Kanada, Kraliçe’nin Karıştırıcısı mı?

0

Hindistan, yarım milyondan fazla prensliğin uzlaşmasıyla meydana gelmiş bir federasyondur. Zira Hindistan, anayasasında da kendini Hint Birliği olarak adlandırır. Ancak bu birlik sorunlardan tamamıyla arınmış değildir. Bağımsızlıktan bu yana, birliğin içinden kimi zaman cılız kimi zaman güçlü ayrılıkçı sesler yükselmiştir. Bu aykırı seslere rağmen Hindistan, birlik ve bütünlüğünü korumak için mücadele etmekten geri durmamış ve gerek iç gerek dış tehditlere karşı tavrını koymuştur.

Hindistan’ın karşı karşıya kaldığı problemlerin birçoğu İngiliz sömürge döneminde izlenen politikaların kötü miraslarıdır. Her ne kadar arka planda kalsa da Sihlerin durumu da Hindistan için önemli bir yer teşkil etmektedir. Hint tarihinde önemli bir yer tutan ve güçlü bir geçmişe sahip olan Sihlerin, 1947’de Hint alt kıtası ikiye bölünürken İngilizler tarafından ayrı devlet talepleri göz ardı edilmiş, hatta toprakları Hindistan ve Pakistan arasında paylaştırılmıştı. Bu anlamda İngilizler fiili olarak Hint alt kıtasını terk ederken, geriye yaralı bir “aslan” bırakmıştı. 1984’te Hindistan bu yaranın acısının yansımasını çok net gördü. Diğer yandan, Sihler kendilerini geliştirmekten geri durmadılar. 1970-80’li yıllardaki Yeşil Devrim en çok Sihlere yaramıştı. Verimli toprakları onları zenginleştirirken, dünyaya açılmalarını da sağladı.

1984’ten sonra Sihlerin sesleri bastırılsa da yeniden hareketlendikleri görülmekte. Sihlerin yeni durumuna gelecek haftalardaki yazımızda değineceğiz. Ancak bundan önce, geçtiğimiz aylarda yaşanan Sihlerle ilgili önemli bir gelişmeyi değerlendirmek gerek. Yukarıda belirtildiği gibi Hindistan’ın tarihi gerek iç gerek dış tehditlerle yakasını bırakmıyor ki, bu kez Hindistan’ın ülke bütünlüğüne karşı dış tehdit Kanada’dan geldi. Kanada’nın taraf olduğu konu ise ayrılıkçı Sihlerin Khalistan adlı Sihlere özgü bir devlet kurma hedefleriydi. Ontorio Eyalet Meclisi’nin, iktidardaki Liberal Parti üyelerinden Harinder Malhi’nin geçen yıl Nisan ayında 1984’teki Sih karşıtı ayaklanmayı “soykırım” olarak adlandırma kararını kabul etmesi Hint hükümeti için fazlasıyla can sıkıcıydı. Bunun yanında Kanada Parlamento Sekreteri de Hindistan’ın Pencap eyaletini dolaylı olarak bir ülke olarak nitelemişti.

Kanada’nın Sih yanlısı politikasının temeli

Kanada’da güçlü bir Hint diasporası var ve Avam Kamarası’nda 19 Hint kökenli üye bulunmakta. Ayrıca diasporanın üçte biri yani yaklaşık 1.2 milyonu Sih. Meclisteki 19 Hintlinin 17’si Trudeau’nun Liberal Partisi’nden ve bunların 15’i Sih inancına mensup. Zaten Trudeau, iktidara gelirken ayrılıkçı Sihlerden destek almıştı. Bu anlamda, Trudeau’nun Sihlerle bağlantısı kuvvetli görünmekte. Kanada’daki 16 Sih tapınağına seçilmiş Hint yetkilerinin, konsolosluk çalışanlarının, RSS ve Shiv Sena üyelerinin girişine yasak getirilmesi şaşırtıcı değil. Kanada hükümeti de bu konuda herhangi bir tepki göstermedi.

Sihlerin Kanada ile olan bağı, 1970-80’li yıllarda gerçekleştirilen Yeşil Devrim’in başarısına dayanmakta.Yeşil Devrim’den en karlı çıkanlardan biri Hindistan olmuştu. Hindistan bünyesinde ise bu devrimden en büyük verimi elde eden eyaletlerden biri Sihlerin kutsal toprakları olan Pencap eyaletiydi. Bu başarı üzerine Kanada, Hindistan’dan kendilerine yardımcı olacak eleman temini ricasında bulunduğunda gidenlerin çoğu Sihlerdi. Kanada’ya giden Sihler oraya yerleşti ve birçoğu sosyal, ekonomik ve siyasi alanda güç kazandı. Ayrıca genel olarak bakıldığında dünya çapında güçlü bir Sih diasporası var ve bu konuda birçok akademik çalışmalar da mevcut.

Mevcut Kanada hükümetiyle güçlü ilişkilerin öncesine kadar Sihlerin, özellikle Khalistan yanlılarının, sesinin bu kadar yüksek çıkmadığı görülüyor. Zira Trudeau’nun selefi Stephen Harper, mevcut iktidarın tavrının aksine bu tür politikalardan kaçınmıştı.

Trudeau’nun uzun Hindistan ziyareti

Kanada’nın Sih yanlısı politikalarının ardından gerçekleşen 17-24 Şubat’taki Trudeau’nun uzun Hindistan ziyareti fazlasıyla soğuk geçti. Modi, bu kez protokolü aşıp Kanada başbakanını karşılamaya bile gitmedi. Bunun yanında Pencap eyalet lideri Amarinder Singh de Trudeau ve ailesini karşılamadı. Singh’in bu soğuk tepkisinin nedeni ise, geçen yıl Nisan ayında Hindistan ziyaretinde bulunan Kanada Savunma Bakanı Harjit Singh’i, Khalistan sempatizanı olarak nitelendirmesi nedeniyle görüşmede bulunmaması üzerine Kanada hükümetinin bu açıklamayı ‘saçma ve saldırgan’ olarak değerlendirmesiydi. Görüşmenin kesinleşmesinden önce Kanada yetkilileri böyle bir planın olup olmadığına dair kesin bir kararın olmadığını belirterek Trudeau’ya sinyal göndermiş olsalar da Trudeau, bu kez Pencap eyalet lideri ile görüştü. İkili görüşmede Trudeau, Khalistan hareketiyle ilgili militan konular hakkındaki endişelerini paylaştı. Ancak Pencap lideri Singh, Khalistan konusunu gündeme getirdiğini, çünkü bunun kendileri için en önemli konu olduğunu ve bu amaç için Kanada dâhil dünyanın birçok ülkesinden para transferi yapıldığını söylemesi dikkat çekiciydi.

Trudeau, Hindistan ziyareti sırasında Khalistan konusunda dikkatli olmaya çalışmış ve konuya dair soruları yanıtlamaktan kaçınmıştı. Yine de Sihlerin Kabesi, Altın Tapınağı ziyaret edip, dualarını sunmaktan çekinmedi.

Modi’nin Sih politikası ve Kanada ile ilişkiler

1984’te yükselen ve Indira Gandhi’nin hayatına mal olan Sihlerle olan anlaşmazlık o günlerden bu yana durulmuş olsa da, bu grubun Khalistan adlı ayrı devlet kurma hayalleri yok olmadı. Zira bağımsızlığa giden süreçte kutsal toprakları Hindistan ve Pakistan arasında bölünmüş, daha sonra ise eyaletin içinden yeni bir eyalet oluşturulmuştu.

Sihizm inananlarının etnik kökeni olan Jatlar, Hindistan’ın kovboyları olarak bilinir. Bu nedenle, gerek İngiliz sömürgesi döneminde gerekse bağımsızlık sonrası savunma alanında Sihlerin rolü büyük olmuştur. Modi, Sihlerle bağlantı kurmaya çalışmış, onları Hinduizm’in koruyucusu olarak tanımlamıştı. 2015 yılında da, Sihlerin gönlünü kazanma adına olumlu adımlar atmış ve Birleşik Krallık ziyaretinde Sih heyetiyle bir araya gelmişti. Bunun yanında, Khalistan yanlısı faaliyetlerde bulunan Sihlerin kara listesinin incelenmesi ve bu listenin kaldırılmasına yönelik çalışmalar başlatıldı. Bu çalışmalar sonucu listedeki kişi sayısı, 314’ten 37’ye düşürüldü. Siyasi sığınma alan Sihlerin çocuklarına Ocak 2016’dan itibaren vize verilmeye başlandı. Kara listeden kaldırılan Khalistan yanlısı liderlerin Hindistan’ı ziyaret etmesi sağlandı. Böylece Sihlerin Hindistan karşıtı tavırları yumuşamaya başladı. Ayrıca Modi, onuncu Sih gurusu Gobind Singh’in 350. doğum günü kutlamalarına da katıldı.

Modi’nin Sihlere karşı attığı tüm bu olumlu adımların aksine Kanada hükümetinin mevcut tavırları Hindistan’ı incitmiş görünmektedir. Trudeau ile ziyaretinin ilerleyen günlerinde görüşen Modi, birçok alanda anlaşma imzalasa da iki ülke arasındaki ilişkiler oldukça düşük seviyede seyretmektedir. Özellikle savunma ve güvenlik alanındaki ilişkiler fazlasıyla minimal düzeyde. 2015’te Modi’nin, 42 yıl sonra Kanada’ya gerçekleştirilen ilk başbakan düzeyindeki ziyareti ve bu ziyaret vesilesiyle uranyum ithalatı anlaşması imzalaması büyük bir adımdı. Ancak Trudeau, iktidara geldiğinde Hindistan’a uranyum ihracatını yasakladı.

Güçlenen Sihlerin seslerine Kanada hükümetinin destek vermesi, Hindistan için önemli bir tehdittir. 2020 yılında bağımsız Khalistan için dünya Sih diasporasına referandum çağrısı bunun mühim işaretlerdendir. Trudeau’nun Sihleri desteklemesinin asıl nedeni, bazı görüşlerce savunulduğu gibi oy kaygısı mıdır bilinmez fakat, Hindistan’ın ülke bütünlüğünü koruma adına zaten zayıf olan ve gittikçe zayıflayan Kanada ile ilişkilerini feda etmesi kaçınılmaz olabilir.