Rusya Ukrayna’yı nasıl zorladı…

0

Son aylarda nispeten durgun seyreden Rusya-Ukrayna gerilimi pazar günü Azak denizinde patlak veren gemi kriziyle yeniden alevlendi.

Ukrayna’nın Odessa limanından Mariupol limanına gitmek üzere 25 Kasım Pazar günü yola çıkan 3 Ukrayna savaş gemisine Rus karasularını ihlal ettiği gerekçesiyle Azak Denizi’ndeki Kerç Boğazı yakınlarında Rus savaş gemileri müdahale etti.

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyini toparlamış, ülkede sıkıyönetime gidilmesi kararını imzaladı.
Ukraynalı ve Rus yetkililer yaşanan son gerilimi bir provokasyon olarak değerlendirdi.

Ukrayna, kendi gemilerinin Azak denizindeki hareketinin uluslararası hukuk kurallarına ve iki ülke arasındaki Azak denizinin ortak kullanımına ilişkin anlaşmaya uygun olduğunu savundu.

Kiev, Rusya’nın Karadeniz’in ardından Azak denizinde yaptıklarının artık tüm sınırları aşan bir saldırganlık olduğunu belirtti ve dünyanın buna tepkisinin de sözle değil, somut eylemle olması gerektiğinin altını çizdi.

Rusya tarafı ise çeşitli açıklamalarla sorumluluğu üzerinden atmaya çalıştı. İşgal altındaki Kırım’ın güvenlik servisi, Ukrayna gemilerinin sınır ihlalinde bulunduğunu iddia etti.
Moskova, Ukrayna gemilerinin planlı geçiş bildiriminde bulunmadığını, bu nedenle gemilerin geçiş grafiğine alınmadığını öne sürdü. Kremlin, Ukrayna’nın Rusya’yı provoke etmeye çalıştığını iddia etti ve bu iddiayı güçlendirmek bazı Rus ajansları eş zamanlı olarak Ukrayna ordusunun da Donetsk’te sivillerin yaşadığı bölgeleri ağır bombardıman altına aldığı haberini yaydı.

Kerç Boğazı krizi nereye dayanıyor?
Rusya ile Ukrayna arasında Azak denizinde kriz ilk kez yaşanmıyor.
Rusya’dan gerilimi artıran baraj çalışması
29 Eylül 2003’te Krasnodar Valisi Aleksandr Tkaçev’in emriyle Ukrayna’ya herhangi bir uyarıda bulunmaksızın Taman yarımadasından Kerç boğazı istikametinde Tuzla Dili’ne kadar uzayan alanın doldurulmasına başlandı.

Baraj çalışmaları Ukrayna kontrol noktasına yaklaşınca iki ülke sıcak çatışmanın eşiğine geldi. Kiev, çalışmaların devam etmesi halinde ateş edeceğini açıkladı.
Hem Ukrayna hem de Rusya, sıcak bölgeye asker gönderdi. Gerilim sürerken Kasım 2003’te görüşmeler başladı. Aralık ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kuçma bir araya gelerek Azak Denizi ve Kerç boğazının kullanımına ilişkin işbirliği anlaşmasına imza attı.

O tarihten itibaren de Kerç’ten geçişler bu anlaşma çerçevesinde sağlanıyordu. Fakat, Kırım’ın işgali ile birlikte bu anlaşma da sıkıntıya girdi.

Çünkü, Rusya, Kırım’ı işgal etmesinin ardından bölgeyi kendi toprağı olarak, Ukrayna da işgal edilmiş kendi sahası olarak görüyor. Yani bu bölgede uluslararası hukuk aslında 2014 senesinde rafa kaldırılmış durumda.
NATO’nun tavrı belirleyici olacak
Rusya, 4 yıldır Azak denizinden geçen Ukrayna gemilerine benzer sorunlar çıkarıyor. Ukrayna’nın son aylarda bu sorunu dillendirmesiyle birlikte daha agresif bir tutum takınmaya başladı.

Uzmanlara göre Rusya, Ukrayna ile karadaki hibrid savaşı denize taşıyor ve “bölgedeki egemenliğini” Ukrayna’ya ve dünyaya göstermeye çalışıyor.

Moskova, Azak denizini tamamen kontrol altına almak için adımlarını somutlaştırıyor ve Ukrayna’nın bunu önleyecek gücü yok. Kiev, her ne kadar Kırım’ın işgali sırasındaki kararsızlığının meydana getirdiği nüfuz kaybından ders almış şekilde davranmaya çalışsa ve tüm acil kararları alma cesareti gösterse dahi, Moskova’nın gücüne karşı direnecek pozisyonda değil.

Bu nedenle de desteği yine Batı’dan bekliyor. Bölgedeki gerilimin seyrinde Batı’nın, özellikle NATO’nun tavrı belirleyici olacak. Zira Batı Kırım’da olduğu gibi gecikmeli endişeyle yetinecekse, Rusya’nın bir sonraki hamlesinin de zeminini hazırlamış olacak.

2000’li yılların başlarında Ukrayna’da bağımsızlık hareketinin başlamasıyla iki ülke arasında ciddi siyasi polemikler yaşanırken Tuzla krizi patlak verdi. Tuzla krizi, uzmanlar tarafından Rusya’nın bağımsız Ukrayna’ya yönelik ilk işgal denemesi olarak kabul ediliyor.

1941 senesine kadar Krasnodar vilayetine bağlı olan Tuzla Adası o tarihte Kırım’a bağlanmış, dolayısıyla 1954’te Kırım Ukrayna’ya verildiğinde de Ukrayna toprağı statüsü kazanmıştı.

Rusya ise 1954 anlaşmasının yalnız Kırım’ın kara kısmını kapsadığını, Tuzla’nın bu anlaşmanın kapsamında olmadığını öne sürüyordu.