İngiltere Kendi Ayakları Üzerinde Durabilecek Mi?

0

Düşünün 1918-1938 arasında dünya sistemini kuran, liderliğini yapan, “güneşin batmadığı imparatorluk” diye övünen İngiltere’nin son yıllarda düştüğü hal ortadadır.. Gelecek okumasıyla AB içinde Alman hâkimiyetini kabul edip, AB potasında erimek istemeyen David Cameron, AB’den çıkma konusunda halkı ikna eder. Her şey ondan sonra başlar.  Günümüzde ise Brexit serüveni giderek kronik bir soruna dönüşür. May’e cenazeyi kaldırma işi verilmesinden beri o da her şeyi eline yüzüne bulaştırır. İngiltere tarihinin en beceriksiz başbakanı olarak tarihe geçecek May hangi adımı atsa olaylar gittikçe sarpa sarıyor.

Geçen haftalarda İngiliz senatosunda yaşanan faciayı önlemek için May, “b, c” planlarını (artık bütün alfabeyi kullanacak planlar da olsa) açıklasa da kısa sürede orta yol bulamaz gibi duruyor. Yol bulunsa da İngiltere’nin uluslararası ilişkilerdeki psikolojik üstünlüğü yerle yeksan oldu.

Mesele Aslında Ne?

Sanırım cevap aranması gereken soru İngiltere’nin kendi ayakları üzerinde durup, tekrar küresel güç olmaya soyunup soyunmasıdır. Ama bunun için ne ülkenin ekonomisi, ne askerisi, ne de siyasi kafasının buna hazır olmadığı orta duruyor. İşin garip tarafı halkın uzak görüşlülüğü, İngiliz siyasi erkine, özellikle parlamentoya, yansımamış gibi. Sıkışmanın nedenlerinden biri de geçiş sürecinde İngiltere’den sermayenin kaçacağı korkusu sanırım. Zira 1900’lerin başından beri ağırlıklı olarak dünya sermaye grupları Londra’dan işlerini takip ederken, 1945 sonrası bir kısmı ABD’ye kaysa da Londra’nın ağırlığı son yıllara kadar devam etti. Hem AB üyesi hem de ayrı bir ülke gibi davranan Londra, özellikle vergi kaçıranlara, adaları açtı. Bunun karşılığını da fazlasıyla gördü. Bunlara dayanarak dünya ekonomisinde söz sahibi olma gücünü siyaseten “mış gibi” yaparak da kendisine etkinlik alanları açmaya çalıştı.  Son on yıldır sermaye Çin’e kaymaya başladı. Brexit süreci ise bir kısım sermayeyi de kayma kararı konusunda biz kez daha düşünmeye itti. Akabinde “AB’den çıkmayalım, referandumu bir kez daha yenileyelim” aşamasına geldiler. Bu durumda unutulan konu ise AB ve özellikle de Almanya’nın buna yanaşmamasıydı ki bu durum, mevcut meseleyi işin içinden çıkılmaz hale getirdi.

Almanya Yakaladığı Fırsatı Kolay Kolay Vermez.

Almanya’nın temel politikası, AB şemsiyesi altında Nazilerin askeri açıdan yaptıklarını ekonomik olarak tüm AB’yi içine alacak bir Alman imparatorluğu oluşturmaktır.  Bu konuda karşısına çıkabilecek olan İngiltere ve Fransa var idi. İngiltere’nin Brexit ile AB’den çıkma kararı Almanya’nın elini güçlendirdi. Fransa’nın zaten Alman ekonomisi ve sermayesine dayanma şansı yoktur. Önümüzdeki 10 yıl içinde tabiri caizse Fransa “bağıra bağıra” Almanya’ya tamamıyla teslim olacaktır. İngilizler bunu gördüğü için kaçtı. Ama unuttukları şey sermayenin Londra’dan kayması idi. Sonuç olarak evdeki hesap çarşıya uymadı.

Şimdi Ne Olur?

İki plan devreye konulur gibi duruyor. Biri May ve halk ikna edilerek referandum yenilenip, Brexit kararı kaldırılır. Sonra AB’ye gidip “biz hata yaptık bizi geri alın” denilir ki bu onur kırıcı harekettir. İngiliz muhalefet başkanı Corbyn bunu nasıl kabul eder, izlemek lazım ki zor gibi görünüyor. Diğeri de zor olan yoldur. Adada iş çözülse de kıtada kolay olamayacağı ortadadır.  Zira gerek Junker, gerek Merkel İngiltere’yi istemiyorlar. Artık bu süreç AB’yi de sarsmaya başladı. AB geleceğe konsantre olamıyor. Ayrıca Almanya eline geçen bu fırsatı kolay kolay vermez gibi duruyor.  AB kabul etse bile İngiltere de AB de eskisi gibi olamaz. Ülke hem topal ördek olur, hem de ikinci sınıfa indirilir. Bunu Londra kabul eder mi orası da sıkıntılı. Sonucu bekleyip göreceğiz.

İngiltere, Artık “Eski İngiltere” gibi Olamıyor.

Evet, meselenin ana fikri AB’den çıkıp Atlantik güçlerinin başına gelip dünyanın yeni lideri olacak İngiltere senaryosu şimdilik rafa kaldırılmış gibi görünüyor. Zira köprünün altından çok sular aktı. Şunu unutmayalım 19. ve 20. yy.’ın ilk çeyreğinin gücü, 21. yy.’da da küresel güç olma hayali suya düşüyor. Çünkü bir sonraki yüzyılın gücü olmak için geç atağa kalktı. Bu saatten sonra İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin dünya gücü olma ihtimalleri kalmamıştır. Artık ikinci sınıf ülkelerdir. Bunlar yaşadıkları ve yaşayacakları olaylarla yavaş yavaş durumu kabul edecekler, işin gerçeği bu…