Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Haber Merkezi  
netpano.com  -  - 10 Temmuz 2011 Pazar - 00:00:00  
İran - Suudi Arabistan Soğuk Savaşı

 

Flynt Leverett - Hillary Mann Leverett

Geçen ay Basra Körfezi güç siyasetindeki en ilginç gelişme Ortadoğu’da değil Viyana, Paris ve Washinton’da yaşandı. Bu Batı şehirleri, İran İslam Cumhuriyeti ve S. Arabistan Krallığı gibiOrtadoğu’nun önemli petrol üreticileri arasında güç dengesi değişimini ifşa eden bir dizi değiştokuşun mahali oldular. Bu değiştokuşlar S. Arabistan’ın câri bölge stratejisinin - biz bunu daha önce "devrim karşıtlığı" olarak nitelemiştik - Krallığın konumunu zayıflattığının altını çizmiştir.

S. Arabistan geçen ay Viyana’da düzenlenen OPEC bakanlar toplantısına dünya petrol fiyatlarını düşürmek amacıyla petrol üreticisi grubu üyelerin üretim kotalarını artırmaya ikna azmiyle geldi. Suudiler ham petrol talebinin fiyat elastikiyeti konusunda OPEC’teki kardeşlerine nispetle daha muhafazakâr bir görüş sahibiydiler. Ancak mevcut şartlarda, krallıkbir dizi başka nedenden dolayı petrol fiyatlarını düşürmek istiyor – ABD ve diğer Batılı ülkelerin de hevesle görmek istedikleri bir şey bu.

Fiyat düşüşü, başka mülahazaların yanısıra, İran üzerindeki iktisâdi baskıyı artırmanın bir yolu olarak görülüyor Riyad tarafından. Bu bakımdan, geçen ay İngiliz ve Amerikalı askeri yetkililerin İngiltere’deki bir NATO üssünde kapalı kapılar ardında yaptıkları toplantıda Prens Türkî el Faysal’ın (S. Arabistan’ın eski istihbarat şefi ve Amerika’daki eski büyükelçisidir; onu yetenekli bir diplomat, stratejiysen ve krallığın çıkarlarının ve bölgesel konumunun müdafii olarak bilmekte ve tanımaktayız) yaptığı konuşmayı gözden geçirmek faydalı olacaktır. Konuşma nüshasına ulaşan Wall Street Journal’a göre Türkî el Faysal dinleyicilerine “İran, petrol sektöründe çok savunmasızdır ve mevcut hükümeti sıkıştırmak için yapılabilecek olanlar buradadır” dedi. Daha mânidarı, Türkî el Faysal “S. Arabistan’ın çabucak İran petrol üretiminin yerini alabilecek (yedek) üretim kapasitesine - günde 4 milyon varil - sahip olduğunu” söyledi.

Görünene bakılırsa, Suudi yetkililer OPEC’in üretim kotalarını artırmasını sağlayarak S. Arabistan’dan hemen sonra grubun ikinciliğini elinde tutan Tahran’ı tahtından etmeyi de ümit ediyorlar. İran’ın kota artış avantajından yararlanabileceği çok az fazla üretim kapasitesi var. Dolayısıyla OPEC kota artışına rıza gösterseydi, S. Arabistan ve müttefikleri, İran’a düşen kota artışının – artış gereğini karşılayan - diğer üyelere dağıtılmasını savunabileceklerdi. Bu ise İslam cumhuriyetinin sembolik galibiyeti olacaktı – dolayısıyla da S. Arabistan’ın İran’ı mağlubiyeti olacaktı.

Anlaşılır bir şeydir, İran da OPEC toplantısına bu şeylerin olmasını engelleme azmiyle geldi. Krallığın OPEC’te uzun yıllardır süren liderlik rolüne bakınca, Batılı petrol piyasaları uzmanlarının çoğu S. Arabistan’ın üretim kotalarında artış sağlayabileceğini varsaydılar. Birçok borsa taciri buna göre davrandı; OPEC toplantısının yaklaştığı günlerde yapılan gelecek sözleşmelerindeki petrol fiyatı aşağı düştü; bu düşüş, piyasaların OPEC’in kota artışını kabul edeceği ve S. Arabistan ve diğer üyelerin yüksek üretime geçeceği beklentisini yansıtmıştır.

Fakat OPEC bakanları Viyana’da işe koyulduklarında analistlerin ve borsa tacirlerinin beklediklerinden çok başka gelişmeler oldu. Kuveyt gibi öteki Körfez üreticileri S. Arabistan’ın duruşunu destekledi. Fakat basitçe söylemek gerekirse, savaşı İran kazandı. Cezayir, Angola, Irak ve Venezüella’nın güçlü desteğiyle, İran, S. Arabistan’ın kota artırma inisiyatifini geri çevirdi. İran’ın OPEC’teki temsilcisi Muhammed Ali Hatibi Suudilerin sonuca “çok kızdıklarını” haber verdi. Bu akla çok yatkın zira Krallığın Petrol Bakanı Ali Naimi Haziran toplantısının “yapılmış en kötü toplantı” olduğunu söylemişti.

S. Arabistan, Viyana toplantısı sonrasında, Mart ayından beri eksik gelen Libya petrolünü telafi etmek amacıyla OPEC kotasını aşarak tek-taraflı şekilde üretimi 9 milyon varilden 10 milyon varile çıkarabileceğini ilan etti. Fakat o zaman Obama yönetimi S. Arabistan’ın piyasaları tek başına idare edebileceğine güven duymadığını belli etti. Obama yönetimi, Amerika’nın ve diğer Uluslararası Enerji Ajansı üyelerinin stratejik petrol rezervinden (30 günlük bir süreyle toplam 60 milyon varil) petrol tedarik etmek için bazı Avrupalı ortaklarla ve Paris’teki Uluslararası Enerji Ajansı’yla çalıştı.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA) yedek petrolleri kullanıma açması – bunun küresel petrol arzında bir kesintiye tepki olarak değil de bariz bir şekilde fiyatları düşürmek amacıyla yapılması – S. Arabistan dâhil hiçbir OPEC üyesinin memnun olmayacağı bir şeydir. Obama yönetimi, UEA kararı ilan etmeden önce rezervlerin açılması işini S. Arabistan’la koordine etmeye baktı. Fakat krallık için inkâr edilemez şekilde mahcup ediciydi.

Bu hadiseden çıkarılacak üç önemli sonuç var.

Birincisi, S. Arabistan’ın petrol piyasasında geçmişte olduğu kadar “piyasa gücü” yok. Krallık ham petrolün taban fiyatını belirleme yeteneğine sahip şüphesiz. Fakat fiyatları aşağı çekme kabiliyeti – ABD’nin ve diğer petrol tüketicilerinin umursadıkları bir şeydir – önemli derecede azalmıştır.

Obama yönetiminin düşüncesizce giriştiği, Avrupa’nın ve S. Arabistan’ın desteklediği Libya’daki askeri talihsizlikten kaynaklanan üretim kaybını telafi etmek gibi bir meydan okumayla ilgili olarak, UEA müdürü, rezervleri kullanma kararından sonra bile, S. Arabistan’ın üretimi artırabileceğinden emin. Fakat UEA’nın ilanından sonra Bloomberg’in petrol piyasası analistleri arasında yaptığı bir araştırma çoğu analistin S. Arabistan’ın petrol üretimini 10 milyona değil en fazla 9.5 milyon varile çıkacağını düşündüklerini gösterdi. Türkî el Faysal’ın S. Arabistan’ın İran petrol üretiminin yerini alabileceği hakkındaki sözlerine rağmen – krallığın mevcut fazla üretim kapasitesi hakkındaki fikri, sanayi uzmanlarının tahminleriyle de tutarlıdır – Riyad, kayıp tüm Libya petrolünün yerini almak için o kapasiteyi kullanmaya gerçekte hazırlanmamıştır.

Bu bizi başka bir noktaya götürmektedir: Rasyonel herhangi bir pazar oyuncusunun İran’ın şu an uluslararası petrol piyasasına sunduğu petrolü telafi etmesi için gönüllü olarak niçin S. Arabistan’a güvenmeyi tercih edeceği belli değildir. Dennis Ross ve petrol piyasalarının gerçekleri hakkında en az onun kadar ümitsiz vaka görünen Obama yönetimindeki meslektaşları, Çin ve önemli diğer petrol ithalatçılarının tam da böyle davranmalarını istiyor. Çin’in böyle bir tezgâha gönüllü olarak geleceğini hayal edemiyoruz.

Üçüncüsü, İran’ın OPEC üretim kotalarıyla ilgili olarak Irak’la işbirliği kabiliyeti, petrol üretimi hakkında Tahran ve Bağdat arasına gitgide daha yoğun anlaşmazlık yerleştiren senaryoların gerçeğe dayanmadıklarını göstermektedir. İleriye baktığımızda, Saddam sonrası Irak’ın hem petrol meselelerinde hem de diğer meselelerde S. Arabistan’dan ziyâde İran’la daha fazla müşterekleri olmasını bekliyoruz.

Bu bizi başlangıçtaki gözlemimize götürmektedir yani S. Arabistan’ın mevcut bölgesel stratejisi, gerçekte onun konumunu zayıflatmaktadır. Bürokrasi tecrübemiz boyunca hiçbir zaman S. Arabistan’ı şamar oğlanına çevirenlerden olmadık; tam aksine, daha önce de işaret ettiğimiz üzere, S. Arabistan – İran, Türkiye veya Mısır gibi – doğal bir devlet değildir. Fakat çoğu Arap devletlerinin aksine, dış güçler tarafından da kurulmamıştır. Yerli güçlerce – yerli Suud hanedanı tarafından, yerli bir ideoloji (18. Yüzyılda Muhammed Abdulvahhab’ın dini uyanışçılığından çıkan bir İslam formu) üzerinde kurulmuştur.

Bu vasıflar, S. Arabistan’ı kendi toprağında yetişmiş zorlu bir siyasi varlık kılmaktadır. Bu ve diğer nedenlerden dolayı, krallığın “Arap Baharının” köklü siyasi değişim taleplerine yakalanmasını beklemiyoruz. Fakat İran kendi duruşu için bölge halklarının ve hükümetlerinin desteğini alma savaşını kazanıyor. S. Arabistan ise bölgenin hissiyatıyla teması olmayan bir strateji izliyor şu an. Bu strateji, krallık için bazı taktik zaferler sağlayabilir. Fakat bölgede hâkim kanaatlerle kavgalı bir strateji, krallığın diğer tarafları kazanma kabiliyetini zaman içerisinde yavaşça törpüleyecektir. Geçen ay yapılan OPEC toplantısından çıkarılacak en önemli ders budur.

Kaynak: Race for Iran

Dünya Bülteni



 YORUMLAR
suhud / 11.08.2011 20:47:22
uudi Arabistan

"Yerli güçlerce – yerli Suud hanedanı tarafından, yerli bir ideoloji (18. Yüzyılda Muhammed Abdulvahhab’ın dini uyanışçılığından çıkan bir İslam formu) üzerinde kurulmuştur."

derken Flynt Leverett - Hillary Mann Leverett,

herzamanki gibi yine yalan soylemistir somurgeci Siyonist adam.

Suudi Arabistan 18.Yuzyilda Ingiliz Dominyon (Somurge) Bakanligi tarafindan kurulmustur.

Muhammed bin Abdulvahhap, Ingiliz somurgesi Vahhabi Kralligini kurarken,

derhal idamini talep eden kendi oz babasi ve kardesi hilafina, cok alcak, hain din ve Musluman dusmani bir casustu !

Kutsal topraklarda 300 senedir krallik surdurem Siyonist Suudi Ailesi ise;

1100'lu senelerde,

Yahudi asilli Tapinak Sovalyeleri ile ortak olarak,

kendisi de Tapinak Sovalyelerinin Islami versiyonu olan,

ve Resulullah(SAV) mubarek bedenini kabrinden cikarip calmaya tesebbus eden,

terorun ilk mucidi,

din dusmani Yahudi asilli Hasan Sabbah'in torunlaridir Uluslararasi global Israil terorunu destekleyen Siyonist Suudi Krallari !






 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  NATO Suriye Sınırında Tatbikat Yapacak
  ABD Halkı Devlete Güvenmiyor
  İranlı Nükleer Fizikçileri Kim Öldürüyor?
  Esed'in Kıyamet Senaryosu
  İran Asıllı İngiliz Gazeteci Suriye’ye Girdi
  ABD'nin Dev Suikast Ordusu: JSOC
  Yeri ve Türk komutanın adı sır!
  İsrail'in Ukrayna'da Kaçırdığı Filistinli'nin Esrarı
  Danimarka'da Irkçı Örgüt Deşifre Oldu
  Kıtlık En Çok Çocukları Vuruyor

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi