Hindistan’da Tuvalet ve Din

0

Hindistan… Dünyanın en mistik, en çekici, en büyüleyici ülkesi olarak görüldüğü gibi, yine dünyanın en anlaşılmaz, karmaşık ve pis ülkesi olarak da betimleniyor. Ne zıtlık değil mi? İnsanların mı kafası karışık, Hindistan mı bir o kadar anlaşılmaz? Yoksa Hint’e empati kuramayacak kadar ilgisiz miyiz? Sanırım cevap sonuncusu… İster yazılı ister sözlü olsun hemen tüm haber kanallarında Hindistan ile ilgili nerede “absürd” haber var onlar gösterilir; kamyon devrilmeleri, hayvan saldırıları, tecavüz haberleri, ilginç dini uygulamalar vb. Sonuç olarak bilinçaltımızdaki Hindistan hala sömürge dönemlerinin izlerini taşıyan, anlaşılmaz ve pis (!) bir ülke.. Zira bu tür haberlere verilen yorumlar da zihinlerdeki Hindistan’ı resmeder biçimde. Son birkaç yıldır Hint dizileriyle birlikte Hindistan’a dair algı değişimleri olsa da devede kulak misali değişim, pek de sevindirici bir boyutta değil.

Sadece Türkiye olarak değil, tüm dünyanın Hindistan’ı daha iyi anlamaya ihtiyacı var. Zira bünyesinde barındırdığı tüm tezatlıklara rağmen, bu ülke dünyanın 5. büyük ekonomisi olma yolunda hızla ilerliyor. Bu durum birçoklarını şaşırtıyor, hele ki söz konusu fakirlik ve pislikten kırılan bir ülke olunca! Hindistan’a yolunuz düşmese bile belgesellerden, seyahatnamelerden, gezi günlüklerinden ya da orayı ziyaret eden yakınlarınızdan ülkedeki temizlik anlayışının ne kadar farklı olduğunu duymuşsunuzdur. Ülkeye adımını atar atmaz alınan ağır koku, çamaşır suyu (!) ile yıkamadan yenemeyen sebzeler ya da ortalıkta tuvalet ihtiyacını gideren insanların korkunç manzaraları olağan betimlemelerden. Ancak tüm bu aşağılayıcı sıfatları sayarken, Hint’in neden bu durumda olduğunu merak eden oluyor mu? Gerçi cevap birçoğu için basit değil mi? Sömürülmüş bir devlet nasıl kendini o kadar kolay toparlayabilirdi ki? Ya da İngilizlerin tüm çabasına rağmen “uygarlaşmayı” becerememiş bir millet elbette ki bu halde olurdu. Hele bir de akıllara zarar kast sistemi var ki, bu garip inançlı insanların medeniyete ulaşması hepten boş bir ümitti!.. Acaba gerçekten durum böyle mi?

Hindistan’daki tuvalet problemi üzerinden yukarıdaki tüm serzenişlerimizi masaya yatıralım. Evet Hindistan’da tuvalet çok büyük bir “problem” (!) Hindistan’da bir milyarı aşkın nüfusun neredeyse yarısının, bazı kaynaklara göre yarısından fazlasının, evinde tuvalet yok. Köylerde bu durum daha vahim. İnsanlar tuvalet ihtiyacını, evlerinden uzak bir yerde, açık alanda gidermeyi yeğliyor. Evine tuvalet inşa ettirmek yerine ellerinde “lota” dedikleri ibriklerle uygun gördükleri alanlarda tuvalet ihtiyacını gidermeyi tercih ediyorlar. Ancak bu durumun en büyük mağdurları ise kadınlar. Hatta tuvalet yokluğu nedeniyle okula gidemeyen kız çocukları, dışarıda tuvalet ihtiyacını gidermek zorunda olduğu için cinsel şiddete maruz kalan kadınlar bu mağduriyet örneklerinden bazıları.

Hindistan’daki mevcut hükümet lideri Narendra Modi, 2014 yılında iktidara geldiğinde Temiz Hindistan misyonu çerçevesince ülke tarihinin en büyük tuvalet inşa etme kampanyasını başlatmıştı. Bu kampanya gereği 100 milyon tuvalet inşası hedeflenmekte. Bu çerçevede Modi “tapınaktan önce tuvalet” söylemleriyle hızla Hint’in tuvalet alışkanlığını değiştirmeyi umuyor. Bunun için de 40 milyar dolar bütçe ayrıldı. Dünya Bankası, UNICEF, Bill Gates gibi kurum ve isimlerden de yardımlar geldi. BM, Hindistan’a 2030 yılına kadar açık alanda tuvalet yapımını sonlandırılma misyonu verse de Modi bunu 2019 yılında, Mahatma Gandhi’nin 150. doğum gününden (2 Ekim) önce bitirme sözü verdi. Hızla süren tuvalet inşalarının yanında devlet, insanların evlerine wc yapması için 187 dolar para yardımı da sunmakta. Tuvalet ihtiyacını dışarıda giderenlere ise devlet çalışan ekipleri ve gönüllüler tarafından, özellikle kırsal alanda, utandırma faaliyetleri yapılıyor. Hatta bir dönem, caydırıcı olması açısından tuvaletini dışarıda yapanların üzerine su fışkırtıldı.

Tuvalet İnşa Etme Kampanyası Çerçevesince Yenilenen bir WC

Tüm bu anlatılanlar birçokları için Çin ile yarışan bir gücün gerçeği olduğunu idrak etmekte zorluk çekse de durum bu. Peki nedeni ne? Altyapı eksikliği, tuvalet sayılarının yetersizliği ya da nüfusun çokluğu mu? Açıkçası dikkate alınmasa da her milletin bir tuvalet kültürü var. Hükümet, yürüttüğü kampanyayı dünyanın en geniş davranış değiştirme hareketi olarak tanımlayadursun mevcut tuvalet kültürünün temeli ve arka plandaki gelişmeler çok başka bir hikayeyi anlatıyor. Dışarıda tuvalet ihtiyacını giderenlerin sayısının azalmasının ise tamamen korku temelli olduğu belirtiliyor. Sonuç olarak “Hindistan’da tuvalet alışkanlığının değiştiği falan yok” söylemleri devam ediyor.

Hindistan’da tuvalet probleminin çözümü için Mahatma Gandhi’de çok çaba sarf etmiş, hatta tuvaletlerin ve temizliğin bağımsızlıktan çok daha önemli olduğunu söyleyecek kadar işi ileri götürmüştü. Gandhi’nin biyografilerinde dahi tuvaletlerin temizliğine ne kadar çok önem verdiği görülür. Hatta kendisi de tuvalet temizliği yapmış, aynı şeyi karısının da yapmasını istemişti. Karısı bunu reddettiğinde ise onu evden kovacak kadar kızmış ve misyonundan taviz vermemişti. Gandhi’nin bu kararlılığı karısını da ikna etmiş ve tuvalet temizliğine katılmasını sağlamıştı. Gandhi, Gujarat’ın Rajkot şehrinde tuvaletleri teftişe çıkmış, bazı zenginler, dolayısıyla üst kastlar, tuvaletlerinin denetlemesine izin vermemişti. Denetlemeyi yaptığı üst kastların evinde ise tuvaletlerinin çok pis olduğunu gözlemlemişti. Dokunulmazların, yani kast sisteminin dışındaki grubun, ise evlerinde zaten tuvalet yoktu. Bazı biyografilerde ise alt kasttan olanların tuvaletlerinin çok temiz olduğundan bahsedilir.

Evet, Gandhi’nin teftişlerinde görüldüğü üzere Hint insanının tuvalet probleminin arkasındaki neden kast sistemi. Daha önceki yazılarımızda da sık sık vurguladığımız gibi Hinduizm’in temel direklerinden olan kast sisteminin oluşturduğu algı nedeniyle ülkenin mevcut tuvalet alışkanlığının dayanağını din teşkil etmektedir. Zira Hinduizm’e göre tuvalet temizlemek ve süprüntücülük en aşağı iştir ve bu işi Dokunulmazlar denen grup üstlenir. Dolayısıyla kasta tabi grupların, hele ki üst kastların, tuvaletleri temizleme gibi bir işi yapması düşünülemez. Ayrıca tuvalet pisliğinin evlerinde bulunması da “saflık”larının bozulmasına neden olacaktır. Onlara göre en temiz tuvaletin bile evdeki varlığı dini olarak kirletici vasıftadır. Bu anlamda evlerini temiz tutan Hindular, tuvalet ihtiyacını dışarıda gidermeyi yeğliyor. Zira Müslüman, Sih ve Hristiyanların aksine evlerinde wc bulundurmayan Hinduların oranının %70’i geçmesi de durumu özetliyor. Hatta evlerinde tuvaleti olan Hinduların %40’ının ailesinde en az biri evdeki tuvaleti kullanmamayı tercih ediyor. Bu anlamda, hükümetin tuvalet kampanyası birçokları tarafından eleştiriliyor. Ayrıca tuvalet inşaları devam etse de çoğu çökmekte. Kimileri de küçük hayvan barınağı, alet, bisiklet ya da tahıl deposu olarak kullanılıyor. Çoğunluk ise artan tecavüz olayları nedeniyle, tuvaletleri sağlık hizmeti olarak görmek yerine kadınları koruma yolu olarak görüyor. Bu anlamda hükümetin mevcut politikasının verimliliğinin sorgulanması haklı bir eylem olarak kalıyor. Zaten en başında tuvalet inşa kampanyasının “dünyanın en geniş davranış değiştirme hareketi” olarak lanse edilmesi yanlış bir algıyı doğurmaktadır. Hint hükümetinin insanların inançlarını değiştirme teşebbüsü yerine, onların inançlarına uygun düşecek şekilde bir politika izlemesi çok daha uygun ve verimli bir karar olacaktır.