Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan gecesinde, kesin olarak
emretmeden namaz kılmayı teşvik eder ve şöyle buyururdu: "Her kim Ramazan'da
inanarak, karşılığını Allah'tan bekleyerek namaz kılarsa geçmiş günahları
affolunur." (Hadisi Buharî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî ve îbn Mâce
rivayet etmiştir.)
Âişe (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Rasûlullah
Mescid'de namaz kıldı. Çok insanlar onunla beraber kıldılar. Ertesi gece yine
kıldı. Arkasındaki cemaat çoğaldı. Üçüncü gece cemaat toplanınca onlara namaz
kıldırmaya çıkmadı. Sabah olunca şöyle buyurdu: ‘Sizin ne yaptığınızı gördüm.
Size çıkıp namaz kıldırmaktan beni engelleyen, size farz olacağı korkusundan
başka bir şey değildir.’ Bu durum Ramazan'da oldu." (Hadisi Buhârî, Müslim,
Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce rivayet etmiştir.)
Teravih Namazının Rekâtlarının Sayısı
Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce'nin Âişe (r.a.)'den
rivayet ettiklerine göre; "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan'da ve
diğer gecelerde on bir rekâttan fazla kılmazdı."
İbn Huzeyme ve İbn Hibbân,Sahîh’lerinde Cabir (r.a.)'den rivâyeten:
"Rasûlullah onlara sekiz rekât ve ayrıca vitir kıldırdı. Sonra ertesi gece
bekleştiler, onlara çıkmadı."
Ebû Ya'lâ ve Taberânî'nin Cabir (r.a.)'den iyi bir senetle rivayet
ettiklerine göre, o şöyle demiştir: "Übey bin Ka'b Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem'e gelerek: 'Ya Rasûlallah, bu gece, yani Ramazan gecesi ben bir şey
yaptım.' dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem: 'Ne yaptın, ey Übey?' diye
sorunca, Übey: ‘Evime kadınlar geldi. Biz Kur'ân okuyamıyoruz, senin arkanda
namaz kılalım, dediler. Ben de onlara sekiz rekât ve vitri kıldırdım.' Bu
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den rıza sünneti olmuş oldu. Çünkü
Rasûlullah ona bir şey demedi."
Nebî aleyhisselâmdan gelen sünnet şekli budur. Bunun dışında sahih bir şey
yoktur. Ömer, Osman ve Ali (r.a.) zamanında insanların yirmi rekât kıldıkları
sabit olmuştur. Cumhur fukahadan Hanefiler Hanbeliler ve Davud'un görüşü budur.
Tirmizî şöyle demiştir: "İlim ehlinin çoğu, Ömer, Ali ve Rasûlullah'ın diğer
ashâbından rivayet edilen şekliyle yirmi rekât olduğu görüşündedirler." Sevrî,
İbn Mübarek ve Şafiî de böyle demiştir. Şafiî, "insanların Mekke'de yirmi rekât
kıldıklarına yetiştim." demiştir.
Bazı âlimler; "sünnet olan, vitirle beraber on bir rekâttır. Kalanı
müstehabdır." demişlerdir. Kemal İbn Humâm şöyle demiştir: "Yirmi rekâttan,
Rasûlullah'ın kılıp sonra bize farz olur korkusuyla terk etmiş olduğu kısmın
sünnet, kalanın müstehab olduğuna delil, Buhârî ve Müslim'de birlikte on bir
rekât kıldığının sabit olmasıdır. Öyleyse Hanefi imamlarımızın usulünde sünnet
olan sekiz rekât olmasıdır. On iki rekât ise müstehabdır."
Teravihi Cemaatle Kılmak
Teravih namazını tek başına kılmak caiz olduğu gibi cemaatle kılmak da
caizdir. Fakat mescitte cemaatle kılmak cumhura göre efdaldir. Daha önce geçtiği
üzere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Müslümanlara cemaatle namaz
kıldırarak farz olmasından korktuğu için buna devam etmedi. Sonra Ömer (r.a.)
bir imamın arkasında cemaati topladı. Abdurrahmân bin Abdülkârî şöyle demiştir:
"Ramazan gecesi Ömer'le (r.a.) mescide çıktım. Baktık ki insanlar ayrı gruplar
halinde kimisi yalnız kılıyor, kimisi beş-on kişilik gruplar halinde kılıyor.
Ömer: 'Bu cemaati bir imam arkasında toplarsam daha iyi olur kanaatindeyim'
dedi. Sonra bu işe karar verdi. Übey bin Ka'b'ın imamlığı altında onları
topladı. Sonra başka bir gece Ömer'le (r.a.) çıktım, insanlar bir imamın
arkasında namaz kılıyorlardı. Ömer: 'Bu ne güzel bid'attır. Ancak bu saatte
uyuyanlar, kılanlardan daha hayırlıdır' demiştir. Ömer, gecenin sonunun efdal
olduğunu anlatmak istiyordu. Çünkü insanlar teravihi gecenin evvelinde
kılıyorlardı." (Hadisi Buhârî, İbn Huzeyme, Beyhakî ve diğerleri rivayet
etmiştir.)
Teravih Namazında Kur'ân Okumak
Teravih namazında sünnet olmuş bir kıraat şekli yoktur. Seleften varit
olduğuna göre onlar iki yüz âyet kadar okurlardı. Ayakta durmanın uzunluğundan
dolayı bastonlara dayanırlardı. Fecrin doğmasının az öncesine kadar kalırlar,
hemen hizmetçilere günün doğması korkusundan dolayı yemeği acele
hazırlamalarını islerlerdi. Bakara Sûresini sekiz rekâtta okurlar, eğer on iki
rekâtta okurlarsa bunu hafif sayarlardı.
İbn Kudame demiştir ki: Ahmed şöyle dedi: "Ramazan gecelerinde, özellikle
kısa gecelerde cemaate imam olan, kısa okuyup, zorluk çıkarmaz."
Kadı şöyle demiştir: "İnsanlar bütün Kur'ân'ı işitsinler diye Ramazan'da bir
hatimden noksan yapmak müstehab değildir. Arkasında namaz kılanlara zorluk
olacağından bir hatimden fazla okumak da müstehab değildir. İnsanların
durumuna göre okumak daha evlâdır. Eğer cemaat uzun okumaya razı gelirse, uzun
okumak efdaldir."
Ebu Zerr (r.a.)'in dediği gibi: "Rasûlullah ile namaza kalktık. Sahur
yemeğini az kalsın geçirecektik. Namaz kıldıran iki yüz kadar âyet okudu."
------
Kaynak: Seyyid Sabık, Fıkhu's-Sünne, Pınar
Yay.