Mutlak İyi Ve Mutlak Kötü Üzerine Şölen

0
Görsel, Anthony Burgess’in Otomatik Portakal adlı kitabına ait bir çalışmadır.

Kadıköy Rıhtım’da Beşiktaş vapurlarının kalktığı iskelenin hemen önünde yakama yapıştı Amêlie. Garip bir kâkülü ile karşımda “peygamberin otlattığı kuzular kadar masum(Murat Menteş)” bir bakış ile gözlerimin içine bakıyordu. Bir yandan yakamı çekiştirirken diğer yandan omzuma zayıf vuruşlar gerçekleştiriyordu. İddiasına göre ben saf kötülüktüm. Katıksız kötü… Ona karşı dürüst olduğum için. Öyle ki dürüstlük başa bela olabiliyor. Hatta sizi su katılmamış kötülükle yaratılmış gibi gösterebiliyor. Bir noktadan sonra buna katlanamadım. Sabrım taştı.

G’: Mutlak iyi veya mutlak kötü tanımlamaları insanlar için geçerli değildir. Bunlara inanmıyorum. İnsanın iyi ve kötü arasındaki gidip gelişi koşullara bağlıdır. Bir insan ne yalnızca iyidir, ne de yalnızca kötü. Sen kendi açından değerlendiriyorsun olayı. Kendi pencerenden. Söylesene bana senin penceren hep mutlak olanı mı gösterir?

Amêlie: “Siz bir sebze bile olamazsınız, çünkü enginarın bile bir kalbi vardır(Amélie).”

Sakin: “Bugün doğdum militanım hayat yaşanır mı? Yazıldığım tarih yutar beni anlar mısın(Dönsün)?”

G’: Anlaşılan benim gibi düşünen başka insanlar da varmış. Bak! Hiçbir şey sabit değil. Her gün baktığın miladi takvim bile sana yalan söyler. Senede on nokta sekiz saniye ve sekiz bin yılda ise bir yıl hata verir. Mutlak olan bir şey yok ki.

Hakan Günday: “1,9999…9’u bile iki diye yutturan bir dünyanın çocuklarıyız. Ve dünya da aslında tam gibi görünürken, bir irrasyonellik harikası… İşte bunun için hayat yoktur. Olsa dahi o da irrasyoneldir(Kinyas ve Kayra).”

Son Feci Bisiklet: “Ben herkesi kendim gibi kötü sandım, henüz yanılmadım(Zaman Yok).”

G’: Aynı zamanda bunun tersi de doğru.

Son Feci Bisiklet: “Sanıldığı kadar kötü biri değilim, Sanıldığından daha iyi de olmaya bilirim(Tavuk Korkusu).”

G’: İşte tam olarak bu. İyi ve kötü kavramlarını neye göre belirliyorsun? Sana göre iyi nedir? Kötü nedir? Kimse aslında iyi değil ve kimse aslında kötü değil. Her insan bu iki durumu da sürekli yanında taşır.

Hakan Günday: “Düşünce şeytandan, davranış Tanrıdandır. Hangi düşüncenin davranışa dönüşeceğine karar veren ise insandır(Azil).”

Oğuz Atay: “Hiç düşündünüz mü? Düşünmedinizse de zarar yok. Ben sizin yerinize düşünüyorum. Belki bir gün siz de düşünürsünüz(Bir Bilim Adamının Romanı).”

Amêlie: “Kemiklerin camdan değil. Ama hayat seni de kırabilir(Amêlie).”

Üzerine çok fazla gitmiştik. Ona yaptığım kötülükten sıyrılmak için konuyu evrensel boyuta taşımış ve bunda da epey başarılı olmuştum. Yaptığım şeye verecek bir cevabım olmadığından mefhumları tartışmıştım ve bu işe yaramıştı. Şimdi etrafımıza toplanıp tartışmaya katılanlar dağıldı, vapur hareket etti. Amêlie arkasını dönüp yürüdü. Bense Kadıköy Rıhtım’da rüzgar tüm şiddetiyle eserken çakılı kaldım.