Siyahilerin Hayatı Önemlidir.

0

George Flyod’ın boğazına dayanan, ABD polisinin ayağının altında kalan hayatı  “nefes alamıyorum” sözleriyle bitti. Aslında   “sistemin” sorgulanması başlatan bir bitişti bu. 19yyda bugüne kadar varlığını bilen ama kimsenin itiraf edemediği Batının sömürgeci düzenin sonucu “ırkçılık” Floyd’la yeniden dünya gündemine girdi.

ABD de başlayıp, Avrupa’ya yayılan ırkçılık karıştı gösterilerde dedelerinin yaptıklarını şimdi torunları lanetliyor. Dün Heykeli dikilen bu düşüncelerin adamları bugün yerlerde sürükleniyor. Boğazlarına ipler geçirilen kafaların düşünceleri nehirlerin sularına atıp kurtulmak isteyen bir yeni batıyı bugün görüyoruz.

Aynayla Karşı Karşıya Kalmak

Aslında 21.yy girdiğimiz şu tarihlerde 19.yy günahlarını sırtında taşıyan batı, bu yüklerinden kurtulmak istiyor.Gösterilerde atılan sloganlar, acımasızca sömürülen Afro-Amerikalıların hayatlarının değersiz bir meta olmadığının haykırıyor.Gösterilerde  “Hayatlar önemlidir” söylemi bazı beyaz ABD li ve Avrupalı yöneticilerin gerçeği görmesini sağladı. Âmâ garip olan Trump, Boris Johnson ,Macron, Merkel gibi sistemi yöneten siyasi iradeler bu haykırışları görmemeye özen gösterdiler. Hala Churchill’in heykelini koruma altına alan siyasi kafa “sisteminin sorgulanmasını düzeninin yıkılacağı” korkusunu beyinlerinden çıkaramamış. Bu düşünceden hareket eden Trump şahsında hayat bulanan beyaz adam ise daha fazla radikalleşmeyi daha fazla sertleşmeyi tercih etti.

Sıkışan Gaz Çıkış Yolunu Bulur.

Doğaçlama gelişen sokak hareketleri kitlelerin asırlardır içerisinde biriken stresin patlamalarıdır. Bu patlamaları polis coplarıyla bastırmaya çalışırsanız sadece biriken gazı daha fazla sıkıştırırsınız. Sonrasında daha fazla yıkıcıdır.

Bu süreçte “ötekileştirici dil” yerine “kucaklayacağı dil”kullanmanız gerekir. Âmâ bunu yapabilmeniz içinde “ben” demekten vazgeçmeniz lazımdır. ABD nin egonun zirvesinde olan Trump ’la böyle bir çözüm bulması zor görünüyor. “Siyahilerin Hayat önemlidir” diye haykıran topluluğun derdini anlamadığınız sürece kısa ve uzun vaade daha fazla yıkıma kendinizi hazırlamalısınız.

ABD Devlet Paradigmasının Ruhu“Polis Devleti..”-3-

Sosyal Olaylar Silahlarla Bastırılamaz.

Sosyal hadiselerine karşısında halkın üstüne asker, polise gönderirseniz bu yöneteninin çaresizliğinin ifadesidir. Silah çatışma kültürünü doğurur. Yok, eğer “ben bu çatışma kültüründe besleniyorum” derseniz ilk etapta kazanırsınız ama sonra kaybederseniz. Ki bu davranış modeli günlük ve çıkarı için yaşayan politikacı anlayışıdır. Onun yerine öteki dili terk eden sorunu gören, insani çözüm üreten “devlet adamı” davranışı bu tip sosyal patlamaları hakkaniyetle sonuçlandırır.

“Adalet Yoksa Huzur Da Yok “

Diyen bir anlayışın derdi basittir. En temel insani yaşam hakkının görülmesini, korunmasını ve adaletli davranılmasını beklemektedir. George Floyd’u öldüren polisi adalet terazisi içine koyamazsanız,  kaosa hazırlıklı olmanız gerekir. Adalet mülkün temelidir. Buradaki mülkte devlettir. Adaletin olmadığı yerde devletten söz edilemediği gibi zaman toplumsal hayatta huzurda kaybolur. Toplumun yaşam ahengi adaletle hayatta kalır.  Klasik siyasetnamelerinde devlet adamının ilk görevi “adalet” olarak tarif edilir.  ABD en temel yaşam hakkını isteyen insanlara bu hakkı vermezseniz ve sisteminizin devam etmesi içinde Polis devletini meşrulaştırırsanız aslında sizin akıntıya karşı kürek çektiğiniz anlaşılır.  Gösterilerin satır aralarını göremiyorsunuz demektir. Görmemezlikten gelen sorunların umursamayınca  problemler çözülmüyor birikip birikip zamanı gelince patlıyor.

Patlamaları da gaz çıkışı olarak gören politik kafalar bu olayların kısa bir süre içinde durulup unutulacağına da ümit ediyorlar.  Trump örneği, Boris Johnson’un uygulamaları bunu teyit etmektedir. Âmâ korona sonrası başlayana mali çöküşler, işini kaybeden beyazların göstericilere katılmasıyla olayın boyutu başka bir  segmente kaydı. 21.yy a giremeyen politik kafanın 20.yy ile birlikte tarihe gömüleceğini ABD ve Avrupa’daki gösteriler ortaya koymaktadır.

Yeni Bir Dip Dalga Geliyor.

Bu dalgada temel hak ve özgürlükler, adalet, çevre bilinciyle dünyayı bir bütüncül düşünen bir neslin ayak seslerini duyuyoruz. Bu tepkileri 20.yy ın politikacı kafasıyla anlayamazsanız zaten onlara da 21.yy da yer yoktur. Bu düşünceleri anlayan devlet adamları ilerleyen yıllarda ortaya çıkacaktır. Dünya yeni düzene ve yeni liderlere gebedir.

Yaşam en kutsal haktır.