Kalbi Kosova’da Bedeni Bursa’da: Meşhed-İ Hüdavendigar

0

Ya Rabbi!

Bu fırtına, şu aciz Murad kulunun günahları yüzünden çıktıysa, masum askerlerimi cezalandırma!

Allah’ım! Onlar ki buraya kadara sadece Sen’in adını yüceltmek ve İslam’ı tebliğ etmek için geldiler!

İlahi! Bunca kere beni zaferden mahrum etmedin. Daima duamı kabul buyurdun. Yine sana iltica ediyorum; duamı kabul eyle! Bir yağmur nasip eyle! Bu toz bulutu kalksın… Kâfirin askerini aşikâr görüp, yüz yüze cenk edelim!

Ya ilahi! Mülk de, bu kul da Sen’indir. Ben aciz bir kulum… Benim niyetimi ve esrarımı en iyi Sen bilirsin… Mal ve mülk maksadım değildir. Yalnız Sen’in rızanı isterim…

Ya İlahi! Bu mü’min askerleri küffar elinde mağlup edip helak eyleme… Onlara öyle bir zafer lütfet ki, bütün Müslümanlar bayram eylesin! Dilersen o bayram gününde şu Murad kulun yolunda kurban olsun!

Ya İlahi! Bunca Müslüman askerin helakine beni sebep kılma! Bunlara yardım eyle ve zafer bahşeyle. Bunlar için ben canımı kurban ederim; yeter ki tek Sen beni şehitler zümresine kabul eyle! Asakir-i İslam için teslim-i ruha razıyım. Tek ki, bu mü’minlerin uğruna benim ruhum feda olsun… Beni gazi kıldın. Sonunda da lütfen ve keremen şehit eyle!

Âmin…”

Sultan Murad Hüdavendigar’ın Duası

Birkaç gün önce ki Kosova gezimiz sırasında Priştine’yi gezdikten sonra Mitrovica yolu üzerinde bulunan küçük bir köyde Meşhed-İ Hüdavendigar türbesine ziyarette bulunduk. Priştine Müslüman yoğunluğu olan bir bölge. Ayrıca resmi dillerinden biri de Türkçe. Türkiye’den gelen ziyaretçilere Osmanlı’nın torunları olarak gördüklerinden dolayı bu bölgede herkes sizlere yardımcı olmaya çalışıyor. Arabamıza atlayıp Mitrovice yaklaşmaya başladığımızda Müslümanların ve Türkçe bilenlerin sayısının azaldığını fark ettik. Fakat yol kenarında hangi esnafa “Sultan Murad Türbe” diye sorduğumuzda Sırp bile olsalar yüzlerinde sıcak bir gülümseme ile vücut lisanları ile bizlere yol tarifinde bulundular.

Phuket’i Gezmeye Devam Ediyoruz

2008 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan eden Kosova’nın diğer Balkan ülkelerine nazaran gelişmeye çalışan bir ülke olarak fakirliğini Türbenin dış avlusundan içeri girdiğinizde geride bıraktığını görüyorsunuz. Mekânın enerjisi ve atmosferi sizi büyüleyip farklı bir âlemdeymişsiniz hissi veriyor. Adeta kalplere dokunuyor, ruha sesleniyor…

Avludan içeri girdiğinizde karşınızda TİKA’nın restore etmiş olduğu iki katlı bir köşk ve ziyarette bulunan misafirler için müze niteliği taşıyan Sultan Murad Hüdavendigar’ın farklı dillerde tanıtımının yapıldığı alanlar, sinevizyon gösterileri, arşiv evrakları ve tarihi kalıntılar vs. bulunmaktadır. Dış alanda sizleri başka bir kapı daha beklemektedir. İşte burada Meşhed-i Hüdavendigar bulunmaktadır. Eski bir çınar ağacı, yemyeşil ortamı, güller, çiçekler, eski türbedarların mekânları ve tabi ki de Sultan Murad’ın meşhur türbesi…

Türbe içi Fotograf:Gülbahar Açin

1398 yılında gerçekleşen Kosova topraklarında Osmanlı ordusu 60 bin kişilik ordusu ile 200 bin kişilik düşman askerlerine zaferle taçlanan göğüs göğse bir savaş gerçekleştirmişlerdir. Sultan Murad mücadelenin sonunda savaş meydanındaki askerlerin durumuna bakarken yaralı bir Sırp asilzadesi olan Miloş Obiliç, bazı kaynaklara göre de Miloş isimli olan Sırp bir asker Müslüman olmak istediğini belirterek padişaha yaklaşma fırsatı bulmuştur. Hançeri ile padişaha saldırmıştır. Miloş o esnada hemen askerler tarafından öldürülür. Ağır yaralanan Sultan Murad Kosova topraklarında duasının kabul olması ile şehitlik makamına erişmiştir. Geleneğe göre Osmanlı padişahlarının şehit düştükleri topraklarda kalbi ve iç organları gömülür, bedeni ise tahnit edilerek Osmanlı topraklarına defnedilirdi. Oğlu Yıldırım Beyazıd Kosova’da Meşhed-i Hüdavendigar’ı yaptırarak buraya Sultan Murad’ın organları gömülmüştür. Sultan Murad’ın bedeni ise Bursa Çekirge’ de yaptırmış olduğu türbesine defnedilmiştir.

Türbe düzenli olarak yüzyıllardır tadilattan ve yenileme çalışmalarından geçmektedir. Mesela; 1660’da Evliya Çelebi, dönemin Sadrazamı Melek Ahmet Paşa ile beraber türbeyi ziyaret ettiklerinde türbenin bakımsız durumunu gördüklerinde, sadrazam civardaki Müslüman halkına iki kese içerisinde 1000 kuruş vermiş ve türbenin bakımını, yeşillendirilmesini ve tadilatını sağlamıştır. 1895 yılında yazılan bir evrakta da türbenin kubbesi ve civarındaki çeşme ve misafir dairesinin harap olan yerlerinin tamir edilerek, eski eşyaların yenilenmesi ve gereğinin yapılması adına Kosova Valiliğine resmi yazı gönderilmiştir.

Fotograf:Gülbahar Açin

Ve 19. Yüzyılda Buhara topraklarından Kosova’ya göçmüş olan Osmanlı sevdalısı bir aile Sultan Murad Hüdavendigar’ın türbesine sahip çıktı ve çıkmaya da devam etmektedir.

Türbedarın Kabri Fotograf:Gülbahar Açin 

Buhara’dan Kosova’ya; Nesillerdir Türbedarlığa Adanmış Aile

1854 yılında Özbekistan Buharalı olan Hacı Ali Bey, Sultan Abdülmecit’in bir beratı ile Meşhed-i Hüdavendigar’a Türbedar olarak atanmıştır. Türbedar soyadını alan Hacı Ali Bey’in ailesi ve sonraki aile mensupları, bugüne kadar Türbe’nin türbedarlığını yapmaktadır. Yugoslavya döneminde zor koşullarda bakımını ve korumasını 2000 yılına kadar merhum Fahri Türbedar yapmıştır. Bugünde eşi Saniye Türbedar bu asil görevi büyük bir özveri ile gerçekleştirmektedir.

Özbekistan Buharalı olan Hacı Ali Bey Fotoğraf:Gülbahar Açin

Türbenin içine girdiğinizde Saniye Hanım hemen yanınıza gelerek gülen yüzü ve hoş bir seda ile “merhabalar, hoşgeldiniz. Bizler asıllardır buraların hizmetkârıyız…” diyerek Buhara’dan Kosova’ya ve oradan da Sultan Murad’ın türbedarlığına adanan aile tarihinden bilgi vermektedir. Aklınıza gelecek her şeyi kendisine sorabilirsiniz. Hiç sıkılmadan sizlere kalbi sıcaklıkla cevap vermektedir. Türbeye geldiğinizde dualarla karşılayıp, dualarla sizlere veda ediyorlar.

Eğer yolunuz Kosova’ya düşerse Balkanlara kalbini bırakan şehit Sultan Murat Hüdavendigar’ı ziyaret edebilirsiniz…