Kara Gün Dostu Pakistan

0
Türkiye’nin içinde bulunduğu şu zorlu dönemde Pakistan desteğini esirgemedi. Ancak
Pakistan’ın bu tavrına karşılık eleştirmenlerden bazı uyarılar geldi. Pakistan’ın bu hareketine
dair yapılan uyarılardan birini sizin için derledik.
Pakistan liderliği koltuğuna oturmadan önce ABD-Türkiye arasında seyreden gerilimli
duruma karşı Imran Han, ABD karşıtı duruşunu gösterdi. Imran Khan, attığı tweette
“Pakistan ve kendim adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türkiye halkına, her zaman
görkemli tarihlerindeki olumsuzluklara karşı başarılı oldukları gibi, karşılaştıkları ciddi
ekonomik zorluklarla başa çıkmadaki başarıları için dua ettiğimizi bilmelerini istiyorum.”
sözleriyle Türkiye’ye desteğini gösterdi.
Tarihsel olarak alt kıtadaki Hilafet hareketinin alametlerini kendine mal ettikten sonra
Pakistan, Türk ruhunda “kardeş” bir millet olarak ortaya çıkmış ve Türkiye’ye sembolik
desteğinden dolayı Türk zihninde özel bir yer edinmiştir. Mevcut ikili ilişkilerinin boyutu
2017 yılında ‘Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nden ‘Üst Düzey Stratejik İşbirliği Konseyi’ne
yükseltilmiş ve buna göre çeşitli alanlarda 60’tan fazla anlaşma imzalanmıştır.
Birçok açıdan hem Türkiye hem de Pakistan bağımsız gelişim ve duyarlılıklarını
yansıtmışlardır. Her ikisi de sırasıyla Kemal Atatürk ve Muhammed Ali Cinnah’ın “laik”
tercihlerinden doğmuş, askeri darbelerle sık sık demokrasileri zedelenmiş ve bugün, her iki
ulus da iktidar rejimlerinin ana tema olarak “siyasi İslam”ın girdabına kapılmış durumda.
Türkiye, 1965 ve 1971’deki Hint-Pak savaşları sırasında Pakistan’ı askeri ve askeri olarak
desteklemiş nadir bir ülkeydi. Ermenilerin ve Bangladeşlerin soykırım meselelerinin
benzerliği bile iki ülke arasında içgüdüsel bir bağ kuruyordu. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler
ve İslam Ülkeleri Örgütü gibi tüm uluslararası forumlarda Türkiye, genellikle izole edilmiş
Pakistanlılara hep el uzatmıştı.
Türkiye, Hindistan’ın 48 ülkeden oluşan Nükleer Tedarikçiler Grubuna girme teklifinde
Pakistan’ın da bahsi geçen gruba alınması için girişimde bulunmuştu. Yine bu yıl Şubat
ayında Türkiye, ABD’nin Financial Action Task Force (FATF) Genel Kurulu toplantısının
“Gri Listesinde” Pakistan’ın yer alması yönünde karşı oy kullanan tek ülkeydi. Bunun
yanında her iki ülke de ABD’nin önemli “müttefik”lerinden. Ancak ABD zaman zaman her
iki ülkeye de sitemde bulunmuyor değil. Yine de her iki ülke jeo-stratejik konumlarından
dolayı ABD için elzem konumdalar. Ortadoğu ve Afganistan’ın durumu düşünüldüğünde her
iki ülkenin ABD için ne ifade ettiği daha da görünür bir hal almakta. Her iki ülkenin de terör
örgütlerini destekledikleri konusunda benzer suçlamalara maruz kalmaları bile benzer bir
tablo çizmekte.
Ancak Imran Han’ın Türkiye’yi destekleme çabasına karşı ABD misilleme yaparak,
Pakistan’a karşı hoşgörülü davranmaması konusunda IMF’yi uyardı. Zira Türkiye, ABD’nin
finansal zorbalığa dayanması için finansal ve diplomatik derinliğe, kaldıraç ve esnekliğe
sahipken, Pakistan bu konuda yeterli seçeneğe sahip değil. Washington ile herhangi bir ağız
dalaşına girme riskini bile alamaz. İmran Han’ın Türkiye’ye karşı duygusal ve şövalyevari
desteği, IMF yardımlarının dünya rekoru sahibi olarak Pakistan’ın şüpheli bir ayrımcılığının
katı gerçeğini yanıltmaktadır. Tüm bunlar yerine Pakistan Türkiye’nin içinde bulunduğu
ekonomik durumdan ders çıkararak, Çin’in borç tuzağı için harekete geçmelidir. Ancak Imran Han’ın tutumu, ABD’yi karşısına alarak Pakistan’ı daha çok Çin bataklığına sürüklerken, bir
lider olarak ihtiyat, diplomasi ve uzlaşma dahilinde kardeş ülkesinin yaşadığı ekonomik
zorluklardan herhangi bir ders çıkarma durumunu kötüye kullandığını göstermekte.