Hindistan’ın Keşmir Stratejisinin Derinliği

0

14 Şubat 2019 günü, Hindistan yönetimindeki Keşmir topraklarının güneyindeki Pulwama ilçesinde bir terör saldırısı gerçekleşti. Terör saldırısını Masood Azhar liderliğindeki Ceyş-i Muhammed (JeM) adlı Pakistan destekli terör örgütü üstlendi. Pakistan ise saldırı ile bir bağlantısı olmadığını belirterek, Hindistan’ın mevcut iddiasını reddetmektedir. Zira Pakistan, 20 yıl boyunca yönettiği adı geçen örgütü yasaklamıştı. Ancak, JeM’in Pakistan Taliban’ına karşı savaşta Pakistan hükümetine yardım etmesi, Çin’in BM’de, Pakistan’ın isteğiyle, JeM liderinin terörist olarak gösterilmesini defalarca engellemesi ve son saldırı olaylarında da Çin’in bu duruşunun arkasında durmaya devam edeceğine dair verdiği sinyal Pakistan’ın olayla bağlantısı olmadığı söylemlerini zayıflatmaktadır.

Olaya dönersek, örgüt üyelerinden Adil Ahmad Dar bomba yüklü bir arabayla Hindistan’ın Merkezi Yedek Polis Gücü konvoyundaki bir arabaya çarptı. Olayın son bilançosuna göre 44 Hint personeli hayatını kaybetmiş ve birçok kişi de yaralanmıştı. Pulwama saldırısı Hindistan bünyesinde, özellikle Keşmir topraklarında, düzenlenen en büyük terör olayı olması nedeniyle diğer saldırılardan ayrılmaktadır. Son 30 yılın en öldürücü olan bu terör saldırısı, Hindistan’ı alarma geçirmiş durumda. Hindistan, ilk olarak Pakistan başkonsolosunu çağırmış ve sert bir diplomatik girişim düzenlemişti. Olayın ardından 24 saat geçmeden, Pakistan’a verdiği Dünya Ticaret Örgütü üyelerinin birbirine sağladıkları En Tercih Edilen Ulus statüsünü de geri çekmiştir. Pakistan ise Hindistan’ın bu adımını duygusal bir karar olarak yorumlamış ve ülkenin ise düşündükten sonra bir adım atacağını belirtmiştir.

Modi uzun zamandır üzerinde durduğu, Hindistan topraklarında terörü desteklediği için Pakistan’ı cezalandırma konusunda oldukça ciddi. Zira Pulwama saldırısı sonrasında da bu saldırı ile “büyük bir hata” yapıldığını belirterek, teröristlere ve saldırının sorumlularına gereken sert cevabın verileceğini açıklamıştır. Saldırıdan sonra, muhalefetten de hükümete destek gelmiş ve diğer eyalet liderleri de Pakistan’a bir ders verilmek isteniyorsa seçimler yerine Pakistan’a odaklanılması gerektiğini dile getirmişlerdir. Hava saldırıları, topçu ateşi, Pakistan ordusu ve Pakistan yönetimi altındaki Keşmir’e derin istihbarat ya da Pakistan sınırına yerleştirilen askeri birlikler, Hindistan’ın Pakistan’ı caydırma konusunda gerekli etkiyi sağlayamadığını göstermektedir. Zira Hint hükümetinin tüm bu faaliyetlerine karşılık Pakistan gerekli önlemleri almayı ihmal etmemiş ve terör saldırılarının önü alınamamıştır.

Ancak bu eylem, Pakistan bazlı militan gruplara karşı Hindistan’ın stratejik ikilemi konusunu yeniden canlandırmış oldu. 2001, 2002 ve 2008 yıllarında yaşanan terör saldırılarına karşılık, Hindistan’ın başarısız kalan eylemleri hala Hint halkının zihinlerindedir ve bu olayda da aynı sonuçların tekrarlanması istenmemektedir. Özellikle genel seçimlere yaklaşırken Modi hükümetinden, 2016 yılındaki terör saldırısına karşılık attığı adımdan daha büyük ve gerçekçi bir politika izlenmesi beklenmektedir. Zira Keşmir ile ilgili savaş ve krizlerin tarihinin gösterdiği gibi nokta operasyonları gibi sürprizler ya da gerilimin yükselişinden ziyade, nükleer savaşı da tetiklemeyecek şekilde, ciddi bir caydırıcı politikanın izlenmesi gerekmektedir. Hindistan’ın Pakistan ile olan geçmişinin yanı sıra Pakistan’ın Hint topraklarında teröre destek vermesi, Hint kamuoyunun gözünde, başarılı bir dış politika konusunda Pakistan’ı en zirveye çıkarmaktadır.

Hindistan, yaşanan son Keşmir katliamını Pakistan’a karşı güçlü bir politikaları olmadığından ödediği bir bedel olarak yorumladı. Diğer bir önemli konu ise Pulwama saldırısı, teröristlerin taktiklerinde yapısal bir değişiklik olduğunu gözler önüne sermiş oldu. Zira intihar bombacısının ve bomba yüklü araçların kullanılmasının arkasında Pakistan’daki terör örgütü liderleri tarafından tercih edilme olasılığının yüksek olduğu düşünülüyor. Öte yandan, terör saldırılarının değişen boyutu Güney Asya’da bir krizin yaşanma olasılığı ihtimallerini de yükseltmektedir. Özellikle son yıllarda Keşmir, eyalete uygulanan baskıcı taktikler nedeniyle Hint hükümetine karşı öfkesinin boyutu yükselmiş durumdadır. 1990 yılından sonra Pakistan lehine Keşmir’de yaşanan sosyo-kültürel değişimler, yaşanan kriz ve savaşlara karşılık Hindistan hükümetinin kendinden beklenmeyen şekilde (!) yürüttüğü sert politikalar Hindistan ve Pakistan gözünde Keşmir’in gerçek anlamda ne ifade ettiğinin ortaya konması gerekmektedir. Zira Hindistan’ın seküler yapısı ve Pakistan’ın İslami kimliğini güçlendirmek adına Keşmir üzerindeki hak iddiaları gerçekliği yansıtmamaktadır.

Pulwama saldırısının ardından Hindistan’ın Pakistan’a karşı verebileceği en doğru cevap siyasi propaganda olacaktır. Nükleer güce sahip iki gücün geçmişte olduğu gibi Güney Asya’yı kıyametin eşiğine getirmemesi adına askeri bir operasyona gidilmemesi en iyi yol olarak gözükmektedir. Gerek Hint kamuoyu gerekse Hint seçkinleri, hükümetin bilindik adımlar atarak eskisi gibi boşa kürek salmasını istememektedir. 2016 yılındaki Pathankot şehrindeki Hint hava üssüne yapılan saldırı olaylarına karşılık mevcut Hint hükümetinin nokta operasyonu düzenleyerek bunu bir fetiş haline getirmesinin sonucunu, 14 Şubat 2019 günü Hindistan tekrar net olarak görmüş oldu. Uluslararası kamuoyu Hindistan’ı destekleyip terörü lanetlemekle birlikte, ABD’nin tavrı burada öne çıkmaktadır. Zira ABD, Afganistan savaşını bitirip bölgeden çekilme sürecinde Pakistan’a tekrar yeşil ışık yakmıştır. Aynı şekilde saldırının gerçekleşmesinden hemen önce Güney Asya’da kötüleşen güvenlik senaryolarının farkında olduğuna dair açıklamalar yapması, bir seyahat danışmanlığı belgesinde Pakistan yönetimi altındaki Keşmir yerine “Azad Keşmir” ibaresinin kullanılması Amerikan terminolojisinde bir değişim olduğunu göstermektedir. Her ne kadar Pakistan’a topraklarındaki teröre ve terör örgütlerine olan desteğini bitirmesine dair çağrıda bulunup Hindistan’ı desteklese de ABD’nin fiiliyatları Hindistan’ı, bağımsızlığından beri sürdürdüğü tavrını koruması gerektiğine dair işaretler vermektedir. Yani Hindistan, Keşmir sorunun çözümünde üçüncü bir tarafın varlığı olmaksızın Pakistan’a karşı doğru bir strateji izleyerek tarihi meseleye, tarihin ışığında, çözüm aramalıdır.