Kırım Tatarlarının Lideri Mustafa Cemiloğlu İle Röportaj

Kırım’lı lider Mustafa Cemiloğlu deyine aklımıza Kırım Tatarlarının sürgünü gelir. Hayatını Kırım davasına adayan ve yaşamı sürgünlerde, Sibirya’nın sert kışlarında ve özgürlük mücadelesi içinde geçen Kırımoğlu şimdi Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı.

Aynı zamanda Ukrayna Parlamentosu’ nda milletvekili. İHH’nın (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) Kurban organizasyonu için gittiğimiz Kırım’da Cemiloğlu’nun Bahcesaray’daki evinde konuğu olduk. Kendisiyle sürgünü ve Kırım Tatarlarının bugünkü meselelerini konuştuk.

BF: Ömrünüzün tamamı Kırım Tatarlarının özgürlük mücadelesi ile geçti. İlk kez 6 aylıktınız, babanız tutuklandı ve Özbekistan’a sürgün edildiniz. Bu durum ailenizi ve çocukluğunuzu nasıl etkiledi? O yıllardan kalan neler var zihninizde?

MC: Yıl 1944. Aslında sadece bizim ailemizin başına gelen bir şey değildi. Bütün Kırım Türkleri sürgün edilmişti. Halkımızın, milletimizin karşılaştığı büyük bir facia idi. Ancak Stalin öldükten sonra, 1950’li yılların ikinci yarısında vatanımıza dönme ve haklarımızın iade edilmesi için mücadeleye başladık. Ve şükürler olsun bugüne kadar halkımızın yarısı da olsa vatanına dönebildi. Gelemeyenler Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Rusya’nın diğer bazı bölgelerinde kaldılar.

BF: Kırım davası yüreğinize ne zaman düştü?

MC: Ali Şir Nevai kütüphanesi var Özbekistan’da. Orada ayrı bir yer var eski kitapların bulunduğu. Nasıl oldu ben de bilmiyorum bana müsaade verdiler. Ve ben Bahçesaray’da çıkan İsmail Gaspıralı’nın Tercüman gazetesini ilk kez orada gördüm. Aslında ne gazetesi olduğunu da bilmiyordum. Geldim babama sordum. Babam biraz telaşlandı. Ama benim dünyam artık Gaspıralı ile birleşmişti. Sırf bu nedenle Arap harflerini de cezaevindeyken öğrendim. Sanırım 1961 yılıydı.

BF: Bu arada siyasi faaliyetlere de başladınız. Kırım-Tatar Milli Gençlik Teşkilatı’nın kurucuları içinde yer aldınız. Sizi ne gibi zorluklar bekliyordu?

MC: Kırım-Tatar Milli gençlik Teşkilatı Sovyetler döneminde kurduğumuz ilk teşkilatımızdı. Fakat bu teşkilatı anti-Sovyetik bir teşkilat olarak nitelendirip liderlerimizi tutukladılar. Beni de çalıştığım fabrikadan attılar. Ve işte o zamandan itibaren bu mücadelenin içindeyim. 1969’da bir kez daha tutuklanıp, mahkeme edilip, hapse atıldım.

BF: Hapis döneminiz nerede geçti?

MC: Önce Moskova’ya gönderildim. Daha sonra Taşkent yakınlarında bir çalışma kampında geçirdim üç yılı. 1974 senesinde beni üçüncü kez tutuklayarak Sibirya’ya sürdüler. Cezanın bitimine 2 gün kala hakkımda yeni bir dava daha açtılar. Bu bir provokasyondu. Bunun üzerine açlık grevine başladım. Bu açlık grevinin en önemli sonucu Kırım davasının bütün dünyada gündeme gelmesine yol açmasıydı. 303 gün sürdü.

BF: Türkiye’de Cemiloğlu öldü haberleri çıkmıştı…

MC: Cezaevinde açlık grevindeyken annem gelmiş benimle görüşmeye. Ama hapishanenin müdürü ‘sizin oğlunuz yok burada’ demiş. ‘Yasak, görüşmek mümkün değil’ demiyor adam. Ama annem biliyor benim orada açlık grevinde olduğumu. Orda insan hakları için mücadele veren insanlar vardı. Onlar annemle görüştükten sonra basın toplantısı yaptılar. Ve ölme ihtimali var dediler. İlk Fransız gazetesinde ve Londra’da çıkan Tımes de aynı haber çıkmıştı. Ve Türkiye’de gıyabi cenaze namazları kılınmış.

BF: Büyük buluşma gerçekleşti ve bugün Tatarlar Kırım’a döndüler…

MC: Evet mücadelemiz sonucunda yeniden Kırım’a göç başladı. Fakat şimdi asıl mücadeleyi Kırım’da veriyoruz. Kırım tatarlarının hayat seviyeleri diğer milletlerle kıyas ettiğimiz vakit biraz düşük. İşsizlik ve evsizlik büyük mesele. Aylıklar çok düşük. Hukuki ve siyasi haklarımızı elde etmek bakımından problemlerimiz var. Bu hakları elde etmek için çaba sarfettik ve Ukrayna Parlamentosu’ na iki yıl önce “Milliyet ayrımına göre sürgün edilen kişilerin haklarının iadesi edilmesi hakkındaki” kanunu kabul ettirdik. Ama eski cumhurbaşkanı buna veto koydu. Şimdi bu kanunu kabul ettirmek için görüşmelerimiz devam ediyor. En büyük sorunumuz insanlarımızı milli kimliklerini korumak mücadelesi. Çünkü 1944 sürgününden sonra Kırım Tatarca resmen yasaktı. Hiçbir okulumuz yoktu. Çocuklarımız, hatta bizim yaştaki insanlar bile ana dilini bilmiyordu. Şimdi büyük mücadele ile 15 okul açabildik. O okullara da aşağı yukarı 6 bin kadar çocuğumuz gidiyor. Okul çağında olan çocuklarımızın sayısı 45 bin civarında. Yalnız dokuzda biri ana dilde eğitim imkanına sahip. Diğerleri Rus okuluna gidiyor. Ukrayna devleti tarafından resmi bir yasak yok. Ama devletin verdiği parayla bizim istediğimiz standartlarda okul kurmanız imkansız.

BF: Kırım Tatarları Akmescit’in kenar mahallelerini işgal ediyorlar, Kırım’ı yeniden yurt edinme meselesi var sanırım…

MC: Aslında devlet bizim insanlarımızı haksız olarak sürdüklerini kabul etti. Ama bunu kabul etmek yetmez, bizim topraklarımızı geri vermeleri lazım. Rusya’dan getirilip bizim topraklarımıza oturtuldu insanlar. Bizi sürgün ettikten sonra yıllarca bizi kötülemeye çalıştılar. Tabii böyle bir gerginlik var Ruslarla Kırım Tatarları arasında. Rusların büyük çoğunluğunun niyeti Kırım’ı Ukrayna’dan koparıp Rusya’ya bağlamak. Biz kesinlikle buna karşıyız tabii. Rusların bu bölücülüğü Ukrayna için de büyük problem. Biz bu bölücülüğe karşı olduğumuz için Ukrayna bizi belli ölçüde destekliyor, sosyal problemlerimizin çözümü için. Ama devletin yaptığı maddi yardım büyük problemlerimizi çözmeye asla yeterli değil. İnsanlarımızın bir kısmı işsiz, çoğu insanımız akrabalarının yanında yaşıyor. Toprak burada pahalı. Yerli tüccarlar toprakları satmak istiyor ama biz bedava almak istiyoruz. Parayla almaya kalksak da bize satmak istemiyorlar. Bizim insanlarımız da mecburen işgal ediyor bu toprakları ve uzun mücadeleden sonra devlet bizimle uzlaşmak zorunda kalıyor. Şimdi yeni kanun çıkardılar toprak işgalini engellemek için. Ama cumhurbaşkanı bu kanunun yürürlüğe germesini engelledi. Veto koydu, imzalamadı. Bu insanların konut sorununu çözmek lazım demiş. Bu iyi bir şey. Aslında biz onu anlatmıştık, hem başbakana hem cumhurbaşkanına. Siz Kırım Tatarlarını korkutmak istiyorsunuz ama biz mücadeleden yılmayan insanlarız demiştik.
Kırım Tatarlarının şimdi bir bağımsızlık mücadelesi/meselesi var mı?
Bağımsızlığı düşünmeyen, istemeyen millet yoktur. Ama gerçekçi olmam lazım. Şimdi Kırım bağımsız olsun diye çalışma yapan insanları biz provokasyon olarak kabul ederiz. Çünkü nüfus oranımız yüzde 12-13. Ne kadar bağımsız olabiliriz? Şimdi bizim esas talebimiz Kırım Ukrayna içinde kalacak özerk cumhuriyet olarak. Fakat özerk cumhuriyetin statüsü biraz değişmesi lazım. Kırım Tatar dilinin resmi dil olması lazım. Burada esas dil Rusça’dır çünkü. Ve elbette parlamento ve hükümette nüfusumuza göre temsilcimiz olması lazım.

BF: Türkiye-Kırım ilişkileri yönünden Türkiye’den beklentileriniz nelerdir?

MC: Beklentilerimiz aslında çok büyük. Türkiye hiçbir zaman bağımsızlığını kaybetmeyen tek Türk devleti. O sebepten sadece Kırım Türklerinin değil de Tüm Türk halklarının Türkiye’den büyük beklentileri var. Fakat biliyoruz ki Türkiye’nin imkanları çok sınırlı. O sebepten problemlerimizin hepsinin Türkiye tarafından çözülmesini beklemiyoruz tabii. Bize en çok destek veren, yardım veren ne de olsa Türkiye. Pek çok çocuğumuz ücretsiz, bedava burs alıp okuyorlar. Camiiler kuruyorlar. Çeşitli vakıflar geliyor. Elbette Türk devlet adamları Kırım’ın Türk dünyası ve Türkiye için ne kadar önemli olduğunu anlasalardı Kırım-Tatar problemine daha fazla dikkat ederlerdi. Türkiye Diyanetinin gönderdiği 20 tane sürekli görevli var. Türkiye elinden geleni yapıyor.

BF: Türk dünyasına vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

MC: Türk diye her bir Türk’ü kucaklamayacaksın. Bu meseleyi Tayyip beyle de konuştum. Mesela Özbekistan’da ilk olarak, gerçek milliyetçi insanları, demokratik düşünceli insanları desteklemek lazım. Sen o rejime mücadele veren birisine, Muhammet Salih gibi Türkiye’ye gelip sığınan bir insana elini uzatmayıp yurt dışına gönderirsen büyük hata olur. Türkiye demokratik ülke. Yarınını düşünmesi lazım. ‘Kerimov’la aramazı bozulmasın’ diye böyle davranırsan otoriten de olmaz. İsrail’e bakın nerede Yahudi birinin burnu kanasa kıyameti koparıyor.

BF: Kırım Tatarları için dini eğitim ve dil meselesi çok önemli, bunun yeni nesillere aktırılması için neler yapıyorsunuz?

MC: Milli kimlik için din ve dil en önemli araçtır. Tatar Milli Mekteplerini bunun için kuruyoruz. Ama maalesef Kırım Tatarlarının arasına fitne sokmak için hizbuttahrir gibi çeşitli gruplar faaliyet gösteriyor. Bunların iyi niyetinden şüphe duyuyoruz. Bu bayram gününde de bir kısım insanlar çıktı bir gün önceden kılacağız bayramı dediler. Kırım Tatar Milli Meclisi’nin kurultayı var, orada delegelerimiz var, kurultayda milli marşımız çaldığı vakit ayağa kalkmıyorlar, İslam’da öyle şey yokmuş! İşte İslam anlayışları bu kadar. Biz elbette Müslüman’ız, Müslüman olarak yaşayacağız ama bu tip insanlar İslamiyet’e de Kırım’a da zarar veriyorlar.

BF: Nasıl bir gelecek bekliyor Kırım’ı?

MC: Problemlerimizi demokrasiye uygun bir şekilde ve Kırım’ın kök halkının istekleri de dahil, tüm insanlarımızın isteklerini dikkate alarak çözeceğimizi umuyoruz. Umutluyuz tabii. Sovyet zamanlarında bile umutluyduk. Problemimiz çok, ama yavaş yavaş o problemleri çözeceğiz. Elbette Türkiye bizim kardeşimiz. Hapisteyken, ‘buradan nasıl çıkarız sağ salim bir şekilde’ diye dua ediyordum, Allah nasip etti Sovyetler de dağıldı, vatanımıza da döndük. Eğer çocuklarımız milli kimliklerini, din ve imanlarını kaybedecek olurlarsa o millet yok olur. Şimdi esas mücadelemiz bu.


Mustafa Cemiloğlu Kimdir?

1943 yılında Kırım’da doğdu. Henüz altı aylık bir bebekken 18 Mayıs 1944’de, bütün Kırım Tatarları gibi Özbekistan’a sürgün edildi. 1961 yılında arkadaşlarıyla birlikte “Kırım Tatar Millî Gençlik Teşkilatı”nı kurdular. “Benim milletimi tanımayan bir devlete askerlik yapmam” diyerek Kızıl Ordu’da askerlik yapmayı reddedince tutuklandı. Çeşitli defalar sürgüne gönderildi ve mahkum edildi. 1987’de Moskova Kızıl Meydan’da arkadaşlarıyla birlikte, Kırım Türklerine Kırım’ın yolunu açan Kırım Tatar gösterilerini organize etti. Ukrayna Parlamentosu’ nda milletvekili de olan Kırımoğlu halen Kırım Türklerini temsile yetkili en üst organ olan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanlığı’nı da yürütüyor. Abdülcemil Kırımoğlu, evli ve üç çocuk babasıdır. Bahçesaray’da yaşamaktadır.


Bekir Fuat /Gercek Hayat, 12 Ocak 2006

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


altı − = 0

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>