Hindistan’ın Stratejik Adımı: Andaman ve Nicobar Adaları

0

Modi’nin 30 Aralık günü Andaman ve Nikobar adalarını ziyaret sebebi, Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin önemli liderlerinden olan Subhash Chandra Bose’nin bölgede, Hindistan bayrağını göndere çekişinin 75. yılını kutlamaktı. Bu vesile ile Modi, üç adanın ismini değiştirdi. Başlıca turizm merkezi olan adalardan Ross Adası’nın ismi Netaji Subhash Chandra Bose Adası, Neil Adası Şehit Adası ve Hovelock Adası ise Kendini yöneten Ada olarak değiştirildi. Modi, adaların isim değişikliğinin sebebini ise Hindistan’ın adalardan ilham aldığını belirterek ifade etti. Ayrıca adaların isim değişikliği kararının, 1943 yılında Hint ulusal ordusunun lideri olarak ve Japon gücünün bir müttefiki olarak adaya gelen Bose tarafından alındığını ve bunun, 75 yıl sonra gerçekleştirildiğini belirtti. Zira II. Dünya Savaşı sırasında adalar, Japon işgali altındaydı ve sadece nominal olarak S. C. Bose’nin liderliğindeki Hint Ordusu’nun yetkisi altındaydı.

Tarihsel olarak XI. yüzyılda Hindistan’ın güneyli bir krallığı tarafından Endonezya’ya karşı stratejik deniz üssü olarak kullanılması amacıyla ele geçirilen bölge, XVII. yüzyılda da Maratha krallığı tarafından deniz üssü olarak kullanılmıştı. Daha sonra ise adalar, ünlü bir Hintli amiral tarafından Hindistan’ın bir parçası haline getirilmişti. 1869 yılında İngiliz sömürgesi yönetiminin eline geçen adalarda, 1896-1906 yıllarında hücre hapishaneleri inşa edilmişti ve bu hapishaneler hala birçok turist çekmektedir. Modi de bu ziyaretinde Veer Savarkar, Baba Bhan Singh, Indu Bhushan Roy gibi büyük özgürlük savaşçılarının işkence gördüğü bu hapishaneleri ziyaret etmiş ve hücre hapishanelerinin tapınaklardan daha az olmadığını belirtmiştir. 1872 yılında ise İngilizler, tüm adaların yönetimini birleştirerek bölgedeki varlıklarını güçlendirmişti. 1950 yılına gelindiğinde adalar, Hindistan’ın yönetimine bağlanmış ve 1956 yılında Hindistan’ın federal sistem yapısı gereği birlik bölgesi haline getirilmiştir.

75 yıl öncesinin anısına 150 metre yüksekliğindeki bir direkte Hint bayrağını göndere çeken Modi, adalarda enerji, ulaşım, eğitim, turizm, sağlık gibi önemli kalkınma projelerinin gerçekleştirileceğini açıkladı. Ayrıca adaya internet bağlantısının sağlanması amacıyla Hindistan’ın Chennai şehrinden Blair limanına çekilecek denizaltı optik fiber kablosu, 7 MW güneş enerji santrali, bir güneş köyü modeli, 12 adayı birbirine bağlayacak Geniş Alan Ağı Projesi, 50 yataklı AYUSH (Hint alternatif tıbbı) hastanesi ve 50 MW LNG enerji santrali gibi projelerin gerçekleştirileceğini duyurdu. Yine deniz erozyonu sorununun çözülmesi için de deniz duvarı inşasının temelinin atıldığını açıkladı.

Modi, adaların Hindistan’ın anakarası ile hiçbir ayrımı olmadığını ve Hint halkı için sadece doğal güzelliğin bir simgesi değil bir hac yeri gibi olduğunu belirtti. 2018 yılını tamamlarken Hint hükümetinin, anakaradan uzak ancak bir o kadar da stratejik önemi olan bu adaların Hindistan için değerini analiz edersek, ilk olarak 572 adet adadan oluşan bu bölge jeostratejik olarak bölgenin en kuzeyi Myanmar’a sadece 22 deniz mili, en güneyi ise Endonezya’dan 90 deniz mili uzaklığında. Her yıl 60.000’den fazla ticari geminin geçtiği başta Bengal Körfezi olmak üzere bölgeye girişi kontrol eden 9 büyük dar boğaza ve diğer önemli kanallara da hakim bir adalar topluluğundan bahsedilmekte. Bu anlamda, Hindistan’ın bölgeye erişimi kontrol etmesi açısından deniz kuvvetleri kapasitesini artırması gereken mühim bir bölge. Hindistan, on yıldan uzun bir süre önce birleştirilmiş bir ada yönetiminin altında deniz hava komutanlığı kurdu. Ancak hala Hindistan’ın bölgeye hakimiyeti ve stratejik bir unsur olarak ele alışı konusunda sorun ve yetersizlik var.

Öncelikle Çin başta olmak üzere diğer bölge ülkeleri adalar ve çevresinde varlığını genişletti. Balıkçı gemileri kisvesi altında donanma gemileri bölgeye nüfuz ederken, başka gemiler de Sri Lanka ve Pakistan limanlarını ziyaret etmektedir. Tüm bunlar gerçekleşirken, adaların en önemli merkezi olan Blair Limanı’ndaki tek radar istasyonu akşamları kapatılmaktaydı. Bu durum ise, Hindistan hükümetinin yakın zamana kadar bölgenin stratejik önemini anlama konusundaki yetersizliğinin önemli bir kanıtıydı. 2004 yılı tsunami olayı sonrası adaların kuzey ve güneyini birbirine bağlayan yolun tekrar inşa edilememesi, adaların kara bağlantısını da engellemektedir. Ancak Modi, inisiyatif alarak on yıl önce gündeme gelen Myanmar’ın Çin’e dinleme istasyonu kurması için kiraladığı Coco Adalarının birkaç mil ötesindeki bir adaya radar istasyonu kurdurma kararını tekrar gündeme getirmiş ve radar istasyonunun alt yapısı kısa sürede tamamlanmıştı. Ancak Çin, Hindistan’ın temelini attığı radar istasyonunun yanına uçak pisti inşa ettirdi. Bu açıdan bakıldığında, Çin’in bölgedeki artan nüfuzu Hindistan için fazlasıyla huzursuz edici. Bu nedenle Hindistan, Çin’e karşı durabilmek adına Japonya ve ABD ile (ABD-Hint ilişkileri bazında askeri tatbikatların artması) ilişkilerini geliştirmesi Hint dış politikası açısından mühim adımlardır.

Hindistan için adaların anlamı, Hint-Pasifik bölgesinde güç kazanmanın “doğal” bir aracı. Diğer yandan Çin ordusuna, herhangi bir müdahaleye karşı koymaya muktedir olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Hindistan’ın dış politikası bazında düşünüldüğünde “önce komşularına” öncelik vermeyi amaçlayan ve her fırsatta bunu vurgulayan ülke adına, adalar Hindistan’ın güneydoğu Asya’ya açılan kapısı görevini üstlenmektedir. Yine 572 tane adayı barındıran bölgenin sadece 37’si nüfuslandırılmıştır. Bu anlamda boş adalar, yabancı gemilerin geçişi, narkotik kaçaklık suçlarının yapılması vb. suçlar konusunda bölgesel güvenliğe tehdit unsuru teşkil etmekte ve diğer bölge ülkelerini endişelendirmektedir. Bu anlamda Hint hükümetinin adaları nüfuslandırması, bölgedeki kabilelerle iletişimin sağlanması, turizmi canlandırması ve adanın alt yapısının geliştirilmesi konusunda önemli adımlar atması gerekmektedir. Hindistan, Doğu politikasına verdiği önem doğrultusunda önemli projeler gerçekleştirirken, Modi’nin adalara yaptığı bu ziyaret ve isim değişiklikleri fazlasıyla anlamlıdır. Ancak Çin’in bölgede artan nüfuzu ve yürüttüğü diğer faaliyetler düşünüldüğünde Hindistan, bölgedeki nüfuzunu artırma ve koruma adına çok daha hızlı ve kalıcı adımlar atmak zorundadır.