Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:8sutun.com  
netpano.com  -  - 12 Ağustos 2011 Cuma - 00:00:00  
Müslümanlar Mutlaka Kudüs’ü Geri Alacaklar

 İlk derslerini bir Kur’an alimi ve aşığı olan babasından alan Nureddin Yıldız
Hocaefendi 4 yaşındayken hafızlığa başladı. Başta Fıkıh ilmi olmak üzere temel
İslami bilgilerini babasından aldı. Nureddin Yıldız Hoca çocukluk yıllarından
itibaren İsmail Ağa Cemaati’nin manevi önderi Mahmud Efendi’nin tefsir
derslerine de katıldı. İmam Hatip Lisesi yıllarında hocaları Ali Nar ve Ali
Gedikli’yle olan birlikteliği Nureddin Hoca’nın ufkunu, kavrayışını daha da
açtı. İlme karşı daha çocukluk yıllarından itibaren büyük bir aşk ve ilgi duyan
Hocaefendi İmam Hatip yıllarında ayrıca 8 ayrı hocanın özel derslerine
katılıyordu. 9 seneye yakın da Emin Saraç Hocaefendi’den Buhari dersleri alan
Nureddin Yıldız’ın ilim yolculuğu yıllarca kaldığı Mekke’de daha da derinleşerek
sürdü. Bu yıllarda Muhammed Kutup, Abdülfettah Ebu Gudde gibi büyük âlimlerin
öğrencisi oldu. Özellikle Fıkıh ve Hadis alanlarında uzmanlaşan Nureddin Yıldız
Türkiye’ye döndükten sonra Sosyal Doku Derneği’ni kurarak öğrenci yetiştirmeye,
vaazlar vermeye ve çeşitli alanlarda hizmetler yapmaya başladı.

Bir
Müslüman Ramazan’ı nasıl geçirmeli, Ramazan’da özellikle nelere dikkat
etmeliyiz?


Ramazan’ın bütün gecelerini fırsat bilip bu geceleri en
iyi şekilde geçirmeye çalışmalıyız. Otuz gecesi ihya edilmiş, gündüzü de oruç
tutulmuş bir Ramazan hakkı verilmiş, elde edilmiş bir Ramazan’dır. Sanki
teknolojik bir keşifle bulunmuş gibi Ramazan’ın özü olan Kadir gecesi 27. geceye
daraltıldı. Hatta 27. gecenin Kadir gecesi olduğu adeta resmileşti. Bu Ramazan-ı
Şerif’in karşısına dikilmiş bir tuzaktır. Oysa Ramazan’ın bütün gecelerini sanki
Kadir gecesiymiş gibi geçirmeliyiz.

Ramazan geceleri nasıl ihya
edilir? Bu gecelere ait özel bir ibadet var mı?


Özel, uzun veya ağır
bir ibadet yoktur. Peygamber Efendimiz bir Müslüman’ın geceleri nasıl ihya
edeceğinin cevabını hadisi şerifle veriyor. Yatsı ve sabah namazını cemaatle
kılmak geceyi ihya etmektir. Bu herhangi bir Cuma gecesi, veya Ramazan gecesi,
ya da herhangi bir Ramazan gecesi için de geçerlidir. Bir takım geceleri
kutsayıp o gecelerde farklı ibadetler yapmak tamamen bidattır. Bidat işleyen
hiçbir Müslüman da ne kadar çok ibadet yaparsa yapsın Allah’tan sevap
bekleyemez. Ramazan’da daha fazla Kur’an okuyan, daha fazla sadaka veren, daha
fazla akrabalarını ziyaret eden daha fazla sevap kazanır. Fakat bir Müslüman
Ramazan’ını kurtarmak istiyorsa gıybet yapmamalı, kul hakkı yememeli,
günahlardan kaçınmalı, yatsı ve sabah namazlarını da cemaatle kılmalıdır.
Ramazan cennete girebilmek için hacdan bile daha büyük bir fırsattır. İslam’da
özel bir ibadet çeşidi yoktur. Peygamber Efendimiz ibadetlerin neler olduğunu
açıklamıştır. Hatta Efendimiz sabahlara kadar namaz kılanları azarlamıştır.
Kimse İslam’a yeni bir şey eklemesin veya İslam’dan bir şey çıkarmasın. Geceleri
ek bir ibadet olarak teheccüd namazı vardır. O da vitir namazıyla birlikte 11
rekatı aşamaz.

Hocam sizin Ramazanlarda hiçbir iftar programına
katılmadığınız söyleniyor. İftar programlarına niçin katılmıyorsunuz?

İftar programları artık beş yıldızlı içkili otellerde, sivil toplum
örgütlerinin, zenginlerin kendilerini göstermek için fırsat olarak gördükleri
bir şova dönüştürüldü. İftarlar artık tamamen suistimal ediliyor. Bizim iftar
sofralarımız açlık çekilen bir dünyada şatafatla dolu. Fakirlere yardım toplamak
için kurulmuş vakıfların iftar sofraları bile artık debdebeli. Ramazanlarımızı
öldürdüler. İslami çevreler iktidar olunca Ramazan’ı eğlence haline çevirdi.
Ramazan’ı bir eğlenceye çeviren belediyeler, siyasiler büyük bir vebal
altındalar. “Ramazan şenliği, eğlencesi” diyorlar. Ramazan takvadır, zühddür.
Eğlence ve şenlik ayı değildir. İnsanlar memnun edilecek diye İslam’dan
kırpılmaz, İslam’ın ruhuna aykırı şeyler yapılmaz.

Türkiye’de
geçmişte İslami kesim bir takım zorlama ve baskılarla karşı karşıyaydı. Daha
sonra İslami çevreler iktidara geldiler ve bir rahatlama oldu. Fakat iktidarla
birlikte değerler anlamında müthiş bir yozlaşma gerçekleşti. Bu fotoğrafı nasıl
okuyorsunuz? İktidar olmak böyle bir şey midir?


Allah Türkiye’de
Müslümanları bir dönem jandarmayla imtihan etti. Şimdi de bankalarla,
zenginlikle, iktidarla imtihan ediyor. Nasıl ki bir zamanlar Müslümanlar
jandarmalara karşı imanlarını korudularsa, şimdi de bankalara, iktidar nimetine
karşı imanlarını, ahlaklarını korumalılar. Önceden laik çevreler Müslümanlara
gerici derlerdi. Şimdi ise birlikte namaz kıldığımız insanlar “Siz çok geri
düşünüyorsunuz, geniş düşünün, geniş yaşayın diyorlar.”

Siz uzun
yıllarınızı kutsal topraklarda geçirdiniz. Mekke ve Medine’de Ramazanlar nasıl
geçerdi?


Ramazan’dan, oruçtan, itikâftan lezzet almak için Mekke ve
Medine ortamı çok güzel. Özellikle teravih namazları. Mekke ve Medine’de oruç
tuttuğunuzu her yerde hissediyorsunuz. Teravih namazlarından önce Harem-i
Şerif’te on binlerce kişi Kur’an okur. İslam dünyasında Cezayir ve Tunus gibi
ciddi şekilde Fransızların etkisi altında kalmış ülkelerin haricinde namaz kılma
oranı en düşük ülke Türkiye. Cemaatle namaz kılmaya da çok önem verilmiyor.
Bunlara dikkat etmek lazım. Biz Mekke’de öğrenciyken Ramazan’ın son 10 günü
memurlara itikâfa girmeleri için tatil verilirdi. İnsan, kutsal topraklarda
dininin gücünü hissediyor. Mekke’de insan Ramazan’da hacdan daha fazla ibadet
zevki alıyor. Çünkü hac esnasında bir kargaşa oluyor. Fakat Ramazan’da öyle
değil. Bütün kardeşlerime fırsat bulduklarında Ramazan’ın bir 10 gününü Mekke ve
Medine’de geçirmelerini tavsiye ediyorum.

Yıllardır sürdürdüğünüz
Pazar sohbetleri var. Büyük ilgi gören Pazar sohbetlerinize bir kişi 5 dakika
bile geç kalsa o kişi sohbete iştirak edemiyormuş. Niçin böyle bir uygulamanız
var?


Ben 1 saatlik bir derse aylarca hazırlanıyorum ve insanlara
sistemli bir şekilde bir şeyler vermeye çalışıyorum. Dersin başını kaçıran,
ortasından veya sonundan bir şey alamaz. Bir dersin eksik anlaşılmasını
istemiyorum. Bir gün bir arkadaş telefonla beni aradı ve ben Üsküdar’dan kalkıp
Bayrampaşa’ya derse geldim; fakat geç kaldığım için derse almadılar. Bu kul
hakkıdır” dedi. Ben de ona “Ders almaya geldiğin konusunda ciddi misin?” diye
sordum. “Ciddiyim” deyince bu sefer o zaman bu vesileyle “ Gelip de
katılamadığın dersten geç kalmama, zamana dikkat etme dersi aldın. Bu dersi
unutma!” dedim. O da bana “Allah razı olsun.” dedi. Müslümanlar vakte, verilen
söze, randevu vakitlerine dikkat etmiyorlar. Bir vakit ciddiyetimiz olmalı ve
vakte saygı göstermeliyiz.
İslami kesimden birçok kişi ailevi olarak
huzursuz olduğunu dile getiriyor. Bu kişiler çeşitli STK’larda, dernek ve
vakıflarda son derece başarılı insanlar. Fakat çocuklarıyla, eşleriyle ciddi
problemler yaşıyorlar.

Evliliklerde nerede yanlışlar
yapılıyor?


Yakın dönemde Müslüman gençler yoğun şekilde “Ben evlenmek
için başı açık kız istiyorum.” demeye başlarlarsa kimse şaşırmasın. Başörtülü,
aileleri cemaatlere bağlı, bir takım duyarlılıklara sahip olan kişilerin
çocukları, evde otorite nedeniyle yapamadıkları her şeyi evlendikleri zaman
yapmaya çalışıyorlar. Erkek de Allah’tan korkan başörtülü bir kızla evlendim, şu
cennet hurilerinden biri bu dünyada bana nasip oldu zannediyor. Fakat karşısına
bir mobilyaperest, bir beyaz eşya tutkunu çıkıyor. Anneler-babalar çocuklarıyla
gezsinler. Derneklerde, vakıflarda çalışma yapanlar 5 günlerini vakıflara
ayırırken, iki günlerini gezmek için çocuklarına ayırmazlarsa daha sonra büyük
sorunlar yaşarlar. Ayda bir mutlaka kızlarımızla bir lokantaya gidip yemek
yiyelim. Bunu yapmazsak kızımızı daha sonra başka biriyle lokantada yemek yerken
görebiliriz. Yüzde yüz televizyon, internet düşmanlığı da doğru değil. Dini
çocuklar üzerinde bir baskı aracına dönüştürmeyelim. Ayrıca artık sadece yaz
tatillerinde çocukları camilere göndermekle, çocuklara hocaefendilerin ellerini
öptürmekle çocuk yetişmiyor. Çocuklarımıza, eşlerimize ilgi göstermeliyiz, sevgi
ve muhabbetimizi onlara hissettirmeliyiz. Çocuklarımızı ne nimetlerden yoksun
bırakalım, ne de onları nimet içinde yüzdürelim. Bu konuda da dengeyi gözetmek
lazım.

Hocam bir takım çevreler sizin tasavvufa, tarikatlara karşı
olduğunuzu dillendiriyorlar. Tasavvufa karşıysanız niçin
karşısınız?


İmam-ı Gazali, Abdülkadir Geylani gibi büyük alimlerin,
mutasavvıfların başımın üzerinde yeri var. Abdulkadir Geylani hazretleri gibi
bir Allah dostunu dizinin dibine oturulacak, kendisinden ders alınacak bir kişi
olarak görüyorum. Ama zikir törenlerine katılmak için özel helikopterler
kaldıran şeyh efendileri kendime örnek olarak görmüyorum. İnsanlara zühdü,
takvayı tavsiye ettikleri halde debdebeli sofralarda karınlarını doyuran lüks
düşkünü şeyh efendileri ise hem kendime, hem de Müslümanlara örnek olarak
görmüyorum. İmam-ı Gazali hazretleri “En büyük zikir canını Allah için
vermektir” diyor. İşte tasavvuf bu. Biz İslam adına üretilen bidatlere,
istismarlara, sektörleşmeye karşıyız. Ayrıca İslam’a sonradan giren herhangi bir
kurumu da olduğu gibi kabul etmeyi iman olarak görmüyoruz.

Hocam ne
olacak bu İslam dünyasının hali? Hama’da dünyanın gözü önünde insanlar
katlediliyor, Afrika’da Müslümanlar açlık ve susuzluktan can veriyor. Kriz ve
çatışmaların olduğu ülkeler genelde İslam ülkeleri… İslam dünyası bu
sıkıntılarını nasıl aşacak? Bundan sonrası ile ilgili neler bekliyorsunuz?

İslam dünyası bundan yüzyıl önce başını kaybetti. Müslümanların
halifesi yok. Babası olmayan çocuklar, yetimler şu an komşuların çocukları
tarafından dövülüyor. İslam dünyası mutlaka bir lider etrafında toplanmalı ve
toplanacak da inşallah. Müslümanların merkezi de Kudüs olacak.

Bunu
neye göre söylüyorsunuz?


Peygamber Efendimiz ümmetinin siyasi
krokisini çizerken şöyle buyuruyor: “İçinizde bir dönem bulunacağım, sonra beni
Allah alacak. Sonra içinizde Raşit Halifeler olacak, onları da Allah bir süre
sonra alacak. Sonra sizden, içinizden zalimler gelecek. Onlar da bir süre devam
edecekler, Allah onları da alacak. Daha sonra ise bir kaos dönemi başlayacak. Bu
kaos döneminden sonraki dönem benden sonraki Raşit Halifeler’in bulunduğu dönem
gibidir.” Şu an kaos dönemini yaşıyoruz. 10 sene sonra mı 20 sene sonra mı
bilmem; ama önümüz İslam halifelerinin, Hz. Ömer’e benzeyen kişilerin ümmetimize
liderlik edeceği dönemdir inşallah. Allah’tan diliyoruz ki bu bizim sağlığımızda
olsun ve İslam dünyasının tekrar bir lider, halife etrafında birleştiğini
görelim. Bunun merkezi de Kudüs’tür. İsrail boşuna uğraşıyor, Müslümanlar bir
gün mutlaka Kudüs’ü Yahudilerden geri alacaklar ve hepimiz inşallah bir gün
Kudüs’e gidip İslam dünyasının liderinin, Halifesi’nin peşinde Mescid-i Aksa’da
namaz kılacağız.



 YORUMLAR


 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Ahmet Davutoğlu Cairo Review'e Konuştu
  Demirel 28 Şubat'ın Yönetmenidir
  Ünsal, Galatasaray'dayken Baskı Görmüş
  Öneş: "Fidan Olayı İkinci Uludere Olayıdır!"
  Orakoğlu, Büyük Resimde İsrail'i Gördü
  Çillioğlu: Ben O Kemiklerin Evladıyım
  Prof.Mahir Kaynak'tan Başbuğ Değerlendirmesi
  Ölüm Listesi Rant Listesine Dönüştü
  Yeni Şike Kanunu Bir Yıldırım Kanunudur
  Kadınlar Artık Dışarıda namaz kaçırmayacak!

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi