İki Konuşma, Dünya’ya İki Farklı Bakış

0

BM’de her sene  Eylül ayının son haftasında yapılan genel kurul toplantılarına tüm dünya devlet başkanları, başbakanları veya  Dış işleri bakanları katılır. Toplantı da bir senenin muhasebesi ve gelecek sene ne yapılacağı konuşulur. Bu toplantı bir bakıma dünyanın genel kuruludur. Üye ülkeler burada dünya sorunlarını, kendi sorunlarını, dile getirirler.  İnsanlığa karşı sorumluluklarını en azında konuşma zeminde  gidermiş olurlar.

Dün yapılan BM 73. Genel Kurul toplantısı ilginç konuşmalara şahit oldu. En ilginç konuşmalarda arka arkaya konuşan Trump, Erdoğan konuşmaları oldu. BM yapılan konuşmalar dünyaya bu kadar farklı bakan, farklı gören lider tiplerini insanlık görmüş oldu. Önce liderlerin tek tek konuşlarını analiz edelim sonra da farklılıklarını ele alalım.

President Donald Trump addresses the 73rd session of the United Nations General Assembly, at U.N. headquarters, Tuesday, Sept. 25, 2018. (AP Photo/Richard Drew)

Herkesin Güldüğü Adam, Trump

ABD olduğu gibi dünyada merak beklenen Trump, iktidar gelmesinin akabinde geçen sene BM de yaptığı ilk konuşmasından bu yana, gerek ülkesinde gerekse dünyada yaptıklarıyla en çok konuşulan lider oldu. ABD hala Trump’u kabul edememiş durumda, 6 Kasımda nasıl göndersek tartışmasını yapıyor. Dün ev sahibi olmasına rağmen BM konuşmasına geç kalan, kimseyi takmayan bir eda ile konuşmasına başlayan Trump iki yılda “şimdiye kadar ki ABD başkanlarından daha fazla iş yaptım” demesiyle tüm salonunu ve Dünya’yı kendisine güldürdü. Bu durum karşısında” ben gülmenizi beklemiyordum” serzenişinde bulundu.

Hala Kendini Süper Güç Zannediyor.

Trump konuşmasına genel çerçevesine baktığımızda; kendi ülkesi ve dünya için yaptıkları diye iki başlıkta toplamak mümkündür. Patlayan (!) ABD ekonomisi, güçlenen ordusu, egemen refah ve barış hedefleriyle Trump dikkat çekti. Konuşmanın bu bölümde özellikle ordusunun gücünü, sayısal rakamlarla ifade etmesi, hala ABD nin kendi “dünyanın efendisi” olarak gördüğü yanılgısının Trump’da devam ettiydi.  “Benim istediğim sistem devam etmezse dünyadaki örgütleri kaile bile almam” diyen bir kabadayı ifadesi, konuşmanın genelinde vardı. Tüm dünyanın refahı barış ve güvenliği için çalıştığını ifade eden birinin buna dahi inanmadığı ortaya çıktı. Dünya barışına yaptığı katkı olarak Singapur’da Kuzey Kore diktatörü Kim’le yaptığı şovu lanse etti. Sanki soğuk savaşı bitiren Reagan gibi  tarihe imza attığını zan eden bir Trump portesi BM salonunda duruyordu.

Barıştan Daha Çok Çıkarına Bakan Trump

Aynı Barışı koruyan lider Suriye’de farklı frekansa geçti. BM  referans edip, kimyasal kullanımının saldırı nedeni olacağını dolayısıyla insanların ölmesinden ilgilenmediğini de bir bakıma itiraf etti. Bu kısımdaki en ilginç değerlendirmesi Suriyeli mülteciler konusunda 3.5 milyon Suriyeliyi ülkesinde barındıran Türkiye’nin adını bile anmaması oldu. Bunun yerine daha az Suriyeliyi barındıran Ürdün’ü övmesi ve takdir etmesi ABD nin Suriye’ye farklı bir boyuttan baktığını bize gösterdi.

Dünya barışını korumaktan söz ederken Kudüs’ü İsrail’in başkenti olduğunu bununu için elini taşıdığı koyduğunu belirtmesi de konuşmasının genel havasındaki “kabadayılığa” uygundu.

Trump’ın konuşmasında en dikkat çeken bölüm  ise ticaret savaşlarıyla birlikte   ABD in düşman olarak Rusya’nın yerine Çin’i koyduğunu resmen deklare etmesiydi.  Çin gerek ABD ticaret kanunlarının eksikliklerinden, gerekse dünya ticaret sistemindeki zafiyetleri kullanarak zengin olduğunu, artık bunun bittiğini ilan etti. Trump, 200 milyar dolarlık  Çin’e uygulanan vergi ile savaşta daha da hızlanacağı gösterdi.

Dünya Ticaret Sistemi Değişmeli

Trump ısrarlı bir şekilde dünya ticaret sisteminin değişmesini, bunu organize eden Dünya Ticaret Örgütünden de  ayrıldıklarını, yapının gereksiz olduğu söyleyerek aslında BM dahil tüm ikinci dünya sistemini istemeyerek de tartışmaya da açmış oldu. Bu ilerleyen yıllarda batı için iyi olmayacaktır.

Enerji’de Yeni Kavgaya Hazır Olalım

Trump’ın konuşmasındaki en çarpıcı kısımsa Enerji konusunda oldu. Enerji de petrol ve doğal gaz da en fazla üreten ve satış yapan ülke haline geldiklerini, OPEC in istediği gibi petrol fiyatlarını belirlemeyeceğini buna izin vermeyeceklerini söyledi. Trump dünya ticaret örgütüne açtığı savaşın benzerini de OPEC e açacağını söylemek mümkündür. Zaten İran ve Venezuela’yı da hedef tahtasına koymasının  altında bu nedenler yatıyor.

ABD nin klasik hedefi İran  ekonomisine baskıyı artacağı gibi  15 Kasımda yeni hamle yapacağını, İran’da ham petrol alan ülkeleri merkeze koyacağı açıkladığı dakikalarda Türkiye ve AB bunu takmayacaklarını söylediler bile. ABD nin İran’a karşı Katar, Suudi Arabistan, BAE birlikte hareket ettiklerini söylemesi kimin kimle olduğunu bir kez daha bize net gösterdi.

Enerjide ABD Yeni Güç mü?

Trump’un Enerji konusundaki çıkışı ise AB nin enerjide Rusya bağlandığı ifadesi idi.  Bunun bir tehlike olduğunu Almanya’nın Rusya ile  “Kuzey Akımı” antlaşmasını kast ederek bunun farkında olduklarını teyit etti. Rus enerjisinin bağımlığından kurtulan Polonya’yı örnek göstererek, ABD Polonya’nın yeni enerji ortağı olduğunu vurguladı. Bu da bize Almanya’yı frenlemek için ABD nin Polonya’yı daha aktif olarak kullanacağını gösteriyor.

Konuşmanın Geneli

Trump’ın konuşmanın geneline baktığımızda, hala kendisini dünya lideri ve sistemin koruyucusu olarak gören bir ABD var. Mı? Sorusunda da beraberinde geliyor. Özellikle Çin’le yaptığı ekonomik savaştaki gücünü yitirdiğini açık itirafı etti. Trump’ın Çin’le başladığı ticaret savaşında da yalnız kalmadığını sadece Meksika ve Güney Kore’nin kendisine destek çıktığını söylemesi bir başka başarısızlık örneği idi. Çin’in dünya ticari düzenin zafiyetlerini kullanarak, Trump’ın deyimiyle “bizim paramızdan zengin” oldu ifadesi ise doğru bir tespitti. Ama dünya ticarete sistemi değişmeli demesindeki  “ben kaybediyorum o zaman masayı deviririm diyen kovboy edası” kendini haksız pozisyona itti. Bu sene ABD Venezuela’da açık bir darbe yapacağını, Maduro’yı indireceğini alenen ilan etti. Bu sözde süper gücün çaresizliğinde bir başka itirafı idi. Sonuçta çaresizlik içine çırpınan, hala kendisini dünya lideri olarak gören, ama bu konuda dünyanın kendisine güldüren bir ABD başkanını BM de gördük.

Dünya’ya İnsani Boyuttan Bakan Başkan Erdoğan

Başkan Erdoğan’ın konuşmasının geneline baktığımızda iyi hazırlanmış, BM genel sistemini savunan hatta BM ni “insanlığın ortak platformu” yapalım önerisini getiren, Türkiye’nin kendinden emin lideri görüntüsü BM salonunda net olarak gözüktü.BM Güvenlik Konseyinin yapısının değişmesini isterken II.Dünya savaşı sisteminin de değişmesini zamanın geldiğini söylemesi yerinde idi.

BM Sorgulayan Lider

Başkan Erdoğan’ın konuşmasının ayrıntılarına baktığımızda ise BM nin mevcut yapısını açıkça sorguladı. “Dünya beşten büyüktür” söyleminin artık hayata geçmesini istedi. Aslında bu II. Dünya savaşının galiplerinin kurduğu isteminde sorgulanması idi. Bu sorgulama bundan sonra dünyada meydana gelecek sorgulama zincirinin de başlangıcı olacaktır. Önümüzdeki yıllarda Brezilya, Hindistan, Almanya, Türkiye gibi G20 ülkelerinin yavaş yavaş mevcut sitemi sorgulayacakları aşikârdır. Bu sorgulamanın azalması için “BM ya reform yapılacak ya da yıkılacak” bu çok açık olarak dünyanın gündemine başkan Erdoğan tarafından sokuldu. BM adaletten ekonomiye kadar dünyanın sorunu çözmediğini dünyada gelir adaletsizliği 60 zenginin üzerinden sorgulanmasında yerinde bir örnekti. Başkan Erdoğan, BM zulme ses çıkarmıyor dedi. Filistin’in her zaman arkasında Türkiye’nin olacağını ifade etti.

Kudüs’ün Net Tanımı

Kudüs konusunda Başkan Erdoğan Trump’ın tam zıttı pozisyon alınarak tarihi ve hukuki statüsüne devamını istiyoruz dedi. Bu İsrail ve ABD verilen güzel bir cevaptı. BM ekonomi, güvenlik ,kalkınmada etkin olması için ekonomik siyaset ve hukukta adalet inşasını etmesini Başkan Erdoğan istedi.

Küresel Yönetim Sitemi Kuralım

Bu teklif yerinde ama detayları verilmeli idi. Göç ve göçmen konusunda sorunun yerinde çözülmesi önerisi Dünyada en fazla göçmeni kendi imkanlarıyla besleyen Türkiye’nin olduğu ifade eden Başkan Erdoğan, AB ve Uluslararası örgütlerinin daha fazla yardım etmelerini  istedi. Türkiye’nin kalkınmada 6.,insanı yardımda ilk sırada olduğunu ekonomik büyüklük ise 17. Sırada olarak bunları gerçekleştirdiğini söyleyerek Türkiye’nin insani boyutunu da bir kez daha teyit etti başkan Erdoğan.

Suriye’de Daha Aktif Olacak Ülke Türkiye

Başkan Erdoğan,Suriye’de  Cenevre Astana’yla masa da, askeri ve insani faaliyetleriyle de  sahada da etkin olduklarını, İdlip antlaşmasıyla katliamı önlediklerini vurguladı. Başkan Erdoğan, bundan sonraki hedeflerinin Irak sınırına kadara tüm bölgeye terörden temizleyeceklerini söyleyerek Türkiye’nin önümüzdeki aylardaki hamlelerini ilan   etti.

Dünyanın En büyük tehlikesi FETÖ

Başkan Erdoğan’ın terörü destekleyen, silah gönderen ABD nin Suriye’de yaptıklarının vurgulayıp, terör örgütlerine karşı ilkeli davranılmasını gerektiğini ikiyüzlü olunmamasını satır arasında vurguladı. Esas tehlikenin “canım yandığı için açıkça uyarıyorum” diyerek Dünya’yı Fetö’ye karşı hareket geçmesini söyledi. Bu konuda ABD iki yüzlülüğünü alenen BM deklare etmesi de bir çarpıcı hamleydi.

Ticaret savaşların Türkiye’nin istemediğini dünya ticaret sistemini değişmesini ve örgütünün kaldırılmasına karşı olduğunu söyleyen Başkan Erdoğan, Trump bir bakıma cevap verdi.

Türkiye’nin Somut Önerileri

Başkan Erdoğan’ın BM konuşmasında somut öneri, Dünya gençleri ilgili “BM gençlik konseyinin” kurulması bununda merkezinin İstanbul’da olması önerisinin bir adım ötesi olan yanında BM insanlığın ortak Platform olma teklifi de yerinde idi. Bundan Tabii bu dünyada ne kadar ses getirecek ona bakmak lazım.

Farklı Bakışlar, Ortak Olmayan Noktalar

İki liderin konuşmalarını akış eksenin de yaptığımız değerlendirmelerin dışında konuşmaların geneline baktığımızda Trump, hala “kendisini dünya lideri sanan, kabadayı edasıyla”, kendi çıkarının dünya çıkarları diye lanse eden, Dünya barışını sadece kendisinin inşa edebileceğini zan eden bir lider portesi çizdi. Trump kendi gündeminde Suriye vb. insanlık onurunun zedelendiği yerler değil tamamen gücünü yitirdiği ticaret sahası olduğu alenen deklare etti. Almanya, Çin konusunda çaresiz Ortadoğu’da klasik söylemler, İsrail’in oyuncağı olmuş, Venezuela’da hamleye yapmaya çalışan giderek gücünü yitirmeye başlayan, tüm dünyanında açıkça güldüğü bir fotoğrafı dün BM de gördük.

Türkiye’ye gelince kendisinden emin, mazlumların sesi, BM mevcut sistemiyle aslında II. Dünya savaşının galiplerinin kurdukları sistemin artık değişmesi gerektiğini, terörün değişen yüzünü net ifade eden bir porte vardı. Göç ve göçmen konusunda somut hamleler yapan, dünya ekonomik sisteminin ise mevcut yapısıyla devam etmesini isteyen,  Türkiye BM de “insanlık platformu olması” önerisi de yerinde idi.  73.BM genel kurulu bu sene dünyanın farklı bir zemine doğru evrileceğinin sinyallerini verdi.