“Müslüman Bir Hint’im ve Bir Problem Değilim!”

0
90

Hindistan’ın önemli bir azınlık kitlesini oluşturan Müslümanlara karşı, özellikle son zamanlarda görünür bir karşı duruş var. Medyada yayınlanan linç haberleri ise bu durumu daha da vurgulamakta. Bu olaylar üzerine Müslüman bir Hint gazetecinin, önemli bir Hint haber sitesinde yayınlanan bir yazısını sizin için derledik.

Ülkede nefret, uyumu sürdürmek ve bölünmeleri birleştirmekten sorumlu kişiler tarafından yaygınlaştırılıyor. Ben Müslüman bir Hint olarak her tarafta bu ülkenin Müslümanlarına yönelik bir kuşatma görüyorum. Hükümet, televizyon medyası, sosyal medya gibi hemen her mecrada Müslümanlara yönelik bir kakofoni var.

Çiftçilerin üzüntüleri bitti mi? İnsanların işi var mı? Eğitim sistemi dünya standartlarında mı? Temel sağlık hizmetlerini karşılayamadıkları için fakirler ölmüyorlar mı? Yolsuzluk tarih oldu mu? Biri dört yıl önce bu alanlarda belli bir söz vermedi mi? Bütün bu vaatler yerine getirildi mi? Müslümanlar, güzel günlere ulaşmanın önündeki tek engel mi? Hayır. TV neden her gün Müslümanları takıntılı bir şekilde tartışıyor?

Her gece TV kanallarında bağıran bu mollalar kim? Yaptıkları sadece Müslümanları klişeleştirmek. Onların Müslümanlar adına konuşmasına kim karar verdi? TV sunucuları mı? Niye? Ya da tüm bunlar “Müslümanları şeytanlaştırma” oyununun bir parçası mı? Hindular tehlikede mi? Rahul (Gandhi) Müslümanları mı seviyor? Kongre Partisi, Müslüman partisi mi? Rahul’un omuzlarında janeu (Hinduların taşıdıkları dini bir sembol) taşıyor, ancak kalbi Cinnah’a mı ait? Müslümanlar siyaset adına bir oy bankası mı? Bu başlıkları kim yazıyor? Gazeteciler mi? Medyanın birçoğu, gerçek sorunları göz ardı etmekle meşgul ve derinden başarısız bir hükümete kolay bir çıkış yolu sağlıyor.

Müslümanlar Ortaçağ’da kalmış, Müslümanların reforma ihtiyacı vardır, Müslümanların ülkenin geri kalanı ile kaynaştırılması gerekir. Müslümanlar yeterince konuşmaz. Onlar kadın ve modernizm karşıtıdır. Müslüman olarak adlandırılan bu sorunu düzeltmemiz gerekiyor. Bu durumu TV kanalları bu hale getiriyor.

Medya ve hükümet arasında bir bağ vardır. Bir lider bazı Müslüman entelektüellerle tanışır. Bütün öfke kaybolur. Partisinin “Müslümanlar” için de olduğunu söyler, tıpkı Her Hint vatandaşı için olduğu gibi. Ancak bu ifade çarpıtılmış ve bu çarpıtılmış versiyon tartışıldı. ‘Bu parti bir Müslüman partisi’ manşetleri patladı. Sunucular köpürdü. Çok kızgınlar. Neden? Müslümanlar ile politik veya sosyal bir ilişki artık bir suç mu? Müslümanlar, Hint olarak kabul edilmediğinden, onları almaktan söz eden bir partinin çarmıha gerilmesi mi gerekiyor?

Müslümanlar kışkırtılabilir, sokaklarda ya da evlerinde öldürülebilirler. Suçlularla açıkça yan yana duran güçler, onlara çelenkler sunuyor. #BakanıKovun diye herhangi bir sosyal medya trendi gördük mü? Bir adam bir Müslüman’ı öldürür, onu yakar, barbarlığı filme alınır. Yeni Hindistan, katili resmeden bir tablo çiziyor. Yüzlerce kişi ona destek olur, onun için para toplar. Ve Yeni Hindistan’a hoş geldiniz! Bir suçluyla, katille ilişkilendirilmek artık utanılacak bir şey değil. Bakanlar bunu yapıyor.

Suçtan sonra politik liderler konuşmuyor. Sonuçta, bir Müslüman öldürüldü. Büyük anlaşma! Sessizlik katilleri sindiriyor. Ancak onlar bir sonraki cinayet için harekete geçiyorlar. Hükümetten destekçileri olduğunu da biliyorlar. Onlar yüreklendirileceklerini ve kutlanacaklarını biliyorlar.

Başbakan bir çiftçi toplantısına gider ve Müslümanlar hakkında konuşur. Niye? Çünkü Çiftçilerin zorluklarını ve hükümetin onları başarısızlığa uğrattığını unutmasını istiyor. Müslümanları yerlerinde tutmak için tekrar kendisine oy vermelerini istiyor. Ona göre Müslümanların durdurulması gerekiyor. Böylece çiftçiler şikayet edemiyor. Bu durumda çiftçiler sadece kendilerini asmaya devam edebilirler. Ancak başbakanın siyaseti yaşamaya devam ediyor.

Laiklik, Liberalizm ve Uyum. Bunlar tehlikeli kelimeler. Çok tehlikeli kelimeler. Çünkü Hinduların düşmanları bu kelimelere inanıyor. Sekülerler, Liberaller, Solcular geliyor. Müslümanlar da geliyor. Hindular tehlikede. Bu hikaye mide bulandırıyor.

Sahte haberler tepeden iniyor. Bakanlar ve liderler tarafından paylaşılıyor. Sonra göstermelik olarak bu haberleri kontrol etmeye çalıştıklarını lanse ediyorlar. Bağnazlık da tepeden iniyor. Ülkede nefret daha önce hiç olmadığı gibi normalleştirildi. Ne yapmak istiyorlar? Bütün Hindular, Müslümanların kanı için bağırmakta olan yozlaşmış bir kitleye dönüşmüyor mu? Evet, Hindular tehlikededir. Zira anlık bir adrenalin dışında hükümetten hiçbir şey beklemeyen bir Müslüman-karşıtına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Onlara göre Müslümanlara yerleri gösterilmezse, ülke lanetlenecek.

Çoğu TV kanalı linç çetesinin bir parçasıdır. Uyumumuzu, sosyal bağlarımızı, ülkemizin geleceğini her gece linç ediyorlar. Onlara gazeteci demeyin. Onlar takım elbiseli bağnazlar. Onlara mafya deyin. Onlar sadece fitne ve nefret yayan kimselerden ibarettir.

Sonuç olarak yazarın dilinden durumu resmedersek “ülkedeki bu nefret, bu takıntı, bu oyun, bu utanmazlık, gerçekleri göz ardı ediş ve sözde medya kanalı olarak görünen ilkel gangsterler problem. BEN DEĞİLİM!

Yazar, yazısının sonunda tüm Hindistan vatandaşlarından kendisiyle iletişime geçmelerini, konuşmalarını talep ediyor. Kendilerini çevreleyen nefreti yok etmeye ve aralarındaki diyaloğu büyütmeye davet ediyor.