Paris’te ‘Street Art’ Dalgası Yükselişte

0

Paris sanatın ve aşkın kenti. Ama artık kentte sanat müzelerden çıkıp sokağa taşıyor… Paris’in 13’üncü mahallesi bütün dünyada duvar sanatına öncülük eden bir bölge.Bir dönem müzelerde ve galerilerde yer bulamadıkları için duvarlara resim yapan “street art” ressamları, artık en büyük müze galerileri ve müzayedelerin baş konukları haline dönüştü. Yeni yüzyılın bu yeni “sanat kahramanlarının” eserleri ise milyonlarca dolara satılıyor.

1960’lı yıllardan bu yana “Street Art” Paris sokaklarını süslüyor ama son beş yılda tam bir patlama yaşanıyor. 13. Mahalle’nin her köşesinde bir büyük esere, Street Art’ın dev bir ismine rastlamak için, kendinizi sadece kentin ritmine bırakarak yürümeniz yeterli. Ne kuyruk, ne de rezervasyon var, üstelik ücretsiz!

 

Geceleri kaçak yapılan bir suç olmaktan, sanata evrilen grafitinin uzun yolculuğu…

Sosyal konutta ve Elysee Sarayı’nda aynı resim

Amerikalı artist Shaperd Fairey’nin Fransız Devrimi’nin sembol cümlelerini içeren “Eşitlik, özgürlük, kardeşlik” sloganını resmettiği Marianne tablosu, yoksulların oturduğu sosyal bir binanın duvarlarını süslüyor.

Şimdi artık Elysee Sarayı’nda, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un çalışma odasının duvarında da bu resim var. İşte sokak sanatının gücü… O mahalle sakinleri ve Cumhurbaşkanı her sabah aynı tabloya uyanıyor.

Meksika’dan alev alan kıvılcım

Street Art’ın gelişim tarihi de en az sanatın kendisi kadar ilginç. Önce duvarlar atölyeleri olmayan, galerilere alınmayan muhalif sanatçıların tuvali olmuş. Geceleri polis korkusuyla duvarları boyamaya başlamış. Ressam Onay Akbaş, kıvılcımın önce Meksika’dan alev aldığını anlatıyor:

“Aslında mağaralara çizilen resimlere kadar gider bu sanatın kökleri. Ama 1930’larda politik bir dışa vurum aracı olarak duvarları seçen Meksikalı Orozco, Frida Kalho’nun hayat arkadaşı Rivera ve Siqueiros bu işe öncü oluyor. Duvarlar politik dışa vurumların mekanları olarak kullanılmış. Şimdi çok yetkin sanatçılar var. Banksy’ler, Peng’ler, Basquiat’ler. Basquiat’nın öyküsü çok enteresandır. Bir dönem polis arkasından kovalarken çizdikleri sayesinde, daha sonra en büyük müzelerde, galerilerde kabul gören bir sanatçıdır artık. Dünyanın çok büyük zenginleri artık onun eserlerini 100 milyon, 200 milyon dolar vererek alıyor. Banksy derseniz tam bir şehir efsanesi. Aslında karşı oldukları sistem tarafından kendilerine yoğun talep var.”

Street Art artık çağın popüler sanatı olmaya doğru hızla ilerliyor. Mesnager( Menajer), Basquait (Baskia), Banksy, C215, Miss.Tic (Mistik) ya da İnti, daha nice sokak ressamının eserleri açık artırmalarda milyonlarca Euro’dan alıcı buluyor. En son Banksy’nin kendi kendini yok eden eseri değerini iki katına katlayarak herkesi şaşırttı.

Basquait’nin adı, geçtiğimiz hafta Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun da katılımıyla düzenlenen törenle, yine bu mahallede bir sokağa verildi. Ve aynı anda Louis Vuitton’un seçkin müzesinde sergisi açıldı.

Mahalle sakinleri mutlu

Mahalle sakinleri soluk ve renksiz duvarlarını süsleyen bu paha biçilmez sanat eserleriyle uyanmaktan çok mutlu. Paris’in 13’üncü mahallesinde yaşayan bir genç kız, “Ben burada büyüdüm. Ben çocukken bu duvarlar çok kirli ve yıpranmış haldeydi. Şimdi üzerindeki resimlerle daha güzel ve daha sempatikler” diyor. Aynı görüşü kısmen bir öğretmen anne de paylaşıyor ve sokak resimlerinin mahallenin çehresini nasıl değiştirdiğini anlatıyor:

“Hepsini beğenmiyorum ama resimsiz olmasındansa, duvarları resimlerle tercih ediyorum. Üstelik turistleri çekiyor. Hatta resimlerin olduğu yerlerin haritası var ellerinde. O haritalarla mahallemizi ziyaret ediyorlar. Buralar daha önce turistlerin ziyaret ettiği mahalleler değildi. Çok sempatik buluyorum.”

Mahalleye yeni yerleşen bir işadamı ise, “Bazen kafamızı kaldırmadan önünden geçiyoruz. Ama bu resimler kentin çehresini inanılmaz değiştiriyor. Resimlerle mahalle çok daha iyi. Üstelik inanılmaz büyük bir emek. Bu kadar dev eserler üretmek gerçekten büyük yetenek istiyor” diyerek sanatçılara olan hayranlığını dile getiriyor.

Sadece yeni inşa edilen sosyal konutlarda değil, artık cafe, bar, lokanta, tiyatro, okul dahil birçok binada, her biri paha biçilmez bir tablo güzelliğindeki eserler yükseliyor.