Modi’nin G-20 Zirvesi’ndeki Manevraları

0

30 Kasım-1 Aralık 2018 tarihlerinde son G-20 Zirvesi gerçekleşti. Dünya ekonomisinin %90’ını, dünya ticaretinin %80’ini ve dünya nüfusunun 2/3’sini temsil eden G-20’nin bu yılki zirvesinde ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarına ara verilmesi, Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı cinayeti ile ilgili durumu, Rusya-Ukrayna krizi, transatlantik ilişkiler, NAFTA ve Arjantin’in IMF’den aldığı borçlar gibi önemli konular görüşüldü. Tüm bunların yanında zirvede uyanık davranıp, durumu fırsata çevirmesini bilen bir ülke vardı ki o da Hindistan’dı.

İlk olarak uluslararası kamuoyunun Suudi Arabistan’a olan tavrı ortadayken Hindistan lideri Modi, mevcut durumu gözardı ederek Prens Selman’ın Buenos Aires’teki konutunda Suudi Prensi ile görüşmelerde bulundu ve ikili ilişkiler adına önemli gelişmeler kaydedildi. Öncelikle, Hindistan’ın artan enerji ihtiyacı ülkeyi farklı kaynaklar aramaya sevk ettiğinden Modi ile Suudi Prens’in görüşmesinin ana konusu petrol ve doğalgazdı. Prens Selman da, Hindistan’ın giderek artan enerji ihtiyacının sağlanması konusunda yardım etmeye hazır olduklarını belirtti. Ki Suudi Arabistan, Hindistan’ın en önemli ham petrol tedarikçilerinden biri. Suudi Arabistan’dan ithal edilen ham petrol, ülkenin 1/5’lik enerji arzını karşılamakta. Ayrıca ikili ilişkilerin geleceği hakkında görüş alışverişi yapılarak, ikili ilişkilerin siyasi, ekonomik, kültürel, tarım, enerji, teknoloji, yatırım gibi birçok alanda genişletilmesi konusunda adımlar atıldı. Hindistan’daki altyapı projelerine Suudi Arabistan’dan yatırım yapılması, Suudi Arabistan’a Hindistan’dan tarım ürünleri ithalatı, her iki ülkede savunma sanayinin yerlileştirilmesi ve bu amaç için işbirliği çalışmaları ve Suudi Arabistan’dan Hindistan’a yapılan ticarete petrol dışında ürün çeşitliliğinin de arttırılması gibi başlıklar gündem konusuydu.Suudi Arabistan ile enerji alanında yapılacak ikili ticaretin ilerlemesi şu günlerde Hindistan için oldukça önemli bir konudur. Zira ABD’nin İran, Rusya ve Kuzey Kore ile ilişkilerini devam ettiren ülkelere yaptırım uygulama yasası çıkartması ve Hindistan’ın da bu yasa çerçevesinde ABD’ye verdiği tavizler başını ağrıtmaktadır. İran ile petrol ticareti ve Rusya ile S-400 silah antlaşması, Hindistan’ın ABD yaptırımlarına maruz kalması anlamına geliyor. ABD’deki üst düzey Hint yetkililer de Hindistan için istisnai muafiyet sağlamayı başaramaması Hindistan’ı telaşlandırmış durumda. Zamanında uzmanlar Hint siyasetçilere ABD karşısında taviz vermemesi konusunda uyarırken, şu anda da ülkenin ABD’nin yardım ve ilgisi olmaksızın ülkenin yönetilemeyeceğini düşünmek yerine ABD’nin Hindistan’ın dostluğu olmadan ne yapıp yapamayacağına odaklanması gerektiğini söylemekteler. Zira Hint-Pasifik’te ABD askeri gücünü korumak ve büyük askeri operasyonlarını sürdürmek istiyorsa Hindistan’ın yardımına muhtaçtır. Çünkü bölgede Hindistan’dan başka hiçbir devlet ABD’nin askeri çıkarları için gerekli kaynak ve bölgesel genişlemeyi sağlayacak konumda değil ve merkezi konuma sahip bir ülke daha yok.

 

Diğer yandan, Hindistan’ın özellikle İran ile ilişkilerinin seyrini düşürmesi demek, makro düzeyde Hint Okyanusu’nu, dolayısıyla deniz güvenliğini ve deniz yoluyla gerçekleşen büyük ticaretini Çin ve Pakistan’a kaptırması anlamına gelecektir. Zira İran ve Seyşeller’deki Hint donanması, bölgedeki iki büyük rakip donanmalarına baskı yapabilme potansiyelini kaybetmesi anlamına gelecektir.

Zirvede, Hindistan’ın Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirme çabası henüz ABD’ye karşı güçlü bir karşı duruş sergileyemeyeceğini göstermekte. Bunun yanında, ABD’nin Çin’e karşı kendini desteklediğini bilen Hindistan ise Çin ile ilişkilerini henüz ABD’nin istediği seviyeye çekebilmiş değil. Zira Hindistan’ın altyapısını geliştirmek için Çin’e ihtiyacı olduğunu geçen haftalarda belirtmiştik. Bu çerçevede Suudi Arabistan ile altyapı yatırımları konusunda adım atılması da manidardır.

Hindistan, her zaman dış politikasını dengeli bir şekilde yürütmeye çalışmıştır. Bunun için uluslararası arenada temasta bulunduğu ülkelerin yelpazesini de geniş tutmaya özen göstermiş ve gittikçe de bu yelpazeyi genişletmeye çalışmaktadır. Bunun için de zirvede ABD ve Japonya ile birlikte üçlü bir görüşme düzenlenmesi bu algının ilk ayağıydı. Hint-Pasifik’in önemli devletlerinin liderleriyle görüşmesinde Modi, diğer iki ülkenin de Hindistan’ın stratejik ortakları olduğu ve her iki liderin de kendisinin dostu olduğu açıklamalarında bulundu. Ayrıca üç ülkenin baş harflerinin “JAI” adlı kelimeyi oluşturduğunu ve bu birleşimin Hintçede “başarı ve zafer” anlamına geldiğini belirtti. JAI oluşumunu sağlayan Çin faktörüydü elbette. Fakat Hindistan, Rusya ve Çin ile de 12 yıl aradan sonra gerçekleşen bir üçlü görüşmeyle dış politikadaki denge politikasını vurgulamış oldu. Bunun yanında BRICS liderleri ile de resmi olmayan bir görüşme düzenlendi. Ayrıca Modi, Fransa ve Almanya liderleri, Avrupa Konseyi Başkanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı ile de görüşmeler gerçekleştirdi. Güney Afrika lideri ile de ikili bir görüşme gerçekleştiren Modi, Ocak ayında gerçekleştirilecek olan Cumhuriyet Günü kutlamalarına davet etti ve Ramaphosa bu daveti kabul etti.

Görüldüğü üzere G-20 zirvesi Hindistan’ın dış politikası açısından fazlasıyla verimli geçti. Ayrıca Modi, Hindistan’da karapara ile mücadelesine paralel olarak zirvede de kaçak ekonomik suçlular konusunda uluslararası işbirliğinin gerçekleştirilmesini istedi. 2021 yılında zirveye ev sahipliği yapacak olan Hindistan, Modi’nin teklifiyle bunu ülkenin bağımsızlığının 75. yılına denk gelmesi nedeniyle, 2022 yılına alınmasını sağladı ve twitter hesabı üzerinden de zirveye katılacak liderlere şimdiden davette bulundu. Modi’nin Buenos Aires’teki ziyareti de FIFA Başkanı’nın kendi adına hazırlanmış bir futbol forması hediyesiyle neşelendi. 2022 yılı G-20 zirvesini Modi gibi biz de dört gözle bekliyor olacağız…