|
Sözde Ermeni soykırımı iddiaları bugüne kadar 15 ülkenin ulusal meclisleri tarafından tanındığını hiç düşündünüz mü?.
Peki bu konu ile ilgili Türkiye’deki hükümetler kendilerine göre bir politika belirlemiş olduğuna rağmen. Biz Türk halkı acaba ne yapıyoruz.
Buradan tüm Internet portallarına bir çağrı yapmak istiyoruz. Fransa’nın soykırımlarını Türkçe Internet siteleri tanımalıdır. Hükümetler karşı bir kınama tanıması yapmıyorsa Her Türk vatandaşı Dünya siyasetindeki mütekabiliyet hakkını koruyarak Fransa’nın yaptıklarını tüm dünyaya duyurmalıdır. Bu konudaki okurlarımızın görüşlerinizi bekliyoruz..
Şimdi sırası ile Haberlere Bakalım
Türkiye, Fransa’nın Şu “Açık Yara”larını Neden Kaşımıyor! |
|
|
|
Yahudi Soykırımı’nın işbirlikçisi olduğu Toulouse Mahkemesi tarafından hukuken tespit edilen ve Cezayir’de yaptığı soykırım için hâlâ özür dilemeyen Fransa, Türkiye söz konusu olduğunda Kürtler, Ermeniler ve Süryanîler ile aynı safta. Hâlbuki Fransa’nın Türkiye’ye söyleyebilecek tek bir sözü yok. Bask Bölgesi’nde Basklar, Bretagne’de Bretonlar, Alsas’ta Alsaslılar, Lothringen’de Lothringenliler, Dünkirchen’de Flamanlar, Alpler’de İtalyanlar, Roussillon’da Katalanlar, Korsika’da Korsikalılar, bütün Güney Fransa’da Oksidanlar, ayrıca Yahudiler, Sintiler ve Romanlar var.
Diplomatik Gözlem'in analizi
TÜRKİYE, İstanbul: Paris’in Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine bakış açısı çok açık. Türkiye asla Avrupa Birliği’ne üye olmamalı. Ama Türkiye, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine devâm etmeli. Çünkü Türkiye’den koparılması gereken çok taviz var. Fransa bir taraftan Türkiye’nin müzakere masasında kalması için elinden geleni yaparken, diğer taraftan Türkiye’ye her türlü haksız eleştiriyi de yöneltmekten geri kalmıyor.
Yahudi Soykırımı’nın işbirlikçisi olduğu Toulouse Mahkemesi tarafından hukuken tespit edilen ve Cezayir’de yaptığı soykırım için hâlâ özür dilemeyen Fransa, Türkiye söz konusu olduğunda Kürtler, Ermeniler ve Süryanîler ile aynı safta.
Hâlbuki Fransa’nın Türkiye’ye söyleyebilecek tek bir sözü yok. Bask Bölgesi’nde Basklar, Bretagne’de Bretonlar, Alsas’ta Alsaslılar, Lothringen’de Lothringenliler, Dünkirchen’de Flamanlar, Alpler’de İtalyanlar, Roussillon’da Katalanlar, Korsika’da Korsikalılar, bütün Güney Fransa’da Oksidanlar, ayrıca Yahudiler, Sintiler ve Romanlar var. Fransa’da resmî dil 1539’da Kral 1. Françoise döneminden bu yana Fransızca. 1790 yılında da Paris’te –devrim döneminde- aynı yönde bir karar alındı. 1970’ler ve 1980’lerde çıkan desentralizasyon yasaları ile azınlık dilleri “bölgesel diller” olarak tanındı. Azınlık dilleri kısa bir süredir bazı okullarda da sınırlı bir şekilde öğretiliyor. Fransa “kültürel haklar”, “ana dilde eğitim” ve benzeri konuları Türkiye’ye dayatmaya çalışıyor. Ancak Fransa bu konularda kendi azınlıklarına “çok cimri” davranıyor.
Fransa’daki azınlıklar konusunda yapılan bütün araştırmalar, Fransa’nın azınlıklarına dil ve kültür konusunda verdiği hakların perde arkasında Fransa’daki bütün dilleri Fransızca’nın etkisi altına sokarak eritmek olduğunu gösteriyor.Bu noktada Fransa’nın azınlıklarına değinmekte fayda var.
“Oksidanlar”... Oksidanlar Fransa’nın üçte birini teşkil eden bütün Güney Fransa’da yaşıyorlar. Provence, Drome-Vivarais, Auvergne, Limousin, Guyenne, Gascogne ve Languedoc’ta yoğunluğa sahipler. Oksidanca bu bölgelerin dışında İtalya sınırında ve Val d’Aran diye de anılan Katalon bölgesinde de konuşuluyor. Bugün Fransa sınırlar içinde kalan Oksidanya’da 12 milyon insan yaşıyor. Ancak Fransa’nın politikaları sonucunda Oksidanca’yı bugün sadece 1-3 milyon kişi biliyor. Fransa’da Oksidanca’yı kaç kişinin bildiği konusunda bir bilgi dahi bulunmuyor.11. Asır ile 14. Asır arasında yaşayan ve daha sonra Fransızların yok ettiği dinî Katarer hareketinin bitişinden bu yana Oksidanca peş peşe darbeler aldı. Özellikle 14. Louis döneminde yasaklanan Oksidanca Fransız Devrimi’nden sonra kaybolma noktasına geldi.Günümüzde Oksidan kültüründe hareketlilik göze çarpsa da, gelişimi ve geleceği engellenen Oksidanca bugün sadece birkaç okulda ve bazı bölgelerde trafik tabelalarında kullanılıyor.
“Korsikalılar”... Akdeniz’de bir ada olan Korsika’nın halkı -Korsikalılar ya da Korslar- kendi diline sahip. Korsikalılar sayısı çok daha yüksek olsa da ana dilini bilen Korsikalıların sayısı 100.000’i geçmiyor. Fransa’nın sürgün bölgesi olan ve “sistemli yatay nüfus hareketleri” sonucu “en fazla %50’si Korsikalılardan oluşan Korsika’da “Frontu di Liberazione Naziunalista Corsu” (FLNC) adında bağımsızlık yanlısı bir örgüt de var.
FLNC bugüne kadar bazı bombalama ve suikast eylemlerine imza attı. Paris hiçbir zaman FLNC ile masaya oturup, soruna demokratik çözüm bulma çabasına girmedi. Fransa’nın özel statüye sahip tek azınlık bölgesi olan Korsika daha fazla otonomi istiyor. 2003 yılında yapılan bir araştırma Korsikalıların %51’inin bu yönde düşündüğünü gösteriyor. Ancak Fransa bu talepleri duymamayı yeğliyor. İşin en dikkat çekici yönü ise Korsikalıların taleplerinin siyâsî değil, sadece kültürel olması.
“Alsaslılar ve Lothringerliler”... Alsasca ve Lothringce Fransa’da Bas-Rhin, Haut-Rhin ve Moselle’de konuşuluyor. Almanca’nın farklı şiveleri olan ve farklı etnik azınlık kimliklerine denk gelen bu diller Orbey, Montreux ve Courtavon-Levoncourt dışında bütün Alsas’ta konuşuluyor. Bugün Fransızca’nın baskısı altında olan her iki dil giderek kan kaybediyor. Alsas’ın Dili ve Kültürü Bürosu (OLCA) adlı kuruluşun verilerine göre Alsas’ın 1,7 milyon seviyesindeki nüfusunun sadece 600.000’lik bölümü, yani neredeyse %30’u Alsasca biliyor. 2001 yılında bu oran %61 seviyesindeydi. Aynı oranın 1945’te %90’ın üzerinde olduğu biliniyor. Bu kapsamda yapılan bir diğer araştırma da, Fransa’nın politikaları sonucu Alsasca bilen Alsaslıların sayısının ve oranının yaş gruplarına bağlı bir şekilde çok ciddi bir düşüş gösterdiğini ortaya koyuyor;
60 yaş üzeri; %86, 50-60; 77%, 40-50; %70, 30-40: %60, 20-30: 38%, 10-20: %25 ve 10 yaş altı: %10.
Fransa’nın Alsaslılara verdiği haklar, okullarda Almanca’nın yabancı dil olarak okutulması –ki bu durum Almanca ile akraba olan Alsasca’nın zayıflaması sonucunu doğuruyor- ve trafik tabelalarının büyük ölçüde iki dilde hazırlanması ile sınırlı.
Alsas’ın dışında, Lothringce, Lüksemburgca, Moselfrança ve Renfrankça da yine Paris’in dezavantajlı kıldığı diller. Bugün bu diller Moselle’in kuzeyinde ve çok seyrek olarak konuşuluyor. En son 1962 yılında derlenen verilere göre Fransa’da 300.000 Lohtringce ve anılan diğer Frank dillerini bilen kimse vardı. Ancak bugün hâlâ ayakta olan Lothringce’nin büyük ölçüde Fransızca’nın etkisi altına girdiği kabûl ediliyor.
“İtalyanlar”... Fransa’daki İtalyanların sayısı 200.000 civarında. İtalyanlar ağırlıklı olarak Alpler’de, İtalya sınırında ve Fransız Rivierası’nda yaşıyor.
“Katalonlar”... Fransız topraklarında yaşayan Katalonların sayısı 200.000 ile 300.000 arasında tahmin ediliyor. Katalonlar yaşadıkları bölgeye “Kuzey Katalonya” diyorlar. Ama Fransa’ya göre bu bölgenin adı “Departement Pyrenees Orientales”. 1659’da Fransa’nın egemenliğine giren Pirenler’de bugün sadece Fransızca resmî dil statüsüne sahip. Katalonca yine diğer azınlık dillerinde olduğu gibi Fransızca’nın baskısı altında ve birkaç okulda sınırlı kullanımının yanı sıra Katalonların kendi maddî imkânları ile ortaya koyduğu çabaları sonucu hâlen ayakta.
“Basklılar”... Fransa’nın “Pyrenees Atlantique” adını verdiği Bask Bölgesi’nde 100.000-200.000 Basklı yaşıyor. Basklıların bugün sadece dörtte biri Baskça biliyor. Fransa’daki Basklıların İspanya’da sayısı bir milyonu geçen ve çok geniş haklara sahip olan Baskılar ile ilişkisi tarihin akışı içinde sınırlandı. Geçen sürede Paris –Madrid’in aksine- kendi Basklılarını başarıyla uysallaştırdı.
“Bretonlar”... Kelt kökenli Bretonlar Fransa’daki Bretagne bölgesine bugünden 1.500 yıl önce İngiliz adalarından geldiler. Bugün Fransa’da 2,3 milyon Breton var, ama sadece 250.000’i Bretonca biliyor. Bretonca bugün Fransa’da Bretonların Penn ar Bed, Aodou-an-Arvor ve Mor-bihan adını verdiği, ama Paris’in Finistere, Cotres-d’Amor ve Morbihan adını vererek Fransızlaştırdığı bölgelerde konuşuluyor.
Bugün Bretonların olduğu bölgeler şöyle; Treguier (Tregor) de Saint Tugdual, Saint Pol de Leon de Saint Paul Aurélien, Quimper (Cornouaille) de Saint Corentin, Vannes (Vannetais) du Gallo Saint Patern, Dol (Pays de la Rance) de Saint Samson, Saint-Malo (en Pays de la Rance) de Saint Malo, Saint Brieuc de Saint Brioc, Rennes ve Nantes... Bugün hâlâ Bretonca bilen Bretonların üçte ikisi 60 yaşının üzerinde ve 15 yaşından genç olanlar arasında Bretonca bilenler sadece %5 seviyesinde. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Bretonların en az %90’ının Bretonca bildiği ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da bu oranın %75 olduğu düşünüldüğünde, Breton dili ve kültürünün 19. Asır’dan bu yana yaşadığı baskının boyutu daha iyi anlaşılıyor. Daha 19. Asır’da “Union Regionaliste Bretonne” ve “Federation Regionaliste de Bretagne” adında direniş örgütleri kuran Bretonlar, daha sonra Paris’e karşı Almanya ile akraba azınlıklar ile beraber kültürel haklar için mücâdele verdiler. Bu tutumları Paris’i daha da kızdırdı ve olumsuz tepkisine yol açtı.
1950’li ve 1960’larda kendilerini Bretonca bildiğini saklamaya mecbur hisseden ve Bretonca bilmenin toplumun en alt tabakası anlamına geldiğini düşünen Bretonlar, bu psikolojik baskıyı henüz atlatamadılar. O nedenle bugün sadece 10.000 Breton ana dilinde eğitim görürken, 360.000 Breton Fransızca eğitim alıyor.
“Flamanlar”.... Flamanca konusunda yapılan araştırmalar da Flamanca’nın diğer azınlık dilleri gibi yoğun bir şekilde baskı altına girdiğini ve kullanımının seyreldiğini gösteriyor. Özellikle 1874 ve 1972 arasında ciddi anlamda darbe alan Flamanca, çoğunlukla Dünkirchen’de ve sadece 130.000 kişi tarafından biliniyor. Ana dilini okulda “yabancı dil” statüsünde öğrenen Flamanların sayısı giderek düşüyor.
Fransız Devrimi’ne ve hâliyle Fransa’ya ruhunu veren “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” görüldüğü gibi Fransa’nın azınlıklarını kapsamıyor. Nitekim bu slogan 1940’tan bu yana anayasada da yer almıyor. Homojen nüfus ve bölünmez ülke tercihleri özgürlüğün, eşitliğin ve kardeşliğin yerini aldı. O kadar ki; bugün Fransa’da resmî olarak etnik, dinî veya millî bir azınlık yok. Hatta azınlık dilleri de azınlıkların dilleri değil. Fransa’da sadece Fransızlar var. 1980’lerdeki desentralizasyon politikaları da fazla bir şey değiştirmedi. Fransa bugün ne Breton realitesini ne de Katalonların veya bir başka azınlığın gerçekliğini tanıyor. O nedenle Fransa’da azınlıkların korunması gibi bir kavram da yok. Konuya ilişkin düzenlemeler sadece “ayrımcılığın yasaklanması” ile sınırlı. O nedenle Fransa Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen, Avrupa müktesebatının azınlıklar ile ilgili düzenlemelerini de ret ediyor.
Fransız kültüründen kaynaklanan bu yaklaşım, söz konusu ülkeye özgü bir toplum ve entegrasyon modelini ortaya koyuyor. Fransa bütün vatandaşlarını dil, din ve millet ayrımı olmadan “Fransız” kabûl ederken, gerçekte bu bütüncül yaklaşımı ile alt kimlikleri ve farklılıkları ret ederek, ayrımcılık yapıyor.
Tarihi boyunca azınlıkları ile sorun yaşayan Fransa, son dönemde Avrupa’da tırmanan bölgeselleşme yanlısı cereyanlardan da rahatsızlık duyuyor. Ama Fransa bu rahatsızlığına rağmen, hem kendi vatandaşlarının haklarını sınırlamaya hem de başka ülkelere –kendisine güldürmek pahasına- akıl vermeye devâm ediyor. |
Chirac 'soykırımı' tanımaya çağırdı |
Ermenistan'ı ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) tam üye olmadan önce sözde Ermeni soykırım iddialarını kabul etmesi gerektiğini söyledi. |
400 bin Ermeni'ye evsahipliği yapan Fransa, soykırım iddialarını 2001'de resmi olarak kabul etmişti. Fransa, bu iddialarını reddedenlere yönelik hapis ve para cezasını öngören yasa tasarısı meclisin gündemine tekrar getiriyor.
Ermenistan ziyareti sırasında basın toplantısı düzenleyen Chirac, sözde Ermeni soykırım iddialarını Türkiye'nin kabul edip etmemesi gerektiğine dair bir soruya, "Öyle olması gerektiğine inanıyorum. Ülkeler kendi hatalarını ve dramaların kabul ederek büyür." şeklinde konuştu. Ermenistan ziyareti öncesi aylık Nouvelles d'Armenie'ye konuşan Chirac, Türkiye'nin AB üyeliği öncesi bellek çalışması yapması gerektiğini savunmuştu.
Fransa, Türkiye'nin muhtemel AB üyeliği için Ermeni iddiaları koşul olarak öne sürmemişti. AP'de geçen hafta onaylanan taslak metinde Ermeni iddialarının kabul edilmesi üyelik öncesi istenirken yapılan temasların ardından bu ifade değiştirildi.
Türkiye'nin AB sürecine ilişkin olarak Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, "Bu süreçte bir tehlike görmüyoruz. Ancak çıkarlarımızın bu sürece nasıl tartışılacağını görmek istiyoruz." dedi. Koçaryan, Ermenistan'ın çıkarlarının "sınırları açık olan ve serbest dolaşıma izin veren" bir komşu istediklerini söyledi.
Türkiye, Ermenistan sınırını açmak için Erivan'ın soykırım iddialarından vazgeçmesini ve Karabağ sorununu çözmesini istiyor.
BAĞLANTILI HABER
AKP'den Fransa'ya misilleme (Bu tasarı hala tartışılıyor)
AK Parti, Fransa'da sözde Ermeni soykırımını inkar edenlere 5 yıl hapis cezasını öngören yasa tasarısına karşı atağa geçti. Fransa'ya misilleme yapmaya hazırlanan AK Parti, Fransa'nın Cezayir ve Ruanda'da soykırım yaptığını inkar edenlere 10 bin YTL para cezası öngören bir yasa teklifi hazırladı. AK Parti Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün hazırladığı yasa teklifinin gerekçesinde "Artık Fransa son 2 asırdır dünyayı kana bulayarak eski kolonilerinde ve işgal ettiği topraklarda işledikleri insanlık suçlarıyla yüzleşmelidir" dedi. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün Fransa'ya "Böyle fikir özgürlüğü olur mu? Beni de mi hapse atacaksınız?" diye tepki gösterdiği Ermeni yanlısı yasa tasarısına AK Parti'den misilleme geldi. AK Parti Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün hazırladığı Fransa'nın sözde Ermeni soykırımını inkar edenlere 5 yıl hapis cezasını öngören yasa tasarısına karşı Fransa'nın Cezayir ve Ruanda'da yaptığı soykırımları inkar edenlere 10 bin YTL para cezası verilmesini öngören bir yasa teklifi hazırladı. Akgün'ün hazırladığı 5 maddelik yasa teklifine göre Türkiye, Fransa'nın Cezayir'de ve Ruanda'da yaptığı soykırım katliamını açıkça kabul edecek. Fransa'nın yapmış olduğu katliamların soykırım niteliğinde, bu soykırımı inkar etmenin da suç olduğunu öngören yasa teklifinde "Fransa'nın Cezayir ve Ruanda'da yaptığı soykırımları inkar eden kimseye 10 bin YTL para cezası verilir" deniliyor. KANUN TEKLİFİNİN GEREKÇESİ Akgün "Fransa Soykırımını İnkar Suçu Hakkındaki Kanun Teklifi"nin gerekçesinde, bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı bir eyalet olan Cezayir'in 1830 yılından 1962 yılına kadar tam 132 yıl Fransız işgalcilerin postalları altında ezildiğine işaret etti. Fransız zulmüne karşı yer yer direniş mücadelesi veren Cezayir halkının 2. Dünya Savaşı'nın ardından bağımsızlık için sokaklara döküldüğünü vurgulayan Akgün, bağımsızlık hareketini bastırmak için 8 Mayıs 1945 tarihinde geniş çaplı bir temizlik hareketi başlatan Fransız ordusunun, başkent El-Cezire'de yaklaşık 45 bin kişiyi hunharca katlettiğini hatırlattı. Akgün gerekçesinde Fransa'nın haksız olarak işgal ettiği topraklar üzerinde hakimiyetini sürdürmek için oluk oluk kan akıttığını dile getirerek, "Yaşanan tam bir soykırım idi. 19 Mart 1962'de ilan edilen ateşkese kadar tam 1.5 milyon Cezayirli direnişçi şehit edilmiştir. Afrika kıtasındaki Fransız soykırımını yalnızca Cezayir ile sınırlı değildir. Fransız Milletler Topluluğu içinde yer alan Benin Burkina-Faso, Cibuti, Çad, Gabon, Gine, Kamerun, Komor Adaları, Moritanya, Nijer, Senegal ve Tunus'ta da kan gövdeyi götürmüştür. Fransa'nın Cezayir'de ve diğer Afrika ülkelerinde yaptığı soykırımdır ve soykırım insanlık suçudur. Soykırım 9 Aralık 1948 tarihli 'Soykırım suçunun önlenmesine ve cezalandırılmasına ilişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde ulusal, ırksal ya da dinsel bir grubun, toptan veya bir bölümünü yok etme niyetiyle bir grubun üyelerini öldürmek, bir grubun üyelerine bedensel ve ruhsal ağır zarar vermek, bir grubun hayatının fiziki çöküşünü sağlayacak ortamı hazırlamak, bir grubun çocuk sahibi olmasını engellemek, bir grubun çocuklarının zorla bir başka gruba verilmesini sağlamak şeklinde tanımlanmıştır" dedi. Akgün, Fransa'nın yaptığı katliamların soykırım niteliğinde olduğunu ve soykırımı inkar etmenin suç olarak düzenlendiğine işaret ederek, "Artık Fransa'nın son 2 asırdır dünyayı kana bulayarak eski kolonilerde ve işgal ettiği topraklarda işledikleri insanlık suçlarıyla yüzleşmesi zamanıdır" ifadesini kullandı. Akgün kanun teklifinin gerekçesinde ayrıca şu ifadelere yer verdi: "Bu teklif kardeş Cezayir halkının işgalci ve sömürgeci Fransızlara karşı verdikleri bağımsız mücadelesinin her döneminde şehitlerinin hatırasını tazelemek, Fransa'nın Cezayir'de ve diğer Afrika ülkelerinde yaptığı katliam ve insanlık suçlarını tescil etmek ve soykırıma sessiz kalmamak üzere hazırlanmıştır."
Sayın Milletvekiline bu konu hakkındaki görüşlerinizi iletebilirsiniz
MEVLÜT AKGÜN |
KARAMAN |
AK Parti |
|
KARAMAN - 1966, Mustafa - Ayşe - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi - Serbest Avukat - Karaman Barosu Yönetim Kurulu Üyesi, Karaman Belediye Meclis Üyesi - TBMM Başkanlık Divanı Eski Kâtip Üyesi - Evli, 3 Çocuk. |
|
|
FRANSA KENDİ SOYKIRIMINI UNUTTU Fransa Ulusal Meclisi, 300 bin Ermeni'nin oyu uğruna Anavatan Türkiye ile kriz yaratmayı göze alırken; İkinci Dünya Savaşı yıllarında Cezayir'de masum sivillere karşı yapmış olduğu mezalimi unutmuş görünüyor. Cezayir'de 1 milyon insanın katledildiği 1954-1962 yılları arasında 25.000 kişiye işkence yapıldığı ve 3.025 kişinin de yargısız infazla öldürüldüğü, hayatta olan Fransız General Jackques Massu ve yardımcısı General Paul Aussarresses tarafından, Le Monde gazetesinde 2000 yılında itiraf edilmiştir. Sömürgecilik tarihine adını kanla yazdıran Fransa, Afrika'daki ilk sömürgesi olan Cezayir'de Atatürk'ten esinlenen halkın özgürlük ve bağımsızlık direnişini kırmak için "kendi içinde eritme" yöntemini uygulamaya başlamış ve Cezayir halkını ortadan kaldırma girişiminde bulunmuştur. Ruanda ve Korsika'da Fransa'nın yaptığı mezalim; insan hakları, eşitlik, özgürlük gibi çağdaş kavramları savunur görünen Fransa'nın karanlık tarihinin en belirgin örnekleridir.
FRANSA'YA KARŞI YAPTIRIM BAŞLATILMALI Sözde Ermeni Soykırımını her fırsatta kullanmaya kalkan, ASALA terörüne yıllarca ses çıkarmayan, Ermeni teröristlere yataklık ederek dost olmadığını defalarca gösteren Fransa'ya gereken tarihi ders çok sert bir şekilde verilmelidir. Büyük Türk milletinin fertleri, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, Fransız mallarını boykot etmeli ve bu ürünlere karşı kampanyalar başlatmalıdırlar. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti TBMM'yi acilen toplantıya çağırmalı ve Fransa'yı şiddetle kınamalı; Cezayir Soykırımını inkâr edenlere karşı yaptırımlar ihtiva eden bir yasayı hemen Meclis'imizden geçirmelidir. Türkiye'de açılacak ihalelere Fransız firmaları sokulmamalı; verilmiş ihaleler var ise onlar da iptal edilmelidir. Fransa'daki Büyükelçimiz hemen Ankara'ya çağrılmalı ve Türkiye'deki Fransız Büyükelçinin de ülkesine dönmesi sağlanmalıdır. Fransa'nın yaratmak istediği krizi öne sürerek, AB ile sıkıntılı olan ilişkilerimizi de gözden geçirmemiz şarttır. Fransa'nın yaptığı soykırımları gözler önüne sermek için anıtlar dikilmeli ve etkinlikler düzenlenmelidir. 2007, Cezayir Soykırımı'nı Anma yılı olarak ilan edilmelidir.
Sayın okur sessiz kalmayın.Sizin düşünceleriniz bizim için önemlidir.
Yorumlarınızı Bekliyoruz.
Bu memleket bizim oldugu kadar sizinde.....
|
|
YORUMLAR |
|
|
|
|
|
naz / 10/12/2006 5:37:51 PM
evlet adamları şunu der hep her şeyi devletten beklemeyin üstünüze düşeni yapmalısınız.evet işte tam zamanı artık yeter bu kadar suskunlumuz devlet zaten yok kendi işimizi kendimiz yapıcaz şiddet içermeden kavga etmeden TÜRKÜN ne kadar büyük oldunu 500adam yapmıyorsa Türk halkı bunu yapacak bari bunu sindirmeyin yeter nerdeyse verinde kurtulun dicekler inanın kimse buna cesaret edemez bizim cahil dedimiz halkımız bile böyle bişeyde öyle bir birlik olmasını bilirki kendi içimizdeki düşmanlar tıpkı öncaden kaldıkları gibi yine kalakalırlar.
|
Selam sabirli / 9/30/2006 7:19:13 PM
u iki yuzlu Fransizlara bir ders vermek sart, Arkadaslar tum Fransiz urunlerini boykot ediniz. Herkese bildirin hic bir fransiz urunu alinmasin. Zaten bu AB ulkerin en buyuk ozelligi iki yuzluluk ve karaktersizlik.
|
VELİ BERBER / 10/1/2006 9:43:53 PM
ABER İNGİLİZCEYE ÇEVRİLSE İYİ OLUR EMAİLLE DÜNYAYA DUYURMA İMKANIMIZ OLUR.
|
Ülkü / 10/6/2006 8:10:59 PM
ezair Halkına geçmiş yıllarda soykırım yapan Fransayı kınıyorum. "Netpano" nun başlatmış olduğu kampanyayı destekliyorum. Hain Fransızların soykırımını tanıyorum.
|
Atilla YAKŞİ / 10/7/2006 10:01:39 AM
e demişti,
" Doğunun vicdanı "
batı buna hiç bir zaman yetişemeyecek, güneş hep doğudan doğacak,
saygılar,
|
kemal yavuz / 10/8/2006 4:25:17 PM
ütün avrupa ülkelerinin gecmisi karanliktir..bu tür davranislarda gec bile kalindi..bu gibi durumlarla bütün avrupa devletlerinin gecmislerini arastirmak ve yaptiklari soykırımlari,savas suclarini,adaletsizliklerini arastiran bir kurum kurulmali ve hepsinin ipligi tüm dünyanın göz önüne serilmelidir..hicbir belgeye dayanmayan ve kendi tarihçileri tarafindan reddedilen bir tasarayi gecirmeye calisan fransizlara bu cok büyük bir ders olur..ve bunun baslangic olmasi,devamında da diger avrupa devletlerine de aynısı uygulanacagi siddetler bildirilmelidir ki AB uyum yasasi sacmalıgı altinda ipe sapa gelmeyen imtiyazlar istemelerini engelleyerek bizim iç işlerimize karismamalari önlenmiş olur,devaminda da ülkemizi bölmeye yönelik faaliyetlerinin de önüne geçilmiş olur..
saygılarimla..
|
Ahmet Elmaci / 10/8/2006 6:22:33 PM
rmenilerle ile igili olarak bir sorun varsa bir soykiri sozkonusu ise bunu turk milletine mal etmnemek gerekir. Cunki bizim ermeniler ile ilgili olan sinirlarimizda hep kurt kokenli batndaslar bulunuyor. eger biz soykirim varsa bu kurtler yapmistir. Su an yaptiklari gibi...
|
EFE / 10/9/2006 1:30:55 AM
""KÜRTLER;BİR HALK; 4 ÜLKE..NASIL BİR GELECEK.""Danimarka kürt sitesinden..den alıntı.
Aslında Türkiyede ne kadar kürt var saysak iyi olacak galiba..!!! O zaman bunlar dünyada değişik devletlerdeki kürtleri bayrak altına toplamaya çalışıyorlarsa; o zaman bizde Avrupa daki Türkler in hepsine bir ülke istiyelim.??
FRANSA'da 500.000.Türk;ALMANYA'da 2.500.000.Türk;HOLLANDA'da 300.000 Türk;BELÇİKA'da 150.000 Türk ve diğer Avrupa ülkeleri. Bunları toplarsak Avrupada yaşayan Türkler'e de Bu yaptıkları haritalar gibi bir harita lazım galiba;Bu toplam Türk nüfus rakamı Belçika nüfusunun %70 ine;İsveç'in %40 ına İrlanda vb ülkelerden fazla..
Oysa Kürt nüfusun Dünya toplamı Türkiye 4-5 milyon;İran 7-8 milyon;Suriye 1,5-2 milyon ırak 3-4 milyon toplam 14-18 milyon Kişi olarak tahmin edilmektedir.Diğer bir açıdan bakarsak Tüm dünyada ki Türk nüfusu ise 400.000.000. Kişi yani oysaki 16.Y.Y. da Türk nüfusu dünya nüfusunun % 8i iken bu gün %4 ü gidir.Bu da dünya tarihine iyi bakılırsa katliamları Türklerin değil diğer ülkelerin yaptığını gösterir.başka bir deyimle o nüfus sağsalim bu güne gelmiş olsaydı bugün Türk nüfusu 600-700 milyon gibi olacaktı.Bu gün 400 milyon Türk ten Avrupa hala korkmakta ve çekinmektedir.Dünya toplam Türk nüfusu nerdeyse Avrupa nüfusuna eşit sayılır en kalabalık nüfusu ile Almanya 80 milyon,Fransa,İngiltere,İtalya 60.milyon ispanya ve Portekiz 40.milyon;Hollanda,Yunanistan,Portekiz,Belçika,Çek cumhuriyeti,Macaristan,İsveç,Avusturya ve Danimarka 6-8 milyon civarıdır diğer ülke nüfusları ise 3-1 milyon altındadır.
Bence Türk halkı hatta Türkiye'de yaşayan Kürt halkıda bir durup bin düşünmelidir.
Avrupanın derdi Türk Kürt ayrımı vs si değildir.Onlar gelişen dünyaya yakında hükmetmeye hazırlanan (Sosyal,Kültürel ve en önemlisi Ekonomik olarak) Türk toplumlarının olmaması için bizi bir bilinmeyen savaşa sokmaya çalışanlardır.
Oysa düne kadar Türkiye'deki Kürt halkının hakları diyenler bugün 4 ülke bir halktan bahsetmeye başlamışlardır.
Türkiye de yasayan Kürt halkıda bu oyuna gelmemeli bence.Yarın bu birliktelik olsa bile bu sefer 4 ülke yi tekrar bölüp parçalayıp 4 ülke yapma derdindeler.
Kısaca yıllardır Avrupanın sömürgeciliğinden kalma alışkanlığı """BÖL; PARÇALA;YÖNET..!!)
Ama büyüksen bunu yapamazlar..
Saygılarımla
|
yusuf arıkan / 10/9/2006 10:13:24 AM
edense bu batı milletleri burunlarının önünü göremezken milyonlarca km.ötelerindeki olayları teleskopla bakmış gibi güzel gördüklerini sanıyorlar.tarihi soykırımlarla dolu olan fransızlar,ermeniler vs.birçok ülke yönetimleri kara sayfalarla dolu olan geçmişlerini görmezlikten gelip bize çatıyorlar.yürekleri yetiyorsa tarihçilerini getirsinler.tartışarak araştırarak kimin ak kimin kara olduğunu görsünler...
|
Selam Sabirli / 9/30/2006 7:12:20 PM
ize kabul ettirilmeye calisan sozde Ermeni soy kirimini destekleyen AB ulkelerinin gecmislerine bakiniz.
Fransizlar Cezayirlilere, Ingillizler Pakistanli ve Indistanli muslumanlara, Italyanlar Libyalilara, Rumlar; Kibris Turklerine, Hollandalilar; uzak dogu ulkelerine,Ermeniller; Karadag, azeri ve Turklere yaptiklarini'da Almanlarin ilk once Polonyali cingene ve bazi Turklere ( yahudileri gec o husus gercegi yansitmiyor ) tanimalaiyiz. Yani bu ulkeler ilk once kendi gecmislerinde yaptigi soy kirimlari tanisinlar sonra bize tanitttirmaya calissinlar.
Selam ve saygilar
|
Cüneyt Tarık / 10/10/2006 10:55:33 PM
ransızların yaptığı soykırımları(Afrika ülkelerinde vb.) tanıyor ve onaylıyorum. fransa yı gaçmişte yapmış olduğu soykırımlardan dolayı kınıyor ve uluslararası mahkemelerde yargılanmasını talep ediyorum. imzamı atarım.bunlar binbiryüzlü ülkelerdir. geçmişte ermenilerle işbirliği yapıp binlerce masum insanımızı Anadoluda katletmişlerdir. Allah ın izniyle cezalarını göreceklerdir. selamlar
|
azaz / 8/6/2008 10:30:17 PM
oykot edebılecegımız bır franzız urunu tanıyormusunuz ??????
|
alonewolf / 10/12/2006 9:14:07 PM
aklısınız fransızların soykırımını bende tanıyorum ama üzüldüğümü söyliyemem çünkü soykırım yaptıkları adamlar sonra gidip onlara yardım etmişlerdi ve osmanlımızı arkkadan vurmuşlardı bunu da unutmyalım diyorum...hain fransa...nâlet ermeniler...soykırım yok ama bizi yapmak zorunda bırakmayınnnn...
|
haluk / 10/13/2006 9:28:50 PM
ürkiye neden demiyo fransa sende cezairde bir buçuk milyon kişi katletin cadede üzgürlük yürüyüşü yapan silahsız cezair halkını üzerine bombalar ygdırdın
|
derya / 10/13/2006 2:55:35 PM
ransızların turkiye tarihi hakkında hiç bilgisinin olmadığını dusunuyorum yani cahiller dönupte kendi yaptıklarına baksınlar tüm franszca egitim veren kurulusların kapatılmasını istiyorum ramazan ayında onlar yuzunden kufur edip bir suru gunaha girdim ayrıca bence yasayı çıkartarak buyuk hata yaptılar goya dunyadaki en hur dusunur demokratik ulke orneğiydi fransaya gidip avazım çıktığı kadar ermeni soykırımı yoktur diye bağırmak istiyorum tum turkiye ayaklanmalı hala susup oturuyoruz ve su kaçak çalısan ermeniler sürülmeli ermenistan uçak seferleri kaldırılmalı
|
Zaim GÖK / 10/16/2006 3:23:17 AM
ransada ki azınlıklardan eşit sayıda öğrenci getirip okutalım. Bil hassa Askeri ve mülki okullara yerleştirceğimiz öğrenciler Büyük Öğrenci Projesi Kapsamında burslandırılıp, dertlerini dış dünyaya daha rahat anlatmaları sağlanabilir. Yüece Erek dergisi Yazı işl. müd. Ankara zaimgok@hotmail.com
|
muzaffer demir / 10/16/2006 7:46:46 PM
tarıh sormazmı senin 1915 yılında anadoluda ne işin vardı diye.tarih sormazmı 1950 li yıllarda cezayırde fas ta ne işin vardı diye,tarih sormaz şu an 650 binı bulan ölenlerle ırak ta neden sessizsin.demokrasi insan hakları haklı haksızı belirleme amerika fransa gibi ülkelerinmi onlarmı belirliyor doğruyu yanlışı.artık yeter bizi bu kadar aciz görmesinler bizi bu duruma düşüren onursuz siyasetçiler ülkede başörtüsü sorunu yok ülkede gözü olan dış güçler var.bugün ermeni meselesini ısıtıp önümüze kotarıyorlar olmazsa kürt meselesi var onunla üzerimize gelecekler.bize 280 milyar dolarlık bir askeri yük getirdiler pekı bu silahları satan kimler..artık şunu daha iyi kavramalıyız biz yanlız bir ülkeyiz.ve üzerimize geçmişteki emellerini gercekleştırememiş yenik kapıtalıstlerın bu tporaklarda bu 4 mevsimin bir arada yasanan güzelim yurdumda gözleri var.şu anki ikdidara söylemim yakanıza birer atatürk rozeti takın medet umduğunuz araplarda kurtuluş savasında ingilizlerle beraber olmuşlardı.bizi müslüman kardeşlerimizde işgale uğramış yardım edelim demediler.zaten bugün ırakta olanlarada seyircı değillermi!ve kürt kardeşlerimizle biz asırlardır beraberiz ve beraber yasamaya devam edeceğiz çünkü mecburuz birbirimize karıştık tek vücut olduk bu saatten sonra bunun karsıtı yapılacak her hareket bu ülkenın cebınden kapıtalıstlere bıraz daha para aktarılmasını sağlayacak.ve sonlarken nazımın dediği gibi yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşcesine bu memleket bizim..
|
cengiz / 3/16/2007 6:12:11 PM
nlaşılıyorki bu işler gazeteyle bürokrasiyle bizim açımızdan bir işe yaramıyor youtube gibi sitelerde de bizim onların azınlıklarını biraz kaşımamız gerekiyor sanırım.belki ziya gökalp ismet inönü gibi kürt kökenli tc vatandaşlarını da hatırlatmalıyız sanırım.
|
M.Hakan KILIÇ / 4/13/2007 9:31:17 AM
AKP Avrupa birliğine girmek pahasına Anavatanımızı olmayan gerçeklere karşı savunamamkatdır. Ermeni sykırımını ispat edeceğiz diye türlü yalanlar söyleyen AB'nin ve ABD'nin uşaklığını yapanlar Türk Ulusunu böylemi temsil edecek. Ulu önderimiz ATATÜRK'ün arkasına aldığı bu cesur Türk halkını Soykırım yalanını inkar edemez gibi zavallı mı? gösterecek bırakın duygularınızla hareket etmeyi görün gerçekleri insanların dinini kullanarak sömürge yapan bir hükümet Ülke dışında neden varlığını gösteremiyor olmadı olmayacak böyle gitmez diyen insanlar arasında olmaktan kormayın bu ülke bizim ve böyle giderse oda bizim olmayacak nedeni belli AKP ve kendilerini kurtaracak olan AB aynı Osmanlı padişahlarının yaptığı gibi kaçmak.
|
orhan özcan / 10/11/2007 8:19:18 PM
slında türkiye abd ve fransız soykırımlarını tanısa sadece tanıdıgıyla kalır cunku buna baska hiçbir ülke yoldaşlık etmez.Bizim en büyük düşmanımız abd dir.
|
Cezzar / 12/18/2007 12:46:23 AM
fendim Biz Şimdi Diyoruz Fransa Cezayirlilere Soykırım Yapmıştır. Evet Yapmıştır Su Götürmeyecek Bir mesele ve Tarihi Belgelerle Sabit.
Demek Istediğim Şudur ki Aynı Türkiye ( Bizler ) Cezayir Soykırımı Esnasında Fatih Camiinde Cezayirli Müslüman Kardeşlerine Dua Eden Halis Muhlis Türkleri GözAltına Alınmıştır. Yani Şimdi Aklımız Başımıza Geliyor. Soykırım Yıllarında Maddi ve Manevi Desteğimiz Ne Kadar dı Cezayire ? Maddi Olmayabilir , Nitekim Bizde Çok Müsterih Değildik O Sıralar Ama Düşünün Fatih Camiinde Dua Eden Türkleri Biz gözaltına Alıyorduk ? Neden Çünkü Cezayirlilere Dua Ediyorlardı.
Bu Vakalar Asla Türk & Ab Düşmanlığı yada Ab Ikiyüzlülüğü Değil ! Bu Olaylar Bizzat Döneminde Islamın Dünya Dini Olmasında Kumandanlık Eden , Islamiyeti Yüceltmek Uğruna Harb Eden Müslümanlara Oynanan Oyunlardır. Yoksa Efendim Türklere Değil Düşmanlığı , Biz Liderdik Halen Korkuyorlar Gene Kapılarına Dayanmamızdan.
E Birde Sözü Gene Türkiye Cumhuriyetini Yüceltmek ve Dönemin Siyasilerini Övmek için Osmanlı Padişahlarına Bağlamış Arkadaşlar. Yahu Bu Padişahlar Hep mi Kaçmış Memleketten , Hani Bu Padişahlar Haremde Zevceleriyle Fingirdeşiyordu ? Yapmayın Efendiler Siz Akp yi Kötüleyeceksiniz Diye Merhum Sultan Vahdettinin Adını Çirkefleştirmek Zorundamısınız ? Vatandan Kaçtı Diyorsunuz , Siz Bunu Tarihi Belgelerle Isbat Edin Bende Size 40 yıl Köle Olmaya Razıyım.
İşte Aynı Teklifi Ermenilere Sunuyoruz , Buyrun Soykırım Varsa Arşivler Açılsın ! Hani Şu Kaçak Padişahların Fermanlarıyla Kayıt altına Alınan Arşivler ;)
Saygılarımla..
|
Nuh Gemici / 10/9/2006 9:34:55 PM
aha ne kadar sürecek bu uyku? Uyanın ey Türkler! Uyanın Müslümanlar! Bize bizden gayri dost yok.
Bugüne kadar uyutulduk, uyuşturulduk ve unutturulduk. Artık uyanma vakti!!! Kendimize gelelim, aslımıza dönelim. Bu batı hayranlığı virüsünü atalım bünyemizden. Masum ve mazlum dünyanın insanları uşak değil, lider TÜRKİYE'yi bekliyor. Biz tarih boyunca kimseye zulmetmedik, canımızı yakan olmadıkça kimsenin canını yakmadık, kimsenin ırzına, namusuna göz dikmedik, anasından hür doğmuş insanları köleleştirmedik, çoluk-çocuk yaşlı-kadın demeden katledenler biz olmadık, dünyaya farklı inançlara, farklı görüşlere saygı göstermeyi, birlikte kardeşçe, insanca yaşamayı biz öğrettik. En baştan başlamak gerekse de tekrar öğreten yine biz olacacağız. Yeter ki kaybettiğimiz asil şahsiyetimizi, bizi biz yapan değerleri tekrar canlandıralım ve bizzat yaşayalım hayatımızda. Bizim onların çürümüş kokuşmuş fikirlerine ve yaşam tarzlarına ihtiyacımız olduğu koskocaman bir yalan! Onlarınsa en çok bize ihtiyacı olduğu bizim bildiğimiz ama onların bilmediği bir gerçek! Elbet bir gün bu gerçeği onlar da anlayacak, tabii biz anladıktan sonra...
Bilirsiniz: Bir mahallede bir namuslu kadın bir de -afedersiniz- fahişe vamış. Bir gün fahişe, namuslu kadına iftira atmış 'sen namussuzsun' diyerek. Namuslu kadın bu pişkinlik karşısında o kadar şaşırmış ki söyleyecek bir söz bulamamış...(Bilmem bişey ifade etti mi size?)
Söyleyecek sözümüz varsa neden susuyoruz?
Netpanoya teşekkürler...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
YORUM YAZ |
|
|
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.
|
|
|
|
|