Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Taraf Gazetesi  
netpano.com  -  - 13 Aralık 2011 Salı - 00:00:00  
Yeni Şike Kanunu Bir Yıldırım Kanunudur

 NEDEN
ŞAMİL TAYYAR


Meclis ve mahkeme, ikisi de çok hızlı çalıştı.
Cumhurbaşkanı’ndan vetolu “şike yasası” görüşülmek üzere tekrar Meclis’e geldiği
gün, mahkeme harekete geçti ve şike operasyonunun iddianamesini tahmin edilen
tarihten çok önce kabul etti. Bu kez Meclis, hiçbir konuda göstermediği
çalışkanlığı yine şike konusunda gösterdi ve cumartesi sabaha karşı beşte yeni
şike yasasını onayladı.

Herkes kamuoyuna açıklanan iddianameyi anlamaya
çalışırken, şike iddianamesini etkileyecek yasa böylece Meclis’ten hızlıca
geçti. Eski yasaya göre hazırlanmış olan şike iddianamesi şimdi ne olacak?
Davalar hangi mahkemelerde görülecek? Şike operasyonu duracak mı? Meclis yedi ay
içinde iki farklı şike yasası çıkardı. Yedi ay önce ilk şike yasasının
çıkarılmasının amacı neydi? O yasayı kim çıkardı? Sonra neden ve kim tarafından
değiştirilmek istendi? Cumhurbaşkanı’nın vetosuna rağmen partiler niye bu yasa
konusunda böyle direndiler? Üç parti hiçbir konuda anlaşamazken bu konuda nasıl
anlaştılar? Mafyanın futboldaki gücü ne ölçüde? Mafya yasa değişikliğinden nasıl
yararlanacak?

Bu konuları, AK Parti’de herkes susarken, şike yasasına
cesurca muhalefet eden ve yasayı veto etmesi için Cumhurbaşkanı’na mektup yazan
Şamil Tayyar ile konuştuk. 2007’de Ergenekon soruşturmasıyla başlayan ve Balyoz,
Şike gibi operasyon ve davalarla devam eden süreci çok yakından takip eden ve
Ergenekon’la ilgili beş kitap yazan gazeteci Şamil Tayyar, bu dönem AK Parti’den
milletvekili seçildi. Şamil Tayyar’ın, Operasyon Ergenekon ve Çelik Çekirdek
isimli kitaplarının ardından piyasaya çıkan en son kitabı Kürt Ergenekonu
oldu.

***

NEŞE DÜZEL: Şike iddianamesini okudunuz mu?

ŞAMİL
TAYYAR: Evet, 401 sayfalık iddianameyi baştan sona okudum. Mantık kurgusu çok
sağlam. Telefon konuşmaları somut delillerle desteklenmiş.

Mahkemenin
önünde daha süre vardı. İddianameyi hızla kabul etmesinin anlamı
nedir?

İddianame böylece kamuoyuna mal oldu. Kamuoyu pek çok vahim olayı
öğrendi, ayrıntılarını gördü. Artık bu iş kamuoyu nezdinde mahkûm
olur.

Mahkeme’nin şike iddianamesini hızla açıklaması üzerine Meclis de
aynı hızla sabaha karşı beşte şike yasasını onayladı. Böylece Meclis, yedi ayda
içinde iki farklı şike yasası çıkarmış oldu. Meclis, yedi ay önce ilk şike
yasasını niye çıkarmıştı? İlk şike yasasının çıkarılma amacı neydi?

İlk
şike yasası 14 Nisan 2011’de yürürlüğe girdi. O tarihte bu yasa, spor
sahalarında artan şiddet ve kargaşayı önlemeye yönelik olarak
çıkarılmıştı.

Peki, şike yasası neden değiştirilmek
istendi?

Sebebi çok açık. Devam etmekte olan bir şike operasyonu var.
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanı, çok sayıda futbolcu, menajer, teknik
direktör vs. bu şike operasyonunun içinde. Bu isimlerin gücü nedeniyle sürece
müdahale edilmek istendi. Aslında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz
Yıldırım’ın şike operasyonunda birinci isim olması, bu operasyonu duvara
çarptırdı. Eğer Aziz Yıldırım şike operasyonunun içinde olmasaydı, yasanın
değiştirilmesine asla ihtiyaç duyulmazdı. Bu yüzden, yeni şike kanunu, tümden
bir Aziz Yıldırım kanunudur.

Aziz Yıldırım gerçekten bu kadar güçlü
mü?

Evet. Onu güçlü kılan birkaç neden var. Bir, en kalabalık taraftarı
olan kulübün başkanı olarak arkasında ciddi taraftar desteği var. Zaten ilk
günden beri Aziz Yıldırım ve arkadaşları, ısrarla şike operasyonunun
Fenerbahçe’ye yapıldığını söylüyorlar. Şike operasyonu, sanki Aziz Yıldırım’a
değil de tüm kulübe yönelikmiş gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Oysa bu
operasyon Fenerbahçe’ye yönelik değil. Bu bir çete operasyonu. İçine kim girerse
girer... Yıldırım’ı güçlü kılan ikinci neden de onun girift sermaye ilişkileri.
Yıllardır NATO ihalelerine giren biri. Çok önemli, derin ilişkileri var. Bu
yüzden, onu koruyucu tedbirler ânında devreye sokulabiliyor. Yoksa başka türlü,
bütün siyasi partileri biraraya getirecek bir uzlaşma
doğmazdı.

Ergenekon’da açığa çıkan derin ilişkilerden daha derin bir
ilişkiye sahip olmak mümkün mü?

Şike soruşturması başladığında,
“Operasyon derinleştirilirse Ergenekon’la ilintili çok önemli ipuçlarına
ulaşılabilir” demiştim ben. Nitekim iddianameye yansıyan bazı gizli tanık
ifadeleri bunu teyit ediyor.

Gizli tanıklar ne diyor?

Bazı
ilişkilerle Ergenekon arasında bağlantılar kuruluyor. Mesela Bedrettin Dalan
bugün Ergenekon’un sanığıdır. Kendisi şu anda Rusya’da dolaşıyor. Bakın... Şike
davasında 93 sanık var. Bu 93 sanık arasında adı geçen önemli bir şahıs var ki,
işte bu önemli şahıs, Belarus’a gidip, Bedrettin Dalan’a çanta içinde para
götüren adamdır!

Dalan’a, çanta içinde para götüren muhasebecisi değil
miydi?

O ayrı. Bugün şike operasyonunun sanıklarından biri, Dalan’ın
yurtdışındaki
kaçak gezintisini finanse eden adamdır! Bu kişi elinde çanta
dolusu parayla doğrudan Belarus’a gitti ve Dalan’a para verdi. Devletin
kayıtlarında var bu! Bu kişi, şike davasında adı geçen 93 sanıktan biridir. 93
sanıktan önemli biri bu. Acaba bir insan, Ergenekon davasında yargılanırken
yurtdışına kaçan böyle önemli bir zatı niye finanse etme ihtiyacını
duyar?

Sizce niye ihtiyaç duyar?

İşte bu soru mutlaka
cevaplanmalı. Şike operasyonunda gözaltına alınan veya tutuklanan bazı kişilerle
Ergenekon arasındaki ilişkilerin çıkarılması için daha derin operasyonlara
ihtiyaç var bu yüzden. Şike operasyonunun sürmesi gerekiyor. Sürdürülürse,
Ergenekon’un önemli bir finansman ayağı çözülebilir.

Peki, bu şike
yasasıyla operasyon sürdürülebilecek mi?

Bu yasayla şike operasyonu
tümden bitecek ve Ergenekon’a uzanmayacak. Dolayısıyla ilişki kurulamayacak,
Ergenekon’un en önemli finansman ayağı da çözülemeyecek.

Ergenekon’un
finansman ayağı futbol mu?

Evet. Futbolda çok büyük para var. Türkiye’de
kulüplerin yıllık bütçelerinin toplamı 600 milyon avro. Bu futbol endüstrisinin
resmî yüzü. Bir de avanta, komisyon, şike, bahis, kara para aklama gibi çok
karanlık ilişkiler ve işler var. Bu kadar karanlık bir düzen kendine devlet
içindeki çetelerden ve Ergenekon dediğimiz derin unsurlardan destek bulmadan
devam edemez. Emniyet, istihbarat, siyasetçi, gazeteci, işadamı gibi toplumda
nüfuz kullanabilen her kesimle irtibatlı olmadan ve onlardan güç devşirmeden bu
kirli işler asla süremez. İşte değiştirilen şike yasası, bu kirli iş ve
ilişkileri açığa çıkarabilecek bir kanundu. Bundan rahatsız oldular ve yasayı
değiştirttiler. Şikeyi çok basitleştirdiler. Oysa şikenin içinde her şey
var.

Neler var?

Silah, şantaj, tehdit, baskı, 30-40 milyon
dolarlık transferler, komisyonlar, dolandırıcılıklar var. Ayrıca maçın sonucuna
bağlı olarak büyük bahisler, paralar dönüyor. Şikenin sonucunda bir takım
şampiyon olabilir veya küme düşebilir, milyon dolarlar kazanabilir ya da
kaybedebilir. Üstelik bazı kulüpler borsada halka açıklar. Şike sonucunda borsa
değerleri hızla yükseliyor ya da düşüyor. Hisse alım satımlarından borsada da
büyük paralar dönüyor.

Cumhurbaşkanı’nın vetosuna rağmen siyasi partiler
niye böyle direndiler bu yasa konusunda?

Kulüplerin arkasında ciddi bir
taraftar kitlesi var. Partiler, şike yasasını çıkarmazsak milyonlarca taraftarı
olan kulüpleri karşımıza alırız kaygısıyla böyle davranmış olabilirler ama ben,
bu kanun Meclis’ten geçsin diye Kulüpler Birliği Vakfı yöneticileriyle birlikte
canhıraş çalışan bazı siyasetçilerin oy kaygısıyla değil, daha farklı
ilişkilerin sonucu olarak böyle davrandıklarını düşünüyorum. Bu siyasetçilerin,
parti yöneticilerini “futbol endüstrisi batabilir. Böyle giderse ligler biter.
Kulüplerin bir kısmı iflas edecek” türünden yanlış bilgilerle ikna ettiklerini
düşünüyorum.

Peki, bu yeni yasanın sonuçları ne olacak?

Bu şike
yasasıyla futbolun temizlenmesi mümkün değil. Sporda Ergenekon cirit atmaya
devam edecek. Ayrıca şike yasasında yaşananlar, devam eden Ergenekon ve Balyoz
davalarına da emsal olabilir. Bizim AK Parti olarak tezimiz neydi? Biz devam
eden bir soruşturmaya siyaseten müdahale etmek istemiyorduk. Yapılacak herhangi
bir yasal düzenlemenin, yargıya müdahale gibi anlaşılacağını söylüyorduk. Ama
şimdi ne yaptık? Şike operasyonu devam ederken kanun çıkardık. Balyoz’un ve
Ergenekon’un arasındaki siyasiler, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri
şimdi bize, “siz istediğiniz operasyona kanun çıkararak müdahale ediyorsunuz;
buna da müdahale edin” diyecekler. Zaten bu beklenti, şike kanunu teklifi Adalet
Komisyonu’nda görüşürken komisyonun raporuna da eklendi.

Ne
eklendi?

Adalet Komisyonu raporuna, “Tüm siyasi partilerin bu düzenlemeyi
mutabakatla geçirdiği gözönüne alındığında, uzun tutukluluk sürelerinin
değiştirilmesi konusunda da aynı mutabakata varılabileceği yönünde bazı
gelişmeler olabileceği gözlenmektedir” diye bir cümle konuldu. Ergenekon ve
Balyoz davalarına müdahale edecek yeni yasaların önünün açılabileceğine dair
işaret verildi.

Üç parti hiçbir konuda anlaşamazken şike yasasında
anlaştılar. AKP’den yalnızca siz, Bülent Arınç, Hayati Yazıcı ve Taner Yıldız,
yasanın değiştirilmesine karşı çıktınız. AKP’de bu yasaya karşı çıkan başka
milletvekili olmadı mı?

Konuştuğumuzda partinin üçte ikisi buna karşıydı.
Cumhurbaşkanı’nın veto gerekçeleri doğrultusunda şike yasası değiştirilmeliydi.
Ama olmadı. Oysa bu yasa referanduma götürülseydi kesinlikle halk bu yasayı
reddederdi. Çünkü 20 milyon Fenerbahçe taraftarı çete operasyonlarına karşı
değil ki! Çok dar bir fanatik grup başkanlarına bağlılık tutkusuyla eski şike
yasasına karşı çıktılar.

AKP yöneticileri, halkın bu değişikliği
desteklediğini mi düşünüyor?

Gerçek şu ki, parti tabanından da bu kanuna
oy vermeyin diye çok büyük baskı geldi. Türkiye’nin her yanından
milletvekillerini arayıp baskı yaptılar. Milletvekilleri çok zor durumdaydı.
Parti disiplini olmasaydı ve oylama gizli olsaydı bu kanun asla geçmezdi. Üç
partinin desteği olduğu halde 550 milletvekilinden sadece 284 milletvekili kabul
oyu verdi bu yasaya.

Bu konuda parti yöneticileriyle görüştünüz
mü?

Konuştuk tabii. Benim gördüğüm kadarıyla bu kanun aslında onların da
içine çok fazla sinmedi. Ama kulüplere verilen sözü yerine getirme ihtiyacı
hissettiler biraz.

Meclis yeni şike yasasını çıkarırken, mahkeme eski
yasaya göre hazırlanan şike iddianamesini kabul etti. Şimdi şike davası nasıl
yürüyecek?

İddianameyi kabul eden mahkeme bir durum değerlendirmesi
yapacak. Çeteyi kendisine alacak ya da görevsizlik kararı verecek. Nasıl bir
hukuki seyir izleneceğini bilmiyoruz. Çünkü şike ağır cezalık olmaktan çıktı ve
özel yetkili mahkemelerden alındı. Oysa bu iddianameyi özel yetkili savcı ilk
çıkan şike kanununa göre hazırladı.

Tekrar yeni bir iddianame mi
hazırlanacak?

Evet. Belki birden fazla iddianame hazırlanacak. Çünkü yeni
şike kanununa göre, bazı sanıklarla ilgili suçlamalar özel mahkemeden alınıp
asliye cezaya ve sulh hukuka gidecek, yeni iddianameler hazırlanacak. Bakın...
Yeni yasada iki kritik düzenleme var. Birincisi, şike ve diğer suçlar (bahis,
şiddet, vs.), çete suçu olmaktan yani örgütlü suç olmaktan çıktı. Bu suçlar,
asliye hukuk ve ceza mahkemelerinin konusu yapıldı. Bu tür suçların örgütlü suç
kapsamından çıkarılması, çetelerle mücadeleyi zayıflatacak. Bu yasa Türkiye’ye
çok zarar verecek.

Şike yasasındaki ikinci kritik değişiklik nedir
peki?

Şike ve diğer suçların cezaları sembolik hale getirildi. Mesela
şike suçunun cezası beş-12 yıldan bir-üç yıla indirildi. Diğer bazı suçlar da
para cezasına çevrildi. Ayrıca, şike örgütlü suç kapsamından çıkıp, bireysel
eylem olarak niteleneceği için, davalar birden fazla mahkemede de
görülecek.

Bu nasıl bir sonuç yaratacak?

Şike operasyonu
parçalanacak, küçülecek ve operasyon olmaktan çıkacak. Futbolda arınma süreci
burada bitecek. Geçmiş olsun! Futbolda temizliğe veda ettik. İddianame iki ayrı
çeteden bahsediyor. Biri ekonomik çıkar amaçlı örgüt. Bunun başında Aziz
Yıldırım var. Diğeri silahlı suç örgütü. Onun başında Olgun Peker var.
İddianameye göre, bu iki çete arasında işbirliği var. Olgun Peker’in soyadı
aslında Aydın. Sedat Peker’e özenip soyadını değiştirmiş. Olgun Peker,
Giresunspor’un başkanı. İddianameden, bir spor kulübünün mafyanın eline geçtiği
anlaşılıyor. Zaten şu anda yönetimi mafyanın eline geçmiş birkaç önemli kulüp
var. Birçok önemli kulüpte mafya tipi yapılar var. Şike kanunu değişmeseydi bu
operasyon büyüyebilirdi ve daha başka kirli ilişkiler de deşifre
edilebilirdi.

Peki, Aziz Yıldırım’ın durumu ne olacak
sizce?

İddianamede Aziz Yıldırım hakkında 14 ayrı suçlama var. Biri, Türk
Ceza Kanunu’nun 220. maddesine göre çete liderliği. Geriye kalan on üç suç ise
şike ve teşvik primiyle ilgili. Bu şike yasasıyla, şikenin cezası beş-12 yıldan
bir-üç yıla indirildi. Bu arada bir başka kurnazlık daha yapıldı. Kaç tane şike
suçu işlenmiş olursa olsun, hepsi için tek bir suç muamelesi yapılacak. Böylece
on üç suçun tamamı tek suça indirilmiş olacak. Yani hâkim bu on üç suçu tek suç
olarak işleme alacak

Ceza Kanunu’nun temel prensibine aykırı değil mi
bu?

Ona Anayasa Mahkemesi karar verecek.

Aziz Yıldırım kaç yıl
hapis istemiyle yargılanacak sizce?

Çete liderliği, iki-altı yıl arası
hapis cezası öngörüyor. Şike suçunun hapis cezası da bir-üç yıl arasında. Demek
ki Aziz Yıldırım üç yılla dokuz yıl arasında yargılanacak.

Futbolun
içinde mafya var mı?

Kesinlikle var. Mafya, silah, çete olmadan bu kadar
pis ve karanlık ilişkiyi, bahis ve şikeyi yürütemezsiniz. Çünkü yeri geldiğinde
futbolcuyu, işadamını, menajeri tehdit edeceksiniz, güç kullanacaksınız. O gücü
ancak karanlık adamlar üzerinden kullanabilirsiniz. Kaleci Rüştü’yü nasıl
dövdüler hatırlayın. Gökdeniz’i, Ahmet Çakar’ı kurşunladılar. Erman Toroğlu’nu
işinden attırdılar. Çok sayıda gazeteci baskıyla işinden oldu.

Mafyanın
futboldaki gücü ne ölçüde?

Futbolda milyon dolarlar dönüyor. Bırakın
galibiyet, yenilgi veya beraberliği, maçın skoru üzerine bile bahisler
yapılıyor. Bir maçın dört-üç veya beş-dört biteceği bile ayarlanıyor ve böylece
bahisteki rakam daha da arttırılıyor. Bütün bu kirli işler ve para
trafiği...

Evet...

Bütün bu kirli işler ve para trafiği mafya
olmadan yönetilemez. Zaten birçok kulüpte mafyayla işbirliği içinde olan
karanlık adamlar yönetimlere çok daha kolay geliyor. Kulüp yöneticiliği bu
karanlık ilişkilere meşruiyet kazandırıyor. Kulüp başkanı, kulüp yöneticisi,
teknik direktör, kulüp sözcüsü vs. gibi meşru statülerle karanlık ilişkilerini
daha kolay yürütüyorlar ve giderek daha büyük ve egemen bir güç haline
geliyorlar. Arkalarında hemen sokağa dökülebilecek ciddi taraftar kitlesiyle
futbolda ve kulüpte kendi iktidarlarını kuruyorlar. Taraftarları siyasilerin
üzerine salabiliyorlar. Sizi iktidardan düşürürüz tehditleri savurabiliyorlar.
Taraftar gücü inanılmaz bir güç tabii...

Mafya şike yasasından nasıl
yararlanacak sizce?

Bazı ilişkiler deşifre olduğu için bir süre kontrollü
gidilebilir ama zamanla olay tavsar ve eski düzen yine kurulur. Şike yasasıyla,
bu ülkede üniformadan daha büyük bir gücün olduğunu gördük. Kendi yasalarını
değiştirmeyi başardılar. On yıldır sürekli kan kaybeden ve son dönemde diz
çöktürülen statüko, şike yasasıyla ilk galibiyetini aldı. AK Parti iktidara
geldiği 2002’den beri statükoyla mücadele ediyor. Bu mücadelede ciddi kazanımlar
elde edildi, Türkiye’nin demokratik dönüşümlü büyük ölçüde sağlandı ama bu şike
kanunuyla statüko kazandı ve ilk galibiyetini aldı.

Siz kulüp
yöneticilerinin gelip parlamentoda lobi çalışması yaptığını açıkladınız. Neler
yaptılar?

Bunlar birkaç aydır bütün partileri tek tek ziyaret ediyorlar.
Temsilcilerle görüşüyorlar. Bize gelip, “bakın muhalefet hazır, siz de hazır
mısınız?” diyorlar. Sonra onlara gidip, “iktidar partisi hazır, siz de hazır
mısınız?” diyorlar. Böyle bir oyun kurdular. Ayrıca hem teklifin hazırlanmasında
hem de teklifin Meclis’te görüşülmesi esnasında siyasetçileri birebir markaja
aldılar. Aynı futbol sahasındaki gibi. Hatta Adalet Komisyonu’na da geldiler.
Komisyon’da değişiklik önergesi vermek isteyen vekillerin koluna girerek, onlara
sarılarak önerge vermelerini bile engellediler. Genel Kurul safhasında da
irtibatlı oldukları milletvekilleri üzerinden bu markaja devam ettiler. Maalesef
bu kanun ilk böyle çıktı! Cumhurbaşkanı’nın vetosundan sonra da ikinci kez
sabaha karşı beşte Meclis’ten geçirildi.

Kulüpler neden şikeyi cezanın
daha az olmasını istediler?

Şike operasyonunda gözaltına alınan ya da
tutuklanan sanıkların önemli bölümü bugün şikeden yargılanıyor. “Cezayı
azaltırsak, şike sanıklarını kurtarırız” diye düşündüler. Ayrıca eski yasa
yürürlükte oldukça, bu operasyon burada kalamazdı. Operasyon genişleyecek ve
başka isimler de operasyona dâhil olacaktı. Şimdi bu şike yasasıyla hem mevcut
sanıkları hem de geleceği kurtardılar. Yani operasyona dâhil olacak yeni
isimleri de kurtardılar. Şike operasyonunun daha da büyüme ihtimali vardı, bu
ihtimali ortadan kaldırdılar.

Gül’ün Anayasa Mahkemesi’ne gitme ihtimali
var mı?

Gidebilir. Cumhurbaşkanı’nın yasayı incelemek için on beş günlük
süresi var.

Bu yasaya karşı çıktığınız için tehdit aldınız mı?

Ben
Ergenekon sürecinde de tehdit almıştım. Kürt Ergenekonu kitabım çıktıktan sonra
da PKK’dan tehdit aldım. Şimdi şikeyle ilgili çıkışlarımdan dolayı tehditler
alıyorum. Üçünü kıyaslarsam, en fazla tehdidi şikeyle ilgili çıkışımdan sonra
aldım.

Taraf



 YORUMLAR


 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Ahmet Davutoğlu Cairo Review'e Konuştu
  Demirel 28 Şubat'ın Yönetmenidir
  Ünsal, Galatasaray'dayken Baskı Görmüş
  Öneş: "Fidan Olayı İkinci Uludere Olayıdır!"
  Orakoğlu, Büyük Resimde İsrail'i Gördü
  Çillioğlu: Ben O Kemiklerin Evladıyım
  Prof.Mahir Kaynak'tan Başbuğ Değerlendirmesi
  Ölüm Listesi Rant Listesine Dönüştü
  Kadınlar Artık Dışarıda namaz kaçırmayacak!
  Türkiye ilk kez Suriye'de emperyalist!

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi