S-400’de Son Perde, NATO’nun S-400 Sınavı-III-

0
140

Birinci Dünya savaşı bitmiş, dünya Postdam ve Yalta konferanslarıyla ABD, SSCB ve İngiltere’nin eliyle Dünya’yı şekillendirmeye başlamıştı. Üç ülkenin kimin nüfuz alanında olacağı tartışması, görüşmelerde sonuçsuz kalmıştı. Görüşmelerin sonunda orta kalanlar Türkiye, İran ve Yunanistan idi. Çok geçmeden bu ülkelerin iç siyasetinde de yön arayışları başladı. Bu arada artan, SSCB toprak istekleri ve baskıları sonucunda bu memleketler ABD ye genelde de batının nüfuz alanına itildiler. Sonradan anlaşıldı ki zaten bu ülkeler Batıya verilmişti.

dönemin gazetelerinden

NATO gerekli mi, Değişen NATO konsepti

SSCB, 1945-1955 arasında tek güç olarak ortaya çıktı. Gerek Avrupa’yı, gerek Dünya’yı kendine göre şekillendirme hamlelerine Batı askeri yapı ile cevap verdi. Bu askeri yapı aynı zamanda batı değerler manzumesinin korunmasına da hizmet edecekti. O yapı, 1949 ABD başkanlığında kurulan NATO idi. NATO, Rusya’nın İlerleyişi durdu. Rusya’da Varşova paktını kurdu. “Batının doğusu”  batının yeni düşmanı oldu. Böylelikle,1989’e kadar sürecek soğuk savaşı başladı. Ülkeler bu iki sözde düşman, özde bir aynı, iki blokun altında ABD ve SSCB hâkimiyetine itildiler. Modern çağın yeni imparatorlukları dost, düşman kisvesi altında hâkimiyetlerini, 1989 kadar sürdürdüler.1980 de düşmanın biri parçalanıp, yok olmasıyla NATO’nun varlığını tartışıldı.  “Bu kadar silahlanmaya ne gerek var, düşman yok, o yüzden neden silahlanıyoruz” sözleri, 1994 de Brüksel’de bir adım daha ileri gitti. “NATO’yu kaldırılalım” boyutuna ulaşınca, yeni düşman arayışları ortaya çıktı. O da İslam’dı. Nitekim 11 Eylül 2001 den itibaren teoride olan yeni düşman, sözde İslami terör kisvesiyle ete kemiğe büründürüldü. NATO konseptini Afganistan’a kadar genişletildi.Sahanın tek hâkimi oldu. Hatta bir adım daha  ileri giderek, NATO BM’nin askeri kanadı rolüne soyunmaya başladı.2009 dan  itibaren, ABD ve NATO dünyadaki liderliği Rusya’nın Putin’le sahaya girmesiyle tartışmaya açıldı. ABD ve NATO yeniden eski düşmanını keşfetmeye başladı. O da Rusya idi.

NATO ve ABD Düşmanı Kim; İslam mı, Rusya Mı, Yoksa İkisi Mi?

NATO’nun 1994 deki varlık tartışmaları  arkasından 11 Eylül saldırılarından sonra konsept değişimine gitti.NATO düşmanı meydandan ararken şehir savaşlarına yöneldi. NATO’nun yeni savaş stratejisi olan şehir savaşları düşmanın aslında İslam ve İslam ülkeleri olduğunu gözler önüne bir kez daha serdi. Afganistan’da sözde Taliban’a gerçekte İslam’a karşı yapılan adımlarda, NATO’nun yeni düşmanı İslam olduğu ayan beyan ortaya çıktı.

Bu zaman zarfında NATO’nun tek Müslüman üyesi olan Türkiye’nin durumu, NATO ve Türkiye’deki karar vericilerinde kendi sınavlarını vermelerine sebep oldu. NATO’nun düşman rengi kırmızıdan yeşile sonra Türkiye’nin durumuyla kahverengine bürünerek İslam açık hedef olarak alınmamaya çalışıldı. Nihayetinde 2014 de Ukrayna’da yaşanan krizde, NATO için yeni düşmanı tekrar Rusya oldu. Ukrayna krizinde ABD olaya müdahil olmamaya çalıştı. AB, Rusya karışışında askeri varlık göstermemesi, Ukrayna’nın NATO üyeliğinin gündeme gelmesiyle Rusya, 1979 lardan bu yana ilk kez askeri kartını devreye soktu. İşin ilginç yanı Kırım alınırken kimse ses çıkarmazken, Rusya Kiev’e doğru hamle yapınca NATO, ABD ve AB aynı anda harekete geçti. Ukrayna krizi donduruldu. Yeni düşman kesin olarak Rusya idi. İslam düşmanlığında sürecinde şehir savaşı  üzerine çalışan NATO, bu tarihten itibaren yeniden füzeleri gündemine aldı.  Bunun içinde somut hamlelere başladı. Nitekim 1 Temmuz 2016 da Türkiye’nin de dahil olduğu  Varşova toplantısında NATO üyeleri Polonya, Ukrayna, Romanya, Türkiye akabinde Gürcistan ve Azerbaycan’ında içine alana füze savunma sistemleri Rusya’ya karşı aktif hale getirildi. Gariptir iki hafta sonra Türkiye tarihinin en hain darbe teşebbüsüyle 15 Temmuz 2016 karşılaştı.

Devamı Yarın…