Hayallerinin Gerçekleşmesi İçin Koş.. Bizim İçin Şampiyon..

0

2018’ i geride bıraktığımız hafta vizyona giren bir filmden bahsetmek istiyorum bugün. Aslında bir filmden çok daha fazlası. Azmin, zaferin, sevgi ve fedakarlığın kalplere ve zihinlere kazınması. Evet, “Bizim İçin Şampiyon” dan bahsediyorum. Şampiyon “Bold Pilot”.

Bold Pilot’ı bilenler bilir de benim gibi sonradan öğrenenler için kısaca tanıtmam gerekirse o, 90’lı yıllara damgasını vuran, kırılamayan bir rekora imza atmış, milyonların sevgisini kazanmış, dönemin asi çocuğu İngiliz saf kanlarından bir yarış atı. Yani film yaşanmış bir hikayeyi anlatıyor. Filmin bir diğer konusu ise bu muhteşem at sayesinde jokeyliğini yapan Halis Karataş ile atın sahibi Özdemir Atman’ın kızı Begüm Atman arasında ki duygusal aşk hikayesi. Yani Şampiyon’da herkes kendisinden bir şey bulabilir.

Filmin yönetmenliğini Ahmet Katıksız, senaryosunu ise Katıksız ile birlikte Serkan Yörük paylaşıyor. Halis Karataş’ı Ekin Koç, Begüm Atman’ı Farah Zeynep Abdullah ve Özdemir Atman’ı Fikret Kuşkan oynuyor. Sinema sektöründe henüz çok yeni olan yönetmen, oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Çünkü film atlarla birlikte çekiliyor ve yarış sahneleri fazlasıyla gerçekçi. Bu şekilde bir film çekmek zorlu bir iş ve cesaret isteyen bir durum. Ama yönetmen ve ekibi bu işin üstesinden layığıyla gelmeyi başarmış. Tabii ki bu başarıda atların payı da çok büyük. Çünkü bu asil varlıklar aynı insanlar gibi çevresinde olup biteni kavrıyor ve ona göre tepki veriyorlar. Bold Pilot zaten özel bir at olduğu için bu tarz hasletlerinin çok daha gelişmiş olduğunu görüyoruz. Halis Karataş ile kurduğu bağ bize bunu çok güzel yansıtıyor. Özdemir Atman’ın ifadesiyle biniciliğin püf noktalarından birisinin “bir artı bir eşittir bir, yani aşk gibi” söylemini Halis Karataş ile Bold Pilot hayatlarına geçiriyor ve tek nefes, tek ruh olmayı başarıyorlar.

Filmi izledikten sonra hikayeyi biraz araştırdım ve Bold Pilot ile karakterler hakkında bazı bilgiler edindim. Filmde son kısımda Bold Pilot’ı beş farklı atın oynadığını görüyoruz. Bunu izlerken fark etmemiş olmamızda ayrı başarı elbette ama asıl ilgi çekici olan ise o beş attan birisi Bold Pilot’ın oğlu Ganesh. Bir diğer bilgide 1996 Gazi Koşusu’nda kazanılan 2:26.22 ‘lık rekor bunca zamandır hala kırılamamış. Yani Boldi (Begüm Atman ve Halis Karataş bu şekilde sesleniyor.) hala şampiyon.

Filmin bir diğer vurgusu da, kansere yakalanan Begüm’ün Boldi ile Halis’in azmi, sevgisi,  inancı ve fedakarlıkları sayesinde hastalığı ile mücadele etmeyi kabul etmesi. Bu sahnelerde dram çok fazla işlenmiş olsa da sevdiklerimiz için yapabileceklerimizin bir sınırı olmadığını çok iyi yansıtmışlar. O dönem Begüm için koşarak şampiyon olan Boldi ve Halis bu mücadeleyi kazansalar da yıllar sonra Begüm Atman tekrar yakalandığı hastalığına yenik düşerek vefat ediyor. Ama yine de sonuna kadar savaşıyorlar, pes etmiyorlar.

 

 

 

 

 

Filmde birçok yarış ve tek şampiyon olmasına rağmen ne rakipler arasında ne halk arasında bir rekabet hali yaşanmıyor. Buradaki yarış aslında hayata karşı tavrımız, bir nevi kendimizle yarışımız, hem kendimiz hem sevdiklerimiz için. Boldi hem asi hem şirin tavırlarıyla geniş bir hayran kitlesi elde etmeyi başarıyor. Start kutusuna girmede biraz sıkıntı olsa da onu izlemeye gelenleri bile susturmayı başararak birazda kaprisli bir yıldız edasıyla yarışa başlıyor ve kazanıyor. İnsanlar onun için tek yürek oluyor. Boldi oraya gelenlere, ekran başında onu izleyenlere bir umut, bir ışık oluyor. Belki de bu kadar sevilmesinin nedeni bu azmi ve insanlarla kurduğu bağdır.

Yarış sahneleri son derece muazzam. İzlerken koltuklarınızda duramadığınızı hissedeceksiniz. Özellikle yarış esnasında son saniyeler kalp atışlarımızın hızlandığı nefeslerin tutulduğu anlar oldu.

Bu duyguları yaşatabildiği için filmi oldukça başarılı buldum. Ayrıca zihnime kazınan Halis Karataş’ın galibiyet sonrası Begüm Atman için basında söylediği “Şampiyon olmak bazen kaybedeceğini bildiğin halde koşmaktır.” Cümlesi hayatımızın mihenk taşlarından biri olmalı diye düşünüyorum. Tıkandığımız, tökezlediğimiz yerde bu cümleyi hatırlayıp ayağa kalkalım ve devam edelim. İyi veya kötü sonuç ne olacaksa olsun, mücadeleye devam edelim biz. Geçmişe dönüp baktığımızda keşkelerimiz olmasın. Bıraktığımız izler başkalarına umut ve ışık olsun. Kaybedeceksek bile en güzel kaybeden biz olalım. Asıl başarı da bu değil midir zaten?