Sosyal Medya ve Bilgi Teknolojilerinde Strateji

0

21.yy Bilgi yüz yılı. Bilgi Toplumu… Uzmanlar gözünün içi gülerek anlatıyor.. Özgürlükler çoğalacak.. Acaba öylemi? Bilgi çağı insanı özgürleştiriyor mu yoksa köleleştiriyor mu?

Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde Internet genelde teknik bir konu ve özgürlük olarak algılanmaktadır. Oysa Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformları ABD’nin “Açık İstihbarat” amacı ile denetlediği, kontrol ettiği asayiş projeleridir. Bu nedenle Rusya, veri tabanını Rusya’da tutmayan sosyal medya platformlarını kapatma kararı aldı.

Dünyanın Bilgi Teknolojileri alanındaki şirketleri, teknoloji üretirken aynı zamanda sosyal medya üzerinden halkları, kitleleri kontrol etmek için düzenekler de kurmaktadır. Bilgi toplumu adı altında amaç; ülkeleri , bireyleri kontrol ederek “algı operasyonları”na maruz bırakmaktır. Ülkemizde, sosyal medyaya müdahale, özgürlüğe müdahale gibi algılanmaktadır. Bu büyük bir yanılgıdır..
Türkiye’de Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) 2014 ikinci çeyrek rakamlarına göre 36.9 milyon internet abonesi var. Yani yaklaşık 37 milyon sanal Türkiyeli var. Peki sanal Türkiyeliler için sanal devlet kurumları var mı. Henüz yeterince yok. Amerika, Almanya, İsrail, Rusya gibi birçok ülkede sanal polis teşkilatları ve sanal ajanlar faaliyet göstermektedir. Edward Snowden, ABD’nin hem kendi vatandaşlarını hem de diğer ülke vatandaşlarını internet üzerinden dinlediğini söyledi ve ülkeden kaçtı. Oysa CIA’nı n Web sitesinde David H. Petraeus’a CIA, günlük 12 farklı dildeki 5 milyon internet mesajını analiz ediyor diye bilgi veriyor…
Türkiye’de de kısa sürede “Sanal Asayişi “sağlayacak kurumların kurulması gerekir. Sosyal Medya platformlarının kurgulanma amacını anlamayan vatandaşlarımız, sosyal medya üzerinden algı operasyonlarına maruz kalmaktadır.
Türkiye’nin bilgi toplumuna geçiş sürecinde devletin her kurumu yeniden yapılanıyor. Bilgi Teknolojileri ihalelerine normal ihale gibi bakmamak gerek. Bu ihalelerde “güvenlik” ve “milli” olması önemlidir. Altapı, Üstyapı, malzeme alımı vs gibi ihalelerin daima telafisi vardır ama bilgi teknolojileri alanında yapılacak yanlışlıkların telafisi yoktur.
Bunun en güzel örneğini devletin tepe noktasının dinlenmesinde görebiliriz. Ülkemizde, bilgi işlem departmanlarındaki elamanların Başbakanı, Cumhurbaşkanını ve bakanları dinlediğini gördük. Bu nedenle, bilgi işlem departmanında görev alacak elamanların da ülke güveliği açısından özel bir eğitime tabi tutulmalıdır.
Bilgi güvenliği bu çağın en önemli problemidir. Bu çağda kurumları yönetecek her yöneticinin bilgi teknolojileri alanında bilgi sahibi olması gerekir. Kurumu yönetmek kurum personelinden daha önce kurumun “bilgilerini” yönetmektir. Her yöneticinin sağ kolu “bilgi işlem departmanı yöneticisi” olduğu fark edilmelidir..
E-devlet uygulamalarında mutlaka “Millilik” aranmalıdır. Örneğin, Biyometrik Dijital Kimlik kartı uygulamasında ham kartın mutlaka milli olması gerekir. Cebimizde taşıyacağımız nüfus cüzdanlarının Yonga İşletim sisteminin yerli bir şirket veya kurum tarafından geliştirilmelidir. Eğer yabancı bir ülkenin geliştirdiği kartlar kullanılırsa, cebinde nüfus cüzdanı olan her vatandaş kolaylıkla uydu üstünden takip edilir olacaktır…
Bilgi Çağı’nın dili “yazılımdır”. Bugün tüm dünya ülkeleri bilgisayarlarını Microsoft ile açmaktadır. Rusya, Almanya, Çin gibi ülkeler kamu kurumlarında Microsoft yazılımlarını kullanmamaktadır. Her ülke kendi milli yazılımını geliştirme peşindedir.
Türkiye yerli bir işletim sistemi ve veri tabanı dili geliştirmesi için acilen harekete geçmelidir. Daha önce TÜBİTAK tarafından desteklenen Pardus kamu kurumlarında kullanılmalıdır. Türkiye kendi milli yazılımlarını öncelikle Afro-Avrasya coğrafyasına ihraç etmelidir. Osmanlı’dan ayrılan her ülke Türkiye merkezli bilgi teknolojilerini kullanmalıdır. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Afro-Avrasya ülkelerinde yeniden “ekonomik restorasyon”dan bahsetmişti. Bunun temeli Bilgi teknolojileri ile olur.
Bilgi Çağı’nda, Bilgi şirketleri ve film endüstrisi ile ülkelerin çocuklarının beyni formatlanıyor. Çocuklarımız oynadıkları Video oyunlarında öldürmeyi normal bir işmiş gibi algılıyor. Çocuklar sanal dünya ile gerçek dünya arasında kayboluyor. Sanal ve gerçek olanları ayırt edemiyor.
Bugün İŞİD terör örgütü sosyal medya üzerinde hazırladıkları videolar ile gençleri savaşmaya davet ediyor. Dünyanın birçok farklı ülkesinden katılımlar oluyor. Bu gençler bilgisayar oyunlarında adam öldüren sanal dünyanın gençleridir. Gerçek savaşı da bilgisayar oyunlarındaki gibi sanıyorlar.. Savaşa katılmayı bir oyun gibi algılıyorlar…

Sanalda öldürmekten tatmin olmayan gençler, gözünü kırpmadan savaşa katılıyorlar…
Sosyal Medya’daki oyunlar ve uygulamalar gençlere düşünmeyi unutturuyor. Gençleri anne babasının elinden alıyor. Anne baba çocuklarına kendi kültürünü ve değerlerini öğretemiyor. Birçok genç yabancı şarkıcıların peşine takılmış durumda. Sosyal Medya ve filmlerle dünya çocuklarının ruhuna format atanların amacı dinden, kültürlerden, ülkelerden bağımsız yönetebilecekleri birey yetiştirmektir. Kısacası yönetilebilir bir dünya hedefi…
Çocuklarımızı global finans şirketlerinin tekelinden kurtarmak için kendi sosyal medya platformlarımızın, bilgisayar oyunlarının ve çizgi filmlerinin yapılması gerekir. Geleceği gençlerimiz inşa edecek. Ama gençleri de bugünün büyükleri yetiştirir. Bu nedenle, derneğimiz nu konularda devlete ve topluma katkı yapacak projelerin yapılmasını teşvik edecektir.
Bilgi ve Teknoloji şirketleri daha çıkmayan ürünlerine alıcı bulmak için teknoloji bağımlısı gençler oluşturuyor. Twitter ve Facebook gibi şirketler gençlere ciddi iletisim imkanları sunsa da aslında amaç “tüketim toplumu” oluşturmaktır.
Bilgi Çağın’da yerli işletim sistemi, yerli veri tabanı dili ve kendi sosyal medya platformlarını geliştiremeyen ülkeler global bilgi şirketlerinin uydusu konumunda olmaya mahkumdur…

abdullah@bilgicagihaber.com