Karanlık Kehanetler İle Çevrili Ruhani Lider: Papa Francesco

0

“Romalı Peter koyunlarını birçok badireyi atlatarak otlatacak. Bu badireler bittiğinde yedi tepeli şehir yok olacak. Yargıçların en korkuncu halkını yargılayacak.

Ve SON…”

900 yıl önceki bir kehanet Katolik dünyasının sonunu mu hazırlıyor? Papa Francesco beklenen kehanetteki kişi mi? Son bulan yedi tepeli şehir, kıyamet günü, karanlık kader hepsi son Papa’ya mı işaret ediyor?

2013 Şubat ayında Vatikan tarihinde bir ilk yaşandı. XVI. Benedict papalık makamından istifa etti. Latince olarak gerçekleştirilen basın açıklamasını dinleyenler, istifa kelimesinin çevirmenin hatası olduğunu düşündü.

Haber tüm Katolik dünyasını derinden sarstı. Çünkü geleneksel yapıda, seçilmiş olan ruhani lider doğal ölümüne kadar ilahi makamında kalmak zorunda idi.

Papa XVI. Benedict yapmış olduğu açıklamadan sonra San Pietro Bazalikası’na 2 defa yıldırım düştü. Tüm izleyenlerin şahit olduğu bu olay Katolik kehanet araştırmacılarını heyecanlandırdı ve 900 yıl önce ki büyük bir kehaneti tekrardan gün yüzüne çıkmasına sebep oldu.

12. yüzyılda yaşayan İrlandalı Aziz Malachy yaşadığı ülkenin pagan inanışına karşın iyi bir Katolik’ti. Aynı zamanda da halk tarafından iyi bir şifacı ve vizyon gören bir din adamı olarak bilinmekteydi. 1139 yılında Roma’ya hacca gitti. Buradan döndüğünde Vatikan’da öğrenmiş olduğu Katolik öğretileri ve anlayışı İrlanda’ya getirdi.

Aziz Malachy Roma’da iken bir vizyon gördü. Bazı görgü şahitleri görü sırasında kendisinin bir anlık bayıldığını bazıları da bir noktaya kilitlenip transa geçtiğini daha sonra da ağlamaya başladığını belirtmişlerdir. Malachy kıyamete kadar gelecek olan 112 papanın kimlikleri ile alakalı bir kehanet gördü. Listedeki bu kimlik tanımlamaları şifreli tariflerdi. 1500’lü yıllarda biri bu belgeyi bulur ve halka ilan eder. Büyük yankı uyandıran bu liste ilginçtir ki 85 kilometrelik Vatikan arşivlerinde kaybolur ya da kardinaller tarafından kaybolduğuna inandırılır.

Papalık Listesi Neden Önemli

Aklınızı şu soru gelebilir Papalık listesi neden bu kadar önemli ve gerçekliğine inanılıyor? Listedeki Papa sıralaması ve tasvirleri ile gerçek hayattaki gelen kişiler birbirinin aynısı olarak belirtilmektedir.

Mesela; Papa XXII. John (1316-1335) listede “de dutore osseo” yani kemikli ayakkabıcı olarak şifrelenmiştir. Gerçekten de aile soy isimleri kemik anlamına gelmekte ve babası bir ayakkabıcıydı. Papa XV. Benedict (1914-1922)’in listede ki karşılığı “religio de populata” – inan sayısında düşme olarak bahsedilir. Papa XV. Benedict döneminde I. Dünya savaşı yaşanmıştı. Bu dönemde Hristiyan dünyasında ki dindar nüfus Rusya’da gerçekleşen devrim ile ateistliğe doğru dönüşüm geçirmiştir. Listede ki son isimlere baktığımızda da aynı benzerlikleri görmemiz mümkün. 109. Papa olarak listedeki kişi I. John Paul (1978) karşımıza çıkmaktadır. Listede ki tasvir ile Papa’nın vaftiz isminin anlamı olan “yarım ay, ayın beyaz ışığı” aynıdır. Son olarak listede ki 110. İsim II. John Paul (1978-2005)’un karşılığı “de labore solis” – güneşin emeğiyle’dir. Papa hem doğduğunda hem de gömüldüğünde de güneş tutulması gerçekleşmiştir. Aziz Malachy’nin Papalar Kehaneti ve yaşayan papalar arasında ki bu ve bunun gibi benzerlikler yüzyıllardır kehanetçilerin ve inanların kalbinde doğruluk payının baskınlığı ile beraber yer etmiştir.

Liste 112. Papa ile son bulmaktadır. Seçilen papalar ve tasvirler sıralamasına bakarsak 112. Papa şuan ki Katolik dünyasının ruhani lideri olan Papa Francesco’dur.

Halkın Papası

Tarih 12 Mart 2013’e geldiğinde Sistine Şapeli’nde 24 saat ve gerçekleştirilen 5 turdan sonra Arjantinli Jorge Mario Bergoglio, Papa Francesco ismini alarak halka ilan edildi. Vatikan siyasetinden çok uzak olan bu isim göçmen bir ailenin çocuğu olarak 1936 yılında dünyaya gelmiştir. Cizvitli olan Bergoglio kısa sürede tarikatın en üst mertebesine ulaşmıştır. Askeri rejim sırasında 10.000 Arjantinlinin öldürüldüğü ve kaybolduğu sırada birçok kişinin hayatını kimliğini açıklamadan kurtarmıştır. Seçilen yeni Papa herkes için yeni umut olarak görüldü. Gerçekleştirdiği birçok eylem ile alışılagelmiş papa kimliğinden hemen sıyrıldı. Sıradan biri gibi metroya biniyor, gazete alıyor, spor yapmayı özellikle de futbol oynamayı seviyor, halkla sürekli iç içe biri olarak ulaşılmaz bir Papa değil kısa sürede “halkın Papa’sı” haline geldi.

Papa Francesco, sürekli halkın arasında gezmekte ve gezilerinde savaşların yaşandığı alanlara gitmeyi tercih etmekte ve kendisine bir şey olmasını asla umursamayarak hiçbir koruma tedbirine dikkat etmemektedir. Bu ve bunun gibi eylemler de hem İsviçreli muhafızların hem de İtalyan emniyetinin Papa Francesco’yu korumasını çok zorlaştırmaktadır. İtalyan emniyeti yapmış olduğu basın açıklamasında şimdiye kadar Papa Francesco’ya karşı iki saldırıyı saf dışı bıraktıklarını belirttiler.

Halkın Papa’sı ve İlklerin Papa’sı olan Francesco ruhani lider seçildiğinden beri Vatikan adına da birçok reform gerçekleştirmiştir. İlk olarak yıllardır süre gelen ve hiçbir gerçekçi önlem alınmamış olan Vatikan bankasında ki yolsuzluğu temizledi. Dünya üzerinde herhangi bir ekonomi merkezine hesap verme zorunluluğu olmayan bu bankada uzun zamandır özellikle başta İtalyan mafyaları olmak üzere birçok organize yapı ve kişiler kara para aklamaktadır. Papa Francesco bu illegal akışı durdurmakla kalmadı aynı zamanda da halkın önünde yapmış olduğu “Organize suçları lanetliyorum” açıklaması ile İtalyan mafyasını kalbinden vurdu. Ve ilk defa bir Papa mafya için aforoz kelimesini kullandı. Gerçekleştirdiği bu eylem ile herkes Papa’nın hayatını tehlikeye attığını düşünmektedir.

Papa Francesco günahkarlara karşı yaklaşımı, boşanma ve yediden evlenenlere karşı ılıman görüşü, cinsellik, dünya üzerinde ki mülteci krizi gibi birçok konuda da yapmış olduğu yayınlar (“sevginin mutluluğu” yayınında açıklamalarını okumanız mümkün) ve açıklamalar ile geleneksel Vatikan anlayışını ve Papalık makam yapısını değiştirmeye başladı. Yaşanan bu reform eylemleri ile Papa’nın kilise içerisinde birçok düşman edindiğini söylenmektedir. Bu söylemler Fatima Kehaneti olarak Vatikan arşivlerine girmiş bir diğer beklenen kıyamet senaryosunu aklımıza getirmektedir.

100 yıl önce Portekiz Fatima köyünde üç çocuk koyunlarını otlatırken Bakire Meryem’i görmüşlerdir. Burada Meryem çocuklara üç sır vermiştir. Bu çocuklardan biri olan rahibe Lucia sırları yazılı olarak Vatikan’a verdi ve yıllar boyunca da arşivde saklandı ve saklanmaya da devam etmektedir. Bu sırlardan ikisi; Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve ikinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile Sovyetler Birliği’nin kurulup dağılması olarak açıklanmıştır. Üçüncü sır ise beyazlar içinde bir piskopos, inanlar ile birlikte harabe haline dönen şehirden uzaklaşır ve burada gördüğü ölülere dua ederek bir tepeye çıkar ve orada üzerine kurşunlar yağarak öldürülür. Bu sır hala gizemini korumaktadır. Bunun yanı sıra Rahibe Lucia dönemin Papa’sından ısrarla Rusya’nın yüreğinin temizlenmesi için resmi olarak kutsanmasını istemiştir. Verilen sırlar ile ilişkili olarak Rusya’nın kutsanmaz ise gökler tarafından bütün dünyaya bela saracağı ve bunun sonucunda da beklenen savaşın geleceği, kiliseye zulüm edileceği ve birçok ulusun imha edileceği karanlık döneme girileceğini söylemiştir.  Birçok insanın da yaşanan soğuk savaşların, dünya ülkeleri ile Rusya’nın yaşamış olduğu anlaşmazlıkların ve sert tutumların hala gerçekleşmemiş olan kutsanmanın bir sonucu olduğuna inanmalarına sebep olmuştur.

Aziz Malachy ve Fatima kehaneti paralellik göstererek bir kıyamet senaryosunu, çatışmaların yaşanacağı dünyayı ve beklenen son Papa’yı göstermektedir. Malachy’nin tasvirinde son Papa’nın ismi Romalı Peter olarak geçmektedir. Yeni papanın isminin Peter olmadığı açıktır. Fakat kehanetçiler ve araştırmacılar buna da bir açıklama getirmişlerdir.

Bilindiği üzere papalar Aziz Peter (Petrus)’ın izinden gider ve kendisi olamaz yani saygıdan ötürü ismini seçemez. Bergoglio ise Asisili Francesco’dan ilham alarak ismini Papa Francesco olarak seçmiştir. Asisili’nin tam adı ise Francesco Peter’dır. Bu da kehanetçilerin Papa Francesco’nun 112. Papa olduğunu belirtmelerine sebep olmuştur. Ayrıca; gerçekleştirdiği reformlar, Katolik dünyasında ki muhafazakâr Hristiyanlar ve liberal Hristiyanlar arasında tetiklenen savaş ve Francesco’ya karşı ilan edilen tehditleri (DAEŞ 2017 yılında yayınladığı video ile Papa’yı bir numaralı düşmanları olarak ilan etti ve kendisine inanlar ile birlikte onu da öldüreceklerini belirttiler) de göz önüne alarak beklenen yıkılacak olan Vatikan’da son Papa’nın geldiğine inanılmaktadır.

Ne ilginçtir ki iki yıl önce Papa Francesco bir açıklamasında “Ben anti Papa ve kıyametten önceki beklenen son Papa değilim.” diyerek özellikle kilise içinde ki ve araştırmacıların söylemlerine cevap vermiştir.

Değişim denizinde yıkanan Katolik kilisesinin kehanetlerde ki beklenen geleceği geldi mi bilemeyiz fakat birçok inan dönüşümün çanlarının çalmasının çok yakın olduğunu belirtmektedir.

Ve biliyoruz ki bir şeyin sonu geldi mi yeni bir başlangıçta beraberinde gelmektedir…