Türkiye ve Brezilya liderlerinin İran ile nükleer bir anlaşma imzalanmasına yönelik çabası, söz konusu iki liderin, modası geçmiş ve adaletsiz olarak gördüğü ve ABD'nin tek süper güç olarak yerleştiği geleneksel dünya düzeninde giderek daha fazla memnuniyetsizlik yaratıyor.
Bu ülkelerin İran meselesine dahil olması pek çok ülkenin, ABD'nin uluslararası sorunları tek başına çözemeyeceğine dair düşüncesini yansıtıyor.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva tarafından bu hafta Tahran'a yapılan ziyaret, birkaç dünya liderinin kişisel ve yüksek düzeyde diplomasi yürüttüğünü gösterdi.
Türkiye ve Brezilya, anlaşmayı, İran'ın Batı ile yıllardır süren anlaşmazlığı için nadir bir çözüm olarak adlandırdı.
Ancak ABD, anlaşmayı küçümseyerek anlaşmanın bir gün sonrasında BM Güvenlik Konseyine yeni tur yaptırım önerisi götürdü. Bu girişim Ankara ve Brezilya'da, ABD'nin iki yakın müttefikini hiçe sayması şeklinde görüldü.
Obama yönetimi hiçbir zaman gerçek anlamda Türkiye ve Brezilya'nın çabalarını desteklemedi.
ABD yetkilileri, Lula ve Erdoğan'ın İran'ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmaya varabileceğini düşünmemişti ve anlaşmanın BM yaptırımlarının kabul edilmesini zora sokacağından endişe duyuyordu.
Lula ve Erdoğan için, yaptırım kararının sunulması İran'ı iş birliğine sokma çabalarını baltalıyor.
Gelişmekte olan ülkeler Brezilya ve Türkiye bir süredir uluslararası arenada güç gösteriyor. Ülkeler için daha aktif bir küresel diplomatik rol oynama gibi nedenler benzer olmasına rağmen bazıları ise oldukça farklı.
Ankara'nın İran meselesine dahil olmaktaki çıkarı öncelikle sınırında bir çatışmadan kaçınma isteği ile birlikte bölgesel kaynaklı. Ayrıca Türkiye kârlı doğal gaz ve petrol anlaşmalarıyla İran'ın büyük bir ticari ortağı.
Türkiye yıllardır kendisini Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak konumlandırmaya çalışıyor. Türkiye, NATO'da önemli bir rol oynamasına ve AB üyesi olmaya çalışmasına rağmen, Müslüman kimliğine tutunuyor. Ankara bu hafta, İKÖ liderler zirvesine 2014 yılında ev sahipliği yapma önerisini açıkladı.
Türkiye, İran'ı uluslararası toplumla iş birliğine ikna için hazır olduğunu ileri sürdü.
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu geçenlerde Washington'da bir grup muhabire, hiçbir ülkenin İran zihniyetini ve kültürünü Türkiye kadar anlayamayacağını söyledi. Davutoğlu, iki ülkenin bir sınırı paylaşmasının yanı sıra uzun bir tarihi de paylaştıklarını, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad dahil pek çok İranlının Türkçe konuşabildiğini söyledi.
Yıl sonunda görevinden ayrılacak olan Lula da kendisini İran ile Batı arasında ara buluculuk yapabilecek bir lider olarak görüyor. Ancak o daha çok kendisinin ve ülkesinin statüsünü düşünüyor.
Ülkesinde ve yurt dışında oldukça popüler olan Lula, İran anlaşması açıklandığında dünya genelinde gazetelerde yetenekli bir diplomat olarak adlandırıldı.