Liderler Dünya Sistemini Neden Sorguluyorlar

0

Geçen hafta, 1945 de kurulan sisteminin kuruluş gayesini anlatmaya çalıştık. Bu hafta da şu temel soruya cevap arayalım. “1945 sistemi yıkılabilir mi ? Yıkılırsa yerine ne konulabilir?”1990 larda itibaren başlayan “yenidünya düzeni” tartışmaları, aslında 1945 sisteminin kendini güncelleyip, yola devam etmesi üzerine kurulmuştu. Bir başka hedefi de alttan gelen, giderek artan “sistem değiştirilsin” tartışmaları bitirmekti. Nitekim bunun için tüm dünyayı (!)tehdit eden sözde İslami terör ile insanlık manipüle edilerek, bu günlere kadar 1945 sistemi devam ettirildi.

Kara Göründü

Tartışmalar eylüldeki BM genel kurulunda bu sefer liderler tarafından dile getirildi.1945 sisteminin değiştirilmesindeki teklifin liderliğini üç ülke yaptı. Bunlar ABD, Türkiye, kısmen söylemese de hissettiren Almanya’ydı. Devamını isteyenler ise Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa başı çekiyor. Eleştiren her ülkenin olaya bakışlarını önce anlamaya çalışalım.

İki Konuşma, Dünya’ya İki Farklı Bakış

ABD Düdüğü Çalmak İstiyor.

ABD nin derdi ,Trump seçim sürecinde dile getirdiği “BM, NATO dan çıkarım” söylemleri iktidara gelince  daha yüksek sesle söylenmeye başlandı. Trump’ın tezi, “sistemin temelden değiştirmesi değil, kendi lehine sistemin güncelleştirilmesine” dayanıyor. Metot gayet basit “o kadar para veriyorum, gerek BM, gerek NATO ya gerekse diğer uluslararası örgütlerine “düdüğü neden çalamıyorum, o zaman bana yar olmayan kurumları başkasına da yar etmem” mantığını içeriyor. Trump,  son BM genel kurulunda da bunu açıkça dile getirdi. Tehdit dozunu giderek artırdı. IMF,OPEC  vb. örgütleri de hedefe  koyarak çapı büyüttü. İşin garibi sistemin ana direği olan ülkenin dolaylı bir şekilde sistemi tartışmaya açması idi. ABD aslında pandoranın kutusunu açtı. Zira bundan sonra bu tartışma daha çok yüksek sesle konuşulmaya başlanacaktır. Nitekim, konuşmalar giderek arttı. Mevcut konuşmalar bir müddet sonra 1945 sisteminin tamamen yıkılmasına gidebilir ki buna ABD ve diğer dört üyenin izin vermeyeceği ortadadır. Zaten ABD nin sistemin değiştirilmesini değil güncellenmesi taraftarıdır. Ama bu tartışmaların ister istemez başka tarafa kayma ihtimali vardır. Zira gücü artan ülkeler mevcut sistemde ana oyuncu ve belirleyici olmak isteyecekler, sistemin güncellenmesi isteyeceklerdir. Tartışmanın bu boyutuna yakında girilecektir.  Şurası açık, beşli kendi aralarında sisteminin güncelleştirilmesini tartışabilirler ama beşlinin tartışılmasını istemiyorlar.

Beşliği Tartışan Türkiye

1945 galip devletleri soğuk savaş boyunca da sözde birbirlerini düşman olarak lanse ettiler.  Ama bu ülkeler, BM güvenlik konseyinde yan yana oturdular. Sözde İngiltere, Fransa, ABD, SSCB/Rusya ve Çin’e düşmandılar. Dünya yönetirken vetolarını sonuna kadar kullandılar. 1970 lerde yavaş yavaş ekonomik ve askeri gücünü artıran ülkeler, Hindistan, Almanya, Brezilya vb. devletler seslerini yükseltince “15 geçici üye modeli” hayata geçirildi. Bu sistem günümüze kadar varlığını sürdürdü.  Şimdi güçlenen BM üyelerini mevcut  durum tatmin etmiyor. Ki bunların başında Türkiye geliyor. “Dünya beşten büyüktür.” Söylemini ile dile getiren eleştiren  Türkiye yerden göğe kadar haklıdır.  Tartışma zamanla “BM de reforma” dönüşmesini ana hedeften sapma olarak görüyorum. Zira, haklı olduğumuz 1945 sistemi kesin olarak değişmelidir. Bu değişim sürecinde BM kendi güncellemeli veya kendini ortadan kaldırıp, adil bir uluslararası sistemi ve kurumların yeniden inşa edilmesi gerekir. Ki bu tartışmanın ikinci boyutuna izin verilmeyeceği, bunu gündem getiren Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı ciddi sıkıntılar daha iyi  anlaşılabilir. Türkiye tartışmada BM reformu kısmına dönmüş durumda, peki reformu beşli kabul eder mi? Sizce? Hiçbir şekilde bu kabul edilmez. Sadece Hindistan Brezilya, Almanya vb. ülkelerle birlikte bir kamuoyu baskısı bile oluştursak 15 geçici üye modelinin biraz daha esnetilir o kadar. Beşli vetoyu bırakmaz. Zira veto yetkilerini bırakırsalar mevcut sistem yıkılır. Âmâ biz tartışmayı canlı tutup, kesinlikle ikinci boyuta tartışmayı taşımak zorundayız.

Dünya Sistemini Ayakta Tutan Kurumlar Eleştiri Altında

Almanya Sistemi Değiştirebilir.

Şu aralar Almanya da gerek, entelektüeller gerekse siyasiler arasında yeni bir tartışma başladı. “Almanya küresel güçlüğü soyunmalı mı, soyunmamalı?” Esas mesele bu… Almanya’nın yirminci yüzyıldaki serüvenine bakarsak, bu tartışmalar başladı mı dünyanın başına pekiyi şeyler gelmiyor. Bu tartışmada birinci grup, artık küresel güç olmanın zamanın geldiğine inanıyor.  Almanya dünyanın sorunlarında taşın altına elini sokmalı diyenlere karşılık, diğer grup “şu an erken, biz kendi işimize bakalım” diyenler şimdilik baskın gibi duruyorlar. Ama bu tartışma da Merkel’in pozisyonuna bakmak lazım. O da renk vermemeye,  çalışsa da eylemleri ise bunun tersini gösteriyor. Alman devlet geleneğindeki” süreklilik kavramına” baktığımızda Merkel, Kohl’un devamı olarak iktidar geldi. Merkel  bu geleneği sürdüren bir liderdir. Dolayısıyla Merkel’de zamanı gelince dünya gücü olmak istiyor. İngiltere’nin AB ayrılmasından, Suriye hakkında tutumlarına, Ukrayna meselesindeki tavrına ABD le ticari kavgalara kadar Merkel’in aldığı pozisyonlar bunu açıkça gösteriyor.

1945 Sisteminin Sonu Geliyor.

Tüm bu tartışmalarda çıkan sonuç net 1945 de kurulan” güçlünün hâkim olduğu, adaletsiz dünya sistemi kesin değişmeli “dir. Bu tartışmaların sulandırılmasına meydan vermeden, değişim gerçekleştirilmelidir. Şunu unutmayalım. Biz hala 20.yy yaşıyoruz. 21.yy girmedik. 21.yyda Birleştirilmiş Milletler değil Eşit Milletler sistemi kurulmalıdır. Yoksa bugünkü şikâyetlerimiz artarak, sürer gider.