İngiltere 1945’lerden itibaren Uluslararası güç üstünlüğünü yavaş yavaş kaybetti.Bu tarihten itibaren angolsaksonların dünya liderliğini yapan ABD,İngiltere’yi Avrupa’ya yönlendirdi. İngiltere tarihinde Avrupa’yı kendinden hep farklı olarak gördü. Çünkü İngilizler kıta Avrupa’sında hiçbir zaman baskın güç olmamasını bir İmparatorluk stratejisi olarak benimsediler. Napolyon ve Hitler döneminde İngilizlerin Avrupa’ya müdaheleri bu politikanın bir göstergesidir.İngiltere’nin Kıta Avrupa stratejisinde; “İngiltere,ya Avrupa’da lider olmalıydı ya da Avrupa Birliğinde olmamalıydı” düşüncesi hakimdi.Nitekim bunu bilen Avrupalılar İngiltere’yi hep içlerindeki truva atı olarak değerlendirdiler.

Yükselen Güç Almanya

1989 sonrası Federal Almanya Doğu Almanya’yı alarak Alman birliğini kurduktan sonra AB‘nin içinde etkin rol almaya başladı.2004 yılında AB’ye üye olan eski Varşova Paktı üyeleri Almanya tarafında yer aldılar.İlerleyen yıllarda Almanya ekonomik gücünü, AB’den ayrı olarak ABD ve Çin’e karşı hissettirmeye başladı. AB içinde Almanların aktif hareketlerine karşılık İngilizler oyun belirleyici bir hareket belirleyemedi. 2010’lara doğru geldiğimizde AB’de liderlik tartışmalarında Almanya ile İngiltere arasında görünmeyen liderlik kavgaları yavaş yavaş gün yüzüne çıktı. Çünkü AB’de lider güç Almanya olmuş,diğerleri onun altında yer alan piyon ülkeler idi.Nihayetinde Merkel’in bu politikası gerek AB’ye yeni üye alımında,gerekse AB üye ülkelerine ekonomik ve siyasi baskısı çekilmez hale geldi. Zamanla  İngiltere ve Fransa Almanya’nın bu politikalarına  karşı  gelmeye başladılar.Fransa ekonomik güçü olmamasından dolayı Almanya’ya karşı daha pasif bir politika izledi.  Fransa uluslararası arena da düşen imajını Macron’la düzeltme telaşına düştü. Bu gelişmeler olurken İngiltere’yi  en çok rahatsız eden husus dünya para akışının değişmeye başlayan yönü idi. Çünkü, İngiltere İmparatorluk döneminden bu yana dünya ekonomik başkent idi.New York’a rağmen Londra hep dünya para piyasasının merkez noktası ve karar verici konumundaydı. Nitekim,Euro her yerde geçerken İngiltere’de geçmiyordu.İngiltere, AB‘den farklı olduğu ve dünya ekonomik güç merkezinin kendisi  olduğunu dünyanın bilinç altına sokmaya başladı. Fakat,” Almanya’nın Avrupa’daki yükselişi,gerek Çin’in Pasifik’te etkinliği, ABD’nin kademeli olarak dünya ekonomisindeki güçünü  yitirmesi, Anglosaksonların dünya ekonomik  merkez konumunu kaybetmeye başladı tartışmaları” nihayetinde İngiltere AB ile siyasi ve ekonomik olarak yol ayrılmana geldi. Artık, para Londra’dan Berlin’e kaymaya başladı.Tüm bunların sonucunda İngiltere’nin bir tercih yapması gerekiyordu. Sonunda İngiltere AB’den ayırıldı.

Brexit Sonrası İngiltere’den Sermaye Kaçışı…

AB’den ayrılan İngiltere  Londradaki  sermayenin orada kalacağını, tekrar dünya ekonomik güç merkezi olduğunu zannetti. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Zamanla “sermayenin bir kısmı Berlin’e bir kısmı da Pekin’e kayıyor tartışmaları” başladı. Bu tartışmalara Yahudi sermayesi de katıldı. İngiltere’deki sermaye oluşumlarına baktığımızda ,İngiliz parasının dışında Rus,Arap,İngiltere sömürgeleri,Yahudi ve belli oranda Norveç-İşveç  sermayelerin Londra’da yoğunlaştığı görülüyor. İngilterenin bu yoğunlaşma sayesinde  dünya para piyasalarındaki belirleyici güçünü sürdürmeye çalışıyor. Bununla beraber,İngiltere ülkesine sermaye çekmek için öncelikle futbolda Rus oligarkları,Arap şeyhlerini,Virgin Adaları gibi vergi cennetiylerinde de  kayıt dışı sermayeyi kısaca,dünyadaki legal ve illegal para hareketliliğinin  patronajlığını Brexit’e kadar sürdürdü.Fakat Brexit sonrasındaki yaşanan belirsizlikler sermayenin kafasını karıştırdı.

İngiltere Tekrar Siyasal Güç Olmaya Mı Çalışıyor?

Son dönemlerde Trump’ın dünya ekonomisini etkileyen kararlar alması, ABD nin G7 zirvesindeki AB’ye karşı takındığı tavır,Çin’le bazen kavga eden bazen barışan tutumları, NATO’yu sorgulaması üzerine İngiltere yavaş yavaş Atlantikçi politikalarını gözden geçirmeye başladı.Sermayenin yanında  SİVİL NATO’yu elinde tutma teşebbüsleri  giderek arttı. AB den ayrılan İngiltere eski  gücüne kavuşmak istedi.Bu düşünceden hareketle İngiltere’nin kendi ayarında yeni bir müttefik arayışları içine girdi.İngiltere bu yeni stratejik söylemlerine uygun profil, ABD ile çatışan, NATO üyesi,zaman zaman NATO’dan bağımsız hareket eden, ekonomik olarak muhtemel sorunlar yaşayan, askeri açıdan bulunduğu bölgede siyasi sorunlar yaşayan ülke aradı o da  Türkiye idi. Aslında bu yeni süreçte İngiltere ile Türkiye’nin kaderleri keşisti. Öte yandan İngiltere 1948’lerde NATO kurulmadan önce de benzer teşebbüslerde bulundu.O tarihlerde İngiltere, ABD ve Rusya’ya rağmen Türkiye ile ittifaklar geliştirdi. Örneğin Ortadoğu Merkez Komutanlığı,Bağdat Paktı,CENTO gibi oluşumlar tarihin tozlu raflarında durmaktadır.Yalnız unutulmaması gereken şey Ortadoğu haritasının çiziminde,bölgedeki etnik problemlerin çıkışında,Kudüs’ten Suriye’ye Irak’tan Mısır’a kadar yaşayan bütün bölgesel sorunların altında İngilterenin parmağının olduğunu unutmamak lazımdı.Dünya litaretürüne “ORTADOĞU” kelimesini kazandıranda İngiltere idi.

İngiltere Mi Türkiye İçin,Türkiye Mi İngiltere İçin Önemli?

Türkiye son yıllarda yaşadığı gerek siyasi ve ekonomik başarılarla dünya’da isminden söz ettiren bir ülke haline geldi. Bu durum İngiltere ve Avrupa’nın hep dikkatini çekti.Bununla beraber son yıllarda Türkiye’nin Rusya ve İran ile yakınlaşması, ABD ve AB ilişkilerine mesafe koyması, İngiltere kamuoyununda gözünden kaçmadı.

Türkiye’nin bulunduğu bölgedeki haritaları inşa eden İngiltere’nin yeni yüzyıl oluşumunu yaşadığımız şu yıllarda yine eski gücüne kavuşma teşebbüsleri içine girdiği görülüyor.Bunun içinde askeri ve tarihsel liderlik potansiyeliyle genç nüfusa sahip Türkiyenin son günlerde yaşadığı  ekonomik  sıkıntılar Türkiye’yi İngilterenin  aradığı   partiner haline getirdi. İngiltere kafasında düşündüğü  ülkenin Türkiye olduğu ayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Londra ziyaretinde bunu açık ve net bir şekilde görüldü.

Türkiye’ye Karşı Çift Ajandalı İngiltere

Türkiye  erken seçim kararı almasıyla birlikte başlayan ekonomik sıkıntı tartışmalarına çare arayışları içine girdi. Son günlerdeki Türkiye’nin sıcak para,dolar ve faiz denkleminde yaşadığı sorunlarda İngiltere sermayesinin Türkiye’ye yeşil ışık yaktığını  bu gezide gördük. Öte yandan İngiltere gezi sürecinde Sayın Cumhurbaşkanın faiz politikası açıklamasına karşılık Türkiye’ye karşı temkinli  politika izlemeye başladı.Bu gelişmeler artından Türkiye’de artan dolar fiyatlarına karşılık Türkiye’nin tekrar faiz yükseltmesi kararı da dikkat çekti. Diğer tarafdan Başbakan Yrd. Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanının Londra’ya yaptıkları ani ziyaret  sonrasında çıkan tabloyu okuduğumuzda Türkiyenin İngiltere’siz İngiltere’nin Türkiye’siz olamayacağı göründü.

Resmin Son Hali

Resmin son haline baktığımızda bazı figürler belirdi;

İngiltere açısından son durum;

  • AB den ayrılmış bir İngiltere,
  • Siyasi ve ekonomik gücüne tekrar kavuşmak istiyor.
  • Ama ülkesinden sermaye kaçışını belli oranda durduramıyor.
  • ABD, Rusya, Çin ve Almanya gibi dünyadaki karar alıcıları arasındaki yerini sürdürmeye çabalıyor.
  • Bunun için de gerek askeri, gerek siyasi gücü tartışılan bir ülke olarak İngiltere
  • Kendi yeni müttefik arayışına giriyor.
  • Bu Süreçde karşısına Türkiye çıkıyor.

Türkiye açısından ise son durum;

  • Türkiye tarihsel rolünü kavrayarak,  son 15 yıldır izlediği aktif dış politika sonucu,  siyasi ve ekonomik performansıyla  batının dikkatini çekiyor.
  • Zamanla Batı kontrolünden çıkmaya çabalıyor.
  • Rusya ve Çin’e kaydığı tartışmaları artıyor.
  • Dünya siyasetinde bağımsız oyun kurucu refleksleri gösteriyor.
  • Batı Türkiye’nin kontrol altına alınması için içine düştüğü ekonomik problemleri kullanmaya çalışıyor.
  • Türkiyenin Nato üyeliği ile Batı bloğuna bağlılığını yakından izliyor.
  • Özellikle bu süreçte Batı, Katar sermayesini kullanarak Türkiye’ye sıcak para girişi sağlıyor.

Muhtemel Önümüzdeki Günlerden İngiltere Merkezli Hamleler

  • Seçim sonrası Londra Türkiye’ye sıcak para girişini artıracak
  • Bunun içinde Türkiyenin Faizi daha da artırması için dolara dolaylı hamleler yapacak
  • Londra, Türkiye’ye sıcak para akışına karşılık ;
  • Türkiye’nin NATO üyeliği ve batıya bağımlılığı teyit etmesini
  • Rusya ile ilişkilerine mesafe koymasını
  • Türk-Amerikan ilişkilerinde soğukluğun devam etmesini,
  • Türkiye-Almanya ilişkilerinde de kademeli ısınmanın tekrar soğultulmasını
  • Almanya ve Rusya’nın Türkiye’deki ekonomik yatırımlarını gözden geçirmesini
  • Hollanda ile de benzer politikanın izlenmesini hissettirecektir.
  • Ayrıca İngiltere ile Türkiye’de Orta doğuda askeri angajmanlara gireceğine söylemek kahinlik olmasa gerektir.

Sonuçta İngiltere’nin hesaplayadığı şey ekonomi olarak kendine bağımlı (1838 Balta Limani Ticaret Anlaşması gibi) siyaseten ve askeri olarakta kendisiyle eş güdümlü hareket eden bir Türkiye planı var.Türkiye’nin ise planları farklı,Türkiye gerek Rusya, gerek İran ve  gerekse de İngiltereyle “değişen çıkar politikasına  uygun dayanan ilişkiler”geliştirdiği görülüyor.Bu süreçte Türkiye’nin  dikkat etmesi, gereken husus İngiltere’nin ilişkiden maksimum fayda sağlamaya çalışacağı, fırsat bulduğunda daha zor duruma düşürmeceye çalışacağını ve  tarihte benzer ilişkiler yaşadığımızda Türkiyenin hep zararlı çıktığını da unutmamız gerekir.Son bir tavsiyede İngilizlere Türkiye eski Türkiye değil…!