Sinemada Renklerin Dili ve Anlattıkları

0

Sinema en etkili kitle iletişim araçlarından birisidir. Hem görsel hem işitsel olarak seyirciyi etkisi altına alır. İlk hazırlanan filmler Charlie Chaplin ile tanıdığımız sessiz filmlerdi. Aynı zamanda bu filmler siyah beyaz olarak yapılıyordu. Fakat zamanla sinema sektörüne önce ses sonra da renk eklendi. Başta bu durum eleştirilse de  –çünkü ses ve rengin kompozisyon kurmada zayıflığa yol açtığı düşünülüyordu- zamanla hem sesin hem de rengin duygu, düşünce ve fikirleri ifade etmede daha etkili olduğu anlaşıldı. Biz de bugün filmlerde ki renkler ve kullanımı üzerine konuşacağız.

Renkler ile ilgili birçok araştırma yapılmış ve yapılmaya da devam ediyor. Renklerin insanlar üzerinde psikolojik etkisi olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bu etkinin önemi arttıkça renkler, medya alanında da etkin kullanılmaya başlandı. Özellikle sinema sektöründe gerek anlatılan hikayenin etkisini artırmak gerekse insanların duygularını yönlendirmek için renkler özenle seçilmektedir. Öncelikle uyum çok önemlidir. Çünkü aynı büyüklükteki iki zıt renk gözü rahatsız eder. Çünkü bu durum gözün ayırt edebilme yeteneğini ortadan kaldırır. Bu nedenle renklerden biri aktif diğeri pasifken arada bunu yumuşatacak bir ara renge ihtiyaç vardır. Ayrıca bu geçiş tonlama ile de yapılabilir. Böylece yumuşak bir geçiş sağlanmış olur. Bir başka durum da sıcak ve soğuk renk ayrımıdır. Mavi soğuk renk kırmızı sıcak renk olarak adlandırılır. Maviye gittikçe soğuk renkler kırmızıya gittikçe sıcak renkler elde edilir. Sıcak renkler insanlara daha çok aktif, canlı, neşeli duygular hissettirirken soğuk renkler daha çok sakinlik, huzur gibi duygular verir. Ancak bu durum her zaman böyle olmayabilir. Sinemacılar renklere kendilerine göre anlamlar da yükleyebilir veya renkler insanların geçmişleri ve tecrübelerine göre farklı anlamlar kazanabilir.

Şimdi izlediğimiz filmleri şöyle bir gözümüzün önüne getirelim. Aşk, sevgi, canlılık ve mutluluk gibi dinamik ve olumlu duygular içeren filmlerde kırmızı renk ağırlıklıdır. Çünkü kırmızı insanı harekete geçiren, canlandıran bir etkiye sahiptir. Ama aynı zamanda kan rengi olduğu için, ölüm ve savaşı içeren korku filmlerinde de sıkça kullanılır.

Yine heyecan ve duyguların rengi olan turuncuyu düşündüğümüzde enerji, cesaret, coşku hissettiren filmlerde oldukça fazla görmekteyiz. Turuncunun bu olumlu etkisinin yanında olumsuz etkileri de mevcuttur. Mesela depresif ve kızgın olduğumuzda sinir kat sayımızı daha da artırır. Koyu tonu asabiyet verirken şeftali tonu sakinlik verir. Buna göre de komedi filmlerinde ve gerilim filmlerinde sıkça kullanılır.

Bilgeliği, iyimserliği, sevgi ve merhameti ifade eden ve dikkat çekmede kullanılan renk olan sarı da yine bu olumlu duyguları yansıtmak için kullanılırken, aşırısı insanı rahatsız ettiği için ve sinir sistemini uyardığı için gerilim filmlerinde de yer verilmektedir.

Doğanın rengi olan yeşil ise iyileştirici bir etkiye sahiptir. Huzur verir ve ruhu sakinleştirir. Ancak yine koyu tonları iç karartıcı ve güçsüzlüğü hissettirdiği için filmlerde tonlarına göre kullanılır.

Mavi de yeşile benzer. Sakinlik, sükunet verir ve üretkenliği artırır. Sağlık programlarında yer verilir. Ayrıca bedenin hararetini en düşük seviyeye indirgediği için de algıyı artırır ve iletişimde rolü çok büyüktür.

 

 

Mor renk ise mistik duyguların bir yansıması kabul edilir ve asalet, soyluluk, zenginlik, kibir, hüzün ve içe dönüklülük gibi duygular yansıtır. Tarihsel olarak kraliyet ailesini ve ihtişamını simgeler. Sakinleştirici etkisi olduğundan sabah kuşağı programlarında da yer verilir. Koyu mor ise depresyona sebep olur ve nefret hissini açığa çıkardığı için stres anlarında bireyler daha da fazla etkilenir.

Doğurganlık, yeryüzü ve verimlilik aşılayan renk olan kahverengi, kırmızı ve siyahın karışımı olduğundan iki renginde etkilerini de yansıtır. Pozitif olarak otorite ve güven duygusu aşılarken negatif yönde güvensizlik hissettirebilir. Yeryüzünün rengi olduğu için hareketlilik kazandırır ve hareketli sahnelerde mutlaka bu renge yer verilir. Yalın durduğu için genelde beyaz, kırmızı ve turuncu ile birlikte kullanılır.

Saflık, temizlik, masumiyet anlamı barındıran beyaz ise genelde ölüm ve matem rengi olarak kabul edilir. Tarafsızlığı simgeler. Huzur vericidir, istikrar ve düzeni niteler. Ayrıca seti büyük gösterir ve griye dönük tonu inancın ve kutsallığın sembolüdür.

Gri ise genelde olumsuz duyguları yansıttığı için depresyon, düşük enerjili sahneler ve sıkıntılı durumlarda sıkça karşımıza çıkar. Ayrıca teknoloji ve bilimin rengi kabul edildiğinden gümüş tonu bilim kurgu filmlerinde kullanılır.

Neşe, şirinlik ve aşk barındıran bir diğer renk ise pembedir. Rahat hissettirir, mutluluk verir. Özellikle sabah kuşağı programlarında kullanılır. Ayrıca gençliğe ve sağlığa vurgu yapmak amacıyla da kullanılır.

Renkler gerek hikayeyi daha iyi anlatmak için gerekse filmde ki karakterleri daha iyi yansıtmak için kullanılabilir. Örneğin “Kill Bill” filmini izleyenler, başkarakter Uma Thurman’ın sarı renk bir kıyafet giydiğini bilir. Aynı şekilde afişi de sarı renk kullanılarak tasarlanmıştır. Burada amaç dikkat çekmektir. Ayrıca başrolde ki kahramanın çılgın ve deli  bir role bürüneceğini tahmin edebiliriz ki filmde de bunu bariz görürüz.

 

 

Siyah beyaz çekilmiş olan Steven Spielberg’ in “Schindlerin Listesi” adlı filminde de üç saat sürmesine rağmen sadece bir kez farklı bir renk görüyoruz. Kırmızı kıyafetli bir kız çocuğu. Burada amaç gerçekliğe vurgudur.

 

 

 

 

 

 

Filmde duygu dönüşümleri de renklerle ifade edilebilmektedir. Bunun bir örneğini “Oz Büyücüsü” ’nde görüyoruz. Dorothy’ nin yaşadığı gerçek dünya soluk renkle belirtilirken, girdiği hayaller dünyası rengarenk sembolize edilmiştir. Bir başka film de “Eternal Sunshine of Spotless Mind”. Bu filmde kadın karakter, ilişkisi boyunca mutlu ve hayat doluyken umutsuzluğa dönüşü saç rengindeki değişim ile vurgulanmıştır.

 

 

Ayrıca filmde ki karakterlerinde duyguları renklerle ifade edilmektedir. Örneğin Shayamalan’ ın filmi “Altıncı His” de bazı belirli nesneler kırmızı renklidir. Ve bu nesnelerin hepsinin ortak özelliği vardır. Filmin sonunda bunu kavradığımızda nesnelerin bir ipucu olduğunu anlarız. Yine “Amelie” filminde başrolün uçarı hareketlerini, zıt iki renk olan kırmızı ve yeşilin bir arada kullanılması ifade etmektedir.

 

 

Genel olarak filmleri sınıflandırırsak; western filmlerinde tozlu toprak yollar ve kovboyların kahverengi tonlarında olduğunu, korku-gerilim filmlerinde siyah-beyaz tonları ve grinin ağırlıklı kullanıldığını ve siyah ile kırmızının ve koyu turuncunun baskın olduğunu görebiliriz. Örneğin Stanley Kubrick’in “Cinnet” filminde koyu turuncuya ağırlık verilmiştir. Gangster (mafya) filmlerinde de güç ve otoritenin, gizemin sembolü olan siyah renk kullanılmaktadır. Filmde lider rolünde olanlar her zaman siyah giyinirler. Mesela “Godfather” filminde başrolde ki karakter hep siyah giyer. Ayrıca filmde gizem, kaos oluşturmak için siyah renk ağırlıklıdır. Bilim-kurgu filmlerinde de uzay rengi olarak düşünüldüğünden gri tonları kullanılır. Komedi filmlerinde belli bir renk söylenemese de sıcak renkler ağırlıklı olur. Ancak hiciv amacı taşıyan filmlerde koyu renklerde görülmektedir. Dram filmlerinde ise aşkı, acıyı ve dramı yansıtan beyaz, pembe ve kırmızı tonlarını görürüz.  Macera filmlerinde de bir renk sınırlaması olmamakla birlikte renklerin yanında görsel efektler ve seste çok büyük öneme sahiptir.

 

 

 

İfade edilmek istenen bir söylemde renkler aracılığı ile seyirciye aktarılabilir. Örneğin, Kiewslovski’nin üçlemesi “Mavi-Beyaz-Kırmızı” filmlerinde bu üç renk Fransa bayrağından seçilmiştir. Özgürlük, eşitlik ve kardeşliği temsil eder.

Görüldüğü gibi renkler sinemada çok büyük bir öneme sahip. Belli bir olguyu, düşünceyi ya da söylemi ifade etmek için hikayenin kurgusu kadar renklerde özenle seçilmelidir. Yönetmen filmi çekerken renklerin insanlar üzerindeki anlamlarını bilmeli ve buna göre hareket etmelidir. Biz de bundan sonra izleyeceğimiz filmde renkleri göz önünde bulundurursak çok daha derin anlamlar çıkaracağımıza eminim. Filmlere bir de bu gözle bakalım.