İstanbul’daki Suriye Zirvesi: Mevcut Durumun Tespiti, Sonraki Adıma Hazırlık.

0

19.yy son dönemlerindeki İstanbul, hem kendi geleceğini, hem de dünyanın geleceğinin konuşulduğu, tarihi antlaşmalara ev sahipliği eden bir küresel başkenttir. Şimdi  İstanbul o  eski günlere geri dönüyor. Dünya liderleri Vahdettin köşkünden boğaza bakarak, Asya ve Avrupa’nın kadim şehrinden bir başka kadim şehir Şam’ın geleceğin için çözüm arayışlarına dahil oldular. Cumartesi günü yani takvimlerin 27 Ekim 2018 gösterdiği gün, Başkan Erdoğan’ın önderliğinde Merkel, Macron ve Putin’in bir araya geldi. İstanbul’daki Suriye zirvesi bu açıdan ilginçti. Tabii ki tarihi görüntülere ev sahipliği yaptı. Ortak yayınlanan bildiri ve yapılan tek tek açıklamalara dayanarak zirvenin muhtemel sonuçlarına bakmakta fayda var.

Ortak Metin ve Farklı Açıklamalar

Cenevre ve Astana zirvelerinden sonra İstanbul zirvesi de değişen katılımcı kimlikleriyle önemli idi. Astana zirvesinden sonra atılan en önemli adımdı.  Astana zirvesi sözde Kazakistan’ın organize ettiği, gerçekte Putin’in ev sahipliliği yaptığı ve inisiyatifi aldığı zirve idi. Zirveye saha da olan Türkiye, İran ve Rusya’nın aynı masada toplanması ekseninde şekillenirken sahada olan ABD ne karşı bir oluşum olarak başladı. Onun için sonuçları sınırlı oldu. Herkesin olduğu BM başkanlığında toplanan Cenevre’ye atıf yapılmaktan öteye gidemedi. Tahran’da Astana’nın devamı idi. İran’ın kendini merkeze koyduğu zirvede Başkan Erdoğan çıkışı, Suriye meselesinin insani bir boyuta taşınmasını sağladı. Özellikle İdlip’teki ateşkes, terör örgütü tanımlamalarındaki farklılıklar ve mülteciler konusunda mesele sıkışınca Türkiye ciddi inisiyatif alarak bölgenin ağır silahlardan arındırılmasıyla olayı farklı bir boyuta taşıdı.

İstanbul’a gelince kadar genel görüntü bu idi. Saha da olan ülkelerin ağırlıklı olarak Rusya’nın istediği sonuçları teyit eden, ABD ve dolaylı şekilde sorunda etkilenen ülkelerin olmadığı, Türkiye’nin daha çok Rusya’nın peşine takılan ülke görüntüsü vermesinden öteye gidemedi.

Türkiye’nin İnisiyatif Alması

İşte Türkiye, kendini direkt etkileyen ama sonuç almadığı toplantılarda vakit kaybetmeden bıkmasının da bir sonucu olarak, yaşadığı sıkıntıyı bertaraf edecek yeni bir zirveye ihtiyaç ortaya çıktı.  İstanbul zirvesi, Türkiye’nin oyun kurucu, ülke statüsüne geçmesi için ciddi bir adım olarak değerlendirmek lazımdır. Evet sonuç itibariyle durum tespitinden öte gidilememiş olabilir. Âmâ bundan sonraki Suriye oyununda Türkiye’nin eli, hem ABD, hem de Rusya’ya karşı güçlenmiştir. Türkiye’nin Rusya’nın yaptığı hamlelerde yalnız kalma sorunu olaya Fransa ve Almanya’nın katılması açısından ve sonraki zirveler stratejiler açısından önemli bir taktik çalışmasıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğü, mültecilerin sadece Türkiye’nin değil diğer ülkelerinde sorunu olduğu, siyasi çözümün odağa konması, Suriye meselesi açısından da önemli bir adımdır. Siyasi çözüme ulaşmada anayasa komitesinin yıl sonuna kadar toplanmasının bütün ülkelerce istenmesi yerinde bir tespittir. Anayasa maddesi, Suriye’deki üstünlüğünü kaybetmek istemeyen Rusya’nın engellemesi olduğu ,yeni duruma göre , Almanya ,Türkiye ve Fransa’nın birlikte Rusya’ya karşı pozisyon almalarıyla Rusya’nın dolayı tutumunu yumuşatmasına neden oldu.

İstanbul’daki Suriye Zirvesine Giderken

Daha önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi Türkiye, Rusya’ya karşı Almanya ve Fransa kartını bu zirvede devreye soktu. Tamam, istediğini alamadıysa da şimdilik bir adım atmış oldu.

Toprak Bütünlüğü ve Siyasi Çözüm

Bunlar zirvelerin anahtar kelimeleridir. Bütün liderlerin ağzında yer alan, bu kelimelerin bizim dildeki karşılığı şudur: ”Kimse Suriye’yi uzun vadede parçalamaya çalışmasın, buna izin vermeyiz.” Bu Rusya ve ABD ne dolayı bir cevaptır. Tabii buradan başka bir mana da çıkar. Siyasi çözüme yaklaştıkça her ülke bölgedeki askeri varlığını sonlandıracaktır.

Çözüm Belli Ama…

Suriye gibi benzer sıkıntılı konularda çözüm yolu bellidir:

1.Silahların susması,

2.Ülkedeki güçlerin pozisyonlarının belirlenmesi,

3.Bunun kalıcı hale getirilmesi,

4.Siyasi çözüm için tüm tarafların temsil edildiği bir anayasanın yürürlüğü girmesi,

5.Mültecilerin güvenli olarak ülkelerine dönmesi,

6.Seçimlerin adaletli yapılıp, çıkan sonucun herkesçe kabul edilmesi,

7.Yeni hükümetin kurulması,

8.Suriye’nin kendi ayakları üzerinde durması için mali yardımların sağlanması,

9.Sorunun bir daha nüksetmemesi için belli bir süreye kadar garantör ülkelerin ülkede hakim rolünü üstlenmesi,

10.Ülkenin inşanın sağlanması,

11.Diğer ülkelerin tamamen bölgeden çekilip,

12.Suriye’nin normal ülke pozisyonuna gelmesi.

Tüm bu şartların dış etkenlerden soyutlayarak yapılması bile en az 10 yıldır.

Çözüme Neden Ulaşılamıyor.

Peki, bu çözüm neden olmuyor. İstanbul zirvesinde bir kez daha görüldü. Suriye herkes kendi gözlüğü ile bakıyor. Ortak gözlükle ülkelerin baktığı noktalar azdır. Türkiye’de ortak bakışı oluşturmaya çalışıyor.

Liderlerin açıklamalarına da baktığımızda;

Türkiye, Astana’nın ileri taşınması, Suriye toprak bütünlüğü, İdlip’teki ateşkes, mültecilerin durumu, Fırat’ın doğusunda yapacağı hamleler ve siyasi çözüme odaklanmış,

Rusya, Suriye’nin toprak bütünlüğü, İdlip’te silahların susması ve ağır silahların ile terör gruplarının çıkarılması,  yoksa Suriye ile birlikte askeri müdahale edeceğini teyit ediyor,

Fransa terör örgütleriyle mücadele, kimyasal silah kullanılmaması, siyasi süreç, anayasa komitesinin oluşturulması İdlip’te yeni müdahalenin olmamasını savunuyor,

Almanya, mülteciler problemi, siyasi çözüm ve anayasa komisyonu konularını öne çıkarıyor.

Bu başlıklar yan yana koyduğumuzda kümeleşme alanların azlığı, meselenin çözülmesi için daha zamana ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Çünkü herkes olaya hala kendi gözlüğü ile bakmaya devam ediyor. Sıkışma konularından en ilginç görüntü Rusya, Fransa ve Almanya  Suriye olayına terör örgütleri  çerçevesinden bertaraf edilmesi noktasından bakıyorlar. Ortak açıklamada da  görüldüğü gibi terör örgütlerinin tanımlamasında PYD’nin geçmemesi de başka bir değerlendirmenin konusudur.

Sonuçta Suriye meselesine tüm tarafların ortak bakışı oluşturuluncaya kadar konuşmaya devam edeceğiz. İşin acı tarafı biz konuşurken, Esat zulmünü yapmaya devam ediyor.