Modi,Yine Liderlik Koltuğunu Kapar mı ?-II-

0
Muhalefet Modi’yi mağlup etmeyi amaçlasa da Modi’ye karşı güçlü bir lider profili yok.
Özellikle ülkenin kurucu partisi olan Kongre’nin yeni ve acemi lideri Rahul Gandhi bu konuda pek parlak bir tablo çizmiyor. Gandhi’nin bir dış politika konusunu tartışmaya açması ve meclisteki “çocuksu” hareketleri ülkenin gelecekteki lideri olma konusunda kendi imajını
zedeledi. Diğer yandan 2019 yılında muhalefetin birliğinin sağlanması zor bir iş olacak. Bu nedenle “şimdilik” birleşen muhalefet, gelecek seçimde her bir ayrıntıyı değerlendiriyor. Bir araya gelen 17 muhalefet partisi seçimin elektronik olarak değil, oy pusularıyla yapılmasını istedi. Seçim Denetim Mahkemesi olsa da makinelerle yarışamayacaklarını, makinelerin mevcut teknolojisi konusunda endişeleri olduklarını, seçim komisyonunun teknolojisini geliştirmesini istediler. Muhalefet ise güçlerini birleştirmiş ve yeni başbakan konusunda RSS
(Hindutva ideolojisinin temel kurumu) ile bağlantısı olmayan herhangi birini kabul etmeye hazır olduklarını belirtmekteler. Adaylar arasında öne çıkan iki kadın var. Bunlardan biri BSP’den Mayawati, TMC’den Mamata Banerjee. Ancak sırasıyla biri Dalitlerin siyasi lideri
ve diğeri ise bir Bengalli. Bu anlamda kuzey ve Aryan karakteri baskın olan bir ülkeye bu tip liderlerin seçilmesi ülkenin mevcut durumu düşünüldüğünde pek olası görünmüyor.
Güvensizlik soruşturmasıyla gelecek seçimler adına bir ön prova gerçekleştirmiş olan muhalefetin, birkaç ay öncesinde yapılan Karnataka eyalet seçimlerini kazanmasına rağmen
BJP’nin çekilmesini gelecek seçimlerde de Modi’nin mağlup olma ihtimali hayallerini beslemekte. Ayırca Karnataka eyalet lideri Rahul Gandhi’yi başbakan adaylarından ilk sırada gösterdi. Ancak tüm bunlar bu farklı bir gerçekliği yansıtır. Bu durum güneyin kuzey ve üst kast kökenli bir siyasi partiye karşı gösterdiği tepkidir. Her şeye rağmen BJP, ülkedeki 29 eyaletin 21’ine sahip. Güneye ulaşamayan BJP ise güneyin diğer bir eyaletlerinden olan Kerala’ya ılımlı ve kiliseye yakın bir şef lideri atadı. Böylece Hristiyan nüfusun yoğun olduğu Kerala’ya kuzeyli, üst kastların partisi olan BJP’nin sert yüzü gösterilmemiş oldu.
Siyasi başarılar elde etme konusunda BJP nasıl bir yol izlemesi gerektiğini hep bildi. Fakat toplumun giderek kutuplaşması Hindistan için endişe verici. Bu duruma Hindutva’nın sert söylemleri de etkili. Zira BJP ve destekçilerine karşı olanlara göre Hindistan’da inek olmak,
Müslüman olmaktan daha güvenli. Müslümanların 3-4 kadınla evlenerek çoğaldıklarını, eğitimsiz, işsiz olduklarını ve bu durumun anarşiye yol açtığı savunulmakta. Ayrıca
Müslümanların nüfuslarının artmasıyla yeni bir Pakistan isteyeceklerine dair söylemleri mevcut durumu betimlemekte. BJP’den önemli hükümet yetkililerinin “insan önemli ama inek de çok önemli. Her grup birbirine saygı duymak zorunda.” vb. söylemleri azınlık-çoğunluk
arasındaki kutuplaşmayı besliyor. Bunlara dair örnekleri çoğaltmak mümkün. RSS lideri Indesh Kumar eğer insanların et yemeyi bırakırsa kitlesel linçlerin durabileceğini söyledi.
Eski VHP lideri Sadhivi Prachi ise üç talak yasası sorununa ithafta bulunarak Müslüman kadınların bu “sorundan” kurtulmaları için Hindularla evlenmelerini tavsiye etti. Hatta din değiştirip Hindu topluluğuna katılmalarını önerdi. Hindu sağın azınlıkların iş kotası için yaptıkları isyanlara karşı ise “iş kotası istiyorsunuz da iş nerede?” söylemleri iktidar partisinin elini açıkça zayıflatmakta.
İşsizlik sorununa bağlı olarak ülkedeki çiftçilerin sorunu giderek yükselmekte. Maharashtra eyaletindeki çiftçiler mahsul verimsizliği nedeniyle borçlarını ve banka kredilerini geri ödeyemiyor. Bu sorunlar nedeniyle son 3 ayda adı geçen eyalette 639 kişi intihar etti.
Muhalefet ise çiftçi sorunlarına değinerek son dört yılda 13.000 çiftçinin mevcut tarım krizinden dolayı intihar ettiklerini iddia etti. Çiftçilerin bu durumu da muhalefetin iktidarı eleştirdiği önemli konuların başında gelmekte.
Her şeye rağmen BJP’nin toplumu yönlendirme araçları oldukça fazla ve güçlü. Bunlardan medyaya yansıyan bir tanesi ise partinin sosyal medya vasıtasıyla halka ulaşımının büyük oranda kolaylaşmasıyla ilgiliydi. Sırf Yeni Delhi’de BJP’ye bağlı 1.800 adet Whatsapp grubu oluşturulduğu bilinmekte. Amaç ise BJP’ye göre halkı “doğru” bilgilendirmek. Ayrıca her Whatshapp grubunun BJP ile belirtilen amaç doğrultusunda bağlantısı olduğu söyleniyor.
Hindu sağ tüm eleştirilere rağmen faaliyetlerine devam etmekte. Hatta vektör sanatçılarından Karan Acharya’nın Tanrı Hanuman’ı “kızgın bir biçimdeki” çizimi arabaların ön camlarına,tişörtlere basıldı. Bu konuda ise Acharya Modi’den övgüler aldı. Sanatçı, sırada TanrıRama’nın olduğunu söyledi.
Tüm bunlar, kutuplaşan toplumun önemli emarelerini teşkil
etmekte.Giderek artan memnuniyetsizlikler silsilesinde özellikle Hint elitlerinden BJP yönetimine dair
birçok olumsuz sesler yükselmekte. BJP’nin artık kötü yönetimin bir sembolü olduğuna inanılıyor. Toplumun geldiği şu noktada, halkın artık barış istediği dile getiriliyor. BJP’nin siyasi kazanımlar için anayasayı yanlış yorumladığı ve bağımsızlığından sonraki 70 yılı aşkın sürede Hindistan’ın hiç bu kadar karanlık bir dönem geçirmediği dile getirilmekte. Kast, din ve cinsiyet konusunun BJP ve bağlı olduğu Hindutva ideolojisinin bir “Hindu ulusu” yaratma
amacıyla istismar edildiğini ve kötüye kullanıldığı savunulmakta. Her ne kadar ekonomik ilerleme kaydedilse de, ülkenin ruhunun bu şekilde yıpranması nedeniyle elde edilen zenginleşmenin değersiz olduğu dile getirilmekte. Hatta Hindu milliyetçiliğinin çoğunlukçu bir popülizm yürüttüğünü, bunun da azınlıkların haklarını zedelediğini belirtmekteler.

MODİ, YİNE LİDERLİK KOLTUĞUNU KAPAR MI? -I-

Entelektüel ve solcuların BJP hükümeti yönetimi altında tehlikede oldukları söyleniyor. Yönetimsel açıdan BJP, meclisteki en çok koltuğa sahip olsa da bir koalisyon içinde. Bu koalisyonun ise iyi bir durumda olduğu söylenemez. Zira NDA ittifakındaki diğer partilerin BJP konusundaki memnuniyetsizliği bunu açıkça göstermekte.

Yine seçilmiş eyalet hükümetlerinin yerlerinden edildiği ya da gözardı edilerek federalizmi zayıflattığına dair eleştiriler bulunmakta. Ayrıca hükümetin kişisel çıkarlarının peşinde
koştuğu, siyaset alanında herhangi bir prensibinin olmadığı, izlediği politikanın ülkenin demokratik değerlerine zarar verdiği, muhalefetin itibarını zedelediği, ayrıca ülkede yaşanan suçlara karşı sessiz kalması gibi birçok neden BJP’nin, dolayısıyla Modi’nin imajını zedelemekte. Toplumda suç oranları artarken, hükümetin tepkisiz kalması suç oranlarını artırmakta ve hukukun üstünlüğünü hiçe sayan bir suçlular kitlesi yaratmakta. Azınlıklar
nedeniyle ülkedeki kutuplaşmanın geri dönüşü olmayan bir boyuta ulaşma endişesi ise gittikçe büyüyor. Diğer yandan, artan şiddet olaylarının seçim ve dolayısıyla Modi’nin
popülaritesi arasında bir bağ olduğuna inanılmakta. Hatta daha ileri boyutta, dolaylı ya da dolaysız, linç olaylarının devlet destekli olarak gerçekleştirildiği konusundaki sesler de gündeme gelmekte. Zira BJP reddetse de raporların, saldırıları gerçekleştirilenlerin onlarla bir bağlantısı olduğunu göstermekte. Öte yandan bu kaçınılmaz bir durum, zira BJP ve bağlı olduğu Hindutva ideolojisini savunan örgütlere her dört Hindu’dan birinin bağlı olduğu
bilinmekte. Ülkedeki Hinduların oranının %80 civarlarında olduğu düşünüldüğünde bu gayet yüksek bir oran.
Modi’nin yaşadığı durumu 2004 yılı seçimlerinden bir önceki yıl A. B. Vajpayee de yaşamıştı. Ve ertesi yıl seçimleri Kongre Partisi kazanmıştı. Bu anlamda Modi’nin parti bazlı olarak tarihi tekerrür yaşaması, Vajpayee gibi Modi’nin de gelecek seçimlerde kazanamayacağını düşündürüyor. Ayrıca ülkedeki huzursuzluklar ve Modi yönetimine dair eleştiriler de gelecek seçimlerdeki yarışı kızıştırıyor. Ancak gerek yapılan anketler gerekse Modi’yi yenecek güçlü bir lider yoksunluğu, durumun Modi’nin lehine işlediğini gösteriyor. Ancak hala 8-9 ay var ve her an yarışın seyri değişebilir.