Küresel Sistem Tartışmaları-4- NATO 21.yy da da Var Olabilecek Mi?-

0

NATO genel sekreteri Stoltenberg sık sık üyeler ülkeler arasında “denge diplomasi yapması” kurumu yaşatma gayretlerinde başka bir yararı yok. Genel sekreterde biliyor. Bunların boşa çekilen bir kürek hamlelerinden başka bir şey olmadığını…

Oyunun kuralını ortaya koyalım. “Her asır kendi oyuncularını doğurur.” NATO 20.yy çocuğudur. 21.yyda var olabilecek mi? sorusu şu ana kadar yaşanan tartışmalara bakarsak artık dünyanın NATO diye problemi var. NATO ‘nun bu probleme karşı somut önerilere sunalamaması onun yerine Rus tehdidini canlı tutarak üye ülkelerden para ve asker yardımları almaya devam edilmesiyle sadece zaman kaybediliyor.

Küresel sistemi temelden sarsacak olan iki tartışmaya bakmakta fayda var. Biri AB ile ABD arasında yaşanan NATO kime hizmet ediyor. Tartışma NATO’nun sonunu getirecek kapasiteye sahip.. AB önce ABD ‘nin NATO’dan ayrılmasını sonra da onu kendine mal etmeye çalışıyor. Bu tartışmanın sonuna bakmak lazım. Burada Almanya’nın tutumu oyunun sonunu belirleyecek güçtedir. Almanya askeri açıdan tam bağımsız olmadan NATO’nun sahadan çıkmasını istemiyor. Mevcut durumda ABD den yana tavır alıyor. İkinci tartışma ABD ‘nin NATO’dan ayrılıp yeni İngiltere‘nin yanında Kanada, Meksika ile birlikte yeni bir askeri savunma paktı kurarma tartışmaları önümüzdeki günlerde başlaması kaçınılmaz.

O durumda Almanya’nın iki soruya cevap vermesi gerekiyor. ABD ‘ni NATO’dan ayırıp onu AB ordusu haline getirip patronajlıyı almak ya da NATO’yu ABD ne bırakıp Fransa ile birlikte AB ordusunu hayata geçirmek.. Gelişmeler ikinci maddenin daha baskın hale geleceğini gösteriyor. Diğer taraftan Trump yeniden başkan seçilme ihtimalini de göz önüne aldığımızda yukarıda bahsettiğimiz ilk strateji de yabana atılmaması gerekir. İngiltere’nin Brexit le AB macerasını bitirttikten sonra ABD, Kanada kanadında oyunda oyun kurucu olmaya çalışması yeni savunma oluşumunun sinyalleri olarak görmeli ve bu yapıyı yakından izlemeliyiz.

Rusya Saha da Var olmaya Çabalıyor.

Diğer taraftan Rusya’nın askeri olarak sahneye geri dönme hamlelerinde askeri teknolojisinin geri kalmışlığı devam etmesine rağmen doğalgaz boru hatlarını kullanışı, Suriye’deki çıkışı ve Türkiye’yi yanına çekme hamleleri yeni askeri oluşumlarının ayak sesleri olarak düşünmemiz gerekiyor. Böyle bir tartışmada NATO’nun geleceğinde anahtar ülkenin Türkiye’nin olduğu ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin Tavrı NATO’nun Geleceğini Belirleyecek

Türkiye’nin sonra yıllarda izlediği aktif dış politika  “bir beşten büyük tartışması “akabinde Rusya’yla olan askeri, ekonomik yakınlaşması küresel ve ulusal sistemlerinin yeniden ayarlanmasına sebep olacak potansiyeli içinde barındırıyor.  NATO’nun ikinci askeri gücü barındıran Türkiye’nin 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden sonra yaşadıkları yanında öncesinde 5.maddenin çalıştırılmaması, son yıllarda ABD Türkiye ilişkilerinde yaşanan soğuk havaların, Türkiye’nin NATO’ya olan güvenini sarstığı aşikâr… “Türkiye’nin NATO’da kalıp kalmayacağı” tartışması sistemin geleceğini de belirleyecek duruma çıktı. Zira olay sadece Türkiye’nin ayrılması konusu değil benzer tartışmanın batıda “Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması” noktasında da düğümlenmesi olayı farklı bir boyuta taşıyacak ipuçlarını üzerinde barındırıyor. Son gelişmelere baktığımızda Türkiye’nin tarihi devlet politikasının bir uzantısı olarak tekrar NATO çizgisine kaymaya başlaması, Rusya ile Suriye’de yaşadığı sıkıntının artması şimdilik Türkiye’nin NATO için bir problem olmadığını gösteriyor. Âmâ bu tartışmanın daha bitmediği önümüzdeki yıllarda tekrar nüksedeceğini söylemek şimdiden  mümkün..

Sonuçta 20.yy  dan daha çıkmadık .“Kafalar hala soğuk savaş denkleminde çalışıyor.” “Ben ve öteki, düşman” kavramları şu anda alıcı buluyor. Bu konuda Küresel sistem rahat nefes alabilir. Âmâ sistemin direkleri tartışılmaya başlanılmışsa binanın yıkılması kaçınılmazdır. İlerleyen zamanda binada kim yeni yönetici olacak, kimler binada çıkıp ne gibi yeni bina inşa edecek bakışlarımızı o yöne çevirmeliyiz. Unutmayalım kuralı tekrar hatırlayalım her yüzyıl kendi çocuklarını dünyaya getirir.