Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Vatan Gazetesi  
netpano.com  -  - 12 Eylül 2011 Pazartesi - 00:00:00  
11 Eylül de 12 Eylül de ABD'nin işi

 Türkiye’de
12 Eylül darbesinin neden yapıldığını hemen herkes biliyordu, Kenan Evren hariç!
Amerikalılar Türkiye’de Demirel’i devirdiler, darbe gerçekleşti ve böylece
Özal’la küresel sermayenin kapıları sonuna kadar açılmış oldu... 11 Eylül ise
tam tersine tüm dünyada küresel sermayenin tasfiyesi için yapıldı! Her ikisini
de yapan ABD’ydi!

11 Eylül saldırısından birkaç gün sonra, dünya adeta
şoktayken, bütün gözler El Kaideli teröristlere, Usame bin Ladin’e çevrilmişken
ve neredeyse tüm Batı 11 Eylül’ü İslam dünyasından ve Müslümanlardan gelen bir
saldırı olarak değerlendirirken, siz sıcağı sıcağına katıldığınız bir televizyon
programında, olayın bir terörist grubun işi olmadığını, ABD içindeki bir
çatışmanın başlangıcı olduğunu söylemiştiniz. Belki de bu sözler dünyada bir
ilkti. Sizin de belirttiğiniz gibi, daha sonra teknik analizlerle de
desteklenerek benzer iddialar sıkça dile getirildi. Ama o zamanlar sizin bu
sözleriniz komplo teorisi olarak nitelendirilmişti. Aradan 10 yıl geçti... 11
Eylül’den sonra dünya nasıl değişti? Ve tabii siz aynı şekilde mi
düşünüyorsunuz?


Suç teşkil eden bir olayda maddi delillere dayanmadan
kimse itham edilemez. Bu nedenle sözlerim komplo teorisi olarak algılanmıştı o
zaman. Ben kriminal bir soruşturma yapmıyordum, olayı siyasi sebep ve sonuçları
açısından iki aşamada inceliyordum. Evvela şu sorulara cevap aradım: Terör
yapmayı amaçlayan ve bunu gerçekleştiren bir grup, dünyanın en güçlü ülkesi
sayılan ABD’nin güvenlik ve istihbarat engellerini nasıl aşmış ve çok karmaşık
bir eylemi gerçekleştirebilmişti? Çünkü amatör kişiler böylesine sofistike,
karmaşık bir eylemi planlayamazlar. Mutlaka içeriden birilerinden yardım
görmeleri lazım. Dört ayrı uçak kaçırılmıştı. Dört ayrı uçakla yapılan bu
eylemlerin hepsinin başarılı olması da ihtimaller hesabına pek uygun değildi.
Sonra uçaklardaki yolcuların hepsi de kaderlerine razı mı olmuşlardı? Niye
teröristlerle mücadele etmemişlerdi? Bir boğuşma olabilirdi. En azından
uçaklardan birinde... Ama hiçbirinde olmadı. Eğer yolcular ya da mürettebat
mücadele etseydi, uçak yolunu şaşırabilirdi, düşebilirdi... Aslında bütün
bunların dışında olayı önce siyasi olarak analiz ettim. Onun dışında elimde
hiçbir somut bilgi yoktu. Ve dedim ki, “Bu eylemin böyle olması mümkün değil!”
Daha sonra bu fikrimin haklılığını ortaya koyan bir sürü belge çıktı
ortaya.

Önce oligarklar tasfiye edildi

-Mesela Pentagon’daki
hasarın bir uçak çarpmasının izine benzemediği söylendi...


Evet.
Doğrudan doğruya bir füze saldırısı olduğu düşünüldü. O bakımdan ben bunun El
Kaide’nin yaptığı bir terör eylemi olduğunu hiç düşünmedim. Sebebi de aklımda
olduğu için böyle bir senaryo yazdım. Böyle bir operasyonun sebebi olmalıydı.
Aksi halde tüm iddialar havada kalırdı.

-11 Eylül’ün sebebi neydi
peki?


Ben bu olay olmadan evvel, sürekli olarak Amerika’nın bütçe
açığını takip ediyordum ve bu sorunun nasıl çözüleceğini bir türlü bulamıyordum.
Ama bir yerde duracağını hesap ediyordum ve diyordum ki, bir havuz ne kadar
büyük olursa olsun, tek taraflı gelen su bir süre sonra havuzu doldurur ve taşar
orası. Bunun üzerine şu sorulara cevap aradım; ABD İkinci Dünya Savaşı’nda
savaştığı Japonya’yı neden kalkındırdı? Ondan sonra yıllarca ideolojisiyle
savaştığı, insan haklarını ihlal ettiği için sürekli kınadığı Çin’in rekorlar
kırarak kalkınmasını neden sağladı? Asıl mesleğim de iktisat olduğu için oradaki
mekanizmayı takip ettim. Şöyleydi; Japonya’nın da, Çin’in de ekonomileri
ihracata dayalıydı ve dış ticaret fazlası veriyordu. Bu ülkeler tasarruflarını
güvenli ve kazançlı buldukları Amerika’da değerlendiriyorlardı. Ellerindeki
parayı ABD’nin finans kesimine aktarıyorlar, borsaya giriyorlar, ABD hazine
bonolarını satın alıyorlar ve böylece Amerika da bütçe açığını tamamlamış
oluyordu. Bu devam etmeyecekti, devam etmemesi lazımdı. İşte bu durum bir süre
sonra ABD ekonomisinin iki başlı olmasına sebep oldu. Bir yanda yabancı para
akımıyla beslenen ve giderek dünya üzerinde etkisini siyaset alanına da yönelten
küresel sermaye vardı, diğer yanda ülke içinde iç tüketim için üretim yapan,
petrol, uçak, silah ve elektronik sanayii... Ülke içinde üretim yapan
sanayiciler bu gidişten memnun değildi. Amerika’nın günün birinde bu borcun
altında kalacağını düşünüyor ve “Bu paraları kontrol eden kişiler başka yerlere
çekip gidebilir” diyorlardı.

-Küresel sermaye de ABD’li değil
miydi?


ABD’de oluşmasına rağmen küresel sermayenin herhangi bir
coğrafyası yoktu. Para ve coğrafya birbirine bağlı değildir. O yüzden bu
şirketlere “Amerikalı” diyemeyiz. Zaten onlar da giderek Avrupa’ya yöneldiler ve
Londra merkezli hale geldiler. Ve sonunda bir siyasi proje hazırladılar.
Dünyadaki dengeleri değiştirmek ve yeni bir model oluşturmak istediler. Dediler
ki, “Bugüne kadar dünyadaki denge Sovyetler Birliği ve Amerika arasında silahlı
güce dayanarak sağlandı. Halbuki biz silahlı güce dayalı denge yerine, tek bir
merkezden yönetilen ve ekonomiyi bir araç olarak kullanan bir güç odağı
oluşturabiliriz. Bütün dünyayı ekonomik araçlarla yönetebiliriz. Böylece silah
üretimine de gerek kalmaz. Bu kaynakları insanların refahı için
kullanırız.”

-Bu söyledikleri kulağa çok hoş
geliyor...


Evet. “Öyleyse önce Sovyetler Birliği’ni tasfiye etmemiz
lazım” dediler. Burada başarılı oldular. Yeltsin döneminde çok etkiliydiler.
Komünizmi ortadan kaldırdılar ve Rus ekonomisini bazı oligarklar yönetmeye
başladı. Ama Putin gelince bu oligarkların birini bile bırakmadı, hepsini
tasfiye etti. Onların yerine daha milli olan sermayedarları seçti ve
işletmelerin yönetimini onlara verdi.

-Oligarklar
kimlerdi?


Biri İngiliz futbol takımı Chelsea’nin sahibi Roman
Abramoviç’ti.

-Şu anda İngiltere’de yaşayan en zengin kişi kabul
ediliyor...


Evet. 20 küsur oligark vardı böyle. Şimdi biri
hapishanede. Ama Abromoviç bunların en iyi temsilcisi.

-Neyi temsil
ediyorlardı? Diğer zenginlerden farkları neydi?


Bunların özelliği
şuydu; Sovyetler Birliği komünist rejimdeyken insanlar ya işçiydi ya memur. Bu
insanların çok büyük servetler biriktirmesi mümkün değildi. Fakat çok kısa bir
süre içinde oligark dediğimiz bu kimseler dolar milyarderleri haline geldiler.
Hatta en üst sıralarda yer aldılar. Çünkü; dışarıdan onlara bir destek geldi. Bu
destekle Rusya’daki çok büyük işletmeleri küçücük paralarla satın aldılar ve
onların sahibi oldular.

Bin Ladin öldü mü
bilmiyorum


-Sizce Usame bin Ladin öldürüldü mü?

Cesedi
bulunmadı. Aslında şunu sormak lazım, ABD gibi bir güç Usame bin Ladin’i nasıl
bulamaz? Senelerce bulamadılar. Üstelik Usame bin Ladin ihtiyaç olduğu zaman bir
kaset dolduruyor onu da televizyon kanallarına veriyordu. İnsan gidip o kaseti
verene bir sorardı. “Nerede bu adam?” diye... Yani CIA’in onu bulamaması mümkün
değildi.

-Öldürüldü mü peki sizce?

Fiziken ölüp ölmediğini
bilmiyorum, ama siyasi olarak ölmesi lazımdı, öldü.

-Neden
hocam?


Artık terör bitti. O konuyu kapattılar, 11 Eylül’den sonra
gidecekleri yerlere gittiler, Irak’a, Afganistan’a... Artık 11 Eylül’ü
kullanarak yapacakları bir şey yok.

Solcular Demirel’i
anlamadı

-Rusya’daki oligarklar bizdeki KİT’ler gibi kuruluşları küresel
sermayecilerin desteğiyle aldılar, öyle mi?


Evet. Ve çok düşük
paralarla satın aldılar. Ama daha sonra Putin bunu engelledi. O zaman ben şöyle
düşündüm; dünyada ABD ve SSCB ile dengeyi savunan güçler, küresel sermayenin
siyasi hedeflerinden rahatsız oldular ve bana göre ortak rakibe karşı tedbir
aldılar. Önce Rusya içindeki oligarklar tasfiye edilerek küresel sermaye etkisiz
hale getirildi ve sonra 11 Eylül eylemi ile ABD bu sürece katıldı. Bugün dünyada
yaşanan ekonomik krizin de bu açıdan değerlendirilmesinin ve kaybedenin hangi
taraf olduğunun belirlenmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. İşte, 11 Eylül
bunların arasındaki çatışmanın başlangıcıydı. 11 Eylül küresel sermaye ile ulus
devletin çatışmasının başlangıcıdır. Bu mücadeleyi ulus devletler kazanacak ve
küresel sermaye tasfiye edilecektir.

-Özetle 11 Eylül ABD’nin işi
diyorsunuz...


Evet. Bu eylemin arkasında ulus devlet olduğunu ve
küresel sermayeyi temsil eden İkiz Kulelere hücum edildiğini düşündüm ve bunu da
söyledim daha önce... Amerika’daki finans şirketlerinin iflas etmesiyle küresel
bazda bir ekonomik kriz ortaya çıktı. Peki bunların iflası kimin kaybettiği
anlamına gelirdi? Yani bir petrol şirketi, bir uçak şirketi kaybeder mi? Hayır!
Oraya para yatıran insanların parası gitti, yok oldu. Bu, küresel sermayenin
kaybıydı. Buna karşılık Amerika yeni bir fon oluşturdu. Petrolden gelen
gelirlerle küresel sermayeye bir alternatif yarattı. “Para ihtiyacı olursa sarf
ederim” diye... Çünkü hem içeride hem dışarıda petrol gelirlerini kendisi
kontrol ediyordu. Bakın, Sovyetler Birliği sıkıntıya düştükten sonra petrol
fiyatlarında ani bir artış yaşandı. Fiyatlar çok yükseldi. Ve bu yükseliş
Rusya’nın ekonomik problemlerini çözmesinde çok yardımcı oldu. Onun dışında Arap
ülkelerinde bir para birikti ve bu para ABD’nin kontrolü altına girdi. O sırada
da küresel sermayenin yönetim merkezi Londra’ya taşındı. Ve buradan yönetmeye
başladılar ekonomiyi. Biliyorsunuz daha önce küresel sermaye sadece Rusya’yı ele
geçirmekle kalmadı, birçok yerde de renkli devrimler yaptı. Turuncu devrim ve
benzeri gibi... Ama şu anda onların da tasfiye edildiğini görüyoruz. Onlar da
geriye döndü. Bu son ekonomik krizle, küresel sermaye büyük ölçüde kaybetti.
Sonunda tamamen tasfiye edileceklerini zannediyorum.

-Ulusal sermaye
öne geçecek diyorsunuz... O zaman ulus devletler ve tabii Türkiye de daha öne
çıkacak diyebilir miyiz?


Tabii... Türkiye, AK Parti iktidara
geldikten sonra küresel sermayeye kapılarını açtı. Özelleştirmeler de yapıldı.
Dışarıdan yabancı sermaye geldi. Ama onun dışında bizim de dış borçlarımız büyük
ölçüde arttı. Sıkıntı yaratan cari açık da bunun sonucuydu. Şimdi Türkiye’de de
bu cari açık problemi için uğraşılıyor. İşte burada Amerika ve Rusya Türkiye’ye
yardım edecek. Rusya enerji açısından bağlı olduğumuz bir ülke, bizi
sıkıştırmayacak ve Arap sermayesi giden küresel sermayenin yerini dolduracak.
Bakın, şimdi Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Küresel
sermaye Türkiye’yi terk ederse ani bir krizle karşılaşmamak için o sermaye
kullanılacak ve yavaş yavaş da cari açık kapatılacak.

-Peki ama Rusya
ve Amerika bizi niye destekleyecek?


Dediğim gibi dünya üzerinde
Amerika ve Rusya arasında kurulmuş denge bozulmuş durumda. Soğuk savaş bitti,
Sovyetler Birliği dağıldı, ondan sonra küresel bir dünyadan söz edilmeye
başlandı. Amerika ve Rusya anlaştılar, dediler ki, “Bizim karşılıklı kurduğumuz
denge dünyanın savaşsız bir dönem geçirmesine neden oldu. Oysa dünyaya Avrupa
egemenken, 25 sene içinde iki büyük savaş çıktı. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci
Dünya Savaşı... Halbuki soğuk savaş döneminde hiçbir ciddi savaşla
karşılaşılmadı. Bu dengeyi yeniden kurmamız lazım!” Yoksa ABD’nin ekonomik
olarak Rusya’ya yardım etmesi için bir sebep yok. Ama ABD hem doğrudan yardım
etti hem de petrol fiyatlarını yukarı çekerek Rusya’nın gelirlerini artırdı.
Petrol fiyatlarındaki artış piyasa şartlarının bir gereği değildi. Ansızın
birkaç misline çıktı. İşte o zaman dedim ki, “Amerika ile Rusya arasında denge
kurulduğu zaman bunların hasımları kim olacak?”

Rusya ile ABD, AB’yi
dağıtacak n Nasıl yanıtladınız bu soruyu?


Bunların hasımları yeni
oluşmakta olan Avrupa gücü ve bir de Çin’di. Bunlar dünyada yeni güç odakları
olmaya namzetler. Öyleyse Rusya ve ABD, AB’yi dağıtacaklar, Çin’i de
sınırlandıracaklar. Şimdiki gidiş de o istikâmette zaten. Bu iki güç Ortadoğu ve
Afrika’nın kaynaklarının Çin ve Avrupa tarafından sömürülmesine izin vermezler.
Bu bölgelerdeki ülkeleri savunacaklardır. Ama kendileri bu ülkeleri askeri güçle
savunurlarsa bir reaksiyon doğuyor onlara karşı. “İşgalci” diye... İkincisi;
ABD’nin bunu finanse edecek gücü kalmadı. Öyleyse bu tahterevallinin iki ucunda
Rusya ve ABD varken, ortada istinat noktası Türkiye olacaktır. Türkiye bu
bölgeyi yeni taliplerine karşı koruyacaktır.

-Türkiye’nin ABD ile
ilişkileri nasıl olacak peki? Bozulmadan devam edecek mi?


Tabii...
Biz de geçmişte bir sürü çelişkiyi yaşadık. Dedik ki, “Demirel Amerika
tarafından getirilmiştir. Morrison Süleyman’dır!” Biliyorsunuz, Morrison Knudsen
mühendislik firmasında çalıştığı için, Demirel’i eleştiren çevreler 60’lı
yıllarda kendisinden bu sıfatla bahsediyordu... Ama sonra ne oldu? 1970’li
yıllarda CIA’in Türkiye şefi Paul Henze, 12 Eylül darbesini Başkan Jimmy
Carter’a “Bizim çocuklar başardı!” diye haber verdi. Kastettiği çocuklar darbeyi
yapan generallerdi. Yani Amerikalılar Demirel’i devirdiler! Amerika, Amerika’yı
mı devirdi diyeceğiz şimdi? Aslında bunlar çok tutarlı politikalardır. Ne oldu?
Demirel’in yerine Özal geldi. Çünkü 12 Eylül darbesinin asıl amacı Özal gibi
birini getirmekti. Özal, Türkiye’yi dünyaya açtı. Dünyayla ekonomik olarak
bütünleştik, değil mi? Yani küresel sermaye Türkiye’ye ilk adımını o zaman
attı.

-Bu planlar 31 yıl önce mi yapılmıştı?

Tabii... Daha
da öncesinden hatta!

-İyi ama Demirel de bunu yapamaz
mıydı?


Demirel’in ekonomi politikası farklıydı. O ithal ikâmeciydi.
Yani dışarıdan ithalat yerine, içeride üretim politikası güdüyordu. Türkiye’nin
dış borcu hemen hemen hiç yoktu. Çok düşüktü. Bu anlamda dünyanın en bağımsız
ülkelerinden biriydi Türkiye. Ama solcular dediler ki, “Demirel’den kurtaracağız
Türkiye’yi ve bağımsız yapacağız.” Ve ne oldu? Özal’ı getirdiler! Küresel
sermayenin önünü açtılar.

-Türkiye, Demirel zamanında bağımsızdı
dediniz... Peki ama solcular bu olanı biteni göremediler mi, analiz edemediler
mi?


Hayır. Farkında değillerdi. Olayı analiz edemiyorlardı. Genç
solcular alet olarak kullanıldı, diğerleri de öyle.
Bilgisizdiler.

-Peki Demirel bu analizi yapabiliyor
muydu?


Onu bilmiyorum. Ama Avrupa ve ABD ortak olarak bu
operasyonları yürütüyordu. Amaçları Türkiye’yi ekonomik açıdan dünyaya açmaktı.
Genelkurmay Başkanı Evren eğer çıkıp da, “Çocuklar hiç uğraşmayın biz darbe
yapmayız” deseydi, biter giderdi. Ama amaç darbeydi. Bakın, o günlerde solcular
Türkiye’den kaçınca Avrupa’ya gidiyordu, hiç Sovyetler Birliği’ne gitmiyordu.
Ayrıca o dönemde Sovyetler Birliği ile çok yakın ilişkilerimiz vardı. Dünyada
Sovyet yardımı alan ikinci ülkeydik. Öyleyse darbecilerin söylediği gibi niye
Türkiye’yi devirmek istesinlerdi? Ama bunlar görülemedi. Solcular kalktılar,
“Kahrolsun Demirel!” dediler. Bağımsızlık için yaptılar bunu. Ama 12 Eylül’ün
niçin yapıldığını birçok kişi biliyordu, Evren hariç!

-Niye öyle
düşünüyorsunuz?


Bu amaçların hiçbirinin farkında değildi ki!
Getirdiler Evren’i, anarşiyi ortadan kaldırdı. Ama o da anarşi yaptı. Memleketi
kurtarmak için...

-Kurtarmak için yaptı ama PKK’yı büyüten de 12 Eylül
darbesi oldu?


Evet. PKK’yı daha sonra da vatanını çok sevenler bu
hale getirdiler.

-Kimler vatanını çok sevenler?

Askerler,
MHP’liler... “Vurun” dediler. Kürt halkını vurdular. Şunu söyleyeyim, koruculuk
çok büyük kötülüktü. Ben rahmetli Turgut Özal’la konuştum bu konuda. Bir gün
Kürt meselesini tartışmak için beni çağırdı. “Turgut Bey, halkın güvenliğini
sağlamak devletin işidir. Oraya ekonomik yardım yapmak istiyorsanız parayı
sokakta dağıtın daha iyi” dedim. O sırada telefon çaldı, dedi ki, “Adnan Kahveci
arıyor, o da senin gibi düşünüyor. 80 bin kadro hazırlamış Güneydoğu’ya, buradan
para akıtacağız diyor...” Yani 80 bin Kürt çalıştırılacakmış kamuda. Güzel bir
program değil mi?

-O zaman Adnan Kahveci’nin ölümü de Kürt meselesine
bağlanabilir mi? Zira o kaza da hâlâ sır?


Evet, hâlâ sır... Özal,
Doğu ve Güneydoğu’nun ekonomik olarak yapısını değiştirmek istiyordu. O zaman
Turgut Bey, “Fakat buna güvenlik güçleri karşı çıkıyorlar, kabul ettiremiyorum
bir türlü” dedi.

-Nitekim Ecevit de aynı şeyi söylüyordu.
“Güneydoğu’da asıl mesele aşiretler, orayı önce ekonomik olarak kalkındırmak
gerekir” diyordu...


Evet. Hatta ben son zamanlarda şunu söyledim.
Devlet oraya gidip, “Kürtler için hürriyet istiyorum. Bu ağalık sistemi sizi
insan olmaktan çıkardı. Biz sizin için insanlık istiyoruz”
diyebilirdi...

Kennedy niye öldürüldü
sanıyorsunuz!


-Amerika’da, 11 Eylül’ü yapanlar arasında kimler var
o zaman?


Amerika’yı tek bir birim olarak düşünmüyorum ben, “İçinde
iki yapı oluştu” diyorum. Birisi ulusalcılar, diğeri de küresel sermayeciler.
Küreselciler yavaş yavaş Amerika’yı terk ediyor. Komployu yapanlar ulusalcılar.
Küreselcilere saldırdılar.

-Ulusalcıların içinde kimler
var?


O zamanki iktidar var. Onlar daha ziyade iç ekonomik güce
yönelikler. Şöyle bir ayrım yapabiliriz; Demokratlar küresel sermayeye yakındır,
Cumhuriyetçiler ise ulusalcıdır. Ben size bir de hikâye anlatayım... ABD Başkanı
John Kennedy niye öldürüldü diye... Kimse “Kennedy niçin öldürüldü?” diye
sormaz. “Kim öldürdü?” diye sorar. Kennedy niçin öldürüldü? Kennedy bugün
söylediğimiz olayların, fikirlerin oluşturulduğu ilk günler iktidardaydı.
Diyordu ki, “Dengenin bir tarafında neden Sovyetler Birliği olsun, onu tasfiye
edelim, Avrupa’yı güçlü hale getirelim. Böylece denge Avrupa ile ABD arasında
kurulsun!” Hatta Avrupa’ya geldi, Berlin’e gitti, “Ich bin ein Berliner!” Yani
“Ben bir Berlinli’yim” dedi. O zaman Sovyet devlet adamı Kruşçev ABD’deki
muhataplarına, “Bu değişim ancak savaşla olur. Biz böyle bir değişime, tasfiyeye
karşı çıkarız. Savaşı göze alıyorsanız, böyle devam edin” dedi. Niye o günlerde
nükleer savaştan dönüldü? Çünkü ABD’liler hem Rusya’nın talebi olduğu için hem
de Demokratların bu politikasını beğenmedikleri için “Biz başkanımızı feda
ederiz” dediler ve ettiler.

-Bu da 11 Eylül gibi ABD’nin işi
yani?


Evet. Zaten bunun Amerika’nın içinde bir komplo olduğunu
söylüyor herkes. Ama nedenini söylemiyor. Nedeni Kennedy’nin Avrupa’yı öne
çıkarmak ve Sovyetleri tasfiye etmek istemesiydi.

-Şimdi Amerika için
öngörünüz nedir?


Önümüzdeki dönemde cumhuriyetçiler göreve
gelecekler. Obama zaten görevini yaptı. Cumhuriyetçiler de ulusalcı bir politika
izleyecekler!

Vatan-Mine Şenocaklı



 YORUMLAR
tuba / 19.09.2011 05:56:29
utun bu yasananlar, Amerikanin baslattigi "Buyuk Ortadogu Projesi"nden ibaret olabilir mi?


dündar / 12.09.2011 21:11:03
1 eylül de demokratlarla cumhuriyetçiler uçaklarla füzelerle birbirini vurmuştur. aynı zamanda şarbon virüsüyle bir sürü suikast düzenlenmiştir. 12 eylül ise ,sovyet işgaline karşı Türkiyeyi kurtarmak isteyen ABD darbe yapıp sağ sol çatışmalarına ve komünist gerilla hareketine son vermiştir. bitti


suhud / 13.09.2011 18:47:52
nsanlar cok zor durumdadir, muhtac durumdadir,

lutfen yayinlarmisiniz bu yorumu !

"Artık 11 Eylül’ü

kullanarak yapacakları bir şey yok."

derken yaniliyorsun arkadasim !

11 Eylul'u Obama en az Bush kadar kullanmis ve tam randimanla kullanmaya devam etmektedir.

Anti-parantez hatirlatirim;

"bizim cocuklar(!)"

28 Subat'i yapmasa idi,

Amerika ne Irak'a,

ne de Afganistan'a girmeyi hayal bile edemezdi...,

kesinlikle giremezdi !

Konumuza donelim;

11 Eylul ve hain casusu/konu mankeni Usame bin La-din ile gaye/hedef;

Islamofobyayi, Islam Dusmanligini, IRKCILIGI, Egangelist Armegadon harekatini (Musluman Soykirimi)

doruk noktaya tasimakti Amerika ve Avrupada...,

bu sayede

entellektuellerin sesini kesmek, agizlarini susturmak idi

(28 Subatta Turkiyede haince yapildigi gibi),

ileride yapilacak olan SOYKIRIMI suresince.

Cunku Rio de Janeiro'da

Siyon Kongresinde alinan karar;

"3 Milyar insanin dunyadan oldurulerek kaldirilmasi idi"...,

1789 Fransiz Devriminde Illuminatinin 9 milyon Fransizi,

Fransa ekonomisini kurtarmak icin oldurdugu gibi.

Onlarin dusuncesine gore Dunyanin kaynaklari bu Dunya nufusunu artik kaldirmiyordu/beslemiyordu.

Henry Kissenger'in kitaplarini takip ediniz.

Baba Bush eliyle 1990 da

ABD'nin hazinesini bomba olarak Bagdat'a bosaltan Amerika bu soykiriminda basarili olamadigini gorunce,

o iftihar ettigi bombalarinin/fuzelerinin insanlari olduremedigini gorup anlayinca,

ogul Bush ekibi ile 11 Eylul'u tertipleyerek senayoyu degistirerek,

B planini devreye soktu.

Bugun gordugunuz gibi kaos, icsavaslar, isyanlar, Arap Baharlari, acliklar,

sonuc olarak SOYKIRIMINDA en etkili nufus eksiltme olan

ICSAVASLAR girdi devreye.

Tekrar;

ne varki Batida aydin kesimin yaygin bir propaganda ile susturulmasi gerekmektedir,

ISLAMOFOBIA/Islam dusmanliginin, IRKCILIGN tirmandirilmasi gerekmektedir.

Fasist Amerikada bugun Muslumanlari/Turkleri polisler sokaklara dokup, serip,

uzerlerinde kopeklerle bomba aranarak,

horlanip asagilanarak,

Amerikan halkina show yapmaktadir Fasist Amerikan Devleti,

Yeterki Muslumanlardan nefret etsinler !

Sizlere temin ederim, yemin ederim ki;

yolda isine giden ayni adamin uzerine,

24 saat icinde

3 sefer iftira, yalan ve siddetle saldirmaktadir AMERIKAN POLISI ekipler halinde,

ve Muslumanlarin oto plakalarina resmen "TERORIST" yazarak,

SWAT timleri tarafindan oldurtulmesine tesebbus etmektedir su anda resmen Fasist Amerikan Devleti Amerika sinirlari icinde !






 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Ahmet Davutoğlu Cairo Review'e Konuştu
  Demirel 28 Şubat'ın Yönetmenidir
  Ünsal, Galatasaray'dayken Baskı Görmüş
  Öneş: "Fidan Olayı İkinci Uludere Olayıdır!"
  Orakoğlu, Büyük Resimde İsrail'i Gördü
  Çillioğlu: Ben O Kemiklerin Evladıyım
  Prof.Mahir Kaynak'tan Başbuğ Değerlendirmesi
  Ölüm Listesi Rant Listesine Dönüştü
  Yeni Şike Kanunu Bir Yıldırım Kanunudur
  Kadınlar Artık Dışarıda namaz kaçırmayacak!

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi