HİNDİSTAN, ORTADOĞU’NUN BARIŞ ELÇİSİ OLABİLİR Mİ?

0

Netanyahu’nun Hindistan’ı ziyaretinden birkaç hafta sonra Modi, dört günlük Ortadoğu ziyareti gerçekleştirmiştir. 9-12 Şubat arası gerçekleşen bu ziyaret boyunca Modi Ürdün, Filistin, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’da ikili ilişkileri güçlendirme adına önemli adımlar atmıştır.

Modi’nin ilk durağı olan Ürdün, Hindistan hükümetinin 30 yıl aradan sonra başbakanlık düzeyinde gerçekleştirdiği ilk ziyaret olması açısından büyük önem arz etmekteydi. Ürdün’den sonra Filistin’e geçen Modi’nin ziyareti, Filistin Başkanı Abbas tarafından tarihi bir ziyaret olarak değerlendirmişti. Zira Hindistan’dan Filistin’e başbakanlık düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaretti. Ayrıca Abbas’ın Hindistan’ın Ortadoğu barış sürecinde rol oynayabileceğini, İsrail-Filistin arası çoklu müzakere yaratabileceğini ve böylece iki ülke arasındaki anlaşmazlık konusunda bir sonuca ulaşılabileceğini söylemesi dikkat çekici açıklamalardandı. Abbas, Filistin’in kardeş ülke Hindistan ile olan ilişkilerinin önemine inandıklarını ve bu ilişkinin Hindistan’ın herhangi bir devlet olan ilişkileri nedeniyle etkilenmeyeceğini vurguladı. Hint hükümetinin, Filistin’i 1988’de bir devlet olarak tanımasını ve BM’deki son Kudüs kararına ret oyu vermesine dikkat çekerek bunları unutamayacaklarını ifade etti. Abbas’ın bu söylemlerine karşı Modi, İsrail ve Kudüs ile ilgili açıklamalar yapmadı. Hindistan ve Filistin arasında ekonomi, teknoloji, sanayi, tarım, teknoloji, turizm, bilgi sistem alanlarında işbirliği antlaşmaları yapıldı.

Gezisinin üçüncü ayağı olan BAE ziyaretinde havaalanında Kral ve ailesi tarafından karşılanan Modi, Ortadoğu’daki ilk Hindu tapınağının açılışına katıldı. Veliaht Prens’in sarayında ağırlanan ilk yabancı lider olma vasfını elde eden Modi, inşa edilecek tapınağın planını Dubai’de gerçekleştirilen Dünya Hükümetler Zirvesi’nde tanıttı. Bu tapınağın iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirirken, Hint kimliği için de bir araç olacağını dile getirdi. Abu Dhabi-Dubai karayoluna inşa edilen bu tapınak için, BAE hükümeti 55.000 km2 alan tesis etti. 2020’de inşası tamamlanacak olan yapının “insanlığın” ve “uyumun” bir simgesi olacağı vurgusu önemliydi. Bin yılda bir gerçekleşecek bir olay olarak anılan bölgedeki Hindu tapınağının inşasında geleneksel mimari esas alınacakken tapınakta ibadet salonu, ziyaretçi merkezi, çocuklar için spor alanı, tematik bahçeler ve diğer tesisler kurulacaktır. BAE, bünyesinde 3 milyona yakın Hintli barındırmakta ve bu tüm nüfusun % 30’una tekabül etmektedir. Hint diasporasıyla görüşen Modi, BAE ziyareti ile ilk petrol imtiyazını elde etti. Hindistan’a ihraç edilecek petrollerin depolanması için karasal konteynır terminali kurma taahhüdünü veren DP World, bunu Cammu ve Keşmir’de gerçekleştirecek ki bu sorunlu eyalet için önemli bir mesaj. Bunun yanında Hint petrol şirketleri, uluslararası bir ticaret anlaşmasıyla açık deniz petrol imtiyazından % 10 pay elde etti. Ayrıca iki ülke arasında demiryolu, iş gücü ve finans sektörlerinde antlaşmalar imzalandı.

Modi’nin gezisinin son ayağı Umman’dı. Umman Prensi’nin Hindistan’da okumuş olması Modi için ayrı bir avantaj teşkil etmiştir. Hindistan’ın Umman ile güçlü ilişkilerinde coğrafi yakınlık büyük önem arz etmektedir. Zira Umman, Hindistan’ın Arap Denizi’ndeki komşusudur ve Umman Körfezi onun deniz yolundan dünyaya açılışını sağlamaktadır. Ayrıca Hindistan için stratejik noktalar olan İran’ın Chabahar ve Pakistan’nın Gwadar limanlarıyla Umman yüz yüzedir. Bunun yanında, Pakistan’ın Belucistan eyaletinde bulunan ve Çin tarafından işletilen Gwadar limanının adını aldığı eski bir balıkçı köyü olan yarımadanın, 1783-1958 yılları arasında Umman’ın bir parçası olması önemli bir detaydır.  Zaten Hindistan’ın Umman ile ilişkilerinin temelinde deniz güvenliği konusunda savunma işbirliği gelmektedir. Bu alanda ikilinin işbirliği 2005 yılından beri aktiflik kazanmıştır. BAE gibi Umman da büyük bir Hint diasporasına ev sahipliği yapmaktadır. Umman ziyareti sırasında Modi, Muskat kentindeki 250 yıllık Şiva tapınağını da ziyaret etti.

Hindistan’ın “Batı’ya Bak” politikasının önemli bir ayağı olan bölge ülkelerinde barış ve istikrar Hindistan’ın enerji ihtiyacı için elzem olmakla birlikte, bölgedeki 9 milyonu aşkın Hint diasporasının güvenlik ve refahı için de büyük önem arz etmektedir. Zaten Hint alt kıtasının bölünmesi ve Ortadoğu’nun iç karışıklıkları nedeniyle Batı’ya Bak politikasının tam olarak istikrar sağlayamaması Hindistan’ın büyük güç olma yolunda engeller teşkil edecektir.

Sadece Ortadoğu’nun iç karışıklıkları değil, bölge ülkelerinin İran ile büyüyen anlaşmazlıkları da Hindistan’ın daha dikkatli bir dış politika izlemesini gerektirmektedir. Zira Hindistan’ın Afganistan ve Orta Asya’ya açılan kapısı olan İran ile ilişkileri gibi dünyada en fazla Hint diasporasının bulunduğu Batı Asya ve Körfez ülkeleri bir o kadar önem taşımaktadır. Hindistan’ın Batı Asya’sı olan Ortadoğu ile olan ilişkilerinde İsrail’e rağmen, geçmişe dayanan ilişkilerinin omurgasını korumak istediği açıktır.  Bu anlamda, Ortadoğu’da inşa edilecek ilk Hindu tapınağı, Hinduizm’in kutsal kitaplarında geçen Vasudhaiva Kutumbakam (Dünya bir ailedir) ilkesiyle bağdaştırılmıştır. Hindistan’ın “Batı Asya” ile ilişkilerinin istikrarı adına insanlık ve uyum söylemleri önemli stratejiler olsa da bölgedeki ABD, Rusya ve AB gibi büyük güçlerin varlığı, Filistin’in Hindistan’a açık olarak sunduğu bölgenin barış elçisi olma teklifini kabul etmesini engellemektedir. Zira Ortadoğu’daki büyük güçlerin çıkarları ile Hindistan’ınkiler çakışacaktır. Hindistan’ın bölgede barış elçiliğine soyunup soyunmayacağını yeni dünya düzeninin nereye doğru evrileceği gösterecektir.