Hint-Pasifik’in “Kazanan Kombinasyonu”

0

Hindistan başbakanı Narendra Modi, 28-29 Ekim tarihlerinde Japonya’ya 13. Hint-Japon Zirvesi etkinliği vesilesiyle ziyarette bulundu. Modi’nin bu ziyareti, Japonya lideri Shinzo Abe’nin Çin gezisi dönüşü gerçekleşmesi nedeniyle her iki taraf için de fazlasıyla anlamlıydı.

Dünya düzeninin giderek bozulması ve bu dengesizlik içinde Çin’in ağırlığının artması her iki ülkeyi de oldukça rahatsız etmekte. Her iki ülke de uluslararası düzeninin bir getirisi olarak Çin ile ilişkilerini bozmamaya, hatta geliştirmeye devam etse de Çin’in faaliyetleri hem Hindistan’ın hem de Japonya’nın endişelerini büyütür cinsten. Çin’in Yeni İpek Yolu projesi, Hint Okyanusu’na kıyısı olan ülkelere inşa ettiği limanlar Hindistan’ı fazlasıyla rahatsız etmekte ve kendisini çevrelenmiş hissetmesine neden olmaktadır. Zira uzmanlara göre de Çin’in Hint Okyanusu’na nüfuz etme çabaları sonucu Hindistan da liman ağları bağlantısına hapsolma tehlikesi içindedir. Bu anlamda bir çıkış yolu arayan Hindistan için bölgedeki kilit partnerlerden biri Japonya’dır. “Doğu’ya Bak” politikasının da köşe taşlarından birini teşkil eden Japonya, bölge düzeninin korunması açısından Hindistan’ın güçlü ortaklarından biridir.

Doğu’ya Bak

Modi’nin Japonya ziyareti sırasında, Çin’in Hint-Pasifik’teki rahatsız edici faaliyetleri nedeniyle ASEAN’a (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) yapılan vurgu da fazlasıyla dikkat çekiciydi. Zira Hindistan, kurulduğundan bu yana ASEAN’a ilgi göstermemiş ve uzak durmayı tercih etmişti. Ancak zirvede bahsi geçen uluslararası kurumun bütünlüğünün ve merkezliliğinin sağlanması konusundaki söylemler ve “Hint-Pasifik’in kalbi” olarak değerlendirilmesi Hindistan’ın değişen dış politikasının da mühim işaretlerindendir. Bu çerçevede Modi’nin bu ziyaretiyle, Hindistan ve Japonya ikili ilişkiler kapsamına Sri Lanka, Myanmar, Bangladeş ve Afrika’yı da dahil etmiştir.

“Yeni Hindistan” Yolunda, Japonya

“Yeni Hindistan” yolunda, Japonya ülkenin en önemli destekçilerinden biri olma konumundadır. Hindistan’ın altyapı projelerinin birçoğunun arkasında Japonya bulunmaktadır. Bu anlamda Mumbai-Ahmedabad arasına inşa edilen Japonya destekli metro projesi, Hindistan’ın 75. yıl bağımsızlık yıldönümünde Hint-Japon işbirliğinin bir “sembolü” olarak tanımlanmıştır. Diğer yandan, Japonya resmi olarak Çin’i dengeleme açısından gelişen bölge ülkelerine sosyo-ekonomik destekler verdiğini reddetse de olağan durum bunun tersini ortaya koymaktadır. Bu açıdan, Hint-Pasifik’in önemli güçlerinden olan Hindistan’a olan yardımlar da her iki ülkenin de çıkarlarına hizmet etmektedir. Aynı zamanda Japonya, Hindistan’ın Make in India, Skill India, Clean India Mission gibi önemli projelerine kaynak paylaşımı, ileri teknoloji ve gerek kamu gerekse özel sektör aktif yatırımlarıyla desteğini esirgememiştir.

ABD ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda hem fikir olan liderler, bağımsızlık ve bölgesel entegrasyona olan saygının korunmasıyla engelsiz, açık ve hukuki bir ticaret ilişkisinin sağlanması konusunda ortak görüş bildirdiler. Ticari ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi adına 75 milyar ABD doları değerinde İkili Takas Antlaşması imzalandı. Teknoloji, uzay, tarım, turizm, çevre, ekoloji, enerji, terör karşıtlığı, siber güvenlik, temiz enerji gibi birçok alanda işbirliğinin geliştirilmesi kararlaştırılmıştır.

Hindistan’ın nüfusu ve Japonya’nın sermaye ve teknolojisinin birleşmesiyle ikili ilişkiler bölgede gelecek adına büyük umutlar vadetmektedir. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, tolerans, şiddetsizlik, özgürlük, hümanizm gibi ilkelerle kurallara dayalı ve kapsayıcı bir dünya düzeninde birlikte çalışabilmek için her iki ülke daha çok çabalamaları gerektiğinin farkında. Bu amaçla en çok vurgulanan konunun Hint ve Japon insanlarının kaynaştırılması olması bunun bir göstergesiydi.

Ayurveda ve Yoga Japonya’da

Sağlık alanında ise Hindistan’ın Ayurveda ve yoganın Japonya’da faaliyete geçmesi için iki ülke arasında tarihi bir adım atıldı. Zira bu, Japonya ile Ayurveda ve yoga alanındaki ilk antlaşma olacak. Hint’in kadim sağlık ilimleri Japonya’ya yayılırken, temel sağlık hizmetleri, hijyen, beslenme, yaşlı bakımı, vb. alanlarda da işbirliği antlaşmaları düzenlendi. Japonya’nın teknolojisi ve Hindistan’ın sağlık inisiyatifleriyle iki ülke arasında, diğer alanlarda olduğu gibi bütünleştirme potansiyeline işaret edildi.

Tüm bunlar bir yana, Hint-Japon ilişkilerinin arkasındaki kilit unsur savunmadır. 2008 yılında Hindistan-Japonya Güvenlik İşbirliği Ortak Beyanı imzalamış olan iki ülke, güvenlik ve savunma işbirliğini derinleştirmeyi amaçlamaktadır. Kuzey Kore’nin nükleer silah politikası ile ilgili gelişmeler konusunda görüş alışverişi yapan liderler, ülkenin tüm kitle imha silahlarını sökmesi gerektiğini belirtti. Tüm dünyada nükleer silahsızlanmaya gidilmesi konusunda görüş birliği ederken Abe, Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması’nın erken yürürlüğe girmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, henüz Nükleer Tedarikçi Grubu’na üye olmayan Hindistan’ın bahsi geçen gruba dahil edilmesi için açık desteğini gösterdi. Her iki ülke de BM Güvenlik Konseyi daimi üyelik talepleri konusunda birbirlerini desteklemektedir. Hindistan ve Japonya’nın güvenlik ve savunma konusundaki hassasiyetleri onları sivil nükleer alanında ve terörizme karşı işbirliği konusunda yakınlaştırırken, ordu-deniz-hava gücü denemeleri yapması iki ülkenin bölgesel güç dengesi kaygılarını açığa çıkarmaktadır. Zira bundan sonra “saygı çerçevesi içinde” her iki taraf birbirine deniz gücünü kullanmasına izin vermiştir.

Kazanan Kombinasyonu

Dünyanın mevcut düzeni değerlendirildiğinde, artan Hindistan ve Japonya işbirliği, Modi’nin belirttiği gibi “kazanan kombinasyonu” teşkil etmektedir. Geçmişin aksine, giderek gelişen Hint-Japon ilişkilerinin dayanağı Çin faktörü olsa da Hint-Pasifik bölgesi yeni dostlukların yanında, önemli güç savaşlarına da gebedir.