Latin Amerika’da Eriyen Buzlar

0

Küresel imparatorluğun düzeninde meydana gelen çatırdamalar ve yakın zamanda yaşanan gelişmelerin ardından gündeme gelen G20 zirvesi, objektiflerin Arjantin’e çevrilmesine neden oldu. Yirmi gelişmiş ekonomiye sahip ülkenin liderler seviyesinde katılım gösterdiği toplantıda birçok konu gündeme gelse de bu toplantının ana gündem maddesini ticaret savaşları oluşturuyor.

Bu güne kadar yaşanan en büyük belge sızıntısı olarak kabul edilen  “Panama Belgeleri” sonrasında aralarında devlet başkanları ve politikacıların da bulunduğu kişilerin, offshore şirketler üzerinden vergi kaçakçılığı ve kara para aklama gibi yasal olmayan kayıtları kamuoyuna ifşa edilmişti. Geçtiğimiz cuma günü Almanya’nın en büyük bankalarından Deutsche Bank, kara para aklama soruşturmasına dahil edildi. Deutsche bankasının Frankfurt’ta bulunan genel merkezi dahil olmak üzere altı şubesinden toplanan evraklar soruşturma kapsamında incelemeye alındı. Alman savcıların yürüttüğü soruşturmanın “Panama Belgeleri” ile alakalı olduğunun açıklanması üzerine banka hisseleri düşüşle haftayı kapattı. ABD’nin uygulamaya koyduğu yüksek gümrük vergilerinden en çok etkilenen AB üyesi ülkelerden olan Almanya’nın, özellikle G20 zirvesine katılırken bu gelişmeleri yaşanması da akıllara birçok soruyu beraberinde getirdi.

ABD başkanı Trump’ın gümrük vergilerini yükseltmesiyle birlikte uluslararası ilişkilerde tansiyon hızlıca yükselmişti. ABD-Çin arasında bir ticaret savaşına dönüşen gümrük vergileri kanunu, ABD-Avrupa arasında ise büyük bir krize neden olmuştu. Özellikle ABD’ye en büyük otomotiv ihracatını yapan Almanya yaşanan bu krizden en çok etkilenen Avrupa ülkesi olmuştu. ABD, Kanada ve Meksika arasındaki ticareti düzenleyen Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın yerini alacak olan (Nafta) yeni bir anlaşma konusunda ABD ve Kanada uzlaşıya vardı. Trump’ın adil olmadığı gerekçesi ile eski anlaşmanın iptali için komşuları ile yoğun temas halinde olduğu biliniyordu. ABD’nin Kanada ile mutabakat sağladığı anlaşmanın, ABD lehine olduğu belirtiliyor. Anlaşma detaylarında bakıldığında; Kanada’nın ABD’ye yaptığı otomobil ihracatına sınırlama getirildiği, ABD’nin ise Kanada’nın mandıra pazarında daha fazla etkin olacağı ve bunun neticesinde işçiler ile çiftçilere daha büyük serbest pazar sunacağı ortaya çıkmıştır. Ayrıca ABD’nin çelik ithal ettiği ülkelerin başında ilk olarak Kanada, ardından AB gelmektedir.

Ekonomik krizle mücadele eden Arjantin ise IMF tarihindeki en büyük krediyi aldı. 3 yıllık 50 milyar dolar değerindeki krediyi 7 milyar dolar arttırarak 57 milyar dolara çıkaran IMF, Arjantin Merkez Bankası’nın oldukça değer kaybeden pesoya tam destek vermesini şart koştu. Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri’nin dünyanın en büyük ekonomilerinin dikkatini Latin Amerika kıtasındaki sorunlara çekmeye çalışıyor. Macri’nin adalet konusundaki vurgusu aslında dünya düzenin bozulduğunu gözler önüne seriyor. Macri yaptığı son açıklamada; “Adalet açığının dünyanın her yerinde azalmaktan çok arttığı bir dünya ile uğraştığımızı her zaman hatırlamalıyız” dedi. Macri’nin G20’nin aylardır hazırlıklarını yapan ekibinden Pedro Villagra Delgado, Macri’nin Arjantin’in hedeflerini anlatan ve “herkes için bir şeyler getiren bir G20” sloganıyla yola çıktığını söylüyor.

Dünya ticaretinin yüzde 75’ini, dünya ekonomisinin de yüzde 85’ini temsil eden G20’nin son yaşanan gelişmeler üzerine toplanması ve acil bir şekilde yaşanan ticaret savaşının gündeme alınması çatırdayan dengeleri de ortaya koymuştur. G20 sonuç bildirgesinde; Dünya Ticaret Örgütünde reform yapılması konusunda mutabık kalınırken, Paris İklim Anlaşması’na ABD hariç diğer ülkeler desteklerini yinelediler. IMF ise yaşanan ticaret savaşının acil olarak sonlandırılması için tansiyonun düşürülmesi gerektiğine vurgu yaptı. IMF tarafında G20 üyesi ülkelere gerginliğin sebebi olan, yüksek gümrük vergilerini düşürmeleri konusunda uyarılarda bulundu. ABD-Çin geriliminin devam etmesi, ABD’nin gümrük vergilerini düşürmemesi durumunda AB ve özellikle Almanya ile yaşanan krizin de derinleşmesi neticesinde küresel bir ekonomik krizin yaşanmaması kaçınılmaz olacaktır. Eğer dünya üzerinde tetiklenmiş olan bu ticaret savaşının tansiyonu düşürülemez ise; küresel imparatorluk sisteminin sarsılarak yıkılma sürecine doğru evrildiğini göreceğiz. Bu durumun çözülmesi için harekete geçen şirketler, para akışının tekrar sağlanabilmesi açısından Buenos Aires’te yoğun mesai yapmaktadırlar. Küresel imparatorluğun (şirketokrasi), konu para olduğunda birçok ülke liderlerinin anlaşması için nasıl çalıştığını gördüğümüzde emeğe bir kez daha saygı duyuyoruz. Fakat aynı emeği gerçek adalet içinde görseydik, bugün bir ticaret savaşını değil; farklı kültürlerin erdemlerini konuşuyor olabilirdik.