Macron ‘un Üç Bilinmeyenli Denklemi

0

Her şey Paris Barış Konferansının 100.yüzyıl töreninde tüm dünya liderlerinin Paris’e çağırılıp, sadece Macron ’un konuştuğu o gösteride başladı. Fransa bütün dikkatleri ve sinirleri üzerine çekti. Trump’a ders veren, Putin’e selam çakan, Merkel’le el elen tutuşan Fransa’nın genç çocuğu o tarihten itibaren üç bilinmeyenli denklemin içine girdi. Bu denklemin bir ucundaki ülkedeki gelir adaletsizliğin patlamasının sembolü olan “Sarı Yelekliler”, diğer ucunda Macron ’un AB ordusunu kurma teşebbüsüne sert açıklamalar yapan Trump ve son ucunda da BM’deki Fransızların koltuğuna talip olan Merkel  yer aldı.

Üç Bilinmeyenli Denklemin İlki

Bu üç uçtan ilkine baktığımızda, Fransa’da artan göçmenler, ucuz iş gücüne tepki olarak gelişen faşist sloganlara karşılık Macron‘un orta gelir grubunun üst çıtasını sevindiren politikalar izlemesi, ortanın altı ve daha alt gelir gruplarını dikkat almaması, son akaryakıt zamlarıyla ülke patlama noktasına geldi. Fransa da “Sarı Yelekliler İsyanı” olarak başlayan hareketin tabanında, gerçekten geçinemeyen ayın sonunu getiremeyen, insanların haykırışı ve nefreti var. Macron ‘un üçüncü dalga sonrası akaryakıt zamlarını geri çekmesi, Sarı Yeleklileri memnun etmediği gibi cumartesi günü sert bir çıkışta yapmalarını sağladı. Buna Macron ‘un ne tepki vereceğini  bu hafta göreceğiz. Her hafta sonu Paris’in göbeğinde yapılan eylemler, Fransa’nın en büyük gelir kapısı ve markası olan Paris’ten turistlerin kaçmasına neden oluyor. Bundan da Fransız ekonomisi milyarlarca frank zarar ediyor. Şimdi de bundan geçinen gruplar rahatsız olmaya başladı.

Fransız medyasının olayları görmemesi ” Sarı Yeleklilerin” bir başka derdi. Âmâ esas dert normal hak arayanların anarşist olarak değerlendirilerek müdahale edilmesiydi. Olayın doğru okunamaması da Fransız siyasi erkinin metot hatasıydı. Bunların sonucunda doğal olarak Paris sokaklarında yaşananlar Fransa’nın muhtemelen rakiplerinde pay çıkarmasına sebep oluyor. Onlardan bir tanesi de Trump…

Paris Sokaklarında ”Trump’ı İstiyoruz “ Sloganları

Paris’teki gösterilerde Trump’ı isteriz söylemleri onu o kadar memnun etmiş ki neredeyse Fransa’ya gelip başkanlık seçiminde aday olacak havasında Trump. Ama ABD gerçek niyeti yine Trump’ın  tweeti ile çıktı. O da Fransa’nın birkaç aydır yüksek sesle seslendirdiği AB ordusu ifadeleri Trump’ı sinirlendirmişe benziyor. Trump daha başkan olmadan önce NATO karşıtı olmasına rağmen karşıtlığın NATO’nun kurumsal yapısına değil mali yapısına olduğu görüldü. ABD parayı en çok veren olduğu için NATO’yu kendi çıkarlarına göre kullanmak istiyor. Bunu da yapmak isterken diplomatik nezaketi bir tarafa bırakarak kabaca yapmak derdinde bu da diğer müttefikleri rahatsız ediyor. Bunlardan biri de Fransa. ABD, 1945 den bu yana SSCB birliğine şimdide Rusya’ya karşı Avrupa’yı koruduğunu bunun içinde AB nin karşılığında parasını vermesini istiyor. Fransa’nın başını çektiği AB ülkeleri de “biz artık kendimizi koruyacak güçteyiz. Senin askerine ihtiyacımız yok” deyip kendi ordularını kurmayı düşüncesini  eyleme geçirmeye başladılar. Önce savunma bütçesi ardından ortak silah üretiminin başlaması sonunda da Macro’un çoğunluğunu Fransız askerlerinin oluşturacağı AB ordusu teklifi Almanya’nın dolayı karşı çıkmasına rağmen taraftar buldu. Bu durum son yaşanan olaylarda Trump söylemleri ekseninde yorumladığımızda ABD’nin “Sarı Yeleklilerden” nemalanmak derdi de olduğunu gösteriyor.  Bu arada AB ordusu tartışmaları önümüzdeki yıllarda daha yüksek sesle konuşulacak gibi duruyor.  Zira “Sarı Yelekliler isyanında” da görüldüğü gibi gösterilerin Belçika ve Hollanda gibi AB küçük ülkelerinde görülmesi Fransız ihtilali sonrası tarihi olayları hatırladığımızda  Viyana kongresi kararlarında olduğu gibi “ortak düşmana ortak hareket” fikri bizi AB ordusu düşüncesini AB daha hızlı hayata geçebilir.

Almanya Krizleri Fırsata Döndürmek Derdinde

Almanya’nın yine Paris antlaşması toplantısında Fransa ile el ele verdiği pozlar gerçeği yansıtmadığı “Sarı Yelekliler” krizinde bir kez daha görüldü. Merkel’in siyaseti bırakmadan önce Fransa’ya çeki düzen vermekte kararlı olduğu görülüyor. AB ordusundaki göreceli olarak Fransa’nın yanında yer alan Almanya uzun vaade de ordunun karar ve askeri mekanizmasında yer almaya çalışacağı aşikâr ama şu anda olayın Fransa’nın elinden gelişmesi taraftarı bu şekilde ABD ile Fransa’yı karşı karşıya getiriyor. “Sarı Yelekliler” olayında Merkel potaya girmedi. Sessizliği muhafaza ediyor. Âmâ Alman istihbaratı sahada, Alman ekonomisi de Fransa’yı teslim almış durumda onlarda sahadalar kısaca Almanlar her taraftan yavaş yavaş Fransa’yı sarıyorlar. Nitekim sonunda Merkel, BM deki Fransız koltuğunu istedi. Macron ‘un üç bilinmeyenli denklemin en zor kısmının Almanya olduğu ortaya bir kez daha çıktı.

Sonuçta karşımızda yıpranan bir Fransa var. Napolyon’dan bu yana hiçbir zaman ne Almanya, ne de İngiltere kalibresinde olmadı. Şimdi yaşananlar bunu bir dünya ’ya bir kez daha gösterdi. Fransız bürokrasinde yer alan güçlerinde Macron ’dan rahatsız olduğu olayların büyümesindeki rolünü de unutmamız lazım …Zira dördüncü dalgada “diktatör Macron” sloganlarının atılması, saraya göstericilerin yürüme teşebbüsleri, aslında hedefin Macron iktidarı olduğunu netleştiriyor. Gösteriler durulmazsa Fransa da erken seçim akabinde le PEN’in gelişi gibi senaryoları önümüzde aylarda görme ihtimalimizîn yüksek olduğu unutmayalım.