Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:NETPANO.COM ÖZEL  
netpano.com  -  - 27 Temmuz 2011 Çarşamba - 00:00:00  
Şerif Hüseyin İsyanı Ve Düşündürdükleri

Ortadoğu, sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik öneminin yanı sıra;
yine sahip olduğu petrol nedeniyle tarihte birçok kanlı mücadelelere sahne
olmuştur. Nitekim Avrupa devletleri arasında kanlı bir hesaplaşmaya sahne olan
1. Dünya Savaşı, "Dünyanın ilk Petrol Savaşı" olarak da bilinir.


Yirminci yüzyıla girerken Osmanlı Devleti, her yerde isyanların baş
gösterdiği, ordusu büyük ölçüde savaş gücünü kaybetmiş, dünyadaki gelişmeleri
yakından takip edememiş, ekonomisi her geçen gün daha da kötüye giden, dış
borçlarla yaşayan bir devlet hâline gelmişti. Fakat Osmanlı Devleti Avrupa'yı
Asya'ya, Asya'yı da Afrika'ya bağlayan; Karadeniz'i Akdeniz'e, Akdenizi'de Hint
okyanusuna ulaştıran jeopolitik önemi nedeniyle dünya siyasetindeki önemini
hâlâ koruyordu. Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu bu jeopolitik öneme, kötü emel
besleyenlerin başında ise İngiltere geliyordu. Çünkü, İngiltere'nin menfaati
Osmanlı topraklarında idi.



İngiltere gerçekleştirdiği sanayi inkılâbıyla beraber sömürgecilik
faaliyetlerini hızlandırmış; sömürgelerine giden yolun güvenliği açısından
Akdeniz'i ve Ortadoğu'yu mutlak surette elinde bulundurması gerekiyordu.
İngiltere bu amaçla, dünyanın en zengin petrol yataklarının bulunduğu
Musul-Kerkük hattını ele geçirmek için Ortadoğu'ya meşhur casus Thomas Lawrence
(Lavrans)'yi gönderdi. Çünkü Lawrence, daha önce bölgede arkeolojik
araştırmalar adı altında petrol etüdü yapmış, bölge halkının örf ve adetleri,
sosyal ve folklorik yapısı hakkında bilgiler elde etmişti. Lawrence, bu
çalışmaları sırasında Arapça'yı da mükemmel derecede öğrenmişti.



Lawrence  Sina, Gazze ve Akabe'de
Osmanlı sınırlarının haritasını hazırlayan bir ekiple çalıştı. 1. Dünya Savaşı
çıkınca teğmen rütbesiyle Kahire'ye gönderildi. İngiliz istihbarat Teşkilatı
İntelligance Service'nin Arab şubesinde çalıştı. Esirleri sorgulama, harita
çizme, diğer ajanlardan gelen bilgileri değerlendirme, casus yetiştirme ve
yerleştirme gibi görevlerde bulundu. Osmanlı ordusunu tanıtan bir el kitabı
hazırladı. Şerif Hüseyin ve oğulları Emir Ali, Emir Abdullah, Emir Faysal ile
dostluk kurdu ve bu dostluğu ilerletti.

İngilizler,
kendi lehlerine çalışması şartıyla Şerif Hüseyin'e bağımsız Hicaz Krallığı
Devleti kuracaklarını, kurulacak olan bu devletin başına da kendisini
getireceklerini vaad ettiler. Kurulacak olan sözde devletin sınırları bütün
Arap Yarımadası, Irak ve Suriye'yi kapsıyordu. Tabi ki bu, kağıt üzerinde
kalacaktı. İngiltere Şerif Hüseyin'e ve oğullarına gereken askerî ve mâlî
–senede 400 bin İngiliz altını- yardımı yaptı. Bu anlaşmanın fikir babası ise
İngiliz Mc Mahon'du. İngilizlerin dağıttığı paraların kaynağı Rio Tinto
şirketidir. Bu isyana teşviki ise ünlü İngiliz Rotschild ailesi yapmıştır. Amaç,
Ortadoğudaki otorite boşluğundan yararlanarak Filistin'de bir İsrail devleti
kurmaktır.


Şerif Hüseyin, 5 Haziran 1916'da isyan bayrağını açtı. Şerif Hüseyin'in
isyanının iki amacı vardır: Birincisi, Arapları Osmanlı hâkimiyetinden
kurtararak bağımsız bir Arap devleti çatısı altında toplamak; ikincisi ise
hilafeti ellerinde bulunduran Osmanlıların Kureyş soyundan olmadığını,
kendisinin ise Kureyş soyundan olduğunu öne sürerek hilafeti ele geçirmek.
Şerif Hüseyin, kendisine bağlı Urban dediğimiz cahil, kaba,
haydutluk/eşkıyalıktan başkta bir şey bilmeyen, vahalarda yaşayan bedevi
Araplarla harekete geçti. Bu bedeviler Şam-Hicaz demiryolunu tahrip ettiler,
telgraf/telefon hatlarını kestiler, köprüleri yıktılar, karakolları bastılar.
Şam'dan Medine'ye giden trenlere saldırılar düzenlediler. Bütün bunların amacı,
isyanı bastırmaya gelecek olan Osmanlı takviye birliklerinin isyan bölgesine
ulaşmasını önlemekti. Vur-kaç taktiği ile gerilla savaşları düzenleyerek Türk
birliklerine ağır kayıplar verdirdiler. Akabe limanını ele geçirdiler. (6
Temmuz 1917) İsyana Mekke, Cidde, Taif gibi şehir ve kasabalardaki Araplar
destek vermedi. Yine kurulacak olan sözde Hicaz Krallığı Devletinin başına
Şerif Hüseyin'in getirileceğinin vaad edilmesi nedeniyle diğer Arap kabile reis/emirleri
isyana destek vermedi. İsyan Şerif Hüseyin ve oğullarıyla sınırlı kaldı. İşte
yıllardan beri "Araplar bizi arkadan vurdu" sözünün tarihsel geçmişi yukarıda
ifade edildiği gibidir. İslamcıların sesi hükmündeki Sebilürreşad dergisi Şerif
Hüseyin için "O, yirminci yüzyılın Ebu Cehili'dir. Nefsânî arzularına ve
İngilizlerin çil çil altınlarına kanan hain bir mel'undur" demektedir. Yine
Şerif Hüseyin'in kardeşi Şerif Nasır Bey: "Biraderim hakkında ne söylerseniz
söyleyiniz. Zira o, buna tamamıyla müstehaktır" diyerek isyanı benimsemediğini,
isyana taraftar olmadığını açıkça ifade etmektedir.

Bütün bunlar olurken İngilizler, Şerif 
Hüseyin'den habersiz Fransızlarla tarihe Sykes-Picot (Sayks-Piko)
anlaşması olarak geçecek olan  gizli bir
antlaşma yapmıştı(16 Mayıs 1916). Şerif Hüseyin'e vaad edilen topraklar
İngiltere ve Fransa arasında daha önce paylaşılmıştı. Şöyle ki; Suriye ve
Lübnan Fransızlara; Ürdün, Filistin ve Irak'ta İngiliz mandasına verilmişti.
Ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour, 2 Kasım 1917'de bir beyanname
yayınlayarak Filistin'de bir Yahudi devleti kurulmasını istediklerini
belirtiyor. Bu beyanname tarihe "Balfour Deklarasyonu" olarak geçecektir.  İngiltere'nin Şerif Hüseyin'e oynadığı oyun
bu kadarla da kalmadı. İngiltere, bir yandan da Necd emiri Abdülaziz bin Suud
ile görüşmelere girişti. Bu görüşmeler sonunda İngilizler, Necd toprakları ve
Basra Körfezi'nin güney kıyılarında –Kuveyt hariç- İbn-i Suud'un bağımsızlık ve
egemenliğini tanıdı. Halbuki bu topraklar, daha önce İngiltere tarafından Şerif
Hüseyin'e vaad edilmişti. Bütün bunların ötesinde Osmanlı Devletinin, İngilizlerin
oynadığı bu oyunları Şerif  Hüseyin'e
bildirmesi, Rusya'da 1917 ihtilali ile iktidarı ele geçiren  Bolşeviklerin gizli antlaşmaları dünya
kamuoyuna açıklamaları hiçbir şeyi 
değiştirmemiş, Şerif Hüseyin, 
İngilizler tarafından tekrar tekrar aldatılmıştır. Dahası
İngilizler,  savaş sonunda  Şerif 
Hüseyin'i hilafete dair isteklerinde de yalnız bırakmışlar, bu konudaki
vaadlerini o günkü  özel şartlar öyle
gerektirmişti diye açıklamışlardır.


İsyanın ardından Şerif Hüseyin önce Mekke emiri, sonra da Cidde'de kral
oldu. Ancak, krallığının üzerinden çok geçmeden Abdülaziz bin Suud ile arasında
liderlik mücadelesi baş gösterir. İngilizler, bir yandan İbn-i Suud'a destek
verirken; diğer yandan da Muhammed Abdülvehhab aracılığıyla ehl-i sünnete zıt
"Vehhabi" görüşleri yayarlar. Şerif Hüseyin, İbni Suud ile giriştiği liderlik
mücadelesinde yenilir, Kıbrıs'a sürülür. Orada fakr u zaruret içinde yaşar ve
ölür. O'nun ölmeden önce söylediği şu sözler oldukça düşündürücüdür: "Bu, bizim
başımıza gelenler ekmek kapımız, koruyucumuz ve asırlar boyu efendimiz olan
Osmanlı Devletine karşı işlediğimiz günahların, giriştiğimiz isyanların ilahî
bir cezasıdır."


İsyanda eleştirilecek temel nokta Osmanlı Devleti'nin Çanakkale,
Makedonya, Kafkasya vb. cephelerde küfür ehli ile çarpışırken Şerif Hüseyin ve
oğullarının İngilizlerin vaadlerine aldanıp saltanat hırsına kapılmaları,
müslümanların hâmîsi durumundaki Osmanlı Devleti'ne zarar vermeleridir. Böylece
İttihad-ı İslam (İslam Birliği) yara almış, Osmanlıların bölgedeki 400 yıllık
hakimiyeti son bulmuş, Ortadoğu'daki huzur ve istikrar sona ermiş; Araplar
arasında yıllarca sürecek olan ihtilaflar baş göstermiş, Ortadoğu meselesi
kanayan bir yara olarak günümüze kadar gelmiştir.

Sonuç olarak söylemek gerekir
ise: İslam'ın bayraktarlığını yapmış iki necip milletin "Mü'minler
birbirleriyle ancak kardeştirler." (Hucurat, 49/10), "Hepiniz Allah'ın ipine
sımsıkı sarılın. Dağılmayın, ayrılmayın" (Al-i İmran, 3/103) ayet-i kerimeleri
gereğince yeniden el ele verip Allah'ın ve Rasulünün istediği bir şekilde
vahdeti (birlik-beraberlik) yeniden inşa etmelidirler. Bu sayede Batılı
emperyalistlerin yıllardır İslam dünyası üzerinde kurdukları tahakküm ve
yaptıkları zulümlerden korunalım. Geçmiş, geçmişte kalmıştır. Aslolan geçmişten
ders/ibret alıp Asr-ı Saadet'teki İslam kardeşliğini yeniden tesis etmektir.

BİBLİYOGRAFYA

-Akça, İsmet, "Arabistanlı Lawrence", Popüler Tarih, sayı: 12, Mayıs
2001, ss. 46-51.

-Armaoğlu, Fahir, 20. yüzyıl Siyasi Tarihi(1914-1980), İş bankası Yay.,
Ankara 1983.

-Balcı, Ramazan, Osmanlı'yı Yıkan Cephe Filistin, Nesil Yay., İstanbul
2006.

-İslamoğlu, Mustafa, İslam Birliği Hareketi, denge Yay., 7. basım,
İstanbul 1998.

-Kafkas, Mehmet, Geçmişi Bilmek 1, Nil Yay., 3. basım, İzmir 1996.

-Kandemir, Feridun, Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası, Yağmur Yay.,
İstanbul 1999.


-Karadağ, Raif, Petrol Fırtınası, Emre Yay., İstanbul 2000.

-Kocabaş, Süleyman, Hindistan Yolu ve Petrol Uğruna Yapılanlar Türkiye ve
İngiltere, Vatan Yay., İstanbul 1985.

-Kodaman, Bayram, "1876-1920 Arası Osmanlı Siyasî Tarihi", Doğuştan
Günümüze Büyük İslam Tarihi, C: 12, Çağ Yay., İstanbul 1993.

-Koloğlu, Orhan, "Lawrence", Diyanet İslam Ansiklopedisi, C: 27, İstanbul
2003.-………………., Lawrence Efsanesi, Alkım Yay., İstanbul 2004.

-Komisyon, "Lawrence", Yeni Rehber Ansiklopedisi, C: 11, Türkiye Gazetesi
Yay., İstanbul 1993.

-Kutay, Cemal, Lawrence Karşı Kuşçubaşı, Tarih Yay., İstanbul 1965.-…………....., Tarihte Türkler ve Araplar, Şile Matbaası, İstanbul 1970.

-Kürkçüoğlu, Ömer, Osmanlı Devleti'ne Karşı Arap Bağımsızlık
Hareketi(1908-1918), Ankara Üniv. Siyasal Bilg. Fak. Yay., Ankara 1982.

-Lawrence, Edward, Bilgeliğin Yedi Sütunu, Çev: Bilal Çölgeçen,
Çiviyazısı Yay., İstanbul 2001.

-Öke, Mim Kemal, Filistin Sorunu, Ufuk Yay., İstanbul 2002.


Özcan, Azmi, "Şerif Hüseyin", DİA, C. 39, TDV Yay., İstanbul 2010.

-Özdemir, Bülent - Eftal Irkıçatal, Bir İsyanın Kodları: İngiliz Arap
Büro Raporlarında Arap Ayaklanması, Yitik Hazine Yay., İstanbul 2011.


-Saygılı, Sefa, Dünyayı Aldatanlar, Türdav Yay., İstanbul 1999.


-Ünlü, Nuri, Osmanlılardan Günümüze İslam tarihi 3, İFAV Yay., İstanbul
1994.

-Zeki, Mehmet, İngiliz-Arap İlişkilerinde Lawrence'nin Gizli Yüzü, IQ
Kültür Sanat Yay., İstanbul 2001.



 YORUMLAR


 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  İşte Ayasofya'da Namazı Yasaklayan Belge
  Camiyi Yıkıp Yerine Gazino Yapmışlar
  Bond Filmi Suriye’ye Yardım Paravanı mı ?
  Rumlar Türkiye'den Toprak Almak İçin Hülle Yapıyormuş
  Dalan’ın Kuryesi 2 Prof’a Gözaltı
  PKK Soruşturması, Alman Konsolosluğuna Uzandı
  Son Darbe 28 Şubat Gerçekten Bitti Mi?
  CHP'nin Bilinmeyen Yüzü
  Ölümünün 47'inci Yılında Malcolm X
  Yavuz'un 'Üzerime Örtün' Dediği Kaftan 4 Yıldır Depoda

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi