SANAL DÜNYA ÖZGÜRLÜK DEĞİL POSTMODERN KÖLELİK DÜZENİDİR!

0
72

Türkiye’de ilk İnterneti kullananlar arasındayım. Internet 1993 yılı Mayıs ayında Türkiye’ye getirildi. Anadolu’ya İnterneti ben öğrettim diyebilirim. 30 İlde Ticaret Odaları, Turizmi Birlikleri, Üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının daveti ile 70 civarında konferans verdim. Internet’in Sosyal yönü ile ilgili ilk konferansı “Türkiye I.Internet Konferansı”nda verdim. O konferansta “Internet Doğrudan Demokrasinin teknolojisidir” ibaresini kullanmıştım. Birçok kamu kurumuna ve sivil toplum kuruluşlarına “E-Stratejist” olarak danışmanlık yapmaktayım.

Netpano.com : Sosyal Medya Nedir?

Sosyal Medya, Internet Medyasıdır. TV, Gazete, Dergi, Video, Telefon, Faks vs gibi tüm iletişim araçlarının toplandığı bir zemindir. TV, Gazete ve dergilerde okuyucuyu tek taraflı bir bilgilendirme var. Yani medya sahibi, yöneticileri, yazarları görüşlerini bildirir okuyucu da bilgilenirdi. Ama Sosyal Medya’da (Internet Medyası) okuyucu da habere katılır, yorum yapar, görüşlerini beyan eder. Ve herkes kendi haber ağını oluşturabilir. Gazetelerde haberler bir gün sonra yayınlanır ama Sosyal Medya’da haber aynı gün aynı saatte yayınlanır. Sosyal Medya’da haber adeta ışık hızında yayılır. Bu nedenle Gazete ve TV’ler sosyal medya toplumunun gerisinde habercilik yapar.

Netpano.com : Sosyal Medya’nın sosyalleşme programları/platformları

Twitter, Facebook, youtube, foursquare gibi platformlarıdır. Bazıları girişimcilerin zekası sonrası ortaya çıkmış bazıları ise dünyayı yönetme amacı ile teknoloji geliştiren şirketlerin maksatlı projeleridir. Mesela, Facebook ve Twitter gibi projeler özel amaçlı geliştirilmiş projelerdir. Bize sunulduğu gibi birkaç cin fikirli gencin bir araya gelerek ürettiği projeler değildir. Dünyada asayişin sağlanması, toplumların ve bireylerin merkezi bir sistemden yönetilmesi, yönlendirilmesi için kurgulanma sonucu geliştirilen projelerdir. Yüz binlik futbol stadlarıyla idare dilen toplumlar artık sosyal medya platformları ile idare edilecek. Sosyal medya dünyanın asayişini sağlama ve bireyi kontrol altında tutma yönetme için kurgulanmıştır…

Sosyal Medya kullananın amacına göre hizmet eder. Örneğin bir bıçak doktorun elinde başka anlam ifade eder, katilin elinde başka anlam ifade eder. Sosyal Medyanı’nın ticari, reklam, tanıtım, bireyi bilgilendirme, hak aramayı kolaylaştırıcı etkisi var.

Netpano.com :Sosyal Medya’nın Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları bir plana/projeye hizmet etmek için mi hazırlandı?

“Sanayi Çağı”nın yönetim şekli olan bildiğimiz Demokrasi çağı artık kapanıyor… “Bilgi Çağı”nın iletişim imkanları ile “Doğrudan Demokrasi” kavramı hayatımıza giriyor. Normalde Türkiye’de yönetim seçimle belirlenir. Seçimi kazanan parti iktidar olur. Belediyelerde ise başkan ve meclis vardır. Örneğin Gezi Parkı düzenlemesi Belediye Meclisi’nde kabul edilmiş bir proje idi. Demokratik olarak bir usul hatası yok. Bu tür mahalle, park, kamulaştırma vs düzenlemeleri Meclis onayı ile oluyordu. Ancak, Sosyal Medya kültürü ile hareket eden/ettirilen gençler olayların ilk gününde Gezi Parkı’nı işgal ederek, benim onayımı almadan bu düzenlemeyi yapamazsınız dedi. Bu gençler bildiğiniz demokrasiye itiraz ediyoruz dediler. Belediye Meclisini tanımıyoruz dediler. Ve olaylar başladı….Dünya bildiğimiz anlamda demokrasi çağı kapanıyor, artık doğrudan demokrasi var…

Doğrudan Demokrasi de bireyler kendilerini ilgilendiren her olayda söz sahibi olmak ister. Internet üzerinden oylamalar ve forumları sıkça göreceğimiz bir döneme giriyoruz.

Netpano.com :Doğrudan Demokrasi ile Sosyal Medya ilişkisi nedir?

Sosyal Medya, kurgulanmış bir dünyadır. Normalde insanın yaşadığı bir dünyası var, ayrıca gördüğü rüya alemi var ve inananlar için de bir de öbür alem vardı… Bunlar yaratıcı tarafından insana sunulan alemlerdir… Sosyal Medya ile insan yapımı yeni bir alem ortaya çıktı. Bu ailemin insan yapısını, sosyolojisini, psikolojisini ve kurgusunu anlamadan artık seçilmişler, seçilseler bile ülkelerini yönetmekte zorlanacaklardır.

Toplumsal, kitlesel ve bireysel hareketlerin planlandığı dünya artık sosyal medyadır. Doğrudan Demokrasi ile birey, sosyal medya imkanlarını kullanarak, beğenmediği her şeye karşı bir direniş içerisine girebilir. Yani düşünceler marjinal olsa da, sosyal medya ile marjinallerin birleşmesi, marjinal sayılan grupları da marjinal olmanın dışına çıkartır.

Netpano.com :Sosyal Medya bireylerinin özellikleri nelerdir?

Sosyal Medya bireyi, yaşadığı dünyadan kopartır. Topraktan kopartır. Sanal Bir dünyanın içine sokar. Artık, devletler, bayraklar, kültürler ve dinin dışında yeni değerler ve algılar dünyası ortaya çıkar. Sanal dünyanın “aklı gözündedir” Dili de argodur. Birkaç kelimeden oluşur. Grafik ve tasarımlar dünyası ile anlaşma sağlanır. Gülümseme ve hissedişler de sembollerle olur… Sosyal Medya’nın kendine özel bir dili vardır. Bireyin içinde yaşadığı kültürel atmosferin dışında başka bir atmosfere sokar. Sosyal Medya’nın popüler kavramları “özgürlük” ve “Doğrudan Demokrasi”dir… Sosyal Medya’yı kurgulayanlar tüm dünyada yeni bir “İnsan Modeli” ortaya çıkartmanın peşindeler…

Yan yana akan yüz tane dereyi atlayıp geçebilirsiniz ama bu derelerin bir kanal ile birleştirilmesi ile oluşacak nehirden geçemezsiniz. Sosyal Medya’da birbirinden habersiz olan farklı dünyaların insanları, grupları küçük bir linkleme ile herhangi bir neden için bir araya gelebilir. Sosyal Medya kurgucuları tarafından bu bireyler ve gruplar istem dışı da bir araya getirilebilir… Aynı “amaç” için yan yana bir araya gelen bireyler aslında birbirine de karşı olabilirler.. Ama güçlü bir “sanal şartlandırma” ve “sanal hipnoz” bu bireyleri bir arada tutabilir…

Netpano.com :Sosyal Medya alemi, kurgulanmış bir alemdir. İzlenen ve yönlendirilebilen bir platformdur.

Gezi Parkı olaylarından sonra Amerikan İstihbarat Teşkilatı CIA için çalışan Edward Snowden, , ABD Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA)nın dünyada milyonlarca kişinin telefon ve internet kayıtlarını izlediği bilgisini basına sızdırıyor ve ülkeden kaçıyor. Bugünkü gazetelerde Edward Snowden’ın Ekvador’dan sığınma talebi istediği haberi var. Bu tuhaf bir haber, çünkü CIA zaten kendi sayfasında bunu yaptığını duyuruyor.

Amerikan İstihbarat Örgütü CIA, In-Q-Tel (IQT) şirketi ile bir anlaşma imzalıyor. In-Q-Tel (IQT) şirketi ise “Visible Technologies” şirketi ile anlaşma yapıyor. Bu şirketlerin altında ayrıca 25’e yakın başka şirketler de var. Bu şirketlerin CIO’larının toplantısında toplantı yönetmeni David H. Petraeus’un sosyal medya analiz ve yönlendirmeler ile ilgili uzunca bir konuşması var. Bu konuşmayı merak edenler CIA’nın resmi internet sitesine bakabilirler… 2013 yılında CIA sosyal medya ajanı olarak 3 bin kişiyi işe alıyor…

Visible Technologies şirketi, Sosyal Medya üyelerini analiz eder. Üyelerin duygusal ve ruhsal tepkilerini izler. Duygusal tepkileri, öfkeleri, sevinçleri aynı olan insanları gruplayarak sanal askerler oluşturur… Sanal askerler reel eylemlerinde kendi iradesi ile hareket ettiğini düşünür. ABD ilk sanal orduyu hava kuvvetlerinde kurarak 10 adet sahte kimlikli sanal askeri işe başlatır. CIA, bu çalışmaları Amerika’nın güvenliği için yapar. Dünyanın herhangi bir ülkesinde ABD için tehdit olabilecek potansiyel insanları, sosyal medyadaki ayak izlerini takip ederek fişler… David H. Petraeus’a göre CIA, günlük 12 farklı dildeki 5 milyon internet mesajını analiz edebiliyormuş…

Netpano.com :Gezi Parkı olaylarında ortaya çıkan 12-20 yaş grubu içerisindeki çocuklar, gençler Sosyal Medya’da nasıl örgütlendi? Normalde yan yana gelmeyecek farklı gruplar Gezi Parkı’nda bir araya geldi.

Gezi Parkı olaylarında ortaya çıkan ilk genç kitle, son 10 yılın ürünüdür. AKP döneminin gençliğidir. Bu gençler, Harry Porter, Yüzüklerin Efendisi gibi filmler ile özel kurgulanmış Play Station oyunları ile yetiştiler. Sosyal Medya kültürüne aitler. Kendilerini bir Play Station oyunun kahramanı sanıyorlar. Parka sonradan parka gelenler ile ilk gelenler arasında fark var. Sonradan parka gelenler, değişik nedenlerle hükümetin uygulamalarına öfkeli vatandaşlar, punduna getirip hükümeti yıkmak isteyenler, marjinal sol gruplar ve fırsatçılar dı.

Sosyal Medya’da kitle hareketlerini yönlendirmede kullanılan taktikler normal hayatta kullanılan taktiklerden daha başkadır. Sosyal Medya’da bireyi bir göreve hazır hale getirmek için “Uyarma” “Yönlendirme” “Şartlandırma” ve “Kışkırtma” ve “Sanal Hipnoz” aşamaları var. Gezi Parkı olaylarında hedefe Başkana Recep Tayyip Erdoğan kondu. Bu gençlerin normalde siyasetle işi olmaz. Ailesi, okulu, arkadaşları vs vardır. Başbakanla hiç işi olmaz… Ama parkta gençler “Tayyip İstifa” diye bağırıyorlardı. Türkiye’nin dünyadaki siyasal ve ekonomik konumundan habersiz bu gençler kendilerine verilen görev çerçevesinde “Tayyip İstifa” diye bağırdılar…

Netpano.com :Gezi Parkı öncesinde devletin Polisi, MİT’i kısacası İstihbarat Teşkilatları bu süreci görmedi mi?

Sosyal Medya’da eylem yapan gençler yeni dünyanın bireyleri. Devleti yönetenler ise eski dünyanın yöneticileri. Yani devlet bu süreci okuyamadı, algılayamadı. Başbakan’ın yakın çevresindeki danışmanları, reklamcıları bu süreci göremedi ve hala da gördüklerini sanmıyorum. Olayların arkasında yabancı güçler var, Türkiye’nin yükselişini durdurmak istiyorlar vs açıklamaları yapıyorlar. Bunlar doğru tespitler ama bu sürecin nasıl işlediğinin farkında değiller. Başbakan Sosyal Medyayı benim gözlerimle görse Gezi Parkı eylemleri daha farklı gelişebilirdi. Türkiye bu kadar zarar görmeyebilirdi. Olaylar bir kurgunun ürünü ama bu kurguyu yapanlar, Polisin ve Hükümetin bu süreci anlamadığı için önceden nasıl tepki vereceklerini de biliyorlardı. Başbakan “Üç beş çapulcu” dedi.. Sonra da “Arkamda %50 var” dedi.. Başbakanın arkamda %50 var demesi, sosyal medya gençliğine hitap etmez, normal siyasi rakiplerine hitap eder. Yani Başbakan gençliğin dilini yakalasa bu kadar ağır hasar oluşmazdı.

Netpano.com :Sosyal Medya dünyasını kimler niçin kurguluyor?

Normal yaşadığımız dünyanın söz sahibi, finans sahibi ailelerinin eskiden beri zaten “Tek Dünya Devleti” hayali vardı. Her fırsatta bunu seslendiriyorlardı. Tek Dünya Devletini isteyenler bu hayallerine sosyal medya ile kavuşmak istiyorlar. Tek Dünya Devleti ve altında özerk cumhuriyetler olacak. Bu özerk Cumhuriyetler ise Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformları olacak. Tek dünya devleti için bireylerin hızlıca sosyal medya kayıtlarının yapılması gerek. Gezi Parkı olayları sonrasında Türkiye’de tek dünya vatandaşlığına katılım süreci hızlanmıştır. Herkes kendine bir Twitter veya Facebook hesabı açarak karşıt görüşte olanlara cevap verme telaşında. Zaten sistem bunu istiyor…

Amerikan devletinin yönetiminin belirlenmesinde çok etkili olan CFR-Dış İlişkiler Konseyi onursal başkanı David Rockefeller “Dünyada 200 civarında olan devlet sayısı yakın gelecekte 1000’e çıkacaktır. Dünyada ulus devletlerin modası geçmiştir.. Gelecekte devletler, finans sektörü tarafından idare edildiğinde dünyaya barış ve huzur gelecektir…” diyor. Rockefeller yaptığı bir konuşmada da “Tek dünya devleti”nin kurulması gerektiğini söylüyor..

Netpano.com :Sırbistan’da faaliyet gösteren CANVAS ve OTPOR gibi kuruluşlar ne iş yapar?

CANVAS, Sırbistan’da faaliyet gösteren “Şiddet İçermeyen Direniş ve Strateji Merkezi”… Tamamen sosyal medyadaki kitle hareketlerini yönlendirmek için kurulmuştur. 50 farklı ülkede faaliyet gösteriyor. Sivil toplum çerçevesi içinde finansörlerinin çıkarları için “aktivist” yerleştiriyor!… Otpor, Sırpça-Hırvatçada “direniş” anlamına geliyor… Ve aynı amaca hizmet eder…

Demokrasilerde TV ve Gazeteler ile yönlendirilen kitleler, Tek dünya devletinin doğrudan Demokrasisi’nde sosyal medyadan organize ediliyor. Sosyal medyada bireyler eğitiliyor. Canvas ve Otpor bilinen merkezlerdir. Mısır’daki öğrenci liderleri, Ukrayna ve Gürcistan’daki turuncu devrim sırasındaki liderlerin burada eğitimden geçirildiği bilgisi var. Ama Sosyal Medya’daki kitle hareketlerini yönlendirmek için bireyin bir merkeze gitmesine gerek yok. Oturduğu masasında eğitimi fark etmeden alır…

Amerika’da yapılan ilk Occupy Wall Street eylerimleri de sosyal medyada organize edilmişti. 2011 yılından beri Türkiye’de sosyal medya adım adım eğitildi… Türkiye’de Gene Sharp’ın yazdığı “Diktatörlükten Demokrasiye” isimli kitabındaki “Sivil Direniş Metodları” kullanıldı. Yere yazı yazma, duran adam eylemi, soyunma eylemi vs gibi eylemler Gene Sharp’ın metodlarındandır..Yine Brezilya’da başlayan eylemler de Gezi Parkı eylemleri ile paralellik göstermektedir. Bundan sonra Endonezya, Hindistan, Pakistan, İran, Nijerya, Kolombiya gibi gelişmekte olan ülkelerde bu eylemleri görmemiz olasıdır…

Netpano.com :Sosyal Medya’ya bireyin kaydolması ne anlama geliyor?

İçinde yaşadığımız Bilgi Çağı’nda topluma da “Bilgi Toplumu” adı veriliyor. Bilgi Toplumu aslında tek dünya devletini vatandaşlarıdır. Özgürlüklerini kaybetmiş bireylerdir. Ama kimse bunun farkında değil. Bilgi toplumunda bireylere verilen “özgürlük” “demokrasi” “hak arama” gibi kavramlar içi boş sahte kavramladır. Bireyler bilgi toplumuna katılmakla tüm mahremiyetlerini kaybediyorlar.

Örneğin cep telefonlarımızla nerede olduğumuz anlık olarak tespit edilebiliyor. Kredi kartları ile nereden ne satın aldığımız fişleniyor… Şimdi çipli pasaportlar var, çipli nüfus cüzdanları geliyor.Tepemizde uydular var. Attığımız her adım izleniyor, internette ayak izlerimiz mevcut. Tüm yazışma ve konuşmalarımız kayıtlı. Hal böyle iken özgürlükten, demokrasiden vs bahsetmek anlamsızdır. Bilgi toplumu korumasız bir “sürü” toplumudur. Yani birileri bizim nerde, ne zaman, ne yaptığımızı biliyorsa, bizi yönlendirecek güce de sahiptir… Herhangi bir devletin interneti kesmesi de işe yaramaz.. Çünkü tek dünya devleti kurmak isteyenler ülkelere bedava internet verme altyapısına sahipler. Google geçen hafta Google Loon projesini devreye koydu. Bu proje ile radyo anteni olan herkes ülkelerden bağımsız internet kullanabilecek.

Türkiye’de Ergenekon davalarında sanıkların tüm telefon ve internet konuşmaları basına sızdırıldı. Seçim sürecinde MHP’li vekillerin özel hayatları video görüntüleri yayınlandı. Toplum olarak bunlara gerekli tepkiyi veremedik. Buradan anlayacağımız, kimse güvende değil… Bu telefon ve internet konuşmalarını basına kim verdi? Doğal olarak ya Emniyet İstihbaratı ya da MİT vermiştir diye düşünüyoruz. Ama bilmemiz gereken üçüncü bir taraf daha var. O da tek dünya devletçileri bu bilgilere zaten hakimler… Yani istedikleri her an toplumda fitne çıkartma gücüne sahipler…

Netpano.com :Çocuklara bilgisayar almak tehlikeli mi?

Çocuklara bilgisayar alıyoruz ama düşünüyor muyuz hiç bu bilgisayarda çocuklar ne yapacak. Kütüphane kurmak normalde faydalı bir iştir. Siz çocuklar için bir kütüphane kuruyorsunuz ama benim okutacak kitabım yok siz şimdilik Amerikan, İngiliz kültürüne ait kitaplarla idare edin diyorsunuz. Sonra da bu gençlik niçin meydanlarda diyorsunuz!

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan 06.02.2012 tarihinde, ”Fatih Projesi”nin okullarda uygulamaya geçmesi nedeniyle düzenlenen törene şöyle konuşuyor “Bugün burada milli eğitim adına gerçekten tarihi bir anı yaşıyoruz. Fatih Projesi ile eğitim ve öğretimin metodunu ve çehresini köklü bir şekilde değiştiriyor, modernleştiriyor, yaşadığımız çağın gereklerini ve imkanlarını artık sınıflara taşıyoruz”… Fatih projesi ile 42 bin okulda, 570 bin sınıfta yüksek hızlı internet ile eğitim yapılacak. Bu proje ile sosyal medyaya entegre edilen gençler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından önce “Tek Dünya Devleti” vatandaşlığını benimseyeceklerdir… Fatih projesi şüphesiz modern eğitim açısından önemli ama Milli tarafı biraz eksiktir… Hükümet 10 yıllık döneminde istese yerli çizgi film, bilgisayar oyunları ve internet oyunları endüstrisi kurabilirdi. Teşvik ve hibeler verebilirdi… Yapmadı.. Sonuçta eksikliğini de Gezi Parkı olaylarında gördük…

Netpano.com :Yani son 10 yıllık dönemde AKP hükümetinin gençlerle yönelik eğitim politikasının yetersiz olduğunu mu söylüyorsunuz? Fatih Projesi ile öğrencilere bilgisayar vermek, akıllı tahtalarda eğitim vermek teknolojiyi kullanmaktır sadece. Bu çocuklar bilgisayarla, internetle ne yapar? Ne seyreder, ne okur? Eğitim bir ülke için stratejik bir alandır. Çocukların ruh dünyası ve hayal dünyası okulda ve ailede aldığı eğitimlerle şekillenir. Bir millilikten söz edeceksek çocukların terbiye, görgü ve bilgileri milli değerlerimizle şekillenmesi gerekir. Çocuklar bilgiyi ve görgüyü artık bilgisayar ve Internet aracılığı ile ediniyor. Aileler bu konuda çocuklarına sahip çıkmakta yetersiz kalıyor…Hükümet ise bu alanda yeterince proje geliştirmedi…

Türkiye’nin milli film, sinema, bilgisayar oyunları, çizgi filmleri, mobil oyunlar endüstrisi yok. Bir gök delen dikme fiyatına Afro-Avrasya’nın tüm çocuklarına hitap edecek film ve oyun endüstrisi kurmak mümkün. Afro-Avrasya coğrafyasına hitap etmek sözle ve sadece ticaretle olmaz. Bugün yaklaşık 100 ülkede Türk dizi filmleri oynuyor. Bu dizilerde oynayan önemli oyuncular Gezi Parkı eylemlerinde idi… Bu oyuncular dış dünyada Türkiye’nin kahraman figürleri idi…

Netpano.com :Devlet, Sosyal Medya ve Bilgi Toplumu sürecinde ne yapmalı?

Hükümetin son 10 yıllık ekonomi ve sivilleşme politikası toplumda oya dönüşerek karşılığını buldu. Ama ekonomi politikalarının, zenginleri daha çok zengin yapmanın, yeni orta sınıf zenginler oluşturmanın yetmediği görülüyor. Türkiye kendi değerlerine hitap eden sosyal medya içerikleri oluşturmadan, çocuklar için çizgi film, bilgisayar oyunları geliştirmeden internetleşme, bilgi toplumu sürecine girerse tek dünya devletçilerine “sanal asker” yetiştirmekten başka bir şey yapmamış olur.

Türkiye’nin en büyük stüdyosu TEM stüdyosudur. İçindeki malzeme değeri 15-20 milyon dolar arasındadır. Bu stüdyoda üretilen “Muhteşem Yüzyıl” dizinsin Türkiye ve çevre ülkelerde oluşturduğu algılar dünyasını düşünelim… Hükümet milyar dolarlık altyapı üst yapı projeleri ile uğraşırken az bir bütçe ile de olsa bu alan özel proje geliştirmelidir…

Netpano.com :Gezi Parkı Olaylarında sadece sanal şartlandırma sonucu sokağa inenler yoktu.

Gezi parkına sonradan müdahil olan kitleler durumdan vazife çıkartıp hükümeti düşürmek isteyenlerdi. Yani iç politikanın tarafları idi. Bu tarafların sahaya inmesi aslında hükümeti kurtardı. Polise Molotof atılması, legal illegal sol örgütlerin sahaya inip bayraklarını flamalarını açmaları vatandaşın gözünde olayı başka bir boyuta taşıdı.

Sosyal Medya’daki bir amaca yönelik kitle hareketleri eylemleri bir kurgu ama sosyal medyadaki bireyler bunu fark etmez. Çünkü bireyler kendi düşünceleri olduğunu düşünürler. Bunu şöyle bir örnekle açıklamak istersem, güvenli olduğunu söyleyen bir banka var. Dünyaya çağrı yapıyor bana yatırım yapın diyor..: Bu bankanın uygulamalarından rahatsız olan birbirinden habersiz 10 farklı grup bu bankayı soymak istiyor… Bu bankanın güvensiz olduğunu dünyaya ilan etmek isteyen bir de profesyonel bir grup var. Profesyonel grup gelip bankayı soyuyor ve kapıyı açık bırakıp gidiyor. Açık kapıyı gören birbirinden bağımsız 10 farklı grupta bankaya dalıyor… Gezi parkında yakalananlar bu yerlilerdir. Bankayı soyan grup gitti… Biz ise soyguna neden olanları değil soygunda yakalananları konuşuyoruz…

Gezi parkı olayları nedeniyle meydanlara halkın inmesi sadece bu kurgu ile açıklanmaz. Bu kurgu süreci başlattı. Sonra ise hükümetten rahatsız olanlar, Başbakanla hesaplaşmak isteyenler meydanlara indi… Sonuçta ciddi bir enerji boşalması oldu. Suriye politikası nedeniyle, İran ve Suriye üzerinden gelen “mezhepçi” dalga meydanlarda belirleyici oldu. Toplumun öfkesi yönlendirildi…

Netpano.com :Gezi Parkı Eylemlerinin amacı ne idi?

Bu eylemlerin amacı, tek dünya devletçilerinin sosyal medyanın “özgürlükçü” ve “demokrasi” peşine düşüp hak arayan bireyleri kullanarak Türkiye’nin soyulması denemesi idi. Başarılı da oldu.

Ayrıca, Mısır’da Arap Dışişleri Bakanları Toplantısında, Mali ve Gabon’da ve Birleşmiş Milletler’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmalar da etkili oldu. Başbakan yaptığı konuşmalar ile düzene çomak soktu. Afrikalılara “Sizi sömürdüler” dedi.. Afrikalıları sömürenlerle, sosyal medyayı kurgulayanlar aynı çevrelerdir. Fransızların ünlü asker Devlet adamı De Gaulle finansçıların sistemine çomak soktu 1968 hareketleri kurgulandı ve istifa etildi.. ABD Başkanı John F.Kennedy de sisteme çomak soktu öldürüldü…

Papa 16. “Yaşanan ekonomik krizin kapitalist sistemin zayıfların yanında olmadığının açık göstergesi”, “Yeni bir ekonomik model üzerinde çalışılmalı”, “Yüksek kar, sınırsız tüketimin ve sonuçları düşünülmeksizin rekabeti salık veren kapitalist sistemin toplumun en temel ihtiyaçlarına cevap verme konusunda yetersiz kaldı”,”Bu gelişmeler sosyal patlamalara da neden oluyor”… dedi ve sonrasında istifa ettirildi…

Gezi olaylarında çok neden arayabiliriz. Ama ana neden, Türkiye’ye net bir mesaj verildi “Finans sitemi bizim.. Sende bu düzen içindesin. Diyetini daima ödeyeceksin, yoksa biz almasını biliriz” dendi… Ana neden Türkiye’nin tefeciler tarafından soyulması. Bu amaca ulaşmak için toplumdaki öfke ve kırgınlıklar, kızgınlıklar organize edildi…

Gezi olayları sonrası dolar yükseldi, 8 milyar dolarında sıcak para çıktı, borsa ise 100 milyarın üzerinde eridi… Turizm ve ticaret gelirlerinden kayıplar var. Toplasan 120 milyar TL yapar. Bunlar telefi edilebilir rakamlar. Ama çok iyi bir yönetim stratejisi belirlenmez ise telafi edilemeyecek ekonomik kayıplar söz konusu. Bu kayıplar bireysel sermaye hareketlerinin Türkiye’ye yönelmesinin durmasıdır. Türkiye’nin geçen yılki ihracatı 153 Milyar dolar civarında. İthalatı ise 240 milyar dolar civarında. Yani bir dış ticaret yaptıkça zarar ediyoruz. İhracatımızda sattığımız ürünler ucuz ürünler. İleri teknoloji ürünlerinin ihracatı için ise yeterli yatırım yok…İhracat dışı döviz gelirlerine ihtiyacımız var…

Türkiye “güvenli liman” olma algısı ile yabancıya 5 milyon konut satma potansiyeli var. Bu da en azından 750 Milyar dolar demektir.. Konut alan kişilerin sağlık tedavisi, çocuğunu okutması, ticaret yapması, birikimlerini Türkiye’de değerlendirmesi sonuçta gayrimenkul ile birlikte bir trilyon doların üzerinde bir değer oluşturuyor. 20.yy boyunca Londra, Paris, New York gibi önemli şehirler, finans, gayrimenkul, eğitim, tedavi, turizm gelirleri ile ayakta. Afro-Avrasya Coğrafyasının zenginleri gözünü İstanbul’a dikmişti… Aslında gençler Gezi Parkı’nda “Tayyip İstifa” diye zıpladıkça dünya televizyonları, dünyanın tanınmış film yıldızları hep bir ağızdan sözde Türkiye’ye sahip çıkma adına “Türkiye güvenilmez” bire ülke diye bağırdılar… Sonuçta yatırımcılara görüyorsunuz Türkiye’nin halini, gitmeyin kaybedersiniz dediler…

Netpano.com :Gezi Parkı Eylemlerinde sıkça polis teşkilatı eleştirildi. Polisin ilk gün gaz sıkması, orantısız güç kullanması ve Zabıta’nın çadırları yakması olaylarda nasıl etki etti?

Gezi Parkı eylemlerini planlayanlar zaten polis ve zabıta teşkilatının sosyal medya hareketlerinin farkında olmadığını biliyorlardı. Polis gaz sıkma ile zabıta çadır yakma ile olayları alevlendirdi… Emniyet teşkilatının sosyal medya sosyolojisi ve bireyin psikolojisi üzerine eğitilmesi gerekir. Normal hayatta polis gaz ile bu işi hallediyordu. Ama sosyal medyada gaz sıktıkça kalabalık dağılmaz artar…

Netpano.com :Gezi Parkı Olayları bu kadar hızlı dünya gündemine nasıl taşındı?

Sosyal Medya’nın iletişim hızı ışık hızı gibidir. Sosyal Medyanın kurgulayıcılar tarafından oluşturulan sanal idolleri, kahramanları var. Örneğin Justin Bieber 19 yaşında Amerikalı bir şarkıcı. Twitter takipçisi 43.500 bin, Facebook takipçisi 100 milyona yakın. Lady Gaga’nın Twitter kullanıcısı 38.500 bin kişi. Dünyada hiçbir liderin, hiçbir şeyhin bu kadar takipçisi yoktur. Justin Bieber Gezi Parkı eylemleri ile bir Tweet atsa bu saniyeler bazında bir milyar kişiye ulaşır… Justin Bieber, Sosyal Medya’yı kurgulayanlar tarafından piyasaya sürülmüş yeni nesil bir üründür…

Bruce Wills ve Madonna Gezi Parkı eylemlerinin ilk gününde “Türkiye’de sokaklarda insanlar ölüyor” diye duyuru yaptılar… Sosyal Medya’nın sanal kahramanları ile yurtdışı duyuru işi gerçekleştirildi. Sonra’dan BBC ve CNN International devreye girdi… Dünyada bir milyardan fazla insan bir gün içerisinde Gezi Parkı’nı konuşmaya başlayınca doğal olarak yabancı medyada devreye girdi. Bu olayı haber arzı ve talebi olarak değerlendirmek gerekir…

Sosyal Medya sosyolojisi, sosyal medyanın yerlileri (12-19) yaş arası gençlik, sosyal medya psikolojisi, sosyal medyanın teknolojik altyapısı anlaşılmadan ülkeler asayişi sağlamakta zorlanacaklardır…

Teşekkürler