Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Haber Merkezi  
netpano.com  -  - 07 Ağustos 2011 Pazar - 00:00:00  
Şair Yazar Ayşe Sevim ile Yazı Üzerine

Ayşe Sevim ile bir etkinlikte
tanışma fırsatımız oldu. Kendisini şair olarak biliyorduk. 2004 yılında Türkiye
Yazarlar Birliği’nden Çocuk Edebiyatı dalında ödül aldığından haberdardık.
Tanışma ile başlayan konuşma, koyu bir sohbete dönüştü. Şiirden, kitaplardan ve
çocuklardan bahsettik.


Siyahı bir akrabam olarak
görüyorum


“Ayşe Sevim kimdir” demeyeceğim.
İzmitli, Tarih okudu... Kitapları, şiirleri var... Bu kadar mısınız. Oysa
bunlara daha neler eklenir neler...


Bilmem, biraz düşüneyim. Kedileri ve çocukları çok seviyorum. Siyahı, renk
olarak değil de, çok saygı duyduğum bir akrabam olarak görüyorum.  Cam kırılma
sesi bana huzur verir. Düdüklü tencere sesinden ise korkarım.  Trene bindiğim
zaman vagonları dolaşmazsam çok rahatsız hissederim. Vs. vs. vs.


Yazarlar ve Aşkları, Ayşe SevimŞule
Yayınları’ndan çıkan hayli ilginç bir kitabınız var: “Yazarlar ve
Aşkları”.
Kitabın hazırlanması zorlu bir süreç olmuş gibi
görünüyor...


Zordu. Yazmanın en mühim kurallarından olan “Empati kurma”  bu kitabın özünü
teşkil ediyor. Çünkü ben “Neler yaşandığını değil, neler hissedildiğini” yazmaya
çalıştım. İnsanları âşık olduklarında gece dolaşan ateş böceklerine benzetiyorum
biraz. Bir yanıp bir sönen müthiş bir ışıltı. Gelin sanatçının durumunu siz
düşünün. Normalde arızalı tarafı olan, dünyaya herkesin baktığı açıyla
bak-a-mayan sanatçı âşık olunca nasıl bir hal alır? Keskin bıçak gibiydi konu,
fakat güzeldi.


Sanırım cevabı
bilmiyorum


Aslında aklıma şöyle bir soru da geldi;
“insan yedikleridir” denilir ya.. İnsan aynı zamanda aşık oldukları mıdır?
Kendince, cürmünce, olmak istediklerine, yakınlaşma arzusunda olduklarına, sahip
olabileceklerine ya da rahatça acı çekebilecekleri kişilere mi aşık olur insan?
Bu sorunun şöyle bir ayağı da var; bir şairin-yazarın aşkı /satırlarını
beslemesi gerektiği için belki/ daha mı acıklı olmalıdır?


“İnsan yedikleridir” demeyelim. Madde yani, çok kuvvetli bir söz bu. İnsan,
Rabbinin ruhundan ruh üflediği bir şeydir. Sorunun diğer kısımlarına gelince
sanırım cevabı bilmiyorum. Herhalde  durumun maşukla ilgisi yok. Aşık olanla
alakası var. Kişi acı çekmeye yatkınsa, muhatabı ne kadar olumlu da olsa o acıyı
çekiyor. İlişkide bir pürüz oluşturabiliyor. İnsan aşık oldukları değildir ama
aşkı yaşarken “yakalandığı hal” kendisidir, özüdür diyebiliriz belki. Şairin
yazarın beslenmesi için aşk daha acıklı mı olmalıdır sorusuna gelince.. Gerçek
sanatçı yaşadığı her şeyi olduğu gibi aşkı da daha pürüzlü yaşar, evet. Fakat
bunu bilinçli bir şekilde gerçekleştirmez. Doğasından kaynaklanır bu. Şair-yazar
zaten arızalıdır. Normal hayatın akışında o arıza herkesin yaşadığı şeyi, herkes
gibi yaşayamamasını sağlar. Gerçi bir de deneyim pazarına çıkmış yazan çizen
takımı var. Yazmak için hep daha farklı, karmaşık şeyler yaşamaya çalışan, buna
hakkı olduğuna inanan kişiler bunlar. Bu ne yazık ki hastalıklı bir hal. Bu
arada bir sürü kalp kırılıyor, hakka giriliyor vs… Müslüman ahlakına da uymuyor
zaten.


Güneşe Yolculuk, Ayşe SevimÇocuklar nasihati sevmez ki!


Güneşe Yolculuk” bir çocuk kitabı. Bu
kitapla 2004 Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı ödülünü aldınız. Hikaye
oldukça güzel, bir kız çocuğuna, peygamberi anlama yolunda nesneler yardım
ediyor. Çocuklar için kitap yazmak bir sorumluluk gibi geliyor bana, hele ki
dinî konularda. Sizce de öyle mi?


Çocuklar için yazmak da, büyükler için yazmak da sorumluluk gerektiriyor.
Dinî konuda yazmak ise çok daha fazla  sorumluluk istiyor.  Fakat biz işi
abartıyoruz. Sorumluluk meselesi deyip çocuk kitaplarını nasihat eder tarzda
yazıyoruz. O yaşta kim nasihati sever? Ben sevmezdim. Siz sever miydiniz? (GYY
burada dayanamadı, araya girdi: Nasihatin kötü bir şey gibi algılanması,
gösterilmesini hiç sevemedim sayın muhabirim ve değerli Ayşe Sevim Hanım, yersiz
nasihat, muhatabını bulamamış nasihat belki kötüdür; bunu yapmak nasihata da
zulüm etmektir.)


Sanırım sevmezdim,
evet...


Tahmin etmiştim, hiç sever tarzda biri gibi gözükmüyorsunuz zaten.


İnsan Yayınları'ndan çıkan bir kitabınız
var: “Feminizm”. Günümüzde sıkça eleştirisi yapılıyor feminizmin.
Kadını köle gibi görüp, evinden zorla uzaklaştıran bir yana da sahip olduğu
söyleniyor. Bunun yanında, “İslamî Feminizm” gibi bir sıfat da çıktı ki,
akıllara zarar. Kitabınızın inceleme ağırlıklı olduğunu biliyorum, şunu sormak
niyetindeyim: Neden bu konuyu işlediniz?


Kadın konusunu eskiden beri severim, fakat bu konuda kitap yazmak gibi bir
niyetim yoktu. Üniversitede bitirme ödevim, Osmanlı’da kadın hareketleriyle
alakalıydı. Eşim o ödevi kendi araştırma sitesinde yayınlamış. İnsan Yayınları
metni internetten okuyunca klavuz kitaplar serisindeki Feminizm
çalışmasını yazmayı bana teklif etti. Bayıldım çünkü kadının tarih içindeki rolü
beni hep cezp etmiştir. Kitap, feminizmi kötüleyen yahut öven bir çalışma değil.
Tarihçi bakış açısıyla hazırlanmış geniş ansiklopedik bir madde.


Çaysız yazı mı yazılır?


Biraz daha farklı şeyler de sormak
geçiyor aklımdan. Üç çocuğunuz var. Günleriniz nasıl geçiyor
mesela?


Çocuklarım ufak olduğu için genelde evdeyim. Zaman daha yavaş işliyor
böylece. Şehir ellerini camımdan içeriye pek sokamıyor.


Yazmak için özel mekan ve zaman kollar
mısınız?


Eskiden evet. Hatta belli yerlerin ve belli zamanların dışında yazamıyordum.
Artık böyle şımarıklıklar yapamıyorum. Üç çocuğumun bana bıraktığı zaman
parçalarını iyi-kötü demeden değerlendiriyorum. Tabii eşimin muhteşem desteğini
de unutmamam lazım. Çay yapıyor mesela. Çaysız yazı mı yazılır?


Taburcu, Ayşe SevimYazar
ve şair daha hassas olmak zorunda mıdır? Yazdıkları bir amaca hizmet etmeli
midir mesela? Sizin yazarken önceliğiniz nedir?


Eskiden tek amacım sanattı, artık değil, olsa çocuk kitapları yazmam zaten.
Önceliğim hâlâ sanat ama tek amacım sanat değil.  Bir sanat irca ederken
önceliğinizin sanat olmaması, yaptığınız işi sanat olmaktan çıkarır. Bunun da
Allah’ın istediği bir şey olduğunu zannetmiyorum. Belgesel çeken birini düşünün,
önceliği konuyu kendi fikirlerine uygun bir belgesel çekmek olursa, bir sürü
sıkıcı, gereksiz, fazladan şeyleri de yaptığı çalışmanın içine koyar. Ortaya da
propaganda çalışması çıkar. Önceliği iyi bir belgesel çekmek olursa,
fazlalıkları, nasihatleri vs. atar ama bakış açısı o çalışmanın içine siner.
Söylemek istediğini söyler yani. Ben insan fıtratının bir şeyi direkt almaya
müsait olmadığını düşünüyorum. Sanat vasıtasıyla vermek, ama arada sanatın
hakkına girmeden..  Allah’ımız bile bize bir şey anlatacakken Kur'an'da
kıssalara başvuruyor. Direkt anlatmıyor. Hz. Yusuf’la kıskançlığı, kardeş
ilişkilerini, eş ilişkilerini, hırsı vs. öğretiyor. Madde madde izah etmiyor
durumu. Sanatsal yönü zayıf olan yazan çizen takımının da “ Ben hizmet ediyorum,
bunlar dini yönü olan metinler” diyerek edebiyat ortamında yer işgal etmelerini
de istemiyorum açıkçası.


Yeni şiir kitabı
yolda!


Yeni kitap çalışmalarınız ya da farklı
alanlarda planlarınız var mı?


Yeni bir şiir kitabı, bir iki çocuk kitabı var tezgâhta, bakalım.


Sizi tanımak ve sizinle sohbet etmek çok
güzeldi. Çok teşekkürler.


Ben teşekkür ederim.


Sümeyye Karaarslan Ayşe Sevim’le sohbete doyamadı



DÜNYABİZİM.COM





 YORUMLAR


 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  İlluminati'nin Gizli Planı
  Pir Sultan Abdal Hat'ta
  Kızıl Pençe Örgütü ve Mustafa Kemal
  Fatih'i Torunu Canlandırdı
  Fetih 1453 Filmine Hıristiyanlar'dan Boykut
  Ladikli Ahmet Ağa'nın Mezarına Saldırı
  Ayşe Sevim'le Kitaplarını, Konuştuk
  Ermeni Rum Eserlerini Niye Onaralım?
  Beraat Kandilinde Anlamlı Ödül
  Vadi Hayranlarını Üzecek Şok Ayrılık!

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi