Hakikati Söyleyen Aynalar

0

Bugün, daha önce yazdığım ekonomi yazılarının ötesinde bir konuyu kaleme alma ihtiyacı hissettim. Aslında değerli bir arkadaşımın, muhabbet sırasında zihin dünyama ince ince işlediği aynalardan da kaynaklanmış olabilir. Peki, neden önemliydi bu kadar aynalar? Birçoğumuzun evinde, işyerinde hatta hayatımızın hemen hemen her yerinde var olan bu aynalar niçin fazla önemsenmemişti. Bazen yeni alacağımız bir kıyafetin beden üzerindeki uyumu görmek, bazen de kendi dış görünüşümüzü düzeltmek için kullanırız aynaları. Çoğumuzun toplum önüne çıkmadan önceki son durağıdır aynalar. Dış görüntümüzdeki kusurları cüretkar bir şekilde yüzümüze vuran aynalar, iç görüntümüzü de yüzümüze yansıtır aynı zamanda. Bu sebepten olması muhtemeldir ki kendi kendimizle göz göze gelmekten bile kaçınırız çoğu zaman. Çünkü kendimizi dahi kandırmaya çalıştığımız bu hayat oyununda, insana en doğru olanı insanın kendisi haykırabilir. Yeteneklidir insan, bu nedenle insan insanı çok rahat aldatabilir fakat kendisi olan özünü asla aldatamaz. Vicdanının sesini asla susturamaz. Aynada gözbebeklerinin içerisine korkusuzca bakamaz.  Dünya üzerinde herkesten kaçabilir, bambaşka diyarlara gidebilir ama aynadaki sen olandan, insan asla kaçamaz.

Akıl, erdem ve ahlak minvalinde mukaddes bir varlıktır insan. Dünyanın en merhametli canlısı olmasına rağmen, en acımasız varlığı olabilme özelliğini de aynı bedende taşıyan eşrefi mahlukattır. Dünya üzerinde yaşayabilmek için doğa kanunlarına uymak zorunda olan insan, kendileri arasında da hayatını sürdürebilmek için yasalar koymuştur. İnsanların yasaları yaptığı ama yasaların da insanlar yaptığı düzen içerisinde doğru olanı uygulamak zorundayız. Aldığımız ya da verdiğimiz kararların yanında yasal olarak haklılığa bakarken, hakkaniyet boyutunda ki doğruluğunu da göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Örneğin; Okuma yazma bilmeyen gözleri ama bir teyzeye senet imzalatarak evini elinden almak yasal olarak sorun teşkil etmese de helal değildir. Buğday üreten bir amcanın mahsulünü bir liraya alıp beş liraya satmak yasal olarak doğru iken hakkaniyet açısından doğru değildir. Yasalara uyan herhangi bir durum, vicdanen tasdik edilmedikçe doğru değildir. Doğru olanı yapmadığı müddetçe aynalara bakmaktan hep utanacaktır insanoğlu.

 

Aynadaki bir kitap gibidir insan. Her sayfasında ayrı bir hatıra, derin anılar, unutulmaya yüz tutmuş hatıraların izleri vardır. Bizi biz yapan güçtür aynalar. Unutulmaya yüz tutmuş hatıralar, vazgeçilmiş idealler, başkalaşmış yüzler olmuş olsa da yarım kalan hikayelerin devamı için inancı görürüz aynalarda. İnsanın kendisiyle yalnız kaldığı ama bu yalnızlıktan güç aldığı bir diyardır aynalar. Bir mahkemedir, sigaya çekmektir ve yüzleşmedir ayna. Ne zaman aynaya derin derin baksak, gönül sokaklarımızda kandiller yanar çoğu zaman ve bazen öylesine ihtiyaç duyarız ki bu güzelliklere. Bizi biz yapan, insan olduğumuzu hatırlatan, erdemi, ahlakı hatırlatan ve bütün yanlışlıkları yüzümüze vuran aynalar iyi ki varlar. Yoksa gün gelir kendimize yabancı oluruz da bin bir yüzlü dünyada hangi yüzün bize samimi konuştuğunu anlayamazdık.

Ey insan, geç aynanın karşısına ve bak göz bebeklerinin içine doğru. Korkma! Çünkü karşında gördüğün senin bu hayattaki en önemli dostundur. Bu yüzden acı konuşur; ölümün yaklaştığını, yaşlanmaya başladığını, hatalarını, pişmanlıklarını, doğru kararlarının ardındaki tebessümünü vurur yüzüne. Vazgeçmek üzereysen eğer, seni sana hatırlatır ve vazgeçmekten utanırsın. Bir gün kör sokaklarda fenersiz, dipsiz kuyularda merdivensiz kalırsan eğer; aynanın karşısına geç ve dostunun gözlerinin içine bak. Harekete geçmek için, kendinde var olan hazineyi gösterecektir sana. Unutma! İnsan basit değildir lakin basit hataları düzeltemiyorsa eğer, o zaman basitleşmeye başlamış demektir.

Aynadaki SEN olana güven, tüm dünya sussa da o sana hep hakikati söyler.