“Kanunların Ruhu”nu Çağırma Zamanı

0

Hindistan’ın bir aydır gündemini meşgul eden konu; ülkenin güneyindeki Kerala eyaletinin en önemli ibadet merkezinden biri olan Sabarimala Tapınağı’na kadınların giriş yasağının 28 Eylül 2018 tarihinde Yüksek Mahkeme tarafından kaldırılmasıdır.

Mahkemenin kararına karşılık 8 Ekim’de konu hakkında tüm Hindu organizasyonlarını biraraya getirmek için Sabarimala Eylem Komitesi oluşturuldu. Nair topluluğundan üst kastları temsil eden 41 Hindu organizasyon ve Mala Araya kabile topluluğu da 10-50 yaş arası kadınların tapınağa girmelerinin önlenmesi amacıyla birleşti. Özellikle “anneler” mahkemenin dini kuralları hiçe sayan bu tavrına karşı modern Kerala tarihinde ilk defa olarak büyük bir topluluk olarak toplandılar. Ayrıca CPM (Marksist Komünist Partisi- mevcut Kerala eyaleti hükümeti) hariç, Kongre dahil diğer tüm siyasi partiler düzenlenen gösterileri desteklediler. 17 Ekim’de ise Yüksek Mahkeme’nin kararından sonra tapınağın kapalı kapıları açıldı. Ancak tapınağın giriş noktası (Nilackat) protesto meydanına dönüştü. Olaylar nedeniyle Merkez, Kerala hükümetinden Kasım-Ocak ayı ayları boyunca sürecek hac sezonunda kadınların güvenliğinin sağlamasını istedi ve Kerala hükümeti de merkezin bu isteğini gerçekleştireceğini söyledi.

BJP ve RSS’in “Sabarimala’yı Kurtar” protestosunu büyüttüğü ve kampanya kapsamında Kerala’da toplum sorunlarının ortaya çıkması için karanlık bir tablo çizdiği düşünülüyor. Ayrıca RSS’in Ayyappa (Sabarimala’nın Tanrısı) adanmışları olarak kadınlara tapınağa girmemeleri konusunda baskı yaptığı, medyayı zorladığı, polise saldırdığı, tapınakta yasayı uygulayacak rollerinden ötürü diğer dinlerdeki memurları hedef aldığı söyleniyor. Yine BJP başkanının açıkça hükümete karşı polis memurları isyan etmeye teşvik ettikleri de belirtilmekte. BJP, 17 Ekim’de tapınak kapılarının açılması sonrası yaşanan protesto olaylarını da destekledi. Hindu sağ aktivistler tapınağa giden yolu kuşatarak tapınağa girmesi yasaklı olan kadınların girmesini engellediler. Olay, yargı ile toplum arasındaki ilişkiyi zedelemiş durumda.

Sabarimala Tapınağı ile ilgili karışıklıklar yeni değil. Rehana Fatima adlı bir aktivist tapınağa girme girişiminde bulunmuştu. Bunun üzerine Kerala Müslüman Cemaat Konseyi, Fatima’yı Hinduların duygularını incittiği için Müslüman topluluğundan dışladı. Bununla birlikte 2014 yılında Kochi’de Kiss of Love kışkırtmasına katıldığı ve bir filmde çıplak olarak oynadığı için Müslüman adını taşımaya haklı olmadığı söylendi. 2006 yılında da Jayamata adlı bir aktris tapınağın geleneksel kuralını ihlal ederek yapıya girmişti. Ancak Hindu geleneksel doktrinine (agama) göre ihlal nedeniyle tapınağın kutsallığı zedelendiğinden arındırmayı gerektirmişti.

Mahkemenin kararına karşı düzenlenen protestolara en çok kadınlar katıldı. Pandalam’dan Ayyappa Tapınağı’na kadar yürüyen ve kadınların çoğunlukta olduğu protestoyu düzenleyen eski Pandalam kraliyet ailesiydi. Pandalam Kraliyet ailesi üyelerinden R. R. Varma, hiçbir siyasi parti ya da Hindu organizasyon olmadan kadınların toplandıklarını söyledi. Zira kadınların, mahkemenin kararına karşı düzenledikleri protestoları da olayın dini boyutunu fazlasıyla vurgulamaktadır.

 

Sabarimala Tapınağı ile ilgili mahkemenin kararına karşı düzenlenen protestoda, göstericilerin “imanın Hinduları biraraya getirdiği” söylemi olayın ruhunu teşkil etmektedir. Zira Ayyappa adanmışları için konu siyasi değil, dini bir konudur. Meselenin bu boyutlara ulaşmasının sorumlusu olarak da hükümet görülmektedir. Ayrıca CPM ve yandaşlarının zorla bazı kadınları tapınağa sokmaya çalışması gerginliği artırmaktadır.

Bölgenin tapınaklarını yöneten, devlet idaresi altındaki özerk yapı olan Travancore Devaswom Board kıdemli avukatı A. Manu Singhvi, Sabarimala Tapınağı’nda herhangi bir dışlamanın söz konusu olmadığı, her kast, din ve inançtan insanın girebildiğini, ancak kadınlara yönelik uygulanan yasağın tapınakta yapılan ibadetin özü gereği kadınların bunu gerçekleştirmesinin imkânsız olduğunu belirtti. Zira tapınakta hac ibadetinin gerçekleştirilmesi için öncesinde 41 gün oruç tutulması gerekiyor. Böylece inananlar, bedenini ve zihnini temizleyerek tüm varlığın “Bir”liğini özümser. 41 günlük orucu (vrat) ve bir tarafı Tanrı’ya sunulacak ikramlar ve hacının ihtiyaçlarını karşılayacak olan mütevazi besinlerden oluşan iki taraflı bir bohça anlamına gelen Irumudi Kettu’yu başında taşıyanlar Srichakra’yı geçip, Lord Ayyappa’nın olduğu kutsal yere varan 18 adımlık merdivene ulaşabilirler. 10-50 yaş arasındaki kadınların ise doğurganlık döneminde olduklarından ve menstrüasyon dönemi nedeniyle Hindu dini gereği temiz kalamayacakları için 41 günlük kefaret orucunu gerçekleştirmeleri mümkün değildir. Ayrıca Sabarimala Tapınağı’nın tanrısı Lord Ayyappa “sonsuz bekarlık” yemini ettiği için üreme dönemindeki kadınların tapınağa girmesi yasaklanmıştır. Zira Ayyappa’nın rahatsız edilmemesi istenmektedir. Bu anlamda yasağın temelinde ataerkillik değil, tapınağın dini özü söz konusudur.

 

Hindu Dharma karmaşık bir çeşitlilikle kutsallığı kutlar. Örneğin bir tanrının farklı özellikleri vardır ve isim (naam), form (rupa) ve öz (svarupa) olarak farklı şekillerde tapılır. Aynı şekilde Lord Ayyappa’nın da Kerala’da 4 formuna 4 büyük tapınakta ayrı olarak tapılır. Kulathupuzda’da O’nun çocuk, Achankovil’de aile adamı, Aryankavu’da sofu/çileci ve Sabarimala’da ise genç hali tasvir edilir ve bu formlarına göre ibadet edilir. Aynı zamanda bu 4 form, Hinduizm’e göre insan hayatının 4 aşamasını gösterir. Bu nedenle, her tapınağın kendine has kuralı vardır ve mezhepsel olarak farklılıklar gösterirler.

Vrat ve Irumudi Kettu dini gelenekleri, Sabarimala’yı dini bir mezhep olarak dini meselelerinde kendi işlerini yönetme hakkına sahip olmasını sağlar. Bu anlamda Lord Ayyappa adanmışlarını rahatsız eden konu; mahkemenin tapınağın kimliğini anlamak yerine, yapıda uygulanan yasağın Hinduizm’in özüne uygun olmadığı gerekçesiyle karar vermesiydi. Ancak yasaya karşı çıkanlara göre, Hinduizm zaten tekdüze bir inanç sistemi ve pratikleri içeren bir din değildi ve mahkemenin konuyu bu çerçevede ele alması gerekiyordu. Tapınağın kendine has kuralı, konunun ana öznesi olan kadınların Dokunulmazlar kastı ile özdeşleştirilmesine neden olmuş ve kadınlara karşı aşağılayıcı bir uygulama olarak çarpıtılmıştı. Bu iddiaların aksine, kadınların doğurganlığını ve kendine has doğalarını temsil eden birçok Hindu tapınakları (Assam, Odisha, Kerala gibi eyaletlerde) ve festivalleri mevcut olduğu belirtildi. Tüm bu gerekçelerle Sabarimala’nın kendine has özelliğine mahkemenin saygı duyması istenmektedir.

Diğer bir konu ise, Hindu yasasında oturmuş bir prensip olarak Hindu tanrıları kendi zenginliği ve mülkiyetleriyle hukuki bir varlık olarak kabul edilmesidir. Hindistan yargı sistemi de bu prensibi benimsemiştir. Bu çerçevede Babür Mescidi olayında Tanrı Rama’nın hukuki hakları korunurken, mahkemenin Lord Ayyappa’ya aynı hakkı tanımaması şaşırtıcıydı. Hindu yasasına göre tanrı adına inşa edilmiş tapınağın, ki tapınak kendisine adanan tanrının mülkiyetine geçer, tek bir taşı kalsa bile tanrının bölgedeki hukuki varlığının devam ettiği kabul edilir. Bu anlamda, mahkemenin bu kararı Tanrı’nın anayasal hakkının inkâr edilmesi anlamına gelmektedir. Lord Ayyappa’nın büyüdüğü Pandalam’ın eski kraliyet ailesi ve Ayyappa’nın adanmışları mahkemenin bu kararını “Hindu inancının özünü, yani çeşitliliğini ve kimliğini değiştiren İbrahimî’lerin etkisine sahip olduğunu” dile getirmektedirler.

Sabarimala Tapınağı’nın tanrısı Ayyappa’nın hikayesine gelirsek Lord Ayyappa, Tanrı Shiva ve Tanrı Vishnu’nun avataralarından biri olan güzel Mohini’nin oğludur. Lord Ayyappa, “sonsuz bekarlık (Naishtika Brahmachari)” yaşam formunu ve sonsuz meditasyonu (tapas) benimsemiştir. Sabarimala’da Lord Ayyappa adına tapınağın kurulmasının hikayesine gelince, Ayyappa bir şeytanı öldürdükten sonra okunun olduğu yerde bir tapınak inşa edilmesi için bir kralı görevlendirmiştir. Daha da gerisine gidersek, Ayyappa’nın hikayesi güney Kerala’daki Pandalam’da hüküm süren Madurai Pandas’ın bir kolu olan Pandalam kraliyet ailesine dayanır. Birgün Pandalam kralı Rajasekhara, Panda nehri kıyısında bir çocuk bulur ve ona Manikandan ismini vererek evlatlık edinir. Manikandan 12 yaşına geldiğinde, kraliçe onu öldürmek için bir plan yapar. Plana göre kraliçe, onu ormana dişi kaplan sütü getirmesi için gönderir. Ancak kraliçenin umduğu gibi olmaz ve Manikandan kaplanın üzerine oturmuş olarak geri döner. Daha sonra ormana geri döner ve orada Sabarimala’nın Ayyappa’sı haline gelir. 18. yüzyılda tapınağın Travancore Krallığı’nın kontrolüne geçse de Pandalam ailesi tapınağın geleneklerini sürdürme konusundaki haklarını korumaya ve ibadet etmeye devam etmektedir.

Görüldüğü üzere, yargı ve toplum arasındaki ilişkiyi gerginleştiren konunun tarihi çok eskidir ve dini anlamda da oldukça hassas ve köklü bir inançtır. Her ne kadar insan hakları, eşitlik, demokrasi, vb. birçok kavram yüce (!) değerler olsa da Montesquieu’nün dediği gibi her millet kendi karakterine uygun şekilde yönetilmeli ve milletin “genel ruhu”na göre kanunlar belirlenmelidir. Zaten bu nedenledir ki, saydığımız tüm bu kavramlar her milletin karakterine göre uygulama farklılıkları göstermektedir, devletlerin tatbik etme konusundaki başarısızlıklarından değil. Hindistan açısından düşündüğümüzde birçok konuda olduğu gibi, mahkeme idare ettiği milletin karakterini/ruhunu göz önünde bulundurarak verdiği kararı gözden geçirmelidir.