Küresel Ve Ulusal Sistem Tartışmaları -1-

0

Sistem veya düzeni hangi ifadeyle tanımlarsanız tanımlayın, yaşadığınız hayatı, mekanı, bir tertip içinde organize eden, yeni kurallar koyan, ana oyuncularla, figüranları belirleyen senaryonun adıdır. İnsanlar genellikle kendi sistemlerini inşa ederler. Kurdukları yapı adaleti ve hakkı temel özgürlükleri gasp ettiğinden dolayı her sistem yeni çatışmalara zemin hazırlar. İnsanlara verilen düzen kurma hakkında adaletin yeri tarih boyunca hep tartışılır olmuştur. Zengin, güçlü olanlar, fakirleri, acizleri ezmeye hedefleyen bir sistem inşa etmişler. Bu sisteme asırlarca değişik isimler verseler de sonuç hiç değişmemiştir. Yine tarih boyunca Doğu ve Batı hükümdarlarına danışmanlık yapan akillerin hep üzerinde durdukları parametre adalet olmuştur. Selahaddin Eyyubi’nin akıl hocası Sühreverdi Hükümdarın hasletlerini tarif ederken adaleti birinci sıraya koymuştur. Kural gayet basittir. Düzenler adalet üzerine inşa edilir ise asırlarca kalır.

Küresel Sistem Tartışmaları

Küresel Sistem tartışmaları 19.yy sonunda itibaren Dünya’yı sarmaya başladı.  1919 Paris’te kurulan dünya sisteminde aktörlerden birinin(İngiltere’nin) baskınlığı üzerine inşa edilen yapıda yine tarihi kural işletildi. Güçlü haklı, güçsüz haksızdı. Dünün güçlüsü bugünün mazlumu Almanlar, 1939 sistemi yıkıp, kendi sistemlerini daha büyük zulüm üzerine inşa etmeye çalıştılar ise de başaramadılar. Sonrasında kurulan halen yürürlükte olan galiplerin dünyasında da güçsüzler yine mağdurlar.  Sistemi kuran ve devam ettiren ABD, SSCB, Çin, Fransa ve İngiltere, 20.yy boyunca bazen iyi polisi, bazen kötü polisi oynayarak sistemlerini ayakta tuttular. Kimi zaman biri komünist oldu. Kimi faşist oldu. Bugün geldikleri nokta da ise kapitalizm ekseninde tüm dünyayı küreselleştirme adıyla tekleştirdiler. Sistem “ben ve öteki”, “dost, düşman” denkleminde kuruldu ise de beşlinin kurduğu yapı hiç değişmedi Sorgulayanlar ithamlarla sistem dışına itildiler. Yaptıkları bazen vicdanları zorladı. Vietnam, Filistin, Doğu Türkistan, Çeçenistan, Cezayir de o zaman da yine kendi aralarından çıkardıkları alternatif seslerle günahlarını temizlemeye çalıştılar. Kendilerini rahatlattıktan sonra güçlerini fütursuzca kullanmaya devam ettiler.

Küresel Sistemi Tutan Direkler, Güç ve Korku

Sözde Doğu ve Batı diye ayrıştırılan Dünya’da sistem  “güç”  üzerine kuruldu. Askeri güç temel yapıyı oluşturdu. Ülkeler ona göre sınıflandırıldı. Sisteme karşı gelmek isteyenler hemen etiketlendirilerek yok edildi. George Bush’un 11 Eylül sonrası ifadesiyle “ya benimlesiniz ya da teröristsiniz” sıfatına dünya maruz bırakıldı. Elinde sopayla iki baskın güç ABD ve SSCB, İnsanları komünist, kapitalist kalıpları içine sokarak şekillendirdi. Direklerin bu sistemi ne kadar taşıyacakları ellerdeki sopanın kullanış şekline göre belirlendi.

Korku, sistemin bir başka kullandığı enstrümandı. “Ölüm gösterilip”, toplumlar “sıtmaya” razı edildi. Ama unuttukları kural kendi sonlarını hazırladı. Adalet yerine elinde sopa ile sistem kuranlar eninde sonunda yıkılır. Nitekim SSCB parçalanmasından sonrasında Kapitalist ABD günümüzde sopaya daha fazla sarılmaya başladı. Aslında 1945 ler de kurulan düzenin ruhu, SSCB, Çin şimdi de ABD de nüksetmeye başladı. Özde Adalet olmadığı için daha çok sopa sarılma hissi arttı. Unutmayalım sopa ne kadar çoğalırsa yıkım kaçınılmaz olur. Korkudan başka manifestosu olmayanlar düzenler kaybetmeye mahkumdur.

Düzeni Sağlayanlar Tartışılıyorsa Çözüm Düşman Bul..

Düzeni sağlayanlar tartışılıyorsa sistemlerin sonu gelmeye başlamıştır.1989 da SSCB yıkılmasından sonra uluslararası sistemde düzen tartışmaları devam etti. İşin ilginci sistem kuranlar ellerindeki güç gitmesin diye tartışmalara kendileri öncülük etti. Önce düşman soyut olarak tarif edildi. Sonra 11 Eylül den sonra ete kemiğe büründürüldü. Hedef İslam’dı. Düşman din olunca 1 milyarlık ümmet tehdit edildi. Bu mantıklı değildi. Akabinde kelimeler ve kavramlar devreye girdi. Köktenci, ..cu …cülerle hedefler küçültüp etkisi artırıldı.11 Eylül sonra  düşmanın adı “El kaide, sonra  ilerleyen yıllarda alfabenin tüm harfleri kullanılarak sistemin yaşaması için kontrollü tehditler devam ettirildi. Halende algılarla süreç devam ettiriliyor. Bu makale serisinin hedefi bu tartışma değil… Esas amaç küresel sistemin 21.yydeki yeni trendini ve yeni gelecek küresel aktörlerin bu rollere hazır olup olmadıklarını sorgulamaktır. Diğer makalelerde de buna devam edeceğiz.