Modi’nin Tarihi Zaferi

0

Hindistan’ın 2019 genel seçimlerinin kazananı Narendra Modi oldu. Hindistan’ın tarihi seçim zaferi olarak adlandırılan 17. Lok Sabha (Hint alt meclisi) seçimlerinin sonucunda ise ana muhalefeti temsil eden Kongre Partisi ve lideri Rahul Gandhi büyük bir yenilgiye uğradı. Parlamentonun 543 koltuğunun 303’ünü BJP elde etti. Buna karşılık Kongre Partisi ise 52 koltuk kazanabildi.

6 hafta süren uzun bir seçim maratonundan sonra Modi’nin büyük bir zaferle yeniden başbakan seçilmesi ise sürpriz olarak yorumlandı. BJP’nin doyma noktasına ulaştığı ve koltuk kaybedeceği düşünülüyorken Modi, 2019 seçimleriyle Nehru ve Indira Gandhi’den sonra tek başına çoğunluğu kazanan lider oldu. Hatta BJP, birkaç ay önce kaybettiği kuzeydeki eyalet seçim bölgelerinde (Madhya Pradesh, Rajasthan, Chattisgarh) bile yüksek oy aldı. 2014 seçimleriyle karşılaştırıldığında Modi %6,5 oranında oy artışı elde etti. Ayrıca ülkenin neredeyse hiç ilerleyemediği doğu ve kuzeydoğusunda önemli bir başarı elde etti ve Hindistan’ın siyasi haritası değişime uğradı.

Hindistan’da artan siyasi kutuplaşma, sosyal memnuniyetsizlik, ciddi ekonomik problemler atmosferinde gerçekleştirilen bu seçim, bağımsızlık sonrası ülke tarihinin en önemli seçimlerindendi. Ayrıca partinin muazzam zaferi büyük bir sürpriz olarak yorumlandı. Peki neden Modi’nin tekrar liderlik koltuğunu kapması sürpriz olarak yorumlandı ve onu ezici çoğunlukla yeniden iktidara taşıyan ve muhalefeti hezimete uğratan gelişmeler nelerdi?

1. Modi’nin zaferinin arkasındaki en büyük dayanak, kendisini ülkenin “bekçisi/koruyucusu” olarak lanse etmesiydi. Modi, Şubat 2019’da Keşmir’de gerçekleşen terör saldırısını büyük bir avantaj olarak kullandı. 41 kişinin ölümünün ardından halkın büyük tepkisi, mevcut hükümetin belirgin bir adım atmasına ön ayak oldu. Yine Sri Lanka’da yaşanan son terör olayı ise tuz biber oldu. Bunun yanında Modi, seçim sürecinde “ya terör ya Modi” ve “BJP’ye oy vermeniz terörizmi bitirmek için bana güç verecek” söylemleriyle seçmenlerin gözünde ulusal güvenliğin sağlanmasının tek garantisi olarak kendisini sundu. Hatta, twitter hesabında bile adını Chowkidar (Bekçi) Narendra Modi olarak adını değiştirdi ve seçim sonuçları açıklanana kadar da bu isimle hesabını kullandı. Rahul Gandhi, her ne kadar “bekçi bir hırsızdır” nidalarıyla Modi’nin büyük iş adamlarını ve sanayicileri koruduğunu ve sıradan halkın yaşam şartlarını iyileştirme sözünü tutmadığını söylese de halk, Modi’yi bırakmadı. Sonuç olarak işsizlik, çiftçi memnuniyetsizliği, ekonomik gerileme, istihdam oluşturulamaması gibi ekonomik alandaki problemlerin muhalefetin elini güçlendirmesi beklenirken, Modi’nin ulusal güvenlik manevrası kendisine yeniden iktidar yolunu açtı.

 

2. Modi’nin zaferindeki en büyük ikinci dayanağı ise kendisinin popülaritesi oldu. 2014’ten beri gittikçe yükselen Modi, seçim yarışının seyrini değiştirdi. Muhalefet ise bunun farkına varamadı. Kongre Partisi’nin Modi’ye alternatif bir lider çıkaramamış olması da bu durumu doğruladı. Ayrıca Modi, halka ulaşmanın yollarını çok etkili bir şekilde kullandı. Facebook, Twitter, Instagram gibi uygulamaların yanısıra Whatshapp gruplarıyla da BJP’nin propagandası yapıldı. Bunların yanında TV, haber kanalları, radyo gibi kitle iletişim araçlarının etkin kullanımı Modi’nin yükselişini kolaylaştırdı. 7 milyar dolar gibi büyük bir bütçe ayrılan seçim kampanyası, Modi’nin ününe ün kattı. Elde ettiği ezici çoğunlukla Modi, artık dünyanın en güçlü lideri konumuna ulaşmış oldu.

3. Modi ve partisi BJP’nin benimsediği ideolojinin sunduğu çekicilik, sağlam bir ideolojik alt yapı sunamayan Kongre’nin ayağını kaydırdı. 2004 ve 2009 seçimlerinde iktidara gelen Kongre, 2014 yılındaki seçimlerde halkın desteğini kaybetmişti. Bunun sonucunda iktidar yolu BJP’ye açılmış ve Modi liderlik koltuğuna oturmuştu. Çünkü Kongre Partisi yolsuzluk iddialarıyla kamuoyunun gözünde itibar kaybetmiş ve halk, partinin elitist imajını yenilemesini ve bağımsız siyasi lider çıkarmasını istemişti. Ancak 2019 seçim sonuçları muhalefetin, halkın bu isteğini doğru anlamadığını göstermiştir. İdeolojik bir vizyon sunamayan Kongre Partisi, bu anlamda doğru bir strateji de yürütemedi.

4. Modi ve partisi BJP’nin salt çoğunluğu elde etmesinin ardında benimsediği sağ kanat ideolojisinin ana kuruluşu RSS’in (Ulusal Gönüllüler Vakfı) sessizce ve durmaksızın devam eden desteği yatmaktadır. BJP için 2019 seçimleri ulusal güvenlik ve gerek ülke içi gerekse uluslararası arenadaki ekonomik performansının bir referandumu gibi görülse de RSS için bu seçim Hindu oylarını birleştirme konusunda yaptığı sosyal mühendisliğin başarısını değerlendirme fırsatıydı. RSS’e göre Hindu birliğini sağlama fikri ile Hindistan’ın çeşitli etnik, dini, dilsel ve kimliksel yapısı arasında bir çelişki mevcut. Ancak bahsi geçen kuruluş, ülkenin mevcut yapısına rağmen Hindu birliğinin sağlanabileceğini savunmakta. Zira seçim boyunca Pakistan üzerinden Müslüman düşmana karşı yapılan söylemlerle, ulusal güvenlik için kastına bakılmaksızın tüm Hindular ortak bir amaç için birleştirilebilmişti. Ayrıca Balakot olayından sonra Çin’in bile Pakistan’dan desteğini çekmesi (ki BM’de Ceyş-i Muhammed terör örgütü lideri Masood Azhar’ın terör örgütü lideri olarak tanınmasını veto etmedi), RSS ve BJP’nin elini çok güçlendirdi.

Yine geçen yıl yapılan eyalet seçimlerinde, alt kastlardan ve kabile üyelerinden kaybettiği oyları geri alabilmek için üst kastlara hitap eden RSS ve BJP ödün verdi. Çünkü alt kastların oylarının eyalet seçimlerindeki önemini görmüşlerdi. Kast bazlı kutuplaşmaya güvenen ve alt kastlardan büyük oranda oy toplayabileceğini düşünen Samajwadi ve Bahujan Samaj Partileri ise umduğunu bulamadı ve oylarını BJP’ye kaptırdılar. Sağ kanat ideoloji, alt kastlara karşı iki zıt kutuptan izlediği “akılcı ve baskıcı” politikanın meyvelerini bu seçimde toplamış oldu.

Kongre Partisi Lideri Rahul Gandhi

5. Muhalefetin yenilgisinin ardında halktan uzak durmuş olması ve iyi bir yönetişim gerçekleştirememiş olması yatmaktadır. Rahul Gandhi’nin sürekli olarak Rafale savaş uçakları konusuyla Modi’yi köşeye sıkıştırmaya çalıştı. Ancak halk, bu konudan habersizdi. 2019 seçimleri için sunduğu parti manifestosu ekonomik bir temele dayanıyordu ve sunduğu vaatler halk tarafından gerçekçi bulunmadı. Ayrıca kendi elini güçlendirebilecek olan çiftçi sorunları, demonetizasyon, fakirlikle savaşma söylemleri de başarısız oldu.

Muhalefetin aksine Modi ise zayıf olduğu bölgelerde organizasyonel varlığını güçlendirdi. Liderlik mekanizmasını çok iyi kullandı. Ülkenin mevcut sıkıntılarından dolayı halk, Modi’yi suçlamadı ve Modi’nin “60 yıllık kötü yönetimin düzeltilebilmesi için 5 yıla daha ihtiyacı olduğu” mesajına olumlu yanıt verdi. Öyle ki ülkenin en önemli azınlık kesimi olan Müslümanlardan da oy alabilmek için Keşmir’den 4, Batı Bengal’den ise 2 aday çıkardı. Bengal’deki adaylardan biri ise BJP tarihindeki ilk Müslüman kadın aday olan Mufuja Khatun idi. BJP, akıllıca yöntemleri sayesinde Bengal’e nüfuz etmeyi başardı. Böylece azınlıkların oy bankası (vote bank) politikasına olan inançlardan dolayı korkmamaları gerektiği, çünkü bu durumun değiştiği mesajı verilmiş oldu.

6. Muhalefetin azınlıkları koruma söylemleri de samimiyetsiz bulundu. Özellikle son aylarda artan linç etme olayları, azınlık ve sivil örgütlere olan saldırılara karşı Rahul Gandhi sessiz kaldı ve bolca Hindu tapınağını ziyaret etmeyi seçti. Zira Kongre Partisi, Hindu karşıtı ve Müslüman yanlısı tavrının kendisine büyük zarar vereceğini biliyordu. Parti manifesto kitapçığında sosyal demokrat olarak kendini lanse etse de Kongre uzun yıllardır bu çizgiden uzak kaldı. BJP’ye nazaran ılımlı Hindutva (Hindu milliyetçiliği) savunuculuğu yapması, kamuoyunu hoşnut etmedi. Kongre’deki bu ideolojik çelişki ise eylem ve söylemlerinin samimiyetini sorgulattı.

7. Muhalefet, Modi’ye karşı güçlü bir lider çıkaramadı. Kongre Parti lideri genç Rahul Gandhi, politik olarak tecrübesizdi. Ayrıca parti liderliğine de yeni getirilmişti. Ayrıca davranışları ise fazla çocuksu (!) bulunuyordu. Zayıf Hintçesi ve bekar olması ise büyük dezavantaj oldu. Rahul Gandhi’nin bu yetersizliklerini gidermek adına babaanneleri Indira Gandhi’ye benzerliğiyle büyük ilgi toplaması beklenen kız kardeşi Priyanka Gandhi Vadra, parti genel sekreteri olarak oyuna dahil edildi. Ancak Priyanka kartı için Kongre fazlasıyla geç kalmış ve kardeşi Rahul’un lüks yaşamının ve alternatif bir lider imajı sunamamasının olumsuz etkisini silmeyi başaramadı. Sonuç olarak halk, Kongre’yi BJP’ye karşı bir alternatif olarak görmedi. 2019 seçim sonucuyla Hint seçmeni, Kongre’nin “hanedan” zihniyetini artık bırakmak zorunda olduğunu gösterdi.

8. Muhalefet, BJP’ye karşı güçlü bir koalisyon oluşturamadı. Kongre, seçim sürecinde bölgesel ve ulusal partilerle birlikte güçlü bir koalisyon olarak yola çıkmayı hedeflese de bunu gerçekten istediğini göstermedi. Sözde-koalisyondaki farklı duruşlar, halka sağlam bir tablo çizmesini engelledi. Diğer yandan ise Kongre Partisi, olası bir lider tartışmasına gitmek istemediği görülüyordu. Daha önceki yazımızda bunun sinyalini verdiğimiz üzere, Modi’ye karşı büyük bir koalisyon oluşturma söylemleri daha en başından mevcut durumun tablosunu çizmişti.

Gerek Modi ve BJP’nin seçim stratejileri gerekse muhalefetin yetersizliği Modi’yi tekrardan ama daha güçlü bir şekilde iktidara taşımış oldu. Tüm bunların yanında Modi’nin zaferiyle birlikte Hindistan’ın mevcut siyasi yapısını değerlendirmek büyük önem arz etmektedir. Çünkü seçim süreci ve sonuçlar ülke hakkında önemli olgu ve olayları işaret etmekte..