MODİ’NİN G20 HAMLELERİ

0

Yirmi yıllık geçmişinden bugüne bakıldığında G20 önemli bir değişim geçirdi. Artık sadece küresel ekonomik sorunların müzakere edildiği bir platform olmaktan çok başka bir forma bürünen yapının son zirvesi Japonya-Osaka’da gerçekleştirildi. Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin liderlerinin katıldığı bu yılki zirveden en kazançlı çıkanlardan biri de Hindistan’ın lideri Narendra Modi’ydi. Zira ABD, AB, Çin ve Rusya’nın içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde Hindistan kendini gösterme konusunda oldukça iyi bir konumdaydı. Modi Trump, Putin, Xi Jinping, BRICS liderleri, Erdoğan gibi birçok devlet adamlarıyla görüştü. Ayrıca Modi, JAI olarak adlandırdığı Amerika, Japonya ve Hindistan’ın dahil olduğu üçlü işbirliğinde vurguyu deniz güvenliğine yaparken, Rusya ve Çin ile birlikte RIC olarak adlandırılan diğer bir işbirlikte ise vurgu ticaret üzerineydi.

G20’ye 6. katılışını gerçekleştiren Modi’nin üzerinde durduğu konu ABD ya da Japonya ile ilişkileri değil, 5G ve veriydi. Teknoloji, 5G ve veri konularında ABD ve Japonya’nın dahil olmadığı, BRICS bünyesindeki ülke liderleri ile görüşme gerçekleştirdi. Özellikle veri konusu Hindistan için özel bir önem teşkil etmektedir. Bu yılın Şubat ayında Hindistan, ani bir şekilde ülkede faaliyet gösteren çok uluslu şirketler de dahil olmak üzere tüm finansal verilerin Hindistan Merkez Bankası’nda depolanmasına dair bir yönerge yayınlamıştı. Hindistan’ın bu hareketi Amazon, Mastercard gibi büyük şirketlerin protestosuna neden olmuştu. ABD ise bunu “tarife dışı büyük bir engel” olarak adlandırmıştı. Hindistan’ın bu adımının ardından Trump, Çin ve Hindistan’ın bu tür normlar benimsediğini belirterek iki ülkeye kızgınlığını belirtmekte gecikmedi. ABD, veri yerelleştirme politikalarına karşı çıkmasının arkasındaki sebep olarak ise kendi dijital ticaret akışının ve gizliliğinin kısıtlanması ve fikri mülkiyet haklarının ihlal edilmesi gerekçelerini göstermektedir. ABD’nin ve büyük şirketlerin protestolarına rağmen Hindistan bu konuda kararlı görünmekte. Zira Modi zirvede, verinin “yeni bir zenginlik biçimi” olduğunu vurguladı. ABD ve müttefiklerinin (Japonya, ABD’yi desteklercesine güvenli veri serbest akışının sağlanması konusunda G20’de bir girişimde bulundu, ancak Hindistan, bu konunun Dünya Ticaret Örgütü’nde belirlenmesi gerektiğini dile getirdi) ise gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını dikkate almalarını söyledi.

G20 ZİRVESİNDE MODİ’NİN ÜZERİNDE DURDUĞU ESAS KONU 5G VE VERİYDİ.

Veri konusu bir yana Modi’nin 5G üzerine yaptığı vurgu da oldukça dikkate değerdi. Yakın zamanlarda Huawei üzerinden ABD-Çin arasında yaşanan son gelişmeler düşünüldüğünde, 5G teknolojisinin dünya güçleri arasında mühim bir gerilim hattına dönüştüğü ortadadır. Böylesi bir durumda Hindistan ise 5G teknolojisini bu yılın Eylül ayında deneme çalışmalarını başlatabileceğini duyurdu. Ülke için bu teknoloji oldukça mühim bir konu. Çünkü 1 milyon kullanıcı ile Hindistan, dünyanın en büyük 2. pazarı olabilecek kapasitede. Ayrıca 5G teknolojisi konusunda Hindistan’ın nasıl hareket ettiği ve eğilimi, küresel trendi de belirleyecek konumda ki Modi bu mesajı zirve vesilesiyle Trump’a iletti. Ancak bu sürenin ertelenme durumu ve Huawei’nin deneme çalışmalarına katılıp katılmayacağına dair belirsizliğin devam etmesi, Hindistan’ı Çin ve ABD arasında ince bir diplomasi izlemesi gerektiğini göstermektedir. G20 zirvesinde Trump ile görüşen Modi’nin konu başlıklarından biri de Huawei’ydi. Fakat ikili, görüşme sonrası bu konudan bahsetmek yerine, iki ülke arasında kendi telekomünikasyon endüstrileri arasındaki AR-GE işbirliğinden konuştu. Çin ise yakın zamanda gerçekleştirilmesi beklenen 5G denemelerine Huawei’nin katılımının Hindistan tarafından reddedilirse, bu durumu şiddetle protesto edeceğini bildirdi.

Ekonomi alanına gelirsek, Modi’nin küresel ticaret konusundaki en büyük vurgusu transparan, eşitlikçi, açık, özgür ve kapsayıcı bir uluslararası ticaretin sağlanması gerektiğiydi. Zira “Önce Amerika” diyen Trump liderliğindeki ABD’nin neden olduğu mevcut global konjonktür ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır. Yine ABD’nin Paris İklim Antlaşması ve İran ile Ortak Kapsamlı Eylem Planı’na katılmaması da bu belirsizliği derinleştirmektedir. ABD’nin korumacı ve tek taraflı olarak yürüttüğü ekonomik politikaların Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ruhuna da aykırı olması, diğer devletlerin ABD’ye olan güvenini sarsmaktadır. Bu nedenle, Modi DTÖ’nün güçlendirilmesi, terörizme karşı mücadele ve enerji güvenliğinin yanında, kurala dayalı çok taraflı küresel ticaret sisteminin sağlanması gerektiğini ancak istikrarsızlık, global ekonomide düşüş, tek taraflılık ve rekabetçiliğin bu amaç önünde engel teşkil ettiğini söyledi.

MODİ VE TRUMP, İKİ ÜLKE ARASINDAKİ GERİLİMİ DÜŞÜRMEK İSTİYOR.

Zirvede Modi ve Trump bir araya gelirken, her iki liderin bu adımının arkasında iki ülke arasındaki gerilimi dindirme niyeti söz konusuydu. İki ülke arasındaki gerilimin nedenlerine bakarsak ABD, Hindistan’ın elinden GPS (Genelleştirilmiş Tercihler Sitemi)’den yararlanma hakkını geri çekmesi nedeniyle Hindistan’dan ithal edilen malların Amerikan topraklarına gümrüksüz girişini geri çekmişti. ABD’nin bu hamlesinden sonra ise Hindistan, ABD’den ithal ettiği 28 ürünün gümrük vergisini yükseltti. Trump ise Hindistan’ın bu “kabul edilemez” gümrük vergisini geri çekmesini istedi. Diğer yandan, Trump Hindistan’ın yüksek gümrük vergisi politikaları konusunda serzenişlerde bulunmaktaydı. Ayrıca Hindistan’ın İran ile ilişkileri konusunda ABD’nin “tacizleri” (Daha 10 gün önce ABD, Hindistan’ın sivil havacılık nakliyesini İran hava yoluna değil, Avrupa’ya yönlendirmesini istemişti) de yine Hindistan’ı rahatsız etmektedir. Bu anlamda iki ülke arasında artan gerilimin düşmesi için ABD sekreteri Mike Pompeo 25-27 Haziran tarihleri arasında, yani G-20 zirvesi hemen öncesinde, Hindistan’a bir ziyaret gerçekleştirdi.

Tüm bu gelişmelerin yanında Modi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü. Rusya’dan S-400 teknolojileri satın alma nedeniyle ABD’nin yaptırımlarına maruz kalma tehdidiyle karşılaşma konusunda iki ülke de benzer kaderi paylaşmakta. Hindistan, S-400 alımı konusunda kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini belirtmekte. İkili arasındaki görüşme konuları arasında yer edinen bu meselenin yanında, ticaret, yatırım, savunma, terörizm karşıtlığı, IT ve sivil havacılık gibi alanlarda ikili ilişkileri geliştirme adına adımlar atılması konuşuldu. Ayrıca insani ilişkilerin geliştirilmesi açısından uçuş sayısının artırılması gündemdeydi. Yine Modi, Endonezya lideriyle de görüşerek 2025 yılına kadar iki ülke arasında 50 milyar dolarlık ticaret hedefi belirledi. Ekonomi, savunma ve deniz güvenliği konularında da işbirliği konusunda görüşüldü.

2022 yılında, bağımsızlığının 75. yıl dönümünde G20 zirvesine ev sahipliği yapacak olan Hindistan’ın, zirveden büyük bir beklentisi olduğu görülmektedir. Ancak ABD’nin gerek içinde bulunduğu konjonktür gerekse uluslararası sistemin içinde bulunduğu durum çerçevesinde Hindistan, ilerlediği yolda adımlarını çok dikkatli atmak zorundadır. Zira 2000’li yıllar sonrası ABD ile gelişen ilişkilerin temeli yakın geçmişe dayanmaktadır ve son birkaç yılda yaşanan olaylar Hindistan’ı ince diplomasi izlemeye çağırmaktadır. Diğer yandan, ABD’nin geçen ay yayınladığı Hint-Pasifik strateji raporu doğrultusunda Hindistan’ın müttefikliğine ihtiyaç duymaktadır ve bu nedenledir ki Pompeo, iki ülke arasındaki gerilimi yatıştırma adına Modi-Trump görüşmesinin hemen önce bir Hindistan ziyareti gerçekleştirmesi boşuna değildir. Hint-Pasifik’in coğrafi bir konumdan çok daha fazlası olduğunu hissettiren Hindistan, kendi ulusal çıkarları söz konusu olduğunda dünya devletlerine sınırlarının ne olduğunu göstermek zorundadır. Bu anlamda G20 zirvesi iyi bir fırsat olmuş olabilir…