İran’daki Devlet İçindeki Devlet Pasdaran

0

Barış Küçükkaya 

 

Güvenlik konusu günümüzde devletelerin önem verdiği ve bu doğrultuda bütçe ayırdıkları bir alandır. Gelişen teknoloji ile beraber silahlanma ve orduların dizayn konuları ülkeler için başlıca zaman harcanan alanlardır. Devletler topraklarının korunmasında ordulara ayırdıkları bütçelerle silahlanma yarışlarında önde yer almak isterler. Orduların birinci önceliği her ne kadar ülkelerini korumak olsa da,farklı konularda da kullanılabilirler. Bu ordular herhangi bir devrimi,ideolojiyi veya grubu kendi ülkeleri içinde ve dışında koruma ve varlığını devam ettirme konusunda güvenliğini sağlayabilir. Örnek vermek gerekirse İran İslam Cumhuriyetinde bulunan Pasdaranlar bu konuda önemli yer tutar.

Devrimin Silahlı Gücü

İranda 1979 yılında İslam devrimi askeri bir hareket ile desteklenmediği için, devrimin muhafız bir gücü yoktu. O yıllarda devrimden sonra polis gücü dağılmış, ordu yıpranmış, ayrıca Ordu’nun geçmiş dönemde Şah’a bağlı olmasından dolayı İslam devrimine bağlılıkları şüpheliydi. Devrim sonrası düzenin tesisini sağlamak için bir kolluk kuvvetine ihtiyaç duyuluyordu. Devrimin öncüsü kabul edilen mollalar devrimde etkili olan bir diğer grup solculara güvenmemekteydi. Devrimin güvenliği için bir güce ihtiyaç duyuyorlardı. 5 Mayıs 1979 yılında devrim muhafızlarının kurulduğu ilan edildi.

Devrim muhafızları özü itibarı ile İslamcı devrim komiteleri tarafından oluşturulmuştur. Üye alımında gönüllülük şartı aranmış, gönüllerin İslam cumhuriyeti ve İslam ideolojisine bağlılığı ön koşul olarak sunulmuştur. Bir kuruluş yasası olan devrim muhafızlarının yasasına göre, görevi ülkeyi saldırılar ve işgallere karşı korumak güvenliği sağlamak, İslam devrimine karşı oluşabilecek devrim olasılıklarını yok edip, karşı devrimcilerin tutuklanmasını sağlamaktır. Kuruluş amacı ise İran devrimi korumak, yaymak, İran İslam Cumhuriyeti’nin isteklerini yerine getirmektir. Başlarda devrimin ülke geneline yerleşmesi süresince geçici bir yapı olarak görülsede daha sonraki süreçte sürekli anayasal bir kurum kimliğine büründü.

Rejim Koruyucuları mı Para Servet Koruyucusu mu?

Devrim muhafızları yapı itibari ile kolluk kuvvetleri olarak görülse de bu kimliğini aşmış ve farklı alanlarda da İslam devrimini İran devletinin aktif bir kurumu halini almıştır. Başta TV, Radyo ve Siyasi merkezlerin güvenliğini üstlenen devrim muhafızları, ayrıca ülkenin gelişmemiş bölgelerinde kalkınma ve inşa faaliyetlerini de yürütmüştür.

Ülke içinde oluşan isyanların bastırılmasında önemli bir rol oynayan devrim muhafızları, İran-Irak savaşında cephede yer alırken geri planda da seferberlik çalışmalarının organizasyonunu üstlenmiştir. Ayrıca savaş süresince gönüllülerden oluşan bir kuvvet oluşturulmaya çalışılmış ve sazman-ı besiç adında gönüllüler ordusu kurulup devrim muhafızlarının kontrolü altına bırakılmıştır. Daha sonraki süreçlerde devrim muhafızlarının kurumsallaşma faaliyetleri devam etmiştir. Hükümet ile koordineli çalışmalar yürütülmüş ve devrim muhafızları bakanlığı kurulmuştur. Bakanlığın amacı Devrim muhafızlarının ihtiyaçlarını gidermek ve lojistik destek vermektir. Devrim muhafızlarının kurumsallaşma süreci eğitim alanında da devam etmiş önce kendi liselerini açan devrim muhafızları, daha sonra kendi askeri akademisini ve sonunda da imam Hüseyin üniversitesini açmıştır. Diğer yandan askeri malzemelerin onarımı üretimi için kendi savunma endüstrisini geliştirmiştir. Devrim muhafızları takip eden yıllarda yapısı ile İran içinde paralel ikinci bir ordu konumuna gelmiştir. Klasik İran ordusundan ayrı olarak hava ve deniz kuvvetlerini kurmuştur. Irak ile olan savaştan sonra yapısında yenilikler yapılan Devrim muhafızları iran’ın diğer kolluk kuvvetleri ile beraber tek çatı altında toplatılmaya çalışılmıştır fakat Ayetullah Humeyni’nin ölümünden sonra bu durum gerçekleşmemiştir.

Sonuç olarak devrim sonrası duyulan ihtiyaç devrim muhafızlarını doğurmuştur. Bununla beraber iran’ın klasik ordusu varlığını sürdürürken siyasetten uzak durmuştur, fakat devrim muhafızları siyaset ile iç içe yapısı nedeniyle İran klasik ordusundan farklılık göstermiştir.

Devrim muhafızlarının İran’daki etkisi iran’ın kalkınması ve sosyal alanda etkin faaliyetlerle halka indirilmeye çalışılsa da kolluk kuvveti olarak yapısı güçlü ve çeşitlilik göstermektedir. Devrim muhafızları yapı olarak Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri, Kudüs Gücü ve Besiç ordusundan oluşmaktadır. Kara kuvvetleri savaş halinde İran ordusunun destek vermekle görevli 70.000 kişilik bir askeri personel kapasitesine sahiptir. Hava kuvvetleri iran’ın askeri hedeflerin temelini oluşturan balistik füze programlarını sahibidir bu kurum klasik hava ordusu görevi ile beraber füze ve balistik füze geliştirilmesinde de aktiftir. Deniz kuvvetleri klasik deniz Ordusu kimliği taşımaktadır.Görev alanı basra körfezi hürmüz Boğazı’nın güvenliğidir. Kudüs gücü Devrim muhafızlarının İran dışında askeri ve istihbari operasyonlarını yürüten bir oluşumdur. Faaliyetleri ve tarihçesi nedeniyle bölgedeki en güçlü ve en önemli istihbarat örgütlerindendir. Kudüs gücü farklı olarak direk dini lidere bağlı olması, Dışişleri Bakanlığından bağımsız olarak hareket İmkanı sağlıyor. Besiç ordusu devrim muhafızlarını bağlı gönüller ordusudur. Irak savaşında faaliyete başlayan bu gönüllü ordu, üye sayısı 3 milyona ulaşmaktadır. Günümüzde toplumun muhafazakarlığını koruma ve kontrolü görevi üstlenen besiç Ordusu, kuruluş amacı Olan vatanı koruma görevinden uzaklaşmıştır.

İranda sektörler üç şekilde faaliyet gösterir devlete bağlı kamu sektörü özel sektör ve yarı özel sektör Devrim muhafızları devlete bağlı bir kolluk kuvveti olmasına rağmen ekonomide önemli bir ağırla sahiptir. Savunma bütçesinde diğer kurumlara göre en fazla payı devrim muhâfızları alır. Ayrıca bu bütçenin dışında da Devrim muhafızları Ordusu farklı sektörlerde bir çok şirkete sahiptir. Bu şirketler ulaşım,enerji,altyapı ve iletişim alanlarında faaliyet göstermektedir. Bu şirketler içinde en önemli olanı Hatem-ul Enbiya yapı karargahı, Mahan air ve ensar bankası geliyor. Bu şirketler ABD’nin ambargo listesinde bulunuyor. Devrim muhafızlarının ekonomi içinde aktif olması eleştirilse de şirketlerin gücü ve istihdama katkısı bu eleştirileri boşa çıkartmaktadır.

Devrimi ve devrimin kazanımlarını korumakla yükümlü olan Devrim muhafızları Ordusu, kuruluşundan bu yana iran’ın iç ve dış ilişkilerinde en önemli temel unsurlarından oldu. İran  dışişleri Bakanlığından bağımsız olan Devrim muhafızlarının, Orta Doğu politikası olmak üzere ülkenin dış politikasını yönlendirdiği biliniyor. Devrim muhafızlarının ülkenin dış politikasındaki rolü zaman zaman eleştiri konusu olsada, doğrudan lidere bağlı özerk bir yapıya sahip olması muhafızları kurumlar üstü bir  güç haline getiriyor. Bu yapısıyla adeta İran ordusu üstünde bir ordu olan devrim muhafızlarının bünyesindeki kudüs gücü, ülkenin dış Politikasında önemli bir role sahip olarak dikkati çekiyor.

Sonuç olarak devrim sonrasında kolluk kuvvetlerinin eksikliğini hisseden mollaların desteğiyle kurulan devrim muhafızları, günümüzde İran’da ikinci bir ordu oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bununla beraber zaman içinde hızla güç kazanan devrim muhafızları, İslam devriminin koruyucusu konumundan sahibi konumuna gelmiştir. Çünkü başta Ayetullah olmak üzere, mollalar ülke kontrolünde Devrim muhafızları kartını kullanmaktan geri durmamaktadır.Son zamanlarda uluslararası kamuoyundada faaliyetleri eleştirilen Devrim muhafızları, ekonomik anlamda sahip olduğu güçle hem İran ekonomisini ayakta tutmaya, çalışıyor hem de tekelleşmeden dolayı bir çok eleştiriye maruz kalmaktadır. ABD tarafından terör örgütü olarak ilan edilen devrim muhafızları, uluslararası faaliyetler içinde bulunması nedeniyle gelecekte İran’ın en önemli kozlarından olacaktır. Bu da Devrim muhafızlarını gündemde tutmaya devam edecektir.