıştı (aslında anlattıkları kişiler biz seyircilerdik) Bu yedirme işleminin başlıca özellikleri şunlar:

 - Uzun bir süreye yayılması (Dizi 2004 yılında başladı, 2010'un Mayıs'ında sona erecek)

- Akılda kalıcı diyaloglar, göze hitap eden aksiyon ve merak uyandıran anakurgunun içine yedirilmiş olması.

- Bir çok klasik edebiyat eseri (Henry James, Jules Verne, Lewis Caroll gibi yazarların eserleri) ve İncil'den herkesin bildiği karakterlere, olaylara, mekanlara gönderme yapması.

- Her bölümün sonunda dizide gördüğü her sembolü, her numarayı, her ismi, her resmi analiz eden, tarihini sorgulayan bir "fanatik kitlesine" sahip olması. Bu fanatiklerin internet üzerinden paylaştıkları detaylar, normalde hiçbir zaman sorgulanmayacak, dikkat çekmeyecek (ama bilinçaltına görsel olarak kodlanmış) bilgileri içeriyor.

 Lost'un bilimkurgu yanı ise her geçen bölüm daha ağır basıyor. İlk başlarda hiçbir anlam ifade etmeyen olaylar, kimi zaman bir kaç bölüm sonra, kimi zaman bir sezon sonra bilimel bir açıklamaya kavuşuyor. Örneğin, başka karakterlerin ne zaman nasıl öleceğini bilen bir karakterin, bunu nerden bildiğini ,nasıl bildiğini, o bölümün yayın tarihinden bir sene sonra yeni bir bölümde bilimsel sebeplere dayandırarak açıklayabiliyor senaristler. Kimi zaman seyirci neyin ne olduğunu unutsa da, çoğu açıklama bu kadar uzun sürmüyor bile. Ki zaten önümüzdeki mayıs ayı sona erecek olmasından dolayı, şimdiye kadar bir çok soru cevaplanmış durumda. Ama yaşanan her fenomenin ardında, kuramsal fizikten bir teori bulunuyor. Ve bu işin arkasında son derece profesyönel bir ekip var. Kuramsal fizikçiler ve mühendislerden oluşan uzman bir kadro, yazım ekibini kafasındakileri bilimsel metodolojiye uygun hale getiriyor. Yani anlayacağınız o teorilerin arkasında (bir zamanların diş fırçası reklamlarının Türk insanının aklına soktuğu) "isviçreli bilimadamları" var.

 Gerçekten. Hepsi İsviçreli olmasa da en azından İsviçre'de yerin altında deney yapan bilimadamlarından bahsediyoruz.

 CERN'dekilerden!

 ABD'de yayınlanan Popüler Mekanik adlı dergide, Lost ve bilim üzerine Erin McCarthy imzalı bir makale yayınlandı. Makalede açık ve seçik bir şekilde Lost'un yaratıcılarının ağzından dizide işlenen fizik kuramlarıyla, CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda kanıtlanmaya çalışılan kuramların aynı olduğu söylenmiş. Hani şu "Tanrı parçacığını" bulmaya çalıştıkları, dolaylı yoldan da başka boyutların varlığına ve zamanda yolculuğa dair teorilerin üretildiği deneyler. İşte, dünyada en çok izlenen dizilerden biri, normalde bunlardan hiç haberi bile olmayacak insanlara birden fazla evrenin varolabileceğini, bizim o evrenlerle irtibat kurabileceğimizi, zamanda yolculuğun mümkün olabilceğini tam altı senedir hiç durmaksızın anlatıyor.

 Bu diziyi severek takip ettiğini bilinen ve dizideki hikaye ile gerçek dünyadaki fiziğin aynı olabileceğini söyleyen bir kişi daha var ki, iyibilgi okuyucuları o kişiyi daha önceki CERN yazılarından dolayı yakinen tanıyor: Kuramsal Fizik Profesörü Michio Kaku. Hani şu CERN'deki deneyler sayesinde "tanrının beynini okuyabiliriz" diyen kişi. Kaku'nun Lost ve CERN ile ilgili çok ilginç bir açıklaması var. Fakat Bay Kaku'nun yaptığı açıklamayı anlayabilmek için, diziyle ilgili önemli bir bilgiyi de vermemiz gerekiyor ki, diziyi takip etmeyenler için kurduğu bağlantı havada kalmasın. (Diziyi seyredecekseniz ve heyecanı kaçsın istemiyorsanız, dikkatli olun!)

 Dizinin kurgusunun temelinde Dharma İnsiyatifi adı verilen bir bilimsel araştırma projesi yatıyor. Bu projedeki deneylerin önemli kısmı, yer altında özel inşaa edilmiş "laboratuvarlarda" gerçekleşiriliyor. Bunun sebebi de, yer altında çok ender rastlanan, muazzam enerjiye sahip manyetik alanların enerjisinden yararlanabilmek (CERN'deki muazzam derecedeki enerji ve yer altı benzerliğine dikkat). Peki muazzam boyutlarda enerjiye ihtiyaç duyan deneyler neyin üzerine?

 Zaman yolculuğu ve boyutlararası seyahat.

  İki resim arasındaki benzerliğe dikkat. Soldaki Lost dizisinde adı geçen Dharma İnsiyatifi adlı projenin kullandığı logo. Sağdaki CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'ndan bir kesit)

 Gelelim Prof. Michio Kaku'nun bu konuyla ilgili açıklamasına. Kaku'ya göre, Lost'un yaratıcıları dizinin hikayesinde, son model fizik kuramlarından yararlanarak zaman ve mekan boyutunda geçişlerin sağlanabileceği bir "kurtçuk deliğinin" varlığına dair bir temel oluşturuyorlar. Enerji seviyesi o kadar yüksek hale getiriliyor ki, zaman ve mekan yırtılmaya, dolayııyla gerçekliğin dokusu parçalanmaya başlıyor. Zaman ve mekanın yırtılması, gerçekleşmesi imkansız olarak düşündüğümüz şeyleri, imkanlı hale getirecek.

 Dünyanın en çok izlenen dizisinde, öyle bir enerji toplanıyor ki, imkansız diye bir şeyi düşünmek imkansız hale geliyor.

 İnsanların her şeye kadir olduğunu mu söylüyor acaba Kaku ve Abrams gibiler?

 Külli iradeyi yoksayıp, cüzzi iradesi ile insanın herşeyi yapabileceğini mi söylüyorlar bize?

 Dilerseniz bu soruyu, Abrams'ın yapımcılığını yaptığı ve Lost'un bitimine yakın başlayan diğer iki dizisini inceleyeceğimiz bir sonraki yazımızda daha kapsamlı hale getirelim.



 YORUMLAR
muharren dibik / 02.08.2010 18:40:36
epsi aslında ölü insanlar.Losut adası ise aslında araf.


Adnan / 11.05.2010 16:58:20
ost filminin cern'de çekiliyor olması,CERN'nün felfesini bizlere aktrıyor olması gerekmez.Filmin burada çekilmesi hazır laboratuvar imkanlarının var olmasından kaynakalanabilir. Ayrıca Einstein ve hawking'in teorilerinin filmle anlatılması, bu teorileri bilmeyen kişileri de bilgilendirme amaçlanmış olabilir. Lost dizisinde böyle bir konunun işlenmesi filmi daha çekici hale getirmiştir.Böyle olmasa daha önce son bulabilirdi.


macit yusuf / 23.04.2010 13:43:48
ost alttarafı dızı abartmayalım


Serdar / 23.04.2010 01:18:04
nançlı şuurlu hiçbir insan bilime, tekniğe, insanlığın huzur ve refahına hizmet edecek çalışmalara karşı olmaz.Büyük gök cisimlerinden, mini minnacık hayvanlara kadar her bir yaratılmış insana insanlığa hizmet ediyor....İnancın ruhuna ters düşen şey; bilimi-tekniği, yaratıcıyı yok sayma, adeta Yaratıcı'ya (haşa)kafa tutma aracı yerine koyan ve bilimden elde ettikleri bilgiyle de insanlığı sömürmek üzere organize olan inançsız şer grupların yaptıkları, yapmaya hazırlandıklarıdır.Onların tarafsız bilimsel bakış dedikleri de inançlı ilim adamlarına uymaz.İnançlı her kimse, Varlığıyla var olduğumuz ( Yüce Zatı Ezeli ve Ebedi )Gücü-Kuvveti-İlmi-Güzelliği akılların sıkletini taşıyamayacağı Yüce Yaratıcının (tabiri caizse) tarafındadır.Onların bi-taraf dedikleri oyuna gelmemeli, bize bilgiyi-bilimi, yaratılıştaki hikmetleri Hissettirene şükür etmeliyiz.İnsanlığın huzuru inançsız bilimde değildir....


ali durak / 22.04.2010 16:49:32
ence lost ve benzeri bütün diziler ve aynı zamanda cern deneyi deccal taifesinin işleridir.neden derseniz oktan keleş beyin son yazsını okumalrını tavsiye ederim.tamamen beyin yıkama işi.hatırlayın 2012-marduk -cern-patlama-beyin yıkama-deccal ve cern deneyindeki fizikçilerin bahsettiği tanrı parçacığı..ve burada ortaya çıkarılmak istenen deccal mi?bütün bu yapılan işlerin arkasındaki gerçeği ve finansörlerini göremiyormusunuz.selamlar.


sare / 22.04.2010 14:19:38
yazıda evliyanın tecrübesi olarak bilinen bir çok olayı,sıradalanlaştırmaktan bahsediyorsunuz.Fizik sebebleri,bilinebilirse zaman ve mekanda hareket kabiliyetine erişecek insanlık küfür mü işler?

Allahın sonsuz kudreti nerde ,insanın aklıyla ulaşabilecegi sınırlı gelişim nerde:?

insanlıgın bu tırmanmasından kim neden rahatsız olabilir?

insanlık henüz,bu gelişimi kaldıracak seviyede degilse,neden din egiticileri bize senelerce halife insan,kainat kendi için yaradılan insan,meleklere karşı Allahın korudugu insan,savundugu insan, tezlerini işleyi

p bizi şişirdiler..bilimi red edip ibadetlerle devam eden sorgulamayan insan iyi ,digerleri şeytani mi?kime göre?

kainat içre kainatlar samanyolları gibi alemlerin yıldız gibi birleşip oluşturdugu,kainatlar bütünü ve onlardan bilmem kaç tane yaratmaya kadir ve düzen içre tutan,güneş sisteminin minik dünyasında henüz savaşma arzusunu yenememiş,hükmetme gasbetme büyüme,küçüge hükmetme dürtüleriyle dolu insanı ehil mi görmez,seviyemiz mi yeterli degil?diye sorgulamak lazım.her şeyi bu dini şu ladini bu rahmani bu şeytani kıstaslarıyla açıklamak çok ilkel geliyor..bizim henüz algılamadıgımız sisitem içre sistemlerin görevli hıyerarşileri mi varda ,bizi egitip geliştirme gerektiginde yok etme çabasındalar,yoksa insan olomak gerçekten çok mu zor?


hakan / 21.04.2010 21:45:33
erkez philedelphiya olayını bilmez. ben raporları okumuştum. Tüyleri diken dilen edecek gelişmleri anlatıyordu. umarım bir daha gerçekleştirilmez.


Serdar / 21.04.2010 11:38:55
merika'nın ünlü " philedelphia " deneyinde tayfaların başına gelen her ne ise ( bunu şimdiye kadar tam manasıyla açıklayabilen çıkmadı )Lost'taki meşhur adanın ve de sakinlerinin zamanda-mekanda atlamalar yapmasının temel nedeni de benzer ; büyük yoğunluklu manyetik alan....yine bu tayfaların başına geldiği söylenilen ( bir tür donma ) bu tür bir manyetik etkinin, insanoğlunun sahip olduğu diğer enerjetik bedenine yapabileceği ima edilen " bilincin zamanda atlamalar " yapması olayı da dizinin belli başlı temalarından.Büyük Hadron çarpıştırıcı kesiti ile dharma inisiyatifi'nin logosunun benzerliği diğer temel konularla birlikte düşünülecek olursa bizi şüphenin bir adım ötesine götürüyor....Yapılan tüm ayrıntılı makyajlara rağmen, dizi bitimine doğru izleyenlerine vermek istediği mesajı netleştirirken, mü'minlerin basiretine de aslında neyi söylemek istediğini fısıldayacak....




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  20 Milyon Yıllık Buzulaltı Gölü Bulundu
  Diyojenin Sureti Sinop'ta
  Bu Suretler Neyi Anlatıyor ?
  Kesilen Ağacın Gövdesinden Kıbrıs Haritası Çıktı
  Haarp Deprem Silahı Van'da Kullanıldı mı?
  Rüyasında Gördüğü Enkazdan 3 Kişi Çıktı!
  Hayvan Embriyoları
  İlluminati Oyun Kartları Ne Anlatıyor
  Namaz Kılan Silüetin Sırrı
  Ufolar Aslında Ne?

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi