Pasifiğin Kıyıları Dolar Mı ?

0
109

Donald Trump’ın seçim kampanyası olarak kullanmaya başladığıMake America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap)”, aslında Amerikalı politikacılar tarafından geçmişte de  kullanılan bir kampanya sloganı idi. Trump’tan önce de Ronald Reagan tarafından 1980 seçimlerinde “let’s make america great again” şeklinde kullanılmıştı. Fakat ABD iç politikasında seçim argümanı olarak kullanılan bu kampanya ilk defa ABD dış polikasında müttefik ilişkilerine zarar verecek düzeyde etkilere sebep olmaktadır. Trump’ın ekonomik stratejisine bakıldığında;  yalnızca ülke sınırları içerisinde bulunan iç sanayii potansiyelini kullanarak üreticiyi güçlendirmeyi ve dolar ile birlikte güçlü ekonomik sisteme erişebilmeyi hedeflemektedir.Trump tarafından alınan radikal ve sert kararlar neticesinde uygulamaya konulan yüksek gümrük vergileri, adeta ülke sınırlarını ekonomik yüksek bariyerler ile çevirerek korumaya çalışıyor görütüsü vermektedir. Fakat alınan bu radikal kararlar neticesinde yükseltilen gümrük vergileri, küresel ekonominin büyük bir bölümüne sahip olan onlarca ülkeyi ise olumsuz anlamda etkilemektedir. Uluslararası ilişkiler penceresinden bakıldığında, küresel ticaret dengelerini hiçe sayarak pervasızca atılan bu adımların, küresel pazar piyasasında ters etki yaparak, Amerikan ekonomisine büyük zararlar vereceği ön görülmektedir.

 

Başta NATO üyeleri ülkeler olmak üzere ülkesinin en önemli müttefikleri arasında yer alan, başta Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ve Kanada ile ilişkilerini bozan Trump yönetimi, sınır komşusu olan Meksika ile de ciddi sorunlar yaşamaktadır. Gümrük vergilerini siyasi koz  olarak kullanmaktan da çekinmeyen Trump’ın NATO müttefiki Türkiye’ye ilişkin yaptığı son açıklamalar ise müttefikler arasında ki güven bağlarında ciddi tahribatlar meydana getirmiştir. Beyaz saray yönetiminin sanayii sektörünün başlıca hammaddeleri arasında yer alan alüminyum ve çeliğe ait getirdiği ek vergiler ise sanayii sektöründeki üreticileri zor durumda bırakacak gibi görünmektedir. Sanayii sektöründeki üretim proseslerinin büyük bir bölümü alüminyum ve çelik ile kombine olduğundan dolayı pazar piyasasının büyük hacmini metal sektörü oluşturmaktadır. Bu nedenle özellikle demir, çelik ve alüminyum sektörlerine getirilen ek vergi uygulaması ihracatçı ülkelerde büyük tahribatlara neden olmaktadır. Bu tahribattan etkilenen ülkelerin sayısı ise 20’nin üzerindedir. Bu ülkelerin başında avrupanın fabrikası konumundaki Almanya ardından Fransa, İtalya, İspanya, çelik sektörünün öncüsü İsveç, Romanya, Ukrayna, Kanada, Japonya, Belarus, Rusya, Çin, Hindistan, Malezya, Endonezya, Polonya, Katar, Tayland, Güney Afrika, ve Türkiye gelmektedir.

AB üyesi ülkeler Beyaz Saray’ın çelik ve alüminyum vergilerine  karşılık, yüzlerce Amerikan menşeli ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulamaya başladı. Kanada, ABD yapımı çelik ve alüminyum ürünlerine yüzde 25 gümrük  vergisiyle yetinmeyip, yüzden fazla çeşitli tüketim  malına daha 1 Temmuz’dan itibaren yüzde 10 ek vergi uygulama kararı aldı. Meksika hükümeti ise haziran ayının ilk haftasından bu yana ABD’den  ithal edilen gıda ve çelik  ürünlerine ek gümrük vergileri getirdi.  Türkiye ise gümrük vergilerine, Dünya  Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) yaptığı müracaatla, değeri  yaklaşık 250 milyon dolara ulaşan 20 civarında ABD menşeli ürüne yüzde 5-70  arasında ek vergi getirdi. Söz konusu ürünlerin arasında alkollü içecek,  kozmetik, otomobil, pirinç, kağıt, yaprak tütün, plastik ve kömür öne çıktı. Ticaret savaşının fitilini ateşleyen Amerika, vergi uygulaması neticesinde mağduriyet yaşayan ülkeler tarafından missilemeye tabi tutulmaya başladı ve değeri onlarca milyar doları bulan yüzlerce çeşit ABD menşeli ürüne yüksek vergiler getirilerek karşı blok oluşturuldu.

Ticaret savaşını başlatan Amerika bu savaşı kazanır mı? Yoksa kaybetme tehlikesine ittiği müttefiklerini karşısında bir blok olarak mı bulur? Bu gelişmeleri yakında hızlı bir şekilde göreceğiz. Bu ticari savaşın en uç iki ülkesi ise nitekim ABD-ÇİN olacaktır. Özellikle çelik ve alüminyum alanında ABD tarafından uygulamaya giren ek vergiler çelik ve alüminyum ürünleri haricinde, 50 milyar  dolarlık Çin üretimi teknoloji ürününe de ek gümrük vergisi getiriyor. Çin hükümeti,  bu uygulamaya eş değer tarifelerle anında cevap verdi. Çin ihracat pazarını milyarlarca dolar zarara uğratmasına karşılık, Trump yönetiminin sık sık tehditlerini arttırarak devam etmesi neticesinde Çin’ yönelik 250 milyar dolarlık gümrük vergisinin ise ilerleyen süreçte kademeli olarak devreye alınacağı bekleniyor. Karşılıklı olarak uygulamaya konulan tedbirler ile birlikte bu bu ekonomik hamleler karşılıklı ticaret savaşına dönüşmüş durumda.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başekonomisti Maurice Obstfeld, kısa süre  önce ABD’nin ticaret savaşından en kötü etkilenecek ülkelerden biri olacağına  işaret ederek, “Küresel misillemelerin merkezinde yer alan ABD, geniş kapsamlı  ticaret çatışması nedeniyle ihracatının büyük bölümü tarifelere tabi  tutulacağından özellikle kırılgan.” değerlendirmesinde bulundu.

Büyük resme bakıldığında, doları güçlendirmek ve ekonomiyi büyütmek için ardı ardına radikal kararlar alan beyaz saray yönetimi giriştiği bu harekatta dünya üzerinde bir ekonomik savaşın tetiğini çekmiştir. Küresel pazar dengelerini hiçe sayarak tüm dünyayı karşısına almaya başlayan Trump yönetimi çıktığı bu yolun sonunda acaba büyük Amerika’ya ulaşabilecek mi ? Yoksa müttefikleri tarafından yalnızlığa itilerek tarihinin en zayıf ekonomik buhranlarını mı yaşayacak ?

Hep birlikte bekleyip göreceğiz…

Birlikte demişken !

Kurban bayramımız hep birlikte, birlik ve beraberlikte yarının güçlü ve umutlu dünyası için şimdiden kutlu olsun. İyi bayramlar…